bk extra
İlkbahar ALES için kaynak

Kpss Ders Notları > Tarih > İnklap Tarihi > Atatürk İlkeleri

Kişiler Hukuku

KİŞİ VE KİŞİLİK: Hak sahibi olabilen ve borç altına girebilen tüm varlıklar kişi olarak kabul edilir. Dar Anlamda Kişilik: Sadece kişi kavramını içine alır(sadece hak ehliyeti)(medeni haklardan istifade ehliyeti) Geniş Anlamda Kişilik: Hak ehliyetinin yanı sıra fiil ehliyetini, kişilik haklarını ve kişisel durumları da içine alır. Gerçek Kişiler: Tüm insanlardır. Gerçek kişilik tam ve sağ doğmakla başlar. Ölüm yada ölüm yerine geçen hukuki hallerin gerçekleşmesi ile sona erer. Tüzel Kişiler: Hukuk düzeni tarafından belli şartlar dahilinde kendilerine kişilik bahşedilmiş bulunan kişi yada mal topluluklarına denir. Özel hukuk tüzel kişileri (Dernekler, Vakıflar, Ticaret şirketleri) Kamu hukuku tüzel kişileri(Devlet, belediye, köy, il özel idaresi, üniversite) I-GERÇEK KİŞİLER Kişiliğin Başlangıcı: Kişi tam ve sağ olarak doğduğu andan başlayarak hak ve borçlara sahip ve ehil olma niteliğini kazanmış olur. (medeni haklardan istifade ehliyeti, hak ehliyeti) Ayrıca henüz ana rahminde bulunan çocuk(cenin), sağ ve tam doğmak koşuluyla, medeni haklardan yararlanır. Cenine bağış yapılabilir, anne cenin lehine babalık davası açabilir, cenin mirasçı olabilir. Kişiliğin Sona Ermesi: -Ölüm: ölüm ile birlikte kişilik doğal yoldan ve kesin olarak sona erer. Ölümle birlikte kişinin hak, fiil ehliyetleri ve kişilik hakları ortadan kalkar. Ölen kişinin maddi tüm hakları ve borçları mirasçılara geçer. Ölüm olayı nüfus sicilindeki kayıtlarla, aksi ise herhangi bir delille ispat edilebilir. -Birlikte ölüm Karinesi: Birden fazla kimseden hangisinin önce hangisinin sonra öldüğünü tayin etmek mümkün olmazsa ölenler aynı anda ölmüş sayılırlar. -Ölüm Karinesi: Cesedi bulunamayan bir kimse ölümüne kesin gözüyle bakılacak şekilde ortadan kaybolduğu takdirde gerçekten ölmüş sayılır. Nüfus kaydına, ikametgahındaki en büyük mülki amirin emriyle ölüm kaydı düşülmesi ile meydana gelir. -Gaiplik Kararı: Bir kimsenin ölümüne kuvvetle muhtemel bakılacak surette kaybolması yada uzun süre kendisinden haber alınamaması durumlarında, hakları ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme tarafından verilen ve işbu kimsenin şahsiyetini sona erdiren yargısal bir karardır. (Asliye Hukuk mahkemesi alır) Ölüm tehlikesi içinde kaybolma halinde en az 1 yıl, haber alınamama halinde ise en az 5 yıl geçmesi gerekir. Bu sürelerin sonunda mahkemeye başvurulur, 6 aylık ilan süresinden sonra gaiplik kararı verilir. Gaibin mirası teminat karşılığı mirasçılara verilir. Teminat süresi ölüm tehlikesi içinde kaybolma halinde 5 yıl, haber alınamama halinde 15 yıldır(Gaibin 100 yaşını doldurmasıyla bu süre sona erer) Hak Ehliyeti(Medeni haklardan istifade): Hak ehliyeti kişilerin haklara sahip ve borçlara ehil olabilme yeteneğidir. Hak ehliyeti tam ve sağ doğmakla kazanılır. Fiil Ehliyeti(Medeni hakları kullanma): Fiil ehliyeti bir kimsenin kendi fiil ve işlemleri ile lehine haklar ve aleyhine borçlar yaratabilmesi ehliyetidir. -Fiil Ehliyetinin Unsurları: Erginlik, Ayırt etme gücüne sahip olmak(sezginlik), kısıtlı olmamak 1-Erginlik(Reşit olmak): 18 yaşın ikmaliyle reşit olunur. Evlenme kişiyi reşit kılar. 15 yaşını dolduran kişi mahkeme kararı ile (kazai rüşt) reşit olabilir(Asliye Huk. Mah.). olağan durumlarda (17 yaş), fevkalade durumlarda(15 yaş)’ını dolduran ve evlenen kişiler reşit olur. 2-Ayırt Etme Gücü(Temyiz kudreti): Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ve bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes mümeyyizdir. 3-Kısıtlı(Mahcur) Olmamak: Kısıtlanma, kanunda sayılmış olan sebeplerden dolayı kendi menfaatlerini bizzat kollayamayan ergin kimselerin, koruma maksadıyla fiil ehliyetlerinin sınırlandırılmasıdır. Kısıtlanma mahkeme kararı ile olur ve kısıtlanarak kendilerine vasi tayin edilen kimseler, sınırlı ehliyetsiz haline gelirler. Yasal kısıtlanma sebepleri(Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, israf, ayyaşlık, 1 yıl veya daha üstü hapis cezası, istek üzerine)  -Fiil Ehliyetinin kapsamı: 1-Hukuki İşlem Ehliyeti: İster borçlandırma ister tasarrufi işlem olsun herhangi bir hukuki işlem tesis etmek isteyen gerçek kişi fiil ehliyetine sahip olmak zorundadır. Ancak kanun tarafından bazı hukuksal işlemlerin yapılması açısından genel fiil ehliyeti koşullarından farklı koşullar getirilmiş olabilir. 2-Haksız Fiil Ehliyeti: Bir kişinin üzerine borç doğuran haksız fiilden sorumlu tutulabilmesi için fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Bir kişinin haksız fiil ehliyetine sahip olması için sezgin olması gerekli ve yeterlidir. Haksız fiil ehliyeti bakımından ayırt etme gücüne sahip olmak kusurlu olarak hareket edebilme yeteneğidir. Fakat kanunun kusur şartı aramadığı haksız fiil sorumluluklarında ise kişinin haksız fiil ehliyetine sahip olup olmadığına bakılmaz. Kişi sorumludur(Kusursuz-Objektif sorumluluk) 3-Dava Ehliyeti: Dava ehliyeti kişinin kendisiyle ilgili dava ve icra işlemlerini bizzat yapabilmesidir. Bunun için de fiil ehliyetine sahip olmak gereklidir.  -Fiil Ehliyeti Bakımından Gerçek Kişilerin Tasnifi: 1-Tam Ehliyetliler: Sezgin+Ergin+Kısıtlı değil (Bunların Hukuki işlem ehliyeti, haksız fiil ehliyeti, dava ehliyeti tamdır.) 2-Tam Ehliyetsizler: Ayırt etme gücünden yoksun olan kimselerdir. Sezgin olmamak gerekli ve yeterli şarttır. Tam ehliyetsizlerin yaptığı hukuki işlemler birkaç istisna dışında mutlak butlanla geçersizdir. Şahsa sıkı sıkıya bağlı olan haklarını da kullanamazlar(Temsilci de kullanamaz.) Tam ehliyetsizler haksız fiillerinden sorumlu değildir(istinaen kusursuz sorumluluk hallerinde sorumlu olurlar) Mahkeme ve icra dairelerinde kendileri ile ilgili işlemleri tam ehliyetsizin temsilcisi yürütür. Temsilci tam ehliyetsiz adına hukuki işlem yapabilir ancak temsilci vakıf kurma, bağış yapma ve kefil olma işlemlerini tam ehliyetsiz adına yapamaz. 3-Sınırlı Ehliyetsizler: Sezgin kısıtlılar ve sezgin küçüklerdir. Tek başlarına yapabilecekleri işlemler, karşılıksız kazanmaların kabulünü ve şahsa sıkı sıkıya bağlı olan hakların kullanılmasıdır. Temsilcinin izni yada icazeti ile yapabilecekleri işlemler, kendilerini borç altına sokacak her türlü işlemlerdir. Ne sınırlı ehliyetsiz ne de temsilcinin yapamayacağı işlemler, vakıf kurma, bağış yapma, kefil olmadır. Ayrıca sınırlı ehliyetsizler mümeyyiz oldukları için haksız fiil ehliyetleri ve dava ehliyetleri vardır. 4-Sınırlı Ehliyetliler: Evli kişiler ve kendilerine yasal danışman atanmış kimselerdir. Bunlar erginlik, sezginlik ve kısıtlı olmamak şartlarının hepsini taşırlar. Sınırlı ehliyetliler kanunda açıkça belirtilen istisnai işlemler dışında kalan işlemleri aynen tam ehliyetliler gibi tek başlarına yapabilirler. a)Evli Kişiler: -Boşanma ve ayrılığın fer’i hükümlerine ilişkin olarak eşler arasında yapılan anlaşmalar sulh hakiminin onayına tabidir. –Aile konutu ile ilgili hükümler. –Evlilik birliğinin korunmasına ilişkin hükümler b)Kendilerine Yasal Danışman Atanmış Kimseler: Kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla birlikte korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlandırılması gerekli olan kişiye yasal danışman atanır. Şu işlemleri yasal danışmanın onayı ile yapabilirler: -Dava açma ve sulh sözleşmesi yapma. –Gayrimenkul alım satımı, ayni hak tesisi. –Kıymetli evrak alım satımı ve rehni. –Alelade idare ihtiyaçları dışında inşaat. –Ödünç verme ve alma. –Sermayeyi alma. –Bağışlayan sıfatı ile bağışlama akdi yapma. –Kambiyo taahhüdü altına girme.- Kefil olma. Sınırlı ehliyetlilerin haksız fiil ehliyetleri ve dava ehliyetleri tamdır.  GERÇEK AD(İsim) Dar anlamda ad isim ve soyadıdır. Geniş anlamda ad, takma ad, lakap gibi isimlerle, ticaret ünvanı, işletme adı gibi türleri de içine alır. Bir kişiye öz adını verme hakkı ana-babaya aittir. Her çocuk doğmakla birlikte ailenin soyadını alır. Anne baba evli değilse annenin soyadını alır. Evlenen kadın kocasının soyadını alır. İsterse kendi soyadını da ek olarak kullanır. Bir kimsenin asıl adını gizlemek için seçtiği ve kullandığı isme “müstear ad” denir. Haklı bir nedenle hakim adın değiştirilmesine hükmederse bu değişiklik nüfus siciline kaydolunur ve ilan edilir. İlgili davalarda yetkili mahkeme ilgili kimsenin ikametgahının bulunduğu yerin asliye hukuk mahkemesidir. Adın değiştirilmesinden zarar gören kimseler 1 yıl içinde dava açabilirler. Adın korunmasına yönelik olarak, Tespit davası, önleme davası, müdahalenin men’i davası ve tazminat davası açılabilir.(Tazminat davasında failin kusurlu olduğunun ispatı şarttır.)  İKAMETGAH(Yerleşim Yeri) Yerleşim yeri bir kimsenin ülke içerisinde yerleşmek niyetiyle seçtiği ve oturduğu yada bizzat kanun tarafından o kimse için tayin edilen yerdir. Herkesin bir yerleşim yeri bulunmak zorundadır. Bir kimsenin aynı anda birden fazla yerleşim yeri olmaz. (Ticari ve sınai müesseseler birden fazla ikametgaha sahip olabilirler) -İradi İkametgah: Bir kimsenin bulunduğu yer o kişiye kanunen tayin edilen yer değilse ve aynı zamanda o kimse bu yeri yerleşmek niyetiyle seçmiş ise bu yerleşim yerine denir. -Yasal İkametgah: Kanun tarafından tayin edilen ikametgahtır. Velayet altındaki çocuğun ikametgahı ana-babasının ikametgahıdır. Vesayet altındaki kişilerin ikametgahı bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. -İtibari İkametgah: İradi bir ikametgah seçmek ve kullanmak zorunda olduğu halde bundan imtina eden kimselerin oturma yerleri ikametgahları olarak kabul edilir.  HISIMLIK İLİŞKİLERİ 1-Kan Hısımlığı: Aynı soydan gelen kimseler arasındaki hısımlıktır. a)Usul-Füru Hısımlığı: Birbirinin soyundan gelen kişiler arasındaki hısımlıktır. (Dede-baba-çocuk-torun) b)Civar(Yansoy) Hısımlığı: Aynı soydan gelen kimseler arasındaki sağa ve sola yayılan bir bağdır. Kan hısımlığının dereceleri nesilleri birbirine bağlayan doğum sayısı ile tayin edilir. 2-Akdi Hısımlık: a)Evlenme(sıhri hısımlık): Evlenen kimseler birbirlerine kan hısımları ile aynı dereceden hısım olurlar. Ancak evlenen kişilerin kan hısımları birbiri ile hısım olmazlar. b)Evlat Edinme(suni hısımlık): Evlatlık evlat edinenin altsoy ve üstsoyu ile aynen sahih nesepli çocuk gibi hısım olur. Aynı zamanda evlatlığın önceki hısımları ile olan hısımlık bağları da devam eder. Hısımlığa Bağlanan Sonuçlar: Usul-füru hısımları arasında mutlak evlenme yasağı vardır. (Evlatlıkla evlenmek de yasaktır fakat yapılırsa bozulmaz) Bir kimse kardeşi ile, amca, dayı, hala, teyze ve yeğenleri ile evlenmez. Eşlerden her biri evlilik ortadan kalksa bile birbirinin alt soyu ve üst soyu ile evlenemez. Usul-füru hısımları ve kardeşler birbirlerine nafaka ödemekle yükümlüdürler. Kanuni mirasçılık hakkı sadece kan hısımları, evlatlık ve ölenin eşine tanınmıştır. Evlat edinen kimse evlatlığın mirasçısı olamaz.  KİŞİLİK HAKLARI VE KİŞİLİĞİN KORUNMASI Kişilik hakları, kişiye kişi olması nedeniyle tanınan, kişinin kendi rızası ile olsa dahi vazgeçemeyeceği, devredemeyeceği ve kişinin herkese karşı ileri sürebileceği sağlık, vücut bütünlüğü, şeref ve haysiyeti, sırları ve adı gibi mutlak hakların bütünüdür. Kişilik hakları herkese karşı ileri sürülebilir. Hiç kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen dahi olsa feragat edemez. Ayrıca kişilik haklarına saldırılarda tespit, önleme, müdahalenin men’i ve tazminat davası açabilir. Tazminat davasında zararın varlığı, failin kusurlu hareket etmiş olması ve hukuka aykırı bir saldırının olmuş olması gerekir.  II-TÜZEL KİŞİLER: Tüzel kişiler hukuk düzeni tarafından kendilerine kişilik tanınmış bulunan kişi yada mal topluluklarıdır. Tüzel kişiler kendilerini oluşturan kişilerin iradelerinden bağımsız bir iradeye de sahiptirler ve bu iradelerini yetkili organları eliyle açıklamak suretiyle hukuki işlemlerde bulunarak hak ve borç yaratırlar. Kamu Hukuku Tüzel Kişileri: Kamu otoritesini temsilen kanunla yada kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulan ve kamu hizmetlerini yürütmekle görevli olan kamu kurum ve kuruluşlarıdır. (Belediyeler, il özel idareleri, köyler, barolar, meslek kuruluşları, üniversiteler, KİT’ler) KİT’ler sermayesinin %50 sinden fazlası devlete ait olan ve iktisadi alanda faaliyet gösteren ticari kamu tüzel kişileridir. Özel hukuk hükümleri çerçevesinde ticari faaliyette bulunurlar ve kar amacı güderler. **Tabip odaları, Türkiye tabipler birliği, barolar, Türkiye noterler birliği gibi meslek kuruluşlarının pek çoğu kamu tüzel kişisi olarak nitelendirilmiştir. Özel Hukuk Tüzel Kişileri: Özel hukuk Hükümlerine göre bir hukuki işlemle kurulan ve kişi yada mal topluluğu şeklinde örgütlenmiş olan tüzel kişilerdir. Dernekler ve vakıflar kar amacı gütmeyen tüzel kişilerdir. Ancak amacı ticari olmayan bir derneğin yada vakıfın asıl amacına ulaşmak için ticareti bir araç olarak kullanmasına da mani yoktur. Şirketler ise kazanç paylaşma amacı taşıyan tüzel kişilerdir. Kollektif şirket, adi komandit şirket, anonim şirket, limited şirket ve paylı komandit şirket ancak kazanç paylaşma amacıyla kurulabilirler. (Adi Şirketin tüzel kişiliği yoktur.) Tüzel Kişiliğin Kazanılması Kamu Hukuku Tüzel Kişilerinde: Kamu hukuku tüzel kişilerinde tüzel kişiliğin kazanılması yasama organının çıkaracağı kanun ile yada kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak yapılacak olan idari bir işlemle mümkündür. Özel Hukuk Tüzel Kişilerinde: Dernekler önceden izin alınmaksızın en az 7 gerçek kişinin dernek kurma yönündeki iradelerini açıklamaları ile kurulurlar. Vakıflar düzenlenen vakıf senedinin, vakfedenin ikametgahındaki Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tutulan özel sicile tescil edilirler ve kurulmuş ve tüzel kişiliklerinin kazanmış olurlar. Anonim ve limitet şirketlerin kuruluşunda önce Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izni alınmakta ve daha sonrada tescil işlemi gerekmektedir. Kollektif ve Komandit şirketler Ticaret siciline tescil olmakla yoluyla tüzel kişiliklerini kazanır. Tüzel Kişilerde Hak Ehliyeti: Tüzel kişilerin kuruldukları an aynı zamanda hak ehliyetlerini de kazandıkları andır. İsim, ikametgah, malvarlığı, gibi haklar tüzel kişilerin hak ehliyetlerinin kapsamında yer alır. Aidat isteme, tüzük hazırlama ve değiştirme, üye kabul etme, sermaye isteme hakları sadece tüzel kişilere mahsustur. Hak ehliyetleri amaçları ile sınırlıdır. Tüzel Kişilerde Fiil Ehliyeti: Tüzel kişilerde fiil ehliyetlerini kazanabilmeleri için kanunda öngörülmüş olan organlarını kurmuş olmaları gerekmektedir. Tüzel kişilerin organları, tüzel kişi adına irade açıklamaya ve eylemlerde bulunmaya yetkili olan unsurlardır. Yetkili organı tarafından yapılan bir sözleşme yada hukuki işlem tüzel kişi hesabına hak ve borç doğurur. Tüzel Kişiliğin Sona Ermesi: Tüzel kişilerin sona ermesi 3 şekilde olur, tüzel kişiliğin kendiliğinden sona ermesi, mahkeme kararı ile sona ermesi ve tüzel kişiliğin feshidir. Bir tüzel kişinin sona ermesi halinde tasfiye ve tahsis aşamaları mevcuttur. Tasfiye tüzel kişinin üçüncü şahıslar ve üyeleriyle olan ilişkilerinin kesilmesi aşamasıdır. Bu aşamada tüzel kişinin hak ve fiil ehliyeti tasfiye ile sınırlı olarak devam eder ve malvarlığı ile dağıtılır. Tüzel kişinin safi malvarlığı kalır ise bunun dağıtımına geçilir, buda tahsis aşamasıdır.  DERNEKLER Dernekler en az 7 gerçek kişinin kazanç paylaşma dışında belli bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışanlarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır. Federasyonlar: Kuruluş amaçları aynı olan en az 5 derneğin amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri ile kurulan dernek birlikleridir. Konfederasyonlar: Kuruluş amaçları aynı olan en az üç federasyonun amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri ile kurulan federasyon birlikleridir. Bir derneğin kamu yararına çalışma niteliği elde edebilmesi için en az bir yıldan beri faaliyette bulunması şarttır. Faaliyet alanı ile ilgili bakanlık yada bakanlıkların görüşü alınır ve içişleri bakanlığının önerisi ile Danıştay idari işler kurulu tarafından konuya ilişkin karar verilir. Karar bakanlar kurulu tarafından onaylanır ve dernek kamu yararına çalışma statüsü kazanır. Bir yabancı ülke vatandaşı, Türkiye’de yerleşme hakkına sahip olmadıkça ve vatandaşı olduğu ülkede Türk vatandaşlarına dernek kurma hakkı tanınmadıkça Türkiye’de dernek kuramaz yada kurulmuş bir derneğe üye olamaz. Onursal üyeliklerde bu koşul aranmaz. Derneklerin Faaliyetleri: 1-Olağan Faaliyetler: Her derneğin sadece bir amacı olabilir. Bu amaç hukuka ve ahlaka aykırı olamayacağı gibi kazanç paylaştırma şeklinde de olamaz. 2-İzne Bağlı Faaliyetler: Belli bazı tesislerin açılması, avcılık, folklor ve spor faaliyetleri ile iştigal eden derneklerin silah bulundurması, yabancı dernek ve kuruluşlarla bulunacak bir takım ilişkiler ve bildiri yayımlanması ve dağıtılmasıdır. 3-Yürütülmesi Yasak Olan Faaliyetler: Hukuka ve ahlaka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz. Derneklerin Kurulması: Bir derneğin kurulması için bir araya gelmiş olan en az 7 gerçek kişinin hazırlamış oldukları dernek tüzüğünün mahallin en büyük mülki amirine verilmesi ile birlikte dernek tüzel kişiliğini kazanmış olur. Tüzük, Mülki amirlik tarafından 30 gün içinde incelenir. Eksiklik saptanırsa bunların 30 gün içinde tamamlanması derneğe bildirilir. Bu aşamadan sonra dernek tüzüğü mahalli bir gazetede ilan edilir ve 6 ay içinde ilk genel kurul toplanarak organlar oluşturulur. Derneklerin Hak ve Fiil Ehliyetleri: Dernekler hak ehliyetini kuruldukları anda kazanırlar. Fiil ehliyetlerini ise zorunlu organlarını kurdukları anda kazanırlar.(Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu) Derneğin kurucuları 18 yaşını doldurmuş ve fiil ehliyetine sahip olan gerçek kişilerdir. Öğretmenler, öğrenciler, diğer bazı kamu görevlileri, yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymiş olanlar dernek kurucusu olamazlar. Tüzel kişiler dernek kuramaz. Derneğin Organları: 1-Genel Kurul: Derneğin en üst organıdır. Dernek tüzüğünün değiştirilmesi, derneğin bir federasyona katılması, derneğin feshi, organların seçilmesi, dernek bütçesinin kabulü ve diğer organlara bırakılmamış tüm konularda karar verme yetkisi genel kurula aittir. Genel kurul derneğin tüm üyelerinden oluşur ve en fazla 2 yıl arayla zorunlu olarak olağan toplanır. Toplantı yeter sayısı üye tam sayısının salt çoğunluğudur. Genel kurul kararlarına karşı bir ay içinde iptal davası açılabilir. 2-Yönetim Kurulu: En az 5 asil ve 5 yedekten oluşan derneğin temsil ve idare organıdır. Derneğin olağan yönetiminin ve işlerinin yürütülmesi, derneğin 3. şahıslara karşı temsili, derneğe yardımcı şahıs tayini ile görevlidir. Kararlarını oy çokluğu ile alır. 3-Denetleme Kurulu: En az 3 asil ve 3 yedek üyeden oluşan ve yönetim kurulunun eylem, işlem, hesap ve defterlerini denetleyen zorunlu organdır. Derneğin Sona Ermesi: 1-Kendiliğinden Sona Ermesi: Derneğin amacının gerçekleştirilmesi yada gerçekleşmesinin imkansızlaşması, borçlarını ödemekten acze düşmesi, genel kurulun iki kez üst üste toplanamaması ilk genel kurulda organların seçilememesi ve yönetim kurulunun oluşturulamaması hallerinde dernek herhangi bir yargı kararına yada idari işleme gerek olmadan kendiliğinden dağılmış sayılır. 2-Mahkeme Kararı ile Kapatılması: Amacının kanuna yada ahlaka aykırı hale gelmesi, kuruluş aşamasındaki eksikliklerin zamanında giderilememesi, olağan genel kurulun zamanında toplanamaması, derneğin suç kaynağı haline gelmesi durumlarında dernek talep üzerine ve hakim kararı ile kapatılır. 3-Genel Kurulun Derneği Feshetmesi: Üye tam sayısının en az 2/3’ü ile toplanan genel kurula katılan üyelerden 2/3’ünün oyu ile dernek feshedilmiş olur. Dernek sona erdiğinde tasfiye aşamasına geçilir ve bu aşamanın ardından dernek kütükten silinir. Ticaret siciline kayıtlı ise bu kaydın da silinmesi gerekir.  VAKIFLAR Vakıflar mal topluluğu şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliği olan belirli ve sürekli bir amaca yönelik kurulan topluluklardır. Resmi Senetle Kurulan Vakıflar: Vakfın tüzel kişiliğini kazanması noterde düzenlenen resmi senedin vakfın kurulduğu yerin Asliye Hukuk mahkemesi tarafından tutulan özel sicile tescil edilmesi ile olur. Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli yerleşim yeri gösterilir. Vasiyetname ile Kurulan Vakıflar: Bu tür vakıflar tüzel kişiliklerini vakfedenin ikametgahındaki Asliye Hukuk mahkemesi tarafından tutulan sicile tescil edilerek kazanırlar. Bu tescil için mahkemeye başvurma yetkisi, vakıf kuranın mirasçılarına yada haleflerine, vasiyetname hakim tarafından açılmışsa hakime yada re’sen Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir. Vakfın Kurulmasına İtiraz ve İptal Davası: Asliye hukuk mahkemesinin, vakfın kurulması ile ilgili olarak verdiği karar, tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde, mahkemeye başvuran ilgililer yada Vakıflar Gen.Müd. tarafından temyiz edilebilir. Vakfın kurulmasını engelleyen muhtelif sebeplerin varlığı halinde, ilgililerin yada Vakıflar Gen. Müd.’nün iptal davası açma hakkı vardır. Vakfın Sicile Tescil ve Resmi Gazetede İlanı: Vakıf vakfın kurulduğu yerin Asliye Hukuk mahkemesi tarafından tutulan özel siciline tescil edilir. Mahkeme tarafından yapılan bildirim üzerine vakıf, Vakıflar Gen. Müd. tarafından tutulan merkezi sicile de tescil edilir. Bunun ardından Vakıf Resmi Gazetede ilan edilir.   Vakıfların İşleyişi Vakfın temel öğesi mal topluluğu dışında derneklerden farklı olarak üyelik vakıflar açısından söz konusu değildir. Yönetim organı vakıfların tek yasal ve zorunlu organıdır. Vakıflar kuruldukları yerin Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edildikleri anda kurulmuş ve hak ehliyetlerini kazanmış olurlar. Vakıfların fiil ehliyetlerini kazanmaları ise, tek zorunlu organları olan yönetim organlarını kurmaları ile gerçekleşir. Vakıfların Sona Ermesi: a)Kendiliğinden: Amacının gerçekleşmesi imkansız hale gelen ve işbu amacın değiştirilmesinin mümkün olmayan vakıflar, faaliyet gösterdiği amacın gerçekleştiği vakıflar, faaliyet süresi dolan vakıflar ve borçlarını ödemekten acze düşen vakıflar kendiliğinden sona erer. b)Mahkeme Kararı ile:Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan yada kurulduğu anda hukuka uygun olan amacı sonradan hukuka aykırı kabul edilerek yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunamazsa vakıf denetim makamının yada cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır. (Asliye Hukuk Mahkemesi) Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlaka, milli birliğe ve milli menfaatlere aykırı veya belli bir ırk yada cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kuramaz. Yargısal süreçten sonra tasfiye aşamasına geçilir ve vakfın üçüncü şahıslarla olan ilişkileri sonuçlandırılır. Tahsis aşamasında tasfiyeden arta kalan malvarlığı dağıtılır ve vakıf sona erer. Resmi tasfiye Sulh Mahkemesince yada tasfiye memuru tarafından yapılır. Tasfiye sırasında tüzel kişilik sınırlı olarak devam eder. Tahsis aşamasında arta kalan malvarlığı kanunda yada kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça yada yetkili organı başka türlü karar vermedikçe en yakın amacı güden kamu kurum ve kuruluşlarına geçer. Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün teftişine tabidir. Her vakıf en az 2 yılda bir teftiş edilmek zorundadır. Her takvim yılı sonunda yönetim organı denetim makamına yıllık rapor sunar. Kpss Rehber

Okunma Sayısı: 7005

Etiketler:
Gizle
  • Öğretmen Adayları Haberleri
  • KPSS A Haberleri
  • Önlisans Haberleri
  • KPSS B Haberleri
  • Lise Haberleri
  • 2013 KPSS Haberleri
  • İŞKUR İlanları
  • Yüksek Lisans ve Akademik İlanlar
  • Sabah Gazetesi İlk Sayfası
  • Habertürk Gazetesi İlk Sayfası
  • Hürriyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Zaman Gazetesi İlk Sayfası
  • Milliyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Bugün Gazetesi İlk Sayfası
  • Star Gazetesi İlk Sayfası
  • Yenişafak Gazetesi İlk Sayfası
  • Vatan Gazetesi İlk Sayfası
  • Akşam Gazetesi İlk Sayfası
  • Taraf Gazetesi İlk Sayfası
  • Radikal Gazetesi İlk Sayfası
  • Posta Gazetesi İlk Sayfası
  • Türkiye Gazetesi İlk Sayfası
  • Fanatik Gazetesi İlk Sayfası
  • Tüm Gazete İlk Sayfaları

ALES'e Hazırlananlar Dikkat!X

Memur İlanları