gygk konu anlatımlı set

Kpss Ders Notları > Tarih > İnklap Tarihi > Atatürk İlkeleri

Fiziksel Ve Psikomotor Gelişim

Gelişim çok boyutlu bir kavram olduğundan, gelişimin tüm yönleriyle gözlemlenebilmesi için alanlara ayrılarak incelenmesi gerekir. Gelişim genel olarak üç ana alana ayrılmıştır: 
Fiziksel, bilişsel ve psikososyal gelişim. 

Bu gelişim alanlarından bedensel gelişim, tüm diğer ge­lişim alanları için büyük bir önem taşımaktadır. Beden­sel olarak gereği gibi gelişebilen birey rahatlıkla hareket eder, hareket etmede başarılı olunursa daha fazla nes­ne, olay ve kişi ile birinci elden somut yaşantılar sağla­nabilir. 

Bu durum bilişsel gelişimin hızlanması sonucunu doğurur. Bilişsel gelişim açısından iyi bir konuma ula­şan bireyin dil gelişimi de hızlanır. Dil gelişiminde önemli mesafeler alan birey, diğer bireylerle daha iyi iletişim ku­rabilir. Bu sosyalleşmesine katkı sağlar, kişilik gelişimini etkiler. Yine diğer bireylerle rahatlıkla iletişim kuran bir birey, söz konusu diğer bireylerden ahlak kurallarını da daha kolay ve çabuk öğrenir. Bu durum gelişim bir bü­tündür ilkesine de örnek olur.
 Hareketlerdeki gelişmeyi ifade eden psikomotor ge­lişimle bedensel gelişim iç içedir. Bedensel gelişim psikomotor gelişim için ön koşul niteliğindedir. Bireyin psikomotor gelişimi, öncelikle ilgili beden kısımlarının gelişmesine bağlıdır. Bedensel ve psikomotor gelişim alanı özellikleri en iyi gözlenebilen ve ölçülebilen gelişim alanlarıdır. Yani bedensel gelişim, gelişimin dışarıdan rahatlıkla gözlenebilen ve objektif kriterlerle ölçülebilen niceliksel yanıdır. 

Bedensel Gelişim: Bedensel gelişim alanı boy, ağır­lık ve hacimsel artışla birlikte vücudun sistemlerinin kendilerinden beklenen fonksiyonları da kapsayan de­ğişimlerini ifade eden gelişim alanıdır. 

Psikomotor Gelişim: Bireyin zihin ve kas koordinas­yonuna dayalı davranışlarının gelişmesidir. Psikomo­tor gelişimde duyu organları, kas ve sinir sistemlerinin koordineli olarak çalışması için yaşanan değişimler yer alır. Bedensel gelişimin diğer gelişim alanlarının temelini oluşturması nedeniyle onların üzerinde önemli bir etkisi vardır. Çünkü sağlıklı bir gelişim için sağlıklı bir beden gereklidir. Bireyin her gelişim dönemindeki gelişim gö­revlerini yerine getirirken bedenini kullanma zorunluluğu vardır. 

Örneğin; çocuğun yürüme davranışını zamanın­da ve uygun bir biçimde yerine getirmesi yaşına uygun kas, iskelet ve sinir sistemlerinin büyüme ve gelişimine bağlıdır. İlköğretime başlayan bir çocuğun ise, kalem tutup yazı yazmayı başarabilmesi; kas, iskelet ve sinir sistemlerinin olgunlaşmış olmasına bağlıdır. Bedensel gelişim, dönemsel bir gelişim süreci olarak ele alınmak­tadır. Bunun nedeni ise bedensel gelişiminin düzenli bir hızla devam etmemesi, belli dönemlerde hızlanırken belli dönemlerde yavaşlamasıdır. Kalıtımın en etkili ol­duğu gelişim alanı bedensel gelişimdir. Bedensel geli­şim döllenme ile başlayan ve tüm yaşamı içine alan bir süreci kapsar.
 

Bedensel Gelişim Dönemleri: Doğum Öncesi Dönem: Doğum öncesi dönem döl­lenme anından itibaren do­kuz ay ve on günlük süreci kapsayan dönemdir.   Döl­lenmiş yumurta hücresi zi­got olarak adlandırılır. Bire­yin kalıtsal yapısı döllenme anında belirlenir. Zigot, top­lam genetik yapısının yarı­sını anneden yarısını ise babadan alır. 

Doğum öncesi dönem bedensel gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Doğum öncesi dönem kendi içinde döllenmeden ikinci haftanın sonuna kadar geçen ovum; ikinci haftanın so­nundan sekizinci haftanın sonuna kadar geçen embiryo ve sekizinci haftanın sonundan doğuma kadar geçen fetüs dönemini kapsar. Doğum öncesinde ilk üç ay an­nenin dışsal etkilere daha açık olması nedeni ile kritik dönemdir. Bu nedenle, ilk üç ayda düşük riski daha faz­ladır.  

Bebeklik Döneminde Fiziksel Gelişim (0-2 yaş) Normal koşullarda ve ortalama olarak, çocuğun doğ­duğu andaki boyu 50-52 cm'dir. Ağırlığı ise 3000-3600 gramdır. Doğumda, baş yaklaşık olarak bedenin 1/4'ü; bacaklar ise, 1/8'i kadardır. Bu oranlar yetişkinlikte ise sırasıyla 1/8 ve 1/2 biçiminde değişir. 

Bu durum gelişim baştan ayağa doğrudur ilkesine örnektir. Doğumdan sonraki ilk yılda büyüme hızlıdır. İkinci yıl­da da hızlı olmakla birlikte birinci yıla göre daha yavaş­tır. Çocuk ilk altı ayda ağırlığının iki katına, birinci yaş sonunda üç katına ulaşır. Birinci yaşta boy artışı % 50 oranındadır.Bebeklik dönemi, doğum öncesi dönemden sonra fi­ziksel gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Bebeğin kalp atışı yetişkinin yaklaşık iki katı kadardır. Çocuk yaklaşık 12-30 aylar arasında altını ıslatmamayı öğrenir. Süt diş­leri 5-8 aylarda çıkmaya başlar ve yaklaşık olarak 2,5 yaş dolaylarında tamamlanır. Kız bebekler boy ve ağır­lık olarak erkeklere göre daha yavaş gelişirler. 

 

Hareket gelişimi açısından bakıldığında görülmektedir ki, başlangıçtaki hareketlerin çoğu istemsiz, refleksif ha­reketlerdir. Bebeklik dönemindeki refleksif hareketlere örnek olarak aşağıdaki örnekler verilebilir: *  Babinski refleksi; ayak tabanına dokunulunca par­maklarını ilk önce açıp, sonra büzmesi*  Yakalama refleksi; avucuna dokunulunca elini yum­ruk yapması *  Emme refleksi; ağzının kenarına parmak ucuyla dokunulduğunda emme hareketinin başlaması 

Refleksler zaman içinde yerlerini istemli hareketlere bırakırlar. Yeni doğan bebekler kuvvetli ışık ve sesten etkilenirler. Doğduklarında işitme, görme, dokunma, tat alma duyuları mevcuttur; ancak duyuları algılayıp anlamlandırmaya başlamaları zaman alır. İskelet siste­minin gelişimi bebek doğduğunda tamamlanmıştır, do­ğumdan sonra kemiklerdeki gelişme boyutlarının büyü­mesi biçiminde olur. Sinir sistemi de bebek doğduğunda tamamlanmıştır; ancak zamanla sinir hücreleri büyür ve sinir liflerinin bazıları (miyelin kılıflar)filizlenerek çoğalır.Psikomotor gelişim açısından bebek, doğduğunda vü­cudunu kontrol edecek güçte değildir. Bebekte bu dö­nemde refleksif ve denetimsiz vücut hareketleri göz­lenir. Ayrıca yeni doğan bebeklerin işitme duyusu oldukça ge­lişmiştir. Bebek, tanıdık ve yabancı sesleri ayırt edebilir. Özellikle annesinin sesini iyi tanır. Altı aya kadar renkleri ve şekilleri ayırt edebilir. Bebeklerin koklama ve tat alma duyuları da çok gelişmiştir. Farklı tat ve kokuları ayırt edebilirler. Dokunma duyusu en gelişmiş duyudur. Bu duyuyu çevresini tanımada da kullanır.
 

Okul Öncesi Dönemde Fiziksel Gelişim (2-6 yaş) Bu dönemde bedensel gelişme hızı bebeklik dönemine oranla daha yavaştır. Çocuğun ağırlığı ortalama yılda 2 kg, boyda 6-8 cm artar. Yaş ilerledikçe beden orantı­ları bir yetişkininkini andırmaya başlar.

Psikomotor açıdan ise, kaslardaki gelişme dikkati çe­ker. Okul öncesi dönemde kaba motor hareketleri sağla­yan kaslardaki gelişme, ince motor hareketleri sağlayan kaslara oranla daha fazladır. Çocuklar kaba motor kas hareketlerinde ustalaşırlar. Buna bağlı olarak da rahat­lıkla koşup zıplarlar; fakat el-göz koordinasyonu gerek­tiren hareketleri yapmakta güçlük çekerler. Örneğin; ra­hatlıkla ve hızlıca boncuk dizmeleri beklenemez. Bu dönemde erkek çocukları kızlardan daha uzun ve ağır olmalarına karşın kız çocuklarının ince motor kas­larının gelişimi erkek çocukların gelişiminden biraz daha ileridir. Bu durum göz önüne alınarak aynı yaşlarda, farklı cinsiyetlerdeki çocukların ince motor beceri ge­rektiren (düğme iliklemek, makas kullanmak, ayakkabı bağlamak, kalem tutmak) işlerdeki başarılarını karşılaş­tırmamak gerekir. Ayrıca bu yaşlarda, çocuğun görme duyusu büyük pun­tolu kitapları incelemeye daha uygundur. Çünkü göz, karmaşık ve spesifik bir yapıya sahip olduğu için gelişi­mini diğer duyulara göre daha geç tamamlar.  

 

Örnek Soru:
Ana sınıfına devam eden Ayşe'nin ilköğretim beşinci sınıfa giden ablasının kullandığı materyallere göre daha büyük materyallerle çalışması, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? (2007 - KPSS) 

A)       Küçük kas gelişimini tamamlamamış olması 

B)       Sahip olduğu bilişsel şema sayısının az olması 

C)       Nesne devamlılığı ilkesini kazanmamış olması 

D)       Sembolik oyunlarla iç dünyasını yansıtması 

E)       Miktar korunumunun kazanılmamış olması 

 

CEVAP: A  Örnek Soru:
Üç yaşındaki bir çocuğun gelişimini hızlandırmaya yardımcı olacak anne baba davranışı aşağıdakilerden hangisidir? (2004 – KPSS) 

A)         Büyüyünce zaten bunları fazlasıyla yapacak dü­şüncesiyle çocuğun işlerini onun için yapıvermek 

B)         Çok sıkı sınırlar koyarak çocuğu olası kaza ve teh­likelerden korumak 

C)         Çocuğun davranışlarına hiç sınır koymayıp yanlış­larından öğrenmesine fırsat vermek 

D)        Çocuğun yiyeceği et, tavuk gibi besinleri önceden çatal ve bıçakla küçük parçalara ayırmak 

E)         Uzun sürse de ayakkabısını kendisi bağlayıncaya kadar çocuğa yardım etmeden beklemek  

CEVAP: D Örnek Soru:
İlköğretim okuluna yeni başlayan Mehmet önlüğünü kendisi giyebilmekte;     ancak annesi defalarca göstermesine karşın, önlüğünün yakasını bir türlü ilikleyememektedir. Mehmet'in önlük yakasını bir türlü ilikleyememesi, aşağıdaki ifadelerden hangisiyle açıklanabilir? 2008 KPSS 

A)    Yaka kullanmaya yeni başladığı için Mehmet deneyim eksikliği yaşamaktadır. 

B)    Annesinin aşırı koruyucu tutumu nedeniyle Mehmet iliklemeyi öğrenememiştir. 

C)    Mehmet yakasının düğmelerini ilikleyebileceği kritik döneme henüz ulaşmamıştır. 

D)    Mehmet’in el kasları yakasını ilikleyebilecek olgunluğa erişmemiştir. 

E)    Mehmet'in parmakları yakasını ilikleyebilecek kadar büyümemiştir.

CEVAP: D 

 

Okul Döneminde Fiziksel Gelişim (7-11 Yaş) Bedensel gelişim bu dönemde okul öncesi döneme göre daha yavaştır. Dokuz yaşına kadar erkek çocuklar kızlara nazaran daha uzun ve ağırdırlar; ancak kız çocuklarının boy ve ağırlık­ları 10-15 yaş arası yaşıtı olan erkekleri geçer. Erkekler ise kız­lara oranla daha hareketlidirler ve fiziksel etkinliklere karşı kızlardan daha ilgilidirler.

Psikomotor gelişim 
açısından bakıldığında ise, her iki cinste de gelişme sağlanır. Paten kayma, iki tekerlekli bisiklete binme gibi beceriler bu dönemde kazanılır, ince motor kas hareketlerde ustalık bu dönemde edini­lir. Özellikle 10 yaş civarında el ve göz koordinasyonunu sağlayan çocuklar ayrıntılarla uğraşmayı gerektiren iş­lerden hoşlanmaya başlarlar; el sanatlarına, müzik aleti çalmaya yönelik ilgileri artar.

Ergenlik Döneminde Fiziksel Gelişim (12-18 Yaş)
 Ergenliğin başlangıç yıllarına "Erinlik Dönemi" denir. Bu dönemde yoğun fizyolojik ve hormonal değişimler yaşa­nır. Çoğunlukla, kızlar 11-12, erkekler ise 13-15 yaşları arasında ergenliğe girmektedirler. Bu dönemde cinsiyet salgı bezleri aktif hale gelerek cinsiyet hormonu üretir. Böylece birincil ve ikincil cinsiyet özellikleri gelişmeye başlar. Vücudun tüm organları bu değişikliklerden etki­lenir. Erkek ergenlerde penis ve testislerin büyümesi, kız ergenlerde ise yumurtalık, kilitolis ve vajina ve rah­min gelişimi birincil cinsiyet özelliklerin geliştiğini gös­termektedir. Erkeklerde ses tonunun kalınlaşması, bı­yık ve sakalların çıkması, kızlarda ise belli bölgelerdeki yağlanma artışı ve göğüslerin büyümesi ikincil cinsiyet özelliklerinin geliştiğini gösteren değişmelerdir. 

Hızlı fiz­yolojik değişme vücut yapısında büyük farklılıklara ne­den olur. Beden ölçülerindeki değişmeler, boy ve ağırlık değişmeleri olarak kendini gösterir. Erinliğin ilk yılları ergenlikteki uzamanın en çok olduğu yıllardır. Çünkü bu yıllarda hipofiz (pitüiter) bezi çok çalışmaktadır. Erkek­lerde boy uzaması kızlardan daha uzun sürer ve 20-22 yaşları arasında erkekler yetişkin boylarına ulaşırlar.
 Ergenlik döneminde bedenin bütün bölümlerinde büyü­me hızı aynı olmadığından orantısız bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Burun, eller ve ayaklar, bu orantısız büyü­menin en çok göze çarpan bölgeleridir. Bu dönemde bacaklar bedenin en uzun kısmıdır ve genelde 15 yaşına kadar böyle uzun kalırlar. Hem kızlarda hem de erkeklerde büyüme belirli bir sırayı takip eder. Eller ve ayaklar ilk büyüyen organlardır. Daha sonra kollar ve bacaklar ve en sonra da beden gelişir. Bu nedenle önce ayakkabılar küçük gelmeye başlar daha sonra panto­lonlar küçük gelmeye başlar ve en sonunda da gömlek, bluz ve ceketler değişir. 

 

Psikomotor gelişimaçısından bakıldığında görülmek­tedir ki; bedensel büyümenin hızlı ve yoğun olmasından dolayı ergenler değişen bedenlerine uyum sağlamakta güçlük yaşamaktadırlar ve buna bağlı olarak sakar dav­ranışlar göstermeye başlarlar. Ergenlerin bu dönemde böyle davranışlar sergilemelerinin doğal olduğu kabul edilmeli ve bu davranışları hoşgörü ile karşılanmalıdır. Hızlı bedensel büyümenin ergenler üzerindeki önemli bir etkisi de benlik imajının (benlik algısının) ve beden imajının ergenler için çok önem taşımasıdır. 

Ergenler fiziksel görünüşlerine önem verdikleri için güzel ya da yakışıklı olarak değerlendirilmek onlar için büyük önem taşır. Bu nedenle aynanın karşısında saatlerini harcaya­bilirler. Ergenlerin yaşadıkları bu sıkıntılarla sağlıklı bir biçimde baş edebilmeleri için anlayışla karşılanmaları, fiziksel görünüşleri ile alay edilmemesi ve olumlu bir benlik algısı kazanmalarına yardımcı olunması büyük önem taşır.
 Ergenlik döneminden sonra bedensel gelişimdeki boy ve kilo artışı durağanlaşır. Bununla birlikte, tüm gelişim alanlarında olduğu gibi bedensel gelişim de yaşam boyu devam eder. Ergenlikten sonraki dönemlerde bedensel gelişimden çok diğer gelişim alanlarındaki (örneğin; sosyal gelişim ve ahlak gelişimi gibi) değişimler göze çarpmaya başlar. Ergenliğin ilk yıllarından sonra sakarlık davranışları ortadan kalkar ve ergenler değişen bedenlerine uyum sağlar. El göz koordinasyonundaki sıkıntıları ortadan kalkar. Ergenliğe girişle birlikte gençler fiziksel, duygu­sal ve sosyal yönden de olgunlaşırlar. Bu nedenle daha çok kendilerinden büyüklerle arkadaşlık etmeyi tercih ederler. Yine bu dönemde ergenlerin kararlarında en önemli etkiye akranları sahiptir. Ergenlik döneminde ya­şıtlar birbirlerinden daha çok etkilenir.

Erken ya da Geç Olgunlaşma
 Beden algılayışına bağlı olarak ergenliğe akranlarına göre erken ya da geç girme, kız ve erkekleri farklı bi­çimlerde etkileyebilmektedir. Bu farklılıklar şu şekilde sıralanmaktadır: *  Erken ve geç olgunlaşanlar arasında zekâ ve sosyo­ekonomik düzey açısından bir farklılık bulunmamak­tır. *  Erken olgunlaşan erkekler, akranları tarafından lider olarak kabul edilirler ve daha fazla ilgi görürler. Bu nedenle daha dışa dönük ve daha sosyaldirler. Kar­şı cinse ilgilidirler. *  Geç olgunlaşan erkekler ise akranları arasında pek popüler değildirler. Bununla birlikte daha enerjik ve hareketlidirler. Kolaylıkla dikkatleri üzerine çekebilir­ler. *  Erken olgunlaşan kızlar, daha çekingendirler. Daha az sosyaldirler ve kendilerine daha az güvenirler. *  Geç olgunlaşan kızlar ise, kendilerine daha güvenli, daha dışa dönük ve yaşıtları arasında daha popülerdirler.  

 

 

 

Örnek Soru: Ergenlik dönemine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (2008 – KPSS) 

 

A)   Kızlarda ilk adet kanaması, erinliğe geçişin de ilk işaretidir. 

B)   İkincil cinsiyet özelliklerinin geç ortaya çıkması, bilişsel gelişimi olumsuz yönde etkiler. 

C)   Ergenlik döneminde kızlarda östrojen, erkekler-de testosteron hormonlarının ilk kez salgılanmaya başlamasıyla, ikincil cinsiyet özellikleri kazanılır. 

D)   Erkek çocuklar arasında çevrelerindeki kız ar­kadaşlarından daha önce ergenlik dönemine girenler bulunabilir. 

E)   Geç olgunlaşma, ergenlik döneminde erkekleri olumlu, kızları ise olumsuz etkiler; ancak bu et­kinin yönü zaman içinde değişebilir. CEVAP: D  

 

Örnek Soru: Aşağıdakilerden hangisi, ergenlik dönemindeki hızlı bedensel değişimin doğrudan bir sonucu değildir? (2002 – KPSS) 

A)Bedensel görünüme ilginin artması

B) Sakar davranışların çoğalması 

C) Dış görünüşteki değişikliklere duyarlılık 

D)       Zararlı alışkanlıklara ilginin artması 

E)       Cinselliğe ilginin artması 

CEVAP: D 

Örnek Soru: 
Akran gruplarının birey üzerindeki etkilerinin ve baskılarının en yoğun olduğu okul dönemi aşağıdakilerden hangisidir? (2003 – KPSS) 

A) Yükseköğretim     

B) Okul öncesi 

C) Temel eğitim   

D) İlköğretim 

E) Ortaöğretim 

CEVAP: E 

 

Örnek Soru:
Aşağıdakilerden hangisi ergenlik dönemine daha erken giren bireyler İçin doğru olma olasılığı en az olan seçenektir? (2002 – KPSS) 

A)       Küçüklerle arkadaşlığı tercih etmeleri 

B)       Akranları ile arkadaşlığı tercih etme 

C)       Büyüklerle arkadaşlığı tercih etmeleri 

D)       Zekâ gelişiminde yaşıtlarıyla aynı düzeyde olmaları 

E)       Arkadaş grubundan daha çok etkilenmeye başla­maları  

CEVAP: A
Kpss Rehber

Okunma Sayısı: 17258

Gizle
  • Öğretmen Adayları Haberleri
  • KPSS A Haberleri
  • Önlisans Haberleri
  • KPSS B Haberleri
  • Lise Haberleri
  • 2013 KPSS Haberleri
  • İŞKUR İlanları
  • Yüksek Lisans ve Akademik İlanlar
  • Sabah Gazetesi İlk Sayfası
  • Habertürk Gazetesi İlk Sayfası
  • Hürriyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Zaman Gazetesi İlk Sayfası
  • Milliyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Bugün Gazetesi İlk Sayfası
  • Star Gazetesi İlk Sayfası
  • Yenişafak Gazetesi İlk Sayfası
  • Vatan Gazetesi İlk Sayfası
  • Akşam Gazetesi İlk Sayfası
  • Taraf Gazetesi İlk Sayfası
  • Radikal Gazetesi İlk Sayfası
  • Posta Gazetesi İlk Sayfası
  • Türkiye Gazetesi İlk Sayfası
  • Fanatik Gazetesi İlk Sayfası
  • Tüm Gazete İlk Sayfaları

Memur İlanları