2014 erken Kayıt fırsatları başladı
KR Akademi DGS Uzaktan Eğitim

Kpss Ders Notları > Tarih > İnklap Tarihi > Atatürk İlkeleri

Piaget’e Göre Bilişsel Gelişim

Bireyin çevresindeki dünyayı öğrenmesini ve anlaması­nı sağlayan, aktif zihinsel faaliyetlerdeki gelişime bilişsel gelişim adı verilir. Bilişsel gelişim, bebeklikten hayatın sonuna kadar bireyin çevreyi, dünyayı anlama yollarının daha kompleks ve daha etkili hale gelmesidir. Başka bir ifadeyle bilişsel gelişim ile düşünme ve kavra­ma sisteminde ortaya çıkan gelişmeler kastedilmektedir.   Bilişsel gelişim de diğer alanlarda olduğu gibi çocuğun dış çevreye uyum sağlayabilmesi, yaşamda karşılaştığı sorunlara çözüm bulup yön verebilmesi için gerekli bir gelişim sürecidir. Genel biçimiyle bilişsel gelişim, dü­şünme ve kavrama sisteminde ortaya çıkan değişmeler olarak ifade edilebilir.

Bilişsel Gelişim Kuramları  Bilişsel gelişim denildiğinde akla gelen ilk isim Piaget'tir. Piaget'in ardından Vygotsky, Bruner ve Gagne'nin görüşlerine yer verilmiştir. 

Piaget'e Göre Bilişsel Gelişim
 
Kuramını klinik verilere, bilim­sel araştırmalara ve günlük yaşamdan topladığı bilgilere dayandıran Piaget, özellikle yaptığı gözlemler sonucunda çocukların dünyasının yetişkinlerinkinden çok farklı oldu­ğunu öne sürmüştür. Piaget'e göre çocukların tamamen kendilerine has zihinsel işle­yişleri ve bakış açıları bulun­maktadır. Örneğin; küçük çocuklar güneş ve ayın yürürlerken onları izlediğine, masal kahramanlarının onlar uyurken pencereden içeri girdiklerine inanırlar. Ayrıca Pia­get, yaptığı çalışmalar sırasında Binet Zekâ Testini uygu­larken aynı yaştan çocukların sorulara benzer cevaplar verdiklerini görmüştür.  Piaget, bilişsel gelişim kuramını ortaya koymadan önce zihin ve zekâ kavramlarının anlaşılmasını sağlamayı amaçlamıştır. Zekâyı, çevreye uyum yapabilme yetene­ği olarak tanımlarken; zihnin ise, bireyin yeni uyarıcılar karşında tekrar denge sağlama işlevini gördüğünü be­lirtmiştir. 

Temel Kavramları 
Biliş: Biliş dünyayı anlamayı, tanımayı ve öğrenmeyi içeren tüm zihinsel süreçleri kapsar. Biliş denince akla her ne kadar öncelikle zekâ gelse de algılama, kavram oluşturma, dil edinme, hatırlama, sembolleştirme, kate­gorileştirme, düşünme, problem çözme ve yaratma gibi zihinsel aktiviteler de bilişle ilgilidir.

Şema:
Çevre ile etkileşim sonu­cunda oluşan organize olmuş, ko­layca tekrarlanabilen davranış ka­lıbıdır. En temel zihinsel yapılar olarak tanımlanabilir. Şemalar, balık tutmak gibi davranışsal, ba­lık tutmayı bilmek gibi bilişsel nite­likte olabilir. Başka bir ifadeyle şemalar, kendileri de değişerek farklı alanlara uyarlanabilen, biyolojik kökenli eylemler­dir. Şema yeni gelen bilginin yerleştirileceği bir çerçeve­dir. Yani bireyler ilk defa algıladıkları her şeyle ilgili bir çerçeve oluştururlar ve bundan sonra ona benzeyen her şeyi bu çerçevenin içine koymaya çalışırlar. Bu şekilde gelen her bilgiyi özümlemeye (asimile etmeye) ça­lışırlar. Birey sahip olduğu şemalar sayesinde çevresine uyum sağlar ve çevreyi organize eder. Örneğin; bebek­lerin temel şeması emme davranışıdır. Bebek eline ge­çen her şeyi ağzına götürerek emer. Çünkü bebeğin dünyayı anlamlandırma yolu emmeden geçer; yani be­bekler emme şemalarını kullanarak yeni karşılaştıkları uyarıcıları anlamaya, özümlemeye (asimile etmeye) ça­lışırlar.  Bebeklikte ilk şemalar refleksif etkinliklerden oluşurken; şemalar yetişkinliğe doğru olgunlaşma, çevreyle etkile­şim, uyum sağlama ve örgütleme yoluyla sürekli değişir, gelişirler.

Adaptasyon (Uyum Sağlama):
Bireyin çevresiyle etki­leşerek çevresine ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlayabilmesidir. Adaptasyon yaşam boyunca devam eder. Adaptasyon, birbirini tamamlayan iki farklı süreci içermektedir; özümleme ve uyumsama (düzenleme).

Özümleme (Asimilasyon): Bireyin yeni karşılaştığı du­rumu, nesne ve olayları kendisinde önceden var olan il­gili zihinsel yapıların, şemaların içine yerleştirmeye çalı­şarak anlamlandırmasıdır. Başka bir ifade ile özümleme bireyin kendisinde var olan bilişsel yapılarla çevresine uyum sağlamasını ifade eder. Birey özümlemede çevre­sine sahip olduğu şemalarla tepkide bulunur. Örneğin, köpek şemasına sahip bir çocuğun ilk kez gördüğü ko­yuna köpek demesi ya da eşek şeması olan bir çocuğun ilk kez gördüğü zebraya çizgili eşek demesi özümleme­dir. Eğer çocuğun zihnindeki şemalar, yeni karşılaştığı durumu açıklamaya yetmezse, bu kez çocuk yeni karşı­laştığı durumu anlamlandırabilmek ve yeni duruma uy­gun davranışları gösterebilmek için adaptasyonun ikinci basamağı olan uyumsamaya geçecektir. 

Örnek Soru: (2007-KPSS) 
Dört yaşındaki Dilek sokakta yürürken bir cüce görür. Annesine dönerek "Şu çocuğa bak." der. Annesi Dilek'e bazı yetişkinlerin böyle küçük olduklarını anlatmaya ça­lışır. Dilek "Hayır anne, o bir çocuk." diyerek ısrar eder. Dilek'in cüce kişiyle ilgili bu tepkisi aşağıdakilerden hangisine örnek olabilir?

A)    Organizasyon

B)    Uyum kurma (akomodasyon)
C)    Özümleme (asimilasyon)
D)    Nesne devamlılığı
E)    Korunum 

Uyumsama (Akomodasyon-Uyma-Düzenleme)
  Birey bazen yeni karşılaştığı durumu açıklayabilmek, anlamlandırabilmek için ya yeni şemalar geliştirir ya da önceden var olan şemalarının kapsam ve niteliklerini değiştirerek yeni duruma uygun davranış göstermeye çalışır, işte buna uyumsama denir. Örneğin, bütün şo­förlerin erkek olduğunu düşünen bir çocuğun kadın taksi şoförü görünce eski şemasını değiştirip kadınlar da şo­för olabiliyormuş demesi uyumsamadır. Piaget'e göre çocuk, özümleme ve uyumsama süreçle­rini bilişsel gelişiminin ilk basamaklarından başlayarak kullanır. Sürekli olarak kullanılan bu iki dış süreç saye­sinde çocuk dış çevreye uyum sağlayarak bilişsel geli­şim dönemlerinde ilerler. 

Örnek Soru: (2006-KPSS)
Bir hemşirenin kendisine iğne yapmasından sonra hem­şirelerin kötü olduğuna inanan bir çocuk, yanağının baş­ka bir hemşire tarafından okşanmasını canını yakmaya yönelik bir davranış olarak yorumlar.   Çocuğun, yanağının okşanmasını bu şekilde yo­rumlaması Plaget'nin bilişsel gelişim kuramına göre aşağıdakilerden hangisine örnek olabilir?

A)      Genelleme

B)      Benmerkezcilik
C)      Uyum kurma (akomodasyon)
D)     Psikolojik stres
E)      Özümleme (asimilasyon) 

Örnek Soru: (2005-KPSS) 
Bütün basketbol oyuncularının boyunun çok uzun ol­duğunu düşünen Alp, oldukça kısa boylu bir basketbol oyuncusuyla karşılaştıktan sonra, "Basketbol oyuncula­rının birçoğu uzun boyludur; ancak kısa boylu basket­bol oyuncusu da olabilir." biçiminde düşünmektedir. Bu, Piaget'nin kuramında yer alan aşağıdaki kav­ramlardan hangisiyle açıklanabilir?

A)    Özümleme

B)    İşlem
C)    Tersine çevirebilirlik
D)    Uyum kurma (akomodasyon)
E)    Görelilik 

Dengeleme:
Piaget'ye göre, bilişsel gelişimin temelin­deki itici güç dengelemedir. Organizma, dünyaya geldiği andan itibaren kendisine ve çevresine uyum sağlayabilecek özelliklere sahiptir. Karşılaşılan yeni durum birey­de önceden var olan şema ile özümlenemeyecek olursa yani var olan şemalar yeni durumu anlamlandırmada yetersiz kalıyorsa ya da var olan şemalar bozuluyorsa denge de bozulur. Dengesizlik tedirginlik duygusuna neden olduğundan organizma sürekli dengede kalmak ister. Dengeleme ile birey yeni karşılaştığı bir durumla kendisinde önceden var olan bilgi ve deneyimler arasın­da denge kurar. Özümleme ve uyumsama süreçlerinin birbiri ile etkileşmesi sonucunda dengeleme süreci or­taya çıkar.   Bir bebeğin eline verilen oyuncak çıngırağı sallaması ve bundan çıkan sesi algılayıp çıngırağın sallanabilen ve sallanınca ses çıkaran bir nesne olduğunu düşünmesi (şemalaştırma), sonra kendisine verilen bir oyuncak küpü de sallayarak ses çıkarmaya çalışması (özümleme), daha sonra bulduğu yumurtayı da salla­yarak ses çıkarmak isterken (yine özümleme) yumurta­nın kırılması bebek için denge bozan bir deneyim olur. Dengesi bozulan bebek bundan sonra yumurtaların sallanmaması gerektiğini öğrenir ve yumurtaları salla­maz (uyma). Böylece bozulan dengenin yerine yenisini kurar. Sonuçta bilişsel gelişim kurulan her dengenin bo­zulması ve bunun yeniden kurulması ile devam eder. 

Örgütleme (Organizasyon):
Piaget'e göre, zihindeki düşünce ve bilgi parçaları birbirinde bağımsız değildir. Çocuk sürekli olarak bunları ilişkilendirmeye ve bütün­leştirmeye çalışır ve buna örgütlenme denir. Örneğin, bir çocuk dedesini tanıyabilir ve onun babasının babası olduğunu öğrenebilir. Bu bilgiden bağımsız olarak, am­casını tanıdığında ve onun babasının kardeşi olduğunu öğrendiğinde, bir başkası demese dahi amcasının de­desinin oğlu olduğunu anlaması mümkündür. İşte çocuk bunu birbirinden bağımsız olarak öğrendiği bilgileri ör­gütleyerek yapmış olmaktadır. Yani çocuk edindiği bil­gileri birbirlerinden bağımsız bütünler olarak bırakmaz onları birbirleri ile ilişkilendirip yeni bilgilere ulaşır. Ör­gütleme sayesinde çocuklar giderek daha üst düzeyde daha dengeli zihinsel yapılar kurar.

Bilişsel Yapılar:
Bireyde var olan zihinsel organizas­yon ya da zihinsel yetilerdir. Bir çocuğun bilişsel yapısını büyük ölçüde biyolojik olgunluk düzeyi belirlemektedir. Çocuğun bilişsel yapısı, neyi ne zaman özümleyebileceğini ve neleri uyumsayabileceğini belirler. Örneğin; üç dört yaşında benmerkezci düşünen bir çocuğa güneş ve ayın onu izlemediği, ne kadar anlatılırsa anlatılsın çocuk bunu kavrayamaz. 

Piaget'e göre bilişsel gelişimi etkileyen faktörler: 


1. Olgunlaşma:
Bilişsel gelişim biyolojik temellidir ve çocuğun kendinden beklenen zihinsel davranışı ye­rine getirebilmesi için belli bir olgunluğa ulaşması gerekmektedir. Kişi olgunlaştıkça zihinsel gelişimi de ilerler.  2.

Deneyim (Yaşantı):
Nesnelerle doğrudan ilişki kurmaktır. Nesnelerle ilişki kurmak iki tür deneyim kazandırır. Fiziksel deneyim olarak tanımlanan de­neyimde nesnelerin fiziksel özellikleri öğrenilir. İkinci tür deneyim ise kişiye eylemlerindeki bir iç düzen­leme yoluyla bilgiye ulaştıran mantıksal, matema­tiksel deneyimdir. Yaşantı zenginliği kişinin bilişsel gelişimini destekler ve hızlandırır. 

3. Sosyal Geçiş (Toplumsal, Kültürel Aktarım):
İçin­de bulunulan toplum da bireyin zihinsel gelişimini etkilemektedir. Kültürler bireylerin zihinlerini nasıl kullanacakları üzerinde gerek davranış kalıpları, ge­rekse dil aracılığıyla belirlemede bulunmaktadır. Bu bağlamda toplumsal aktarım, çocuğun sosyal çev­resinden öğrendiklerinin tümünü kapsamaktadır. 

4. Dengeleme:
Doğal haliyle zihin kararlı, tutarlı, yani dengelidir. Deneyim, sosyal geçiş ve olgunlaşma kavramlarını birleştiren kavram dengelemedir. Dış etkenler çocuğun dengesini bozar ve denge daha üst düzeyde yeniden kurulur. Dengesizlik durumu öğrenmeye duyulan ihtiyacı ortaya çıkarır. Öğren­me tamamlanır ve organizma bu sayede yeniden dengeye kavuşur. 

Piaget'e Göre Bilişsel Gelişim Dönemleri
  İnsanın yetişkin düşünme biçimine nasıl ulaştığını an­lamaya çalışan Piaget, bu sorunun cevabını bilişsel gelişim dönemlerinde bulmuştur. Piaget'e göre, bilişsel gelişim belli dönemlerde gerçekleşir. Buna göre bilişsel gelişim dönemleri belli bir sıra ile devam eder ve sonra­ki dönem öncekilerdeki kazanımları da içerir. Dönemler arasında gelişim oranları açısından farklılıklar yer alır ve her döneme has belli özellikler vardır. 

Piaget, bilişsel gelişim kuramına aşağıdaki temel ilkeleri koymaktadır:
  *   Tüm gelişimsel süreçler, süreklidir. *   Dönemlerin birbiri ardına gelişleri, hep süreklilikle gerçekleşmektedir. *   Gelişimin bir düzeyi, bir önceki aşamada izlerini bul­makta ve bir sonraki dönemde devam etmektedir. *   Her dönem, belirli bir ayrımla, bir önceki dönemin özelliklerini kendinde taşırken, son dönem önceki dö­nemin özelliklerini belirli bir zaman için koruyabilir. *   Bireyler, kendi gelişim özelliklerine uygun olarak geli­şim düzeyleri kazanırlar. Her birey, kendine özgü kalıtımsal özellikleriyle çevresel özelliklerinin ürünüdür. Her çocuk, bir dönemden diğerine değişik zaman di­limlerinde geçebilir.

Piaget bu çerçevede bilişsel gelişimin dört dönemden oluştuğunu ifade etmiştir:  Duyusal (Sensori)-Hareket (Motor) Dönem (0-2 yaş): Bu dönemde çocuklar dış dünyayı duyular ve motor ha­reketleri ile keşfederler. Yeni doğan bebekler, çevreden gelen uyarıcılara sadece reflekslerle tepki verir. Be­bek iki aylık olduğunda istemli hareketler göstermeye başlar. Kısacası bebek yakın çevresindeki uyarıcılara ilk olarak refleks düzeyinde, sonra rastlantısal ve tekil, daha sonra da istemli olarak tepki verir. Böylece hem kendi bedeni hem de çevredeki nesnelere ilişkin bazı temel bilgiler edinir. Başlangıçta kendisini diğer nesne­lerden ayıramayan bebek ilk şemaları olan emme ve yakalama ile kendi vücudunu tanımaya başlar. Bebeğin çevresi ile etkileşimi sonucu oluşturduğu yeni bilişsel yapılar, refleksif davranışlardan amaçlı davranışlara doğru ilerlemesini sağlar. Artık bebek sadece kendisine ilginç gelen bazı davranışları tekrar etmez, aynı zaman­da basit problemleri de çözmeye çalışır.  Bu dönemde yer alan önemli bir özellik "ertelenmiş taklit”tir. Buna göre, bebek görmüş olduğu bir olayı, olay ortadan kalktıktan sonra tekrarlar. Ertelemiş tak­lit bebeğin yaşadığı olayı aklında tuttuğunu gösterir ve akılda tutma önemli bir zihinsel beceridir. Çünkü önce akılda tutma daha sonra kavramları oluşturma gerçek­leşir. Bu nedenle ertelenmiş taklit ile bebeğin bir tür ön kavram oluşturduğunu söylemek mümkündür.  Duyusal-motor döneminin bir diğer temel özelliği de çocuğun belli türdeki davranışları tekrarlamasıdır. Bu durum döngüsellik olarak adlandırılır. Burada bebek deneme-yanılma sonucunda keşfettiği ve zevk aldı­ğı bir davranışı sürekli olarak tekrarlar ve bu durum "döngüsel ya da devresel tepki" olarak adlandırılır. Örneğin; tabağın kenarına kaşıkla vurduğunda çıkan ses çocuğun hoşuna gidebilir ve çocuk her sofraya otur­duğunda bu davranışı tekrarlayabilir. Bir başka örnek; bebeğin oyuncak çıngırağını ilk defa salladığında çıkan sesin hoşuna gitmesi ve bu davranışı daha sonra da yapmasıdır. Döngüsel tepkiler zamanla alışkanlık halini alabilir.                                                                               

Örnek Soru: (2004-KPSS)
Ebru sekiz aylıkken, rastlantı sonucu müzik kutusunun ipini çekmeyi keşfetmiştir. Ebru bir buçuk yaşına geldi­ğinde müzik kutusunun ipini artık isteyerek çekmekte ve bundan çok hoşlanmaktadır.  Bu durum, Piaget'nin bilişsel gelişim kuramında yer alan aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanabi­lir?

A)    Tersine çevrilebilirlik       
B)    Uyum kurma
C)    Nesne sürekliliği              
D)    Devresel tepkiler
E)    Algı gelişimi 

Bu dönemde kazanılan en önemli bilişsel gelişim be­cerisi "nesne devamlılığı"dır. Kendi bedeni ile dış nesneler arasında ayrım yapabilen bebek nesnelerin kendinden bağımsız olarak da var olabildiklerini kavrar. Kısacası bebek kendi görüş alanı dışında olsa da nes­nelerin var olduğunu bilir. 4-5. aya kadar bebekler göz­lerinin önünde olmayan şeylerin yok olduğunu sanırlar. Göz önünde saklanan oyuncak bir bebek bile onun için yok olmuştur. 5-8 ay arasında bebekler gözleri önünde saklanan nesneleri bulmaya başlarlar. 18-24 aya gelin­diğinde artık bebekler çevrelerindeki nesneleri zihinle­rinde canlandırabilecek olgunluğa gelirler. Nereye sak­landıklarını önceden görmeseler bile saklanan eşyanın nerede olduğunu tahmin edebilirler. 
Bu dönemin belki de en önemli kazanımı "hedefe yöne­lik davranış"tır.Dönemin sonunda çocuk bir şeyi arzu eder ve ona yönelik bir davranışta bulunur. Buna bağlı olarak bu dönemin sonunda amaçlı ve bilinçli gülme ve iletişim kurma gerçekleşir.  Piaget duyu-hareket dönemini altı alt aşamaya ayırmış­tır.

Bu aşamalar:
 
*        Refleksler aşaması (0-1 ay) *        Birincil döngüsel tepkiler ve alışkanlıklar aşaması (1-4 ay) *        İkinci döngüsel tepkiler aşaması (4-8 ay) *        İkinci döngüsel tepkilerin koordinasyonu ve amaca yönelik davranışlar aşaması (8-12 ay) *        Üçüncü döngüsel tepkiler, yenilikler ve merak aşa­ması (12-18 ay) *        Zihinsel kombinasyonlar ve problem çözme aşaması (18-24 ay)  Bu dönemde yer alan önemli özelliklerinden biri de “ses bulaşması”dır. Bu dönemde bebekler çevrelerinde bu­lunan başka bebeklerin ağlamalarını duyduklarında bu durumu hoş olmayan tedirginlik verici bir durum olarak algılar ve ağlamaya başlar. Bebeğin ağlama sesi ile hoş olmayan tedirginlik verici durum arasında bağ kurması durumuna ses bulaşması denir. 

İşlem Öncesi Dönem (2-6 yaş):
  İşlem öncesi dönem adından da anlaşılabileceği gibi, henüz işlemlerin yapılamadığı; ancak işlemlerin yapı­labilmesi için hazırlıkların sürdüğü bir dönemdir. Pia­get işlem kavramını mantıksal düşünme kavramı ile eş değer kabul eder. Bu nedenle bu döneme mantıksal düşünme öncesi dönem de denilebilir.  Piaget işlem öncesi dönemi sembolik fonksiyon ve sezgisel düşünme olarak ikiye ayırarak incelemiştir.  Sembolik

Fonksiyon Aşaması (3-4 yaş)
Bu aşamada çocuklar mevcut olmayan bir nesneyi veya kişiyi temsil eden bir sözcük, sembol veya varlığı zihin­sel olarak ifade etme yeteneğini geliştirirler. Örneğin; güneşi, kişileri, olayları ifade etmede resim kullanabi­lirler. Sembolik fonksiyonların kullanıldığı durumlardan biri de sembolik oyunlardır.

Bu aşamada çocuklar sem­bolik oyunlar oynarlar. Örneğin; çocuklar bu dönemde sopalardan atlar yapıp onlarla yarışlar yaparlar, jokeyler gibi davranırlar; çubuklardan gemiler yapıp derelerde ya da su birikintilerinde onları yüzdürürler ve o gemilerin kaptanları olurlar. 
3-7 yaş arasındaki çocukların en önemli özelliklerinden biri "benmerkezci (egosantrik)" bir düşünce yapısı­na sahip olmalarıdır. Bu dönemdeki çocuklar kendi gö­rüşlerinin mümkün olabilecek tek görüş olduğunu ka­bul ederler. Çevrelerindekilerin kendilerinden farklı bir görüşe sahip olabileceklerini anlayamazlar. Dünyanın merkezi olarak kendilerini görürler. Bu dönemde çocuk kendisini başkasının yerine koyamadığı için, onun bildi­ğini herkesin bildiğini, gördüğünü herkesin gördüğünü zanneder.  Benmerkezciliğin bir uzantısı olarak görülebilecek bir durum da "paralel oyun"dur.

Bu dönemde çocuklar bir arada oynarlar; ancak oyunları ortak değildir. Yani eşli oyunlar oynayamazlar. Çünkü hepsi benmerkezlidir ve anlaşmaları zordur. Sadece birlikte oynuyorlar görüntüsü verirler. Buna benzer bir durumda konuşma­larında rastlanır. Bu da "toplu monolog" olarak adlan­dırılır. Çocuklar dışardan bakıldığında kendi aralarında konuşuyorlarmış, birbirlerini dinliyorlarmış görüntüsü verirler; ancak herkes kendince bir şeyler anlatıyordur ve aralarında herhangi bir iletişim yoktur. Özellikle, 2-3 yaşlarında gözlenen monolog konuşma, dört yaşların­da yerini benmerkezci konuşmaya bırakır. 
Çocukların hayal dünyalarının çok geniş olması ise bu dönemin başka bir özelliğidir. Çocuklar cansız ya da ha­yal ürünü varlıklara canlıymış gibi anlam yüklerler ve bu durum "animizm (canlandırmacılık)" olarak adlandı­rılır. 

Örnek Soru: (2006-KPSS) 
Beş yaşındaki Ayşe, oyuncak bebeğiyle oynarken bebe­ğinin kolunu kırmış ve ondan defalarca özür dilemiştir.   Ayşe'nin bu davranışı Piaget'nin bilişsel gelişim ku­ramında yer alan hangi bilişsel özelliğe bir örnek­tir?

A)    Korunum                         
B)    Yapaycılık
C)    Canlandırmacılık             
D)    Gerçekçilik
E)    Tersine çevrilebilirlik

Ayrıca, dört-beş yaşındaki çocukların gerçek ve hayali birbirinden ayırma konusunda bazı sorunlar yaşadıkları gözlenmektedir. Örneğin; çocuklar masal kahramanla­rının gerçek olduğuna inanırlar. Ayrıca bu çocuklar için büyü, sihir gibi doğaüstü olaylar gerçektir.

Çocuklarda gözlenen bu durum "büyüsel veya doğaüstü düşün­ce" olarak adlandırır.
İşlem öncesi dönemde, çocuklarda gözlemlenen bir di­ğer özellik ise, "yapaylık (yapaycılık)"tır.

Bu dönemde çocuklar güneşin ve ayın bir tabiat yapısı değil, yapay olarak meydana gelmiş, başka bir ifadeyle yapılmış bi­rer nesne olduklarını düşünürler. Örneğin; onlara göre güneşin ateşi kibritle yakılmıştır, rüzgâr bir adamın üflemesidir, ya da yağmur birinin gözyaşlarıdır. 


Sezgisel Düşünme Aşaması (5-6 yaş)
  Bu aşamada çocuklar bütün problemlerin çözümleri­ne ancak sezgi düzeyinde ulaşabilmektedirler ve aynı durum söz konusu olmasına rağmen bir koşulda A, B'den büyük derlerken, diğer koşulda A, B'den küçük diyebilmektedirler. Yani sezgilerine göre hareket edip mantıklarını kullanamadıklarından yanılabilmektedirler. Bir başka ifade ile kullandıkları düşünme ilkel bir düşünmedir. Bu ilkel düşünme ve sezgisel düşünme onların sınıflama ve sıralama gibi basit işlemleri bile tam olarak yapmalarına imkân tanımamaktadır. Ancak çok basit düzeyde mesela bir durumu, nesneyi ya da olguyu tek özelliğine göre sınıflamak gerektiğinde bu işlemi yapa­bilmektedirler. Örneğin insanları tek özelliklerine göre erkekler ve kadınlar olarak sınıflayabilmektedirler. 

Mantıksal düşünme öncesi dönem olarak da kabul edilen bu dönemde çocuklar "tek yönlü bir mantık" işletirler. Onlara göre, A=B ise B=Adır. Örneğin, bu dö­nemdeki bir çocuğa göre halasının aynı zamanda bir başkasının teyzesi olması mümkün değildir. Çünkü o bir haladır. 
Bu dönemdeki çocuklar objeleri de sadece tek bir özel­liklerine göre sınıflandırabilirler. Örneğin, nesneleri sa­dece uzunluk ya da büyüklüklerine göre sınıflandırabi­lirler; fakat hem uzunluk hem de büyüklüklerine göre sınıflandıramazlar.  Yine bu dönemdeki çocukların mantıksal olarak düşü­nememelerinin nedenlerinden biri, dikkatlerini karşı­laştıkları durumların yalnızca bir yönüne ya da duruma ilişkin bir ayrıntıya odaklamaları ve başka ayrıntılara dikkat edemeyişleridir. Bu eğilim, belli bir anda sade­ce bir görüşün dikkate alınabilmesi anlamında "odak­lanma" olarak adlandırılmaktadır.

Örneğin; bir çocuk annesinin bir anne olduğunu bilir ancak onun sadece annelik görevine odaklandığı için ayrıca onun öğretmen olmasını anlayamaz. Yani onun sadece annelik rolüne odaklanır. Zamanla somut işlemlere geçilince çocuklar bu özellikten kurtulur ve "odaktan uzaklama" becerisi­ni kazanırlar, alternatifleri de görebilir hale gelirler. 
İşlem öncesi dönemde korunum kavranılamaz. Ko­runumun kavranmasını engelleyen şey çocukların var olan bir duruma odaklanmaları, bu durumun bir önceki basamağını zihinlerinde canlandıramamalarıdır. Ter­sine çevirememe olarak nitelenen bu durumda çocuk iki uzun bardaktaki suyun eşit olduğunu görür, çocuğun gözü önünde bardağın biri geniş ve kısa bardağa akta­rıldığında, uzun bardaktaki suyun daha fazla olduğunu söyler. Kısa bardaktaki suyun uzun bardaktan boşaltıl­dığını tekrar zihninde canlandıramaz. İşlemi geri çeviremez. 

Örnek Soru: (2005-KPSS) 
Beş yaşındaki Rüveyda, yağmur yağdığında oyuncak bebeğini üşüyüp hasta olmasın diye bahçeden eve al­maktadır. 

Rüveyda'nın bu davranışı Piaget'ye göre aşağıdaki bilişsel gelişim özelliklerinden hangisi ile açıklana­bilir?
A)    Madde korunumu             B)    Egosantrizm        C)    Animizm                   D)    Bilişsel tarz    E)    Nesne devamlılığı 

Bu dönemde yer alan önemli özelliklerden biri de özelden özele akıl yürütmedir. Bu durumları sadece geçirdiği yaşantılara bağlı olarak tek yönlü düşünme biçimidir. Bu dönemde çocuklar, tümevarım ve tümden­gelim gibi özelden genele, genelden özele akıl yürütme biçimlerini kullanamazlar. Genele bakmadan bir özel­den diğerine akıl yürütürler. Örneğin her sabah kahvaltı da süt içen çocuk bir kahvaltıda süt içmediği zaman bu gün kahvaltı yapmadık diyebilir. Bu durum özelden öze­le akıl yürütmeye örnek olur. 


Örnek Soru: (2008-KPSS)
Annesi Mehmet'e İngilizce çalıştırırken aralarında şöyle bir diyalog geçer: Anne - Notebook ne demektir? Mehmet - Defter. Anne - Peki book ne demektir? Mehmet - "Ter". Annesinin sorusuna Mehmet'in doğru yanıt ve­rememesinin nedeni, Piaget'nln bilişsel gelişim kuramındaki hangi kavramla açıklanabilir?

A)    Uyum kurma
B)    Özelden özele akıl yürütme C)    Kelime korunumu D)    Sembolik düşünme E)     Devresel tepki 

Bu dönemdeki çocukların birbiri ile her koşulda ilişki olmayan durumlar arasında bağ kurarak yaptıkları akıl yürütme işlemine yanlış bağdaştırma denir. Örne­ğin; kreşte çalan zil sesiyle teneffüse çıkacağını bilen öğrencinin evde çalan kapının zil sesiyle de teneffüse çıkacağını zannetmesi durumudur. Yani çocuk zil çalı­nınca dışarı teneffüse çıkılır madem zil çaldı o zaman dışarı çıkılmalı diye düşünür. 
Bu dönemde olan çocuklar gerçek ile hayali ayıramaz­lar. Örneğin çizgi film kahramanları olan Pembe Panter ve Casper'ı gerçek zannetmektedirler. Bu dönemde görülen başka bir özellikte çocuk bir ki­şinin elbiselerini giyen, diğer kişinin elbisesinin sahibi olan kişi olmayabileceğini de anlar. Örneğin, annesinin elbiselerini giyen teyzesinin annesi olmadığını anlama­sı durumu kişi sürekliliğinin kazanıldığının gösterge­sidir.

Somut İşlemler Dönemi (6-11 yaş):  İşlem öncesi dönemde kavramları edinen çocuk, 7-11 yaşlar arasını kapsayan bu dönemde işlem yapabilir duruma gelir. Ancak işlemler yapabilmesi için gözünün önünde bulunan somut nesnelere ihtiyacı vardır. Bu dönemde benmerkezci konuşma ve düşünce önemli ölçüde azalır. Olayları ve dünyayı başkaları açısından da görebilirler; ancak bu dönemde, düşünme süreçleri çocuk tarafından gözlenebilen gerçek olaylara yöne­liktir.

Çocuklar somut nesnelere dayandırıldığı sürece karmaşık problemleri çözebilirler. Çocuk bilişsel güçlük­lerin üstesinden gelmeye başlar. İşlemleri muhakeme edişi mantıklı bir hale gelir. 
Dönemin en önemli özelliklerinden biri "korunum"un kazanılmasıdır. Korunum, herhangi bir nesnenin biçimi ya da mekândaki konumu değiştiğinde miktar, ağırlık ve hacminde değişiklik olmayacağı ilkesidir.

Piaget'in ku­ramında üzerinde en çok araştırma yapılan konu korunumdur.
Örneğin; bu araştırmaların birinde çocukların gözlerinin önünde içinde eşit miktarda su bulunan iki bardak gösterilmiş ve ardından bardaklardan birindeki su daha dar ve uzun bir bardağa boşaltılmıştır. Çocuk­lara hangi bardakta daha fazla su olduğu sorulduğunda korunumu kazanamamış olan çocukların buna cevabı "Dar ve uzun bardakta daha fazla su vardır." biçiminde olmuştur. 


Bu yaşlarda çocuklar, işlemleri "tersine çevirme" kapa­sitesine erişirler. Bu sayede çocuklar işlemleri tersinden ele alabilirler.

Örneğin; buz haline gelen suyun tekrar su haline gelebileceğini kavrar. 
Yine bu dönemde çocuklarda sıralama, sınıflandırma ve karşılaştırma işlemleri için şemalar gelişir.

Nesne­leri renkleri, uzunlukları ve yapıldıkları maddelere göre sınıflandırabilirler. Özetle, işlem öncesi dönemden farklı olarak nesneleri birden çok özelliklerine göre sınıflaya­bilirler. Daha önce sadece bir kez gördüğü bir şeyi o anda görmeden düşünce yolu ile kavrayabilirler. İlköğre­tim üçüncü sınıfın sonlarına doğru çocuklar toplama ve çıkarmanın bir arada kullanıldığı basit aritmetik işlem­leri zihinsel olarak yapabilir duruma gelirler. Çocukların bilişsel yapıları bazı problemleri zihinsel olarak çöze­bilecek düzeye gelmiş olmakla birlikte bu dönemde bir problemin çözümü somut nesnelerle ilişkilendirilmesine bağlıdır. Başka bir ifadeyle soyut düşünce tam olarak gelişmemiştir. Adalet, özgürlük gibi soyut kavramları ko­nuşmaları sırasında kullanabilmelerine karşı içeriklerini kavramada sorunları vardır. 
Somut işlemler döneminde artık çocuklar mesafe, za­man ve hız, bilişsel haritalar ve yönler gibi uzaysal iliş­kileri de anlamaya başlayabilirler. 

Örnek Soru: (2006-KPSS)
  Ali'nin annesi bir çikolatayı tam ortasından bölerek ya­rısını onun, diğer yarısını da küçük kardeşinin tabağına koyar. Ancak, küçük kardeşinin dişleri henüz tam olarak çıkmadığı için onun tabağındaki çikolatayı birkaç parça­ya böler. Ali, kardeşinin tabağındaki çikolataları görünce annesine "Ona daha çok çikolata verdin." der ve ağla­maya başlar.  Piaget'nin bilişsel gelişim kuramına göre Ali aşağıdakilerden hangisini henüz kazanamamıştır? 

A)    Nesne devamlılığı

B)    Korunum ilkesi
C)    Başkalarının bakış açısını anlama
D)    Davranışları niyete göre değerlendirme
E)    Görelilik ilkesi 

Bu dönemin sonlarına doğru görülen önemli gelişmeler­den biri de tümevarımsal (dedüksiyon) tümdengelimsel (endüksüyon) düşünmeye dair akıl yürütme işlemlerinin başlamasıdır. Birey kendisinde var olan şemalarla karşılaştığı durum ya da uyarıcılara dair genelden özele (tümdengelimsel) özelden genele (tümevarımsal) dü­şünme yeteneğini kullanarak çıkarımlarda bulunur. 


Örnek Soru: (2008-KPSS) 
Betül annesine "Anne, kendini öldürenler hapishaneye mi gömülür?" diye sorar. Piaget'nin bilişsel gelişim kuramına göre, "Betül'ün bu çıkarımda bulunmasının nedeni" ile "içinde bulunduğu bilişsel gelişim dönemi" aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A)    Deneme - yanılma yoluyla öğrendiğinden işlem öncesi dönem

B)    Sezgisel olarak ayırt edebildiğinden işlem öncesi dönem
C)    Tümevarımsal düşünmeye başladığından somut işlemler dönemi
D)    Esnek düşünme geliştiğinden somut işlemler dönemi
E)    Varsayımlara dayalı düşündüğünden soyut işlemler dönemi 

Soyut (Formel) İşlemler Dönemi (12 yaş ve sonrası):
  Ergenlik döneminin başlangıcından itibaren çocukların düşünme biçimleri, yetişkinlere benzer hale gelir. Er­genlikte bedensel değişimlerin yanı sıra beyinde ve beynin işleyişinde bir takım değişmeler ve gelişmeler meydana gelir ve Piaget'e göre bu gelişmeler saye­sinde ergen soyut düşünceyi kazanabilecek biyolojik olgunluğa erişir. Bu dönemde artık "soyut düşünme" başlar. Bir sorun değişik biçimde ele alınabilir.

Genelle­me, tümevarım, tümdengelim
gibi zihinsel işlemler ya­pılır. Hipotezler kurularak doğrulukları kontrol edilebilir. Soyut kavramlar kullanılır ve bunlar üzerinde fikir yürü­tülür. Buna bağlı olarak da çeşitli ideal fikirleri, değerle­ri, inançları geliştirmeye başlarlar. Toplumun yapısıyla, felsefesiyle, politikasıyla ilgilenirler. Özellikle gençlerde düşünce ile oynayabilme becerisi kazanılır, tartışmaya katılmayı ve mantık oyunları ile uğraşmayı severler. Öte yandan resim, müzik, şiir, dans gibi duygu ve düşünce­lerin sembollerle aktarıldığı etkinliklere ilgi artar. Bunlar uğraşı alanı olarak da seçilir.  Soyut işlemler dönemi ergenliği de içine alır. Ergenlerin düşünce sistemi "er­gen benmerkezciliği" olarak adlandırılır. Ergenlerde bu düşünce biçiminin yansımaları şu şekilde ortaya çı­kar:  *        Ben her şeyle baş edebilirim, bana bir şey olmaz (fazla risk alma). *        Benim yaşadıklarımı hiç kimse yaşayamaz ve yetiş­kinler beni anlamıyor (kişisel efsane). *        Herkes bana bakıyor, beni izliyor (hayali seyirciler). *        Sürekli sahnede olan benim... 

Bu düşünce biçimine bağlı olarak temel duyguları "anlaşılmamışlık" olan ergenlerin aileleri ve öğretmeleri ile yaşadıkları çatışmalar artabilir. Sürekli izlendikleri dü­şüncesiyle, fiziksel görünüşlerine verdikleri önem artar. 
Bu dönemden sonra bilişsel yapıda niteliksel bir geliş­me ortaya çıkmaz, başka bir ifade ile bilişsel gelişim­de ulaşılabilecek en üst düzet soyut düşüncedir; ancak geçirilen yaşantılar sonucunda niceliksel gelişmeler her zaman mümkündür ve devam eder. Gelişim yaşam boyu devam eden bir süreçtir.

Bu dönemde ergen herhangi bir problemle karşılaştığında sorunun görünen yönlerinin ötesine geçip, sorunun çözümüne ilişkin olası yollar belirleyerek, farklı seçenekler ortaya koyup, bunları test eder. Buna "hipotetik düşünme yeteneği" denir.  Piaget'e göre hipotetik düşünebilen ergenler bir probleme dair olası durumları sıralayabilir, ancak kendi görüşüne yani tek bir çözüme saplanıp kalmaz. Başka çözüm yolları olabileceğini anlar, düşüncelerinde esnek olabilirler. Buna "esnek düşünme yeteneği" denir.

Problem durumunu saptayan ve bu problemin birçok çözüm yolları olduğunu düşünen bireyin problemin birden fazla çözümünün bir araya getirilip, birleştirilip çözülebileceğini kavraması "bütünleştirmeci (kombinasyonel) düşünme" biçimidir  
 Kpss Rehber

Okunma Sayısı: 33448

KR Akademi ! Yoğun İlgi İçin Teşekkürler Türkiye!
Gizle
  • Öğretmen Adayları Haberleri
  • KPSS A Haberleri
  • Önlisans Haberleri
  • KPSS B Haberleri
  • Lise Haberleri
  • 2013 KPSS Haberleri
  • İŞKUR İlanları
  • Yüksek Lisans ve Akademik İlanlar
  • Sabah Gazetesi İlk Sayfası
  • Habertürk Gazetesi İlk Sayfası
  • Hürriyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Zaman Gazetesi İlk Sayfası
  • Milliyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Bugün Gazetesi İlk Sayfası
  • Star Gazetesi İlk Sayfası
  • Yenişafak Gazetesi İlk Sayfası
  • Vatan Gazetesi İlk Sayfası
  • Akşam Gazetesi İlk Sayfası
  • Taraf Gazetesi İlk Sayfası
  • Radikal Gazetesi İlk Sayfası
  • Posta Gazetesi İlk Sayfası
  • Türkiye Gazetesi İlk Sayfası
  • Fanatik Gazetesi İlk Sayfası
  • Tüm Gazete İlk Sayfaları

Akademik İlanlar
dvd
KR Akademi KPSS DVD Seti