bk extra
İlkbahar ALES için kaynak

Kpss Ders Notları > Tarih > İnklap Tarihi > Atatürk İlkeleri

Maliye Ders Notu

MALİYE

MERKANTANİZM: 16 y.y ortalarıyla 17 yy sonları arasında Batı avrupada etkinlik kazanan bir ekonomik görüştür.Merkantalizmin doğuşunun temelinde ulusal devletin ortaya çıkması uluslar arası ticaretin gelişmesi ve ticaret sermayesinin güç kazanması bulunmaktadır. Ticaretin bireyleri ve ülkeleri zenginleştirdiği inancını savunan bir iktisadi doktirindir. Bu düşünceyi hayata geçirmenin yolu ise, ülkede kıymetli maden stokunun artırılması olarak görülmüştür. Merkantalizim döneminde kamu harcamalarında artış olmuştur. Devlet ticareti kolaylaştırmak amacıyla yollar yapmış ve dış ticareti teşvik(ihracat) etmiştir.sanayide yerli hammadde kullanılması ,hammadde ihracatının yasaklanması ithalatın yüksek gümrük vergileri ile ve yasalarla kısıtlanması gibi önlemleri savunmuşlardır.Ayrıca güçlü ulusal deniz ticaret filolarının kurulmasınıda savunmuşlardır. Devlet eğitim, sağlık, yargı, gibi hizmetleri gördüğü zaman halktan bu hizmetlerin finansmanına katılmasını istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

 

FİZYOKRATLAR: Fizyokratik iktisadi düşünce sahipleri liberal kapitalizm öncüleri sayılmaktadır. Bu düşünce akımın kurucusu fransız bilim adamı Dr Quesney’(iktisadi tablo adlı çalışması vardır) dir. Üretimin gerçek kaynağı topraktır. Devletin müdahalesine karşıdırlar. Sadece iç ve dış güvenliğin sağlanması ve alt yapı hizmetlerinin yerine getirilmesini ve ekonomiye karışmamasını istemişlerdir, vergi sadece tarımdan alınmalıdır.

 

KLASİK DÜŞÜNCE : İktisadi hayatta doğal bir düzen vardır. Ekonomik dengelerin kendiliğinden ve otomotik olarak oluştuğu, bu tabii düzenin bozulmaması için, devletin mümkün olduğunca ekonomiye müdahalede bulunmaması gerekir. Buğünkü anlamda serbest piyasa ekonomisi teorisinin kurucuları olarak kabul edilen klasikler devletin faaliyetlerini, ülkenin ic ve dış güvenliğini sağlamakla sınırlı tutmuşlardır. Devletin vergilerini bir iktisat politikası aracı olarak kullanmalarına karşıdırlar. Kamu harcamaları hacimce dar ve devlet bütçesi denk olmalıdır.

 

OSMANLI İMRATORLUĞU

 

ŞERİİ VERGİLER ( Müslüman ve yabancılardan)

a)   zekat

b)   öşür : topraktan 1/10 oranında alınırdı.

c)   Haraç : Yabancılardan alınırdı.

d)   Cizye Müslüman olmayanlardan askerlik hizmeti karşılığı alınırdı.

 

KAMUSAL MALLAR

1-  Tam Kamusal Mal ve Hizmetler : Öyle mal ve hizmetlerdendirki bunların faydası birimlere bölünemez ve bu yüzdende pazarlanamazlar. Birimlere bölünüp pazarlanamadıkları için bunlara karşı kişsel bir talep doğmaz. Belirtilen bu nedenler sözkonusu bu mallar için herhangi bir fiyat teşekkülünü önler.(Adalet hizmetleri ,savunma hizmetleri v.s

* Tam kamusal mal ve hizmetlerin faydası birimlere bölünemez ve pazarlanamazlar

* Tam kamusal mal ve hizmetlerin faydasından kimse mahrum bırakılamaz

* Tam kamusal mal ve hizmetlerin tüketiminde rekabet yoktur

* Tam kamusal mal ve hizmetlerin üretimi devlet tarafından gerçekleştirilir.

* Tam kamusal mal ve hizmetler dışsal ekonomilerin oluşmasına neden olur. 

2-  Yarı Kamusal Mal ve Hizmetler : Kamusal ve sosyal nitelikte öyle mal ve hizmetler vardırki faydası birimlere bölünebilir. Bedeli yararlananlara ödettirilebilir. Bedel ödemeyenlerin ise söz konusu malların faydasından mahrum bırakılması mümkün değildir. Bu tip mallara en tipik örnek eğitim ve sağlık hizmetleridir. Ulaştırma, sosyal yardımlar, sosyal güvenlik ve benzeri bir çok hizmetler yarı kamusal mal ve hizmetler sayılır..( Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Örnek)

3-  Özel mallar: Elektirik, su, telefon, haberleşme, ulaşım, özel mal ile kamusal mal ayırımının en önemli özelliği özel malların içsel fayda kamusal malların dışsal fayda oluşturmasıdır.

 

ERDEMLİ MERİT MALLAR:    İlk bakışta tamamen özel mal niteliğinde görülen öyle mallar vardır ki gelir ve ödeme düzeyi elverişli olmayanlar bu çeşit mallara talepte bulunmayayınca özel kesim tarafından üretilmez Yaşlı ve kimsesizlerin bakım ve himayeleri vs Demerit mallar ise sigara alkollü içki uyuşturucu gibi kullanımı zararlı olan malların devlet tarafından tüketiminde düzenliyici rol üstlenmek istegi mallardır.

 

DIŞSALLIK TİPLERİ:

a)  Üreticiden üreticiye olan dışsallıklar: Bir firmanın üretim faaliyetleri diğer firmanın veya firmaların üretim olasnaklarını olumlu yada olumsuz yönde etkilediği takdirde üreticiden üreticeye dışsallık gerçekleşmektedir.*** bir akarsuyun yukarı bölümünde faaliyet gösteren bir üretim tesisinin atıkları ile sulu kirletmesi sonucu üretim sürecinde su kullanan ve su yatağının alt kısmında faaliyette bulunan fima olumsuz şekilde etkilenecektir, bu üreticiden üreticiye gerçekleşen dış maliyet niteliğinde bir etki olup, bir üreticinin diğerine olan üretim maliyetini, üretim kalitesini vb etkileyeci rol oynayacaktır.

***** Örneğin petrol araması yapan bir kuruluş belli bir alanda petrol bulduğu zaman, diğer araştırmacı kurumlarada değerli kullanışlı bilgiler sunmuş olmaktadır. Aynı şekilde bir firma kendi amaçları doğrultusunda istihdam ettiği iş gücünü eğittiği zaman, çeşitli nedenlere bağlı olarak. Diğer işverenler yanına geçen kişiler. İkinci işverenede fayda sağlamış olurlar. Bir balıkçının oltasını avlanma bölgesine atması diğer balıkçılırın avlanmasını güçleştirir buda olumsuz dışsallıktır. 

b)  Üreticiden tüketiciye olan dışsallıklar.

Olumsuz. Bir üretim tesisinin çevreyi kirletmesinden dolayı yakında yaşayan bireylerin sağlıklarının bozulmasına neden olabilir. Böyle bir durumda bir fabrikanın faaliyetinden kaynaklanan dış maliyetin tüketici tarafından karşılanması durumunda ortaya çıkmaktadır.

Olumlu : yol su ve enerji imkanlarının bulunmadığı bir yörede bir üretim kurulması o yörede ve civarında yaşayanlara yol su enerji imkanı yaratabilir. Böyle bir durumda üreticinin üretimi sırasında dikkate almadığı yararlarından da doğrudan maliyetine katlanmadıkları bir fayda omrtay çıkmış olmaktadır. 

c)  Tüketiciden tüketiciye olan dışsallıklar:

Olumlu : Tüketicinin hoşnut kaldığı bir ürün nedeniyle çevresine olumlu tanıtımda bulunması bi firmanın kalitesiz yada bozuk ürününü satın almış bir tüketicinin, bu ürünü firmaya iade etmek veya zarının karşılanmasını istemek yerine bu gitmeyerek, ortaya çıkan maliyeti kendisinin karşılamış olması üretici açısından olumlu dışsallıklara örnek olarak gösterilebilir. Burada üretici tarafından taşınması gereken yükün müşteri tarafından yüklenilmesi sözkonusu olmaktadır. Böyle bir durumda üretici için dış fayda yaratılmış olur.

Olumsuz. Bir üretici firamanın üretimi hakkında tüketici tarafından edinilen olumsuz yargının gerek bireysel olarak gerekse basın aracılığıyla çevreye duyurulması firma tarafından o ürün için öngörülmüş olan ekonomik ve teknik ömrün firmanın amaç ve kontrolü dışındaki önlem ve uygulamalarla değiştirilmesi “ dış maliyet şeklindeki tüketici – üretici dışssallığına örnek olarak gösterilebilir. 

d)  Tüketiciden Tüketiciye Olan Dışsallıklar.

Dışssallıklar maddi veya ruhsal nitelikte olabilmektedir. Çevre kirlenmesi tüketiciyi maddi nitelikte etkiler. Otomobil kullanımının yol açtıığı çevre kirlenmesinden kaynaklanan hoşnutsuzluk ruhsal olabileceği gibi maddi nitelikte gerçekleşe bilir. Örneğin bir tatil dönemi başlanğıcı veya dönüşünde şehirler arası karayollarındaki araç sayısının artışı hem maddi hemde ruhsal açıdan tüketcilerin birbirilerin etkilemelerine dışssal maliyetrin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

 

İÇSEL EKONOMİLER :

Olumlu içsel ekonomiler :

a)  Üretim hacminin genişlemesi ile ortalama maliyetler düşer.

b)  Üretim arttırkça çalışanlar arasında işbölümü artar ve uzmanlaşmaya gidilir, buna bağlı olarak verimlilik artar ve maliyetler düşer.

c)   Üretim hacminin artması ile ürünlerin pazarlama ve dağıtım maliyetleri düşer.

-        Üretimdeki aşırı büyümenin yol açtığı maliyet artışları ise içsel olumsuz ekonomiler olarak nitelendirilir.

 

KAMU EKONOMİK FAALİYETLERİNİN AMAÇLARI

a)   Ekonomik büyüme ve gelişmenin sağlanması

b)   Ekonomik istikrarın sağlanması

c)   Gelir dağılımında adaletin sağlanması

 

LORENZ EĞRİSİ

Kişisel gelir dağılımdaki adaletsizlik Lorenz eğirisi Vasıtası ile incelenir. Lorenz eğirisi 45 derecelik

Doğruya yakın olduğu ölçüde adil gelir dağılımından söz Edilirken söz konusu eğrinin 45 derecelik doğruya uzak Olduğu ölçüde ise gayrı adil bir gelir dağılımından söz edilir

 

GİNİ KATSAYISI : 45 derecelik eğrinin sağ tarafındaki alanda lorenz eğrisinin sağ tarafındaki alanın, sol taraftaki alana oranı            gini katsayısı olarak ifade edilir. Katsayı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı mutlak eşitliği doğru yaklaşılır. Buna karşılık katsayı bire doğru yaklaştıkça gelir dağılımdaki eşitsizlik artar.

            

KİT Kuruluş Amaçları –

a)Ekonomik büyümeye sağlamak

b)Tekelleri devletçe işletmek

c) Özel sektörün başaramayacağı işleri yapmak

d)Ekonomiye yön vermek ve düzenlemek

e)Özel sektöre öncülük etmek

f) Gelir dağılımını düzenlemek

 

İKTİSADİ DEVLET TEŞEKKÜLÜ(İDT) sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsüdür.

 

KAMU İKSİTADİ KURULUŞU(KİK): Sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek üzere kurulan kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadi teşebbüsüdür.

 

a)Müessese : sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşebbüsüne ait olup ona bağlı işletmeler topluluğuna müessese denir.

b)Bağlı Ortaklık : Sermayesinin % 50 sinden fazlası İKT KİK ait olan işletme veya işletmeler topluğundan oluşan anonim şirketlerdir.

c) İştirak: İDT KİK veya bağlı ortaklıkların sermayelerinin en az % 15 ençok %50 sine sahip bulundukları anonim şirketlerdir.

1933 Yılında 1. beş yıllık sanayi planı

1963-1964  1. beş yıllık kalkınma planı

 

KAMU HARCAMALARININ ARTIŞI

a)  Kamu harcamalarının gerçek artış nedenleri

* Ekonomik ve sosyal nedenler

* Savaş ve milli savunma harcamalarındaki artışlar

* Nüfus artışı

* Ekonomik gelişmeler

 

b)  Kamu harcamalarının görünüşte artış nedenleri

* Kamu hizmetlerinin para ile görülmesi

* Para değerinin düşmesi

* Bütçe tekniğinde meydana gelen değişmeler

 

KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINI AÇIKLAYAN YAKLAŞIMLAR.

a)          Wagner : Sürekli artış (kamu harcamalarındaki artış kanunu). Zamanın sanayileşmiş ülkelerini incelemiş ve bu ülkelerde sanayileşme dolasıyla üretim ve bunun soncunda milli gelir yükselirken kamu harcamalarınında arttığını saptamış ve bundan devletin mali ihtiyaçları ile mili gelir arasında bir ilişki olduğu sonucuna varmıştır. Kamu harcamalının milli gelirden daha hızlı arttığın söylemiştir. Kamu harcamalarınnı artış devlet faaliyetlerinin artışının bir soncudur. Toplumların sosyal ilerleme istekleri devlet faaliyetlerini arttırmakta ve böylece kamu harcamaları artmaktadır.

b)          Peacock- Wiesman : (sıçrama tezi) Kamu harcamalarının artışındaki temel neden savaş ve benzeri olaylardır.Bu gibi olağanüstü dönemlerde vergiler ve kamu harcamaları artırılır.Ancak olağanüstü durumun geçmesine rağmen devlet olağanüstü şartlar nedeniyle yüksek vergi ödemeye alışmış halktan aynı düzeyde vergi almaya devam eder.Böylece kamu harcamaları savaş ve benzeri olaylar döneminden sözkonusu şartların kalkmasından sonraki normal döneme göre sıçramış olur.

c)          Colin Clark: vergilerle karşılanan kamu harcamalarının milli gelirin % 25 aşamayacağını ileri sürmüştür.

d)          Sosyal refahın arttırılması yaklaşımı: Pigou ve Dalton vergilemeden sağlanan marjinal liranın harcanmasının yaratacağı sosyal fayda ile mükellefe olan maliyetin ( faydasızlığın ) eşitlenmesi suretiyle sosyal refahın kamu harcamaları yolu ile maksimize edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

e)          Maksimizasyon yaklaşımı: A. Downs, jim Buchanan ve G. Tullacak gibi teorisyenler tarfından ileri sürülmüş olan bir yaklaşımdır. Bu görüşe göre demokrasi ile yönetilen bi ülkede, hükümetler kendi yaşam sürelerini maksimum kılma çabası içresindedirler. Genel olarak hayat standardının yükselmesi nedeniyle talep edilen kamu faaliyetlerinin niteliğinde değişme olmaktadır. Eğitim , sağlık , konut, ulaşım konusundaki hizmetlerin ağırlık kazındığı düşüncesinden kaynakllanan bu durum, yüksek gelir esnekliğinin sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu yönde olan yoğun talep baskısı satandartlarla ilgili kurulların revizyonununa siyasal süreç aracılığıyla ekstra harcalamalar yapılması yönünde girişimlerde bulunulmasına yol açmaktadır.

f)           Niskanen ( Bürokrasinin Etkisi ). Bürokrasinin bütçe içindeki etkisini baz alarak kamu harcamalarının artabileceğini iddia etmiştir. Bürokrasi hükümete hizmet sunan monopol gücüne sahip bir hizmet sektörüdür isteyen bürokratlar maaşlarını arttırmak isteyerek kamu harcamalarının artmasına neden olabilir

g)          Ekonominin gelişme sürecinde kamu harcamalarını etkilediği yaklaşımı

Musgrave: Bir ülke ekonomisinin gelişim sürecini tamamlamasına bağlı olarak, kamu harcamalarının bileşimide değişmekte ve bu değişim eğitim sağlık harcamaları ile diğer sosyal harcamalar lehine olmaktadır. Söz konusu değişim dolayısı ile kamu harcamaları düzeyinin yükseleceğini belirtmektedir.

Musgrave göre devletin geleneksel hizmetlerin dışında şu nedenlerden dolayı bu alanlarda faaliyette bulunması gerekir.

* fiat mekanizması tek başına optimum kaynak dağılımı gerçekleştirme. Çünki milli savunma ve benzeri toplumsal ihtiyaçları ki bunlara musgarave sosyal ihtiyaçlar demektedir.. karşılayarak mal ve hizmetler piyasadan tedarik edilemez.

* piyasada var olan fiyat mekanizması yoluyla adil gelir dağılımının gerçekleşmesi mümkün olmaması nedeniyle devlet düşük gelir gruplarına daha adil gelir sunabilmesi için düşük fiyatlarla mal ve hizmet üretmelidir.

* iktisadi kalkanmanın temini için ekonomik istikrarın ve denğenin sağlanması çin devlet maliye politikası aracı olarak bu alanlarda faaliyette bulunmalıdır.

Rostow : Kamu giderlerinin artışını ekonomik gelişme ve bu gelişimin sağlanmasında devletin oynadığı rolün önemi ile açıklanmaktadır. İlkel toplum düzeyinden, günümüzün gelişmiş dvlet yapısına ulaşıncaya kadar geçirilen zaman içerisinde devlet ülkelerin sosyo ekonomik ve siyasi nitelikteklerine bağlı olarak değişen büyüklüklerde üretimde bulunmuş ve bulunmaktadır. Esas itibarıyla makro amaçlarına yönelik olan bu mal ve hizmet üretimleri, kamu kaynaklarına daha çok başvurulması ve bunların amaçlar doğrultusunda ve gittikçe artan büyüklükler içinde sarfı zorunluğunu ortaya çıkartmaktadır.

 

KAMU MALİYESİ İLE İLGİLİ KURUMSAL YAKLAŞIMLAR ( Geleneksel )  

a)          Kurumsal Yaklaşım : devlet faayietlerin hukuki ve idari bakış açısından incelemektedir. Vergilerin uygulamaya konulması, salınması ve toplanması ile ilgili düzenlemeler yanında kamu fonlarınnı kullanımıda ele alınmaktadır. Bu yaklaşımla kamu harcamaları teorisi ve vergi teorisinin geliştirilmesi konusundaki çabalar son derecede sınırlı düzeyde olup yok denecek kadar azdır.

b)          Yapısal Yaklaşımlar: kamu maliyesi ile ilgili konulurın ekonomik açıdan incelenmesine yönelik olup, kaynak dağılımında ve kullanımında etkinlik, devlet faaliyetlerinin etkinliği ve alternatif maliyetler piyasa ekonomi si ile ilgili faaliyetlerin incelenmesi bakımından göz önünüde tutulan teorik çerçeve içerisinde kamu faaliyetlerinin ekonomik analizinin yapılması ve benzeri çalışmaları kapsamaktadır.

c)          Değişim Yaklaşımı : fransa ve italyada çeşitli bilim adamları tarafından ileriye sürülmüş bir yaklaşım olup vergileri kamu hizmetlerinin bedeli olarak kabul etmektedir. Devlet faaliyetlerinin optimumum düzeyinin piyasa ekonomisine benzer bir şekilde ve vergilerin ( fiyatların ) üretilen devlet hizmetlerinin marjinal maliyetine eşit olduğu noktada oluşacağını belirtmektedir.

d)          Gelir Yaklaşımı: fonksiyonel maliye ile ilgili olup her devlet faaliyetinin milli geliri azaltıcı ve arttırıcı etkileri incelenmektedir. Buna kamu harcamalarının finansmanından daha çok harcamanını düzeyini vergiler yolu ile kısmak veya benzer şekilde kamu harcamalarını fonksiyonunun hizmet sağlamak değil gelir akışını daraltmak olması örnek olarak gösterilebilir.

e)  Refah Yaklaşımı: kamu maliyesi aracılığı ile toplum refahının maksimize edilmesini öngörmekte olup kimsenin durumundan fedakarlık yapılmaksızın toplum refahının arttırılması amaçlanmaktadır. . Refah ölçüsü, kamu maliyesi açısından devlet faaliyetlerinin optimum düzeyini belirlemede önem taşımakta ve vergi yükü bakımından fonksiyon görmektedir.

 

KAMU MALİYESİ İLE İLGİ YAKLAŞIMLAR ( Günümüzdeki Yaklaşımlar)

HUKUKİ YAKLAŞIM: Alman ve fransız ekolünün yaklaşım şekli olup siyasi ve idari sistem içinde kamu maliyesinin temel fonksiyonları üzerinde durulmaktadır. Bu yaklaşıma göre kamu tüzel kişileri anayasayla kendilerine yüklenmiş olan fonksiyonları gerçekleştirmeleri için harcama yapmak durumunda olup söz konusu harcamaların hangi kaynaktan ve hangi usullerle sağlanacağı ile toplumsal mali yük uygulamalarının toplum kesimleri arasında adil bir şekilde dağılımının nasıl gerçekleştirileceği konuları ağırlık kazanmaktadır.

 

İKTİSADİ YAKLAŞIM: Devletin vergi ve benzeri nitelikteki kamusal mali yük uygulamaları ve borçlanma aracılığıyla yarattığı ekonomik etkileri ön planda tutmakta söz konusu uygulamaların satın alma gücü tüketim, tasarruf, gelir ve servet dağılımı ile yatırımlar üzerindeki etkilerini analize yönelik bulunmaktadır. İktisadi yaklaşımda devlet faaliyetlerinin Kamu Hukuku ile olan ilişkisi tamamen bir tarafa itilmekte ve konun sadece ekonomik yanı ile ilgilenilmekte ülkemizde kıta avrasyasının etkisiyle mali olaylar genellikle hukuki yakmaşıma göre incelenmiştir.

 

KAMU MALİYESİNİN AMAÇLARI

*****Kaynak Kullanımında Etkinlik Sağlanması: kaynak tahsisi ile ilgi olup ekonomik kaynakların paylaştırılmasında kıt kamu kaynaklarının optimum dağılımını ve kullanımını gerekli kılar. Devlet fiyat mekanizmasının fonksiyonlarındaki eksiklikleri gidermek amacıyla piyasaları piyasa koşullarını sosyal ve özel maliyetler ile dışsal ekonomileri ve ekonomik olmayan durumları gözönünde bulundurmak durumundadır.

******Bölüşümde Etkinlik Sağlanması: iş imkanları eğitim düzeyi, veraset sonucu intikallereyönelikpolitikalar, vergi ve kamu harcama politikaları gibi bazı faktörlere bağlı olarak gelir ve servet dağılımında etkinlik sağlanmasını ifade etmektedir.

******İktisadi İstikrarırın Sağlanması:

 

KAMU GİDERLERİNİN ÇEŞİTLERİ:

KAMU GİDERLERİNİN FONKSİYONEL AYRIMI: bu ayrım şeklinde yapılacak giderler yoluyla gerçekleştirilmesi öngörülen amaçlara yönelik hizmetler dikkate alınmaktadır. Devletin klasik ve sosyo ekonomik nitelikteki hizmetleri gözönünde tutulmakta her bir hizmet grubu için yapılan giderler dikkate alınmaktadır. Aynı hizmet birden fazla kamu kuruluşu aracılığı ile gerçekleştiriliyor ise her kuruluşun o hizmet için yaptığı giderler toplanmakta ve böylece bir hizmet için yapılan toplan gider belirlenmektedir. Eğitim giderleri, savunma giderleri, yönetim giderleri, sağlık giderleri, bayındırlık giderleri sosyal hizmet giderleri gibi çeşitli kalemler altında giderlerin sınıflandırılması yoluna gidilmektedir. Bir bütün olarak çeşitli kamu hizmetlerinin maliyetlerini göremeye bu maliyetler ile ilgili olarak karşılaştırmalara yapmaya ve dolayısı ile hizmetlerin daha verimli olamasını sağlamaya fırsat veren bu ayrım genellikle yarı toplumsal yada piyasa konusu olabilir nitelikteki hizmetlerin etkinleştirilmesi, maliyet fayda analizlerinin yapılabilmesi bakımından daha fazla yarar sağlayabilmektedir.

 

MAL VE HİZMET ALIM GİDERLERİ – TRANSFER VE YARDIM AYRIMI

Mal ve hizmet giderleri devletin üretim faktörü talebi dolayısıyla yapmak durumunda kaldığı giderlerdir. Bu giderler cari harcamalar ve yatırım harcamaları şeklinde ortaya çıkmaktadır. Pigau ve Colm gibi ingiliz ve alman bilim adamları ileri sürülen bu ayrımda bu grupta yer alan giderlerin temel niteliği bir hizmet veya işgücü, bir mal veya eşya dolayısılile giderlerin yapılmış olmasıdır.

 

TRANSFER HARCAMALARI: bu harcamalar mal ve hizmet alımına yönelik olmayıp toplumun sosyal yönden güçlü kalmasına yönelik olarak yapılan ve daha çok yardım amacı güden bir niteliğe sahiptir. Transfer giderleri ekonomik, sosyal ve mali nedenlerle gerekli görülen kişilere yapılan fon aktarmalarını ifade etmektedir. Bu ödemeden yararlananların satın alma gücü artmaktadır. Sübvansiyon şeklinde yapılan taransfer ödemeleri ise çeşitli kuruluşlara ve piyasa fiyatınındüzenlenmesi amacıyla yapılmaktadır. Şekli olarak transfer giderleri bir anlamda negatif vergi olarak düşünülebilir.(Borç faiz ödemeleri tranfer harcamaları içerisinde yer alır)

 

VERİMLİ GİDERLER - VERİMSİZ GİDERLER AYRIMI: ekonominin üretim kapasitesini arttıran veya kamu gelirlerinde artış sağlayan giderler verimli diğer ise verimsiz gider olarak kabul edilmektedir.

CARİ GİDERLER -YATIRIM GİDERLERİ AYRIMI: bu ayrıma göre devletin tüketim malları alımına yönelik harcamaları cari, sermaye oluşumu ile ilgili giderleri ise yatırım giderleri olarak nitelendirilmektedir.

   Cari giderler niteilikleri itibarı ile her yıl tekrarlanma görünümündedirler genellikle birbütçe dönemi   içerisinde tüketilmesi sözkonusu faydanın elde edilmesi amacıyla yapılmaktadır. Personelgiderleri, isıtma, aydınlatma, kırtasiye, yakacak vb giderler örnek gösterilebilir.

Yatırım giderleri ise üretimi arttıran üretkenliği olumlu yönde etkileyen kaynakların daha iyi     kullanılmasını sağlayan üretim faktörlerinin verimliliğini arttıran genellikle dayanıklı nitelikte ve faydası birden fazlayla yaygın mallar yapılan giderlerdir.

 

KAMU HARCAMALARININ SINIFLANDIRILMASI :

İşlevsel Sınıflandırma( fonksiyonel).  Politik organlarca belirlenen kamu harcamalarını kapsayan ve harcamalara ulaşılmak istenen belirli hedeflerin anlamlı biçimde birleştirildiği bir sınıflandırmadır.

a)           Genel Hizmetler: Genel yönetim, savunma yargı ve kolluk hizmetleri gibi TBMM Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mah, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı vs

b)           Ekonomik Hizmetler: genellikle bir yere doğrudan yarar sunma yerine üretim sürecinin ilk aşamalarında hammede ve ara malları ile altyapıyı oluşturan özellikleri dolayısı ile firmalara yarar sağlanmasıdır. Tarım Enerji doğal kaynaklar ulaşım gibi hizmetler, ulaştırma Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, DSİ gibi

c)           Sosyal Hizmetler: Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, hizmetler = Sağlık Bakanlığı çalışma ve Sosyal güvenlik bakanlığı Milli eğitim Bakanlığı Diyanet İşleri Başkanlığı

 

EKONOMİK SINIFLANDIRMA

a)          Gerçek Harcamalar. Toplam talebini bir ögesini ve bu niteliği ile cari dönem üretimi yada fiyat düzeyini etkileyen harcamalardır.

b)          Yatırım Harcamaları

c)          Cari Harcamalar. Personel giderleri büro malzemesi alımı aydınlatma ısınma küçük onarımlar

d)          Transfer Harcaması : fakirlere yapılan harcamalar sübvansiyonlar.

. Eğitim ve sağlık harcamaları kalkınma carisi türünden harcamalardır

 

KAMU GELİRLERİ

a)   Vergiler

b)   Harçlar: Bazı kamu kuruluşlarının sundukları hizmetinden yararlanalanların bu yararlanma karşılığı ödedikleri bedeldir. Harçları vergiden ayıran en önemli kriter harçlarında kısmende olsa bir kamu hizmeti karşılığı olarak alınmasıdır.

c)   Resim : Bazen harca bazende vergiye benzemektedir. Resim ya tamemen karşılıksız olarak alınmakta yada bir hizmetten yararlanmanın veya bir hakkı elde etmenin karşılığı olarak alınmaktadır. Rıhtım resmi, ihade alının damga resmi

d)   Şerefiye : Şerefiyede vergi ve harcın özelliklerini taşıyan bir kamu gelir türüdür. Buğün ülkemizde harcamalara katılma payları olarak adlandırılmakta ve belediyelerce yapılan yol kanalizasyon ve su tesisleri hizmetlerinden yararlanan gayrımenkul sahiplerinden alınmaktadır.

e)   Parafiskal gelirler: kamu veya yarı kamu kurumu niteliğindeki ekonomik sosyal ve mesleki kuruluşların yaptıkları hizmetler karşılığında, kendi üyelerinden veya hizmetlerinden yararlanlardan çeşitli adlarla aldıkları paralardır. Örnek olarak Emekli sandığı, SSK Bağkur.

 

PARAFİKSAL GELİRLER

1). Kamu kuruluşu niteliğindeki bir ekonomik yada mesleki kuruluşun yaptığı hizmetlerden dolaylı veya dolaysız bir şekilde yararlanan kişilerden toplanmaktadır

2). Zorunlu bir ödemedir

3). Ekonomik sosyal ve mesleki kuruluşlar tarafından toplanırlar.

4) . Devlet veya yerel yönetimlerin bütçelerinde yer almamaktadır.

5) . Karşılıkları vardır.

 

f) 

g) para basımı

h)mali tekeller

ı) para

i ) Emlak teşebbüs gelirleri

 

VERGİNİN TANIMI VE ÖZELLİKLERİ

1-VERGİNİN DEĞİŞİM GÖRÜNÜŞÜNE GÖRE AÇIKLANMASI: fayda teorisi vergilerin; kamu harcamalarından sağlanan fayda göre dağıtılmasını öngörmektedir. Buna göre, nasıl alınan özel mal ve hizmetler için ödeme yapılmaktadır. Aynı şekilde kamu sektörünün sunduğu mal ve hizmetler için de ödeme yapılması gerekir. verginin değişim teorisine göre açıklanmasında vergi: devletin gördüğü mal ve hizmetlerin karşılığı olarak alınan ve bunun için ödenemesi gereken bir bedel olarak görünmektedir. Locke PROudhon, Clemence rayer gibi mualiflerce savunulmuş bir görüştür. “ vergi bir değişimdir, kişiler arasında bu faydaların sağlanması için yapılan değişime benzer şekilde bireylerle devlet arasında da değişim vardır. “ devletin rolü herkese eşit fedakarlık yüklemek olmayıp bireylere sağladığı hizmetlerin adil fiyatını ödemektir. Gibi çeşitli ifadelerle açıklanan bu görüşün geçerliği kalmamıştır. Çünki vergi kamu hizmetlerinin gerektirdiği giderleri finanse etmek üzere alınmakla birlikte, belirli bir hizmet karşılığı değildir.

2- VERGİNİN SİGORTA PRİMİ GÖRÜŞÜYLE AÇIKLANMASI: toplum bireylerin mal ve mülklerini güvenlik altında bulunduran devlete bu hizmetlerin karşılığı olarak ödemiş oldukları bir sigorta primine benzetilmektedir. Devlet sanki bir sigorta şirketi gibi fertlerden vergi adı altında para almakta ve karşılığında güvenlik ve asayişi sağlamaktadır. Montesguieu, Mirabeau, Emine de Girardin bu görüşü savunmaktadır.

3- VERGİNİN SOSYAL ÜRETİM GİDERLERİNE KATILMA PAYI OLARAK AÇIKLANMASI: bu görüşe göre toplum bir üreticiler birliğine benzetilmekte ve vergi devlet tarafından yapılan kamu hizmetlerinin sosyal üretime katılması karşılığı olarak ödenen bir pay şeklinde kabul edilmektedir. Vergi üretimden faydalanmak için her üreticiye düşen gider payıdır.

 

4-VERGİYİ DEVLETİN EĞEMENLİK HAKKININ BİR SONUCU SAYAN GÖRÜŞ

VERGİLEMEYE İLİŞKİN TEMEL KAVRAMLAR

VERGİNİN TEMEL KONUSU: Verginin üzerinden alındığı şeydir, bu şey ekonomik bir değer, hukuki bir muamele, fiziki bir varlık, bir fiil, bir olay ve benzedi olabilmektedir. Sadece maddi anlamdaki mal ve eşyalar değil; maddi olmayan ekonomik unsurlar, mükelleflerin fiziki varlığı veya sosyal durumları dahi vergi konusunun kapsamına girebilmektedir.

 

VERGİ MÜKKELLEFİYETİ: Vergi mükellefi yada yükümlüsü, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişi olarak tamınlanmaktadır.

 

VERGİ SORUMLULUĞU verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesi ile muhatap olan kişidir vergi sorumlusu vergi kanunlarına göre kendisi mükellef sayılmayıp vergi mükellefi adını vergiyi ödemek ve vergiye ilişkin değer şekil ödevleri yerine getirmek zorunda olan kişidir

Vergi sorumlusunun en tipik örneğini ücrelilere ilişkin gelir vergisi uygulamasında görüyoruz.işverenler yanlarında çalıştırdıkları kişilere hizmet karşılığı ödedikleri gelir vergisini kesip vergi dairesine onlar adını yatırmak zorundadır. Bu durumda ücretliker vergi mükellefi sayılırken işverenler vergi sorumlusu sayılmaktadır.

 

VERGİDE İSTİSNA VE MUAFİYET

-         İstisna verginin konusunda muafiyet ise mükellefiyette kısıtlamayı ifade eder.

-        istisnaya örnek olarak katma değer vergisinden ihracat istisnasını gösterebiliriz

-        muafiyete örnek olarak gelir vergisi kanunda yer alan esnaf muaflığı, küçük çiftçi muaflığı, ve diplomat muaflığını göstermek mümkündür.

Advolerm matrah: Vergi konusunun ekonomik değeri alınıyorsa satış fiyatı vs advolerm matrah sözkonusudur.

Spessifik Matrah : Verginin konusu uzunluk, ağırlık, yüzölçümü, adet vb olarak alınıyorsa spesifik matrah sözkonusudur.

 

Vergi Matrahının Tespitini ilişkin Usuller

a)   İdari Takdir Usulü : doğrudan doğruya takdir usulü olarakta nitelendirilen bu usulün esası vergi idaresinin, her bir vergi yükümlüsüne ilişkin vergi borcunu ayrı ayrı tespit etmesidir. Son derece subjektif bir uygulama, esasına dayanan ve yükümlülerin aleyhine olarak matrahın çok yüksek belirlenmesi tehlikesini taşıyan bu usul günümüzde bazı istisnai hallerde uygulanmaktadır.

b)   Karine ve Dış Belirtiler Usulü. Bu usül doğrudan takdir usulünden biraz daha objekleştirilmiş bir şekildir. Bu usulde mükelleflerin gelir ve servetlerine karine teşkil eden bir takım dış belirtilerden yada göstergelerden hareketle vergi borcunun tespitine çalışır.

c)   Götürü Usul : Bu usulde vergi idaresi yükümlüleri münferit olarak değil belli gruplar itibarı ile ele alarak matrahlarını tespit etmektedir. Yükümlüler belirli kıstaslara göre sınıflandırılmakta ve her sınıf için ortak bir vergi matrahı tespit edilmektedir.

d)   Beyan Usülü : Beyan usulünün esas vergi matrahıın yükümlülerine veya vergi sorumluları tarafından vergi kanunlarında öngörülen ilkelere uygun olarak belirlenip beyanname adı verilen bir belge ile vergi idaresien bildirilmesidir. Bu usulde vergi idaresinin görevi beyan edilen matrahların doğruluğunu kontrol etmektir.

Vergi Tarhı : Vergi tarhı kısaca vergi borcunun hesaplanması işlemidir. Vergi usul kanunuda verginin tarhı vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi idaresi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari işlemlerdir. Biçiminde tanımlamıştır.

Vergi tarifesi : konusu ve matarahı belli olan bir verginin miktarını belirleyebilmek için vergi tarifesi denilen unsurun bilinmesi gerekir. devlet açısından bir alacak, yükümlüler bakımından ise bir borç oluşturan verginin tutarının hesaplanabilmesi için ancak vergi tarifesi ile olur.

Verginin Tebliği : Vergiyi tarh eden, yani hesaplayan taraf vergi dairesi olduğuna göre, bu işlemden karşı tarafın yani yükümlülerin yada sorumluların haberdar edilmesi gerekir. iste vergi dairesinin vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususları yükümlülere yada sorumlulara bildirmesine tebliğ denilmektedir.

Verginin Tahakkuku: Tarh ve tebliğ edilen verginin ödenecek safyahay gelmesidir. Verginin tarh edilerek yükümlüye tebliğ edilmesiyle artık yükümlü vergi borcu hakkında bilgi edinmiş olur.

 

VERGİNİN TAHSİLİ:

a) İltizam Usulü:  Bu usulde vergilerin kanunlara uygun olarak tahsili için devlet tarafından bir bedel karşılığında mültezim adı verilen ve nevi mütehait fonksiyonu gören bir kişiye veriliyordu. Vergi toplama işinin mültezime verilişi açık arttırma ile gerçekleştirilirdi. Buna göre vergi toplama hakkı karşılığında devlete en yüksek bedeli ödemeyi tahhüt eden kişi bu hakkı elde ederdi. Mültezimin tapladığı vergi ile ödediği bedel arasındaki fark kendi karını vveya zararını teşkil ederdi.

b)  İhale Usulü : vergi toplama hakkı, toplanacak vergi hasılatından en düşük payı taahüt edene verilir. Bu usul bügünkü devlet ihale sisteminde açık eksiltme usulüne benzetilebilir.

c)  Halk Temsilcileri İle Tahsil Usulü : vergi idaresinin yeterli düzeyde gelişmediği dönemlerde uyğulanmış olun bu usulde vergiler, halkın arasında bu amaçla seçilmiş kişiler vasıtasıyla toplanıyordu

d)  Emanet Usülü: vergilerin devlet adına onun görevlendirdiği kişiler vasıtayısla tahsil edilmesidir. Şu anda Türkiyede uygulanan sistem budur.

e)  Pul Veya Bondrol Yapıştırmak Yahut Değerli Kağıtlar Kullanmak Suretiyle Verginin Ödenmesi

 

MALİ AÇIDAN GELİR KAVRAMI

a)  Kaynak Teorisine Göre Gelir.: Belirli bir kaynaktan düzenli olarak sağlanan gelir akımını ifade eder. Örneğin bir teşebbüs sahibinin işletmesinden sağladığı kar , emek sahiplerinin elde ettikleri ücretler, menkul ve gayrımenkul sahiplerinin sahip oldukları sermaye unsurları başkalarının kullanımına terk etmek suretiyle sağladıkları………………..kaynak teorisine göre geliri teşkil etmektedir. Bu karşılık belirli bir kaynaktan düzenli olarak sağlanmayan , örnegin miras bağış ve benzeri yollardan yad menkul ve gayrımenkul sermaye unsurlarının kendi değerinde meydana gelen artışlar bu manada vergilendirilerek gelir kapsamına dahil edilemezler.

b)  Net Artış Teorisen Göre Gelir. Net artış teorisi vergilendirilecek gelir kavramını daha geniş kapsamlı olarak ele almaktadır. Bu teoriye göre gelir, kaynak teorisine göre açıklanan gelir kavramında içine alacak biçimde bir kimsenin belli bir dönemin sonundaki servet değerinde aynı dönemin başındaki servet değerine göre meydana gelen net artıştan ibarettir. Bu artışa dönem içindeki çeşitli tüketim harcamaları dahildir.

Türk gelir sistemi. Vergilendirilecek gelirleri ağırlıklı olarak kaynak teorisine göre ele almış olmakla birlikte azda olsa net artış teorisene giren gelir unusurlarınada yer verilmiştir.

 

GELİR VERGİSİNİN UYĞULAMA ŞEKİLLERİ

Sedüler Gelir Vergisi : Yükümlülerin çeşitli kaynaklardan sağladığı vergilerin ayrı ayrı verğilendirilmesidir. Örneğim bir vergi yükümlüsünün aynı vergileme döneminde ticari kazanç yanında zirai kazanç ve menkul sermaye iradı elde etmesi halinde, bu gelirlerin birleştirilmeden ve birbirleriyle irtibatlandırılmadan vergilendirilmesi durumunda ortay çıkan vergilerdirme şekli sedüler gelir vergisidir.

 Sedüler gelir vergisinin uygulamasında yükümlürin şahsi durumları dikkate alınmadığı gibi artan oranlı tarife yapısıda uygulanmaz bu nedenle sedüler gelir vergisi gayrı şahsi objektif nitelikte bir vergidir.

Üniter gelir vergisi: Çeşitli unsurlardan sağlanan gelirin birleştirilerek vergilendirilesi üniter gelir vergisi çeşitini oluşturur. Bu usulde çeşitli kaynaklardan sağlanan gelirler toplanır. Varsa zararlar mahsup edilir. Bu suretle bulunan net tutar üzerine artan oranlı vergi tarifesi tatbik edilmek suretiyle vergi borcu hesaplanır.

Üniter gelir vergisi uygulamasında ayrıca, yükümlülerin şahsi ve ailevi durumlarına göre vergi matrahından belli indirimler yapmak suretiyle vergilemede ödeme gücü ilkesini gerçekleştirmek mümkündür.

 

HARCAMA ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLER

TÜRLERİ: muamele vergileri, vergi konusunun kapsamına genişliğine göre genel muamele ve özel muamele vergisi olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Genel muamele vergisi bazı istisna ve muafiyetler dışında tüm iktisadi ve hukuki düzenlemeleri kapsamına alan bir vergidir. Örneğin Katma Değer vergisi, bu manada bir genel muamele vergisi grubuna girer. Buna karşılık sadece bir kısım iktisadi ve hukuki muameleri kapsamına alan vergiler ise özel muamele vergisi grubuna girerler. Bu tür vergilere örnek olarak talep elastiki düşük olan tütün mamülleri, şeker, akaryakıt, ve benzeri maddeler üzerine konulan özel tüketim vergileri gösterilebilir.

 

UYGULAMA ŞEKİLLERİ

Yayılı Muamele Vergisi : vergi konusu mal ve hizmetlerin üretim ve tüketim zinciri içindeki her aşamada satış fiyatı üzerinden alınan vergidir. İlk üretim aşamasından itibaren alınmaya başlanan vergi müteakip aşamaların herbirinde, daha önceki aşamalarda ödenmiş olan verginin malın fiyatına eklenmesi, suretiyle bulunan satış fiyatı üzerinden hesaplanarak alınır. Bu süreç, ilk üretimden parekende satış aşamasına kadar bu şekilde devam eder.

Vergi Piramitleşmesi : Ödenen vergi malın maliyetine eklenerek daha sonraki safhalarda alınacak olan verginin matrahına girmiş oluyor. Böylece verginin üzerinden vergi hesap edilip alınıyorki bu duruma mali litaratürde vergi piramitleşmesi denir.

Toplu Muamele Vergisi. Toplu muamele vergisiin üretim- tüketim zinciri içinde alındığı aşamanın adına göre üç çeşiti vardır. Bunlardan birincisi malın ilk üretim aşamasında vergilendirilmesidir ki. Buna istihsal vergisi adı verilir. İkincisi malın toptancıdan parekendeciye aktarılması sırasında vergilendirilmesidirki bu aşamada alınan vergiye toptan satış vergisi adı verilir. Üçüncüsü ise malın tüketiciye intikali sırasında yani parekendeciler tarafından tüketicilere yapılan mal teslimleri dolayasıyla vergi alınmasıdırki, buna parakende satış vergisi adı verilir.

KDV ekonomide meydana getirdiği etki bakımından toplu muamele vergisi türlerinden perakende satış vergisi ile aynıdır.

 

KATMA DEĞER VERGİSİNİ TÜRLERİ 

1)   Gayrısafi Hasıla  MATRAH = Ücret+Faiz+Rant+Kar+Amortisman Tipi KDV                 

2)   Gelir Tipi MATRAH           =(ücret+faiz+rant+kar)- Amortisman KDV

3)   Tüketim Tipi MATRAH      =( ücret+faiz+rant+kar)- Yatırım Mal Tutarı KDV             

Türkiye 1999 yılında gelirtipi KDV den Tüketim tipi KDV geçmiştir.

 

VERGİLEMENİN KLASİK İLKELERİ

Adam Smith tarafından ortaya konulmuş ilkelerdir.

 

1)                   Adalet İlkesi : Toplum içinde bulunan ve vergi ödeme gücüne sahip bulunan herkesin ödeme güçleri dahilinde kamu harcamalarının finansmanına katılmalarını öngörür

2)                   Belirlilik ve kesinlik ilkesi : herkesin ödeyeceği verginin türü ve miktarı önceden belli olmalıdır. Keyfi ve rastgele kimseden vergi alınmalaıdır. Her yükümlü nezaman nerede ve nekadar vergi ödeyeceğini önceden kesin ve açık olarak bilmelidir

3)                   Uygunluk ilkesi : buna göre vergiler yükümlülerden en uygun zamanda ve şartlarda alınmalıdır.

4)                   İktisadilik ilkesi (Tasarruf İlkesi ): Yükümlülerin ödemiş olduğu vergi miktarı ile devlet hazinesine giren vergi miktarı arasındaki farkın mümkün olduğu kadar az olmasını ifade eder.

 

VERGİLEMENİN MALİ İLKELERİ

Verimlilik İlkesi : Belli bir dönemde örneği bütçe yılı içinde devlet tarafından yapılacak harcamaların büyük bir kısmını karşılayacak düzeyde vergi geliri elde edilmesini ifade eder. Dolayısı ile vergi gelirinin verimliği sayesinde kamu harcamaları için gerekli olan finansman kaynağının sağlanması mümkün olur.

Esneklik İlkesi : Bir verginin esnekliği o vergi ile sağlanan gelirlerin belli şartlara göre çoğalıp azalabilmesini ifade etmektedir. Bir verginin esnekliği, yani hasılatının değişimi, milli gelirdeki değişmelerle mukayese edilerek ölçülür. Milli gelirdeki değişmelere bağlı olarak hasılatıda değişen bir vergi esnek olarak nitelendirilebilir

 

VERGİLEMEDE ADALETİN SAĞLANMASINA İLİŞKİN İLKELER

Yararlanma İlkesi : Yararlanma ölçüsüne göre devlet bireylerden kamu hizmetlerinden yararlandıkları ölçüde vergi almalıdır. Bu ölçü serbest piyasa ekonomisinde geçerli olan mübadele esasına dayanmaktadır. Nasılsa bireylerin ürettikleri mal ve hizmetlerin piyasada bir bedeli vardır. Devletin ürettiği mal ve hizmetlerinde bir bedeli olmalıdır. Ve bu bedel vergidir.

Ödeme gücü ilkesi : Devlet bireylerden vergi alırken onların ödeme gücünü gözönünde bulundurmaktadır. Bireylerin ödeme gücünü teşkil eden gelir ve servet harcamaları birbirinden farklıdır. Dolayısı ile bireylerin ödeyeceği vergi miktarının farklı olması adil bir vergilendirmennin gereğidir. Buna göre bireylerin kamu hizmetlerini finansmanına kamu hizmetlerinden yararlandıkları ölçüde değil sahip oldukları ödeme gücü ölçüsünde katılmaları gerekir.

 

Genellik ilkesi : vergi ödeme gücüne sahip olan herkesin herhangi bir ayrıma tutulmadan vergi ödemisini ifade eder. Vergide muafiyet ve istisnalar yer verilmesi bu ilkeyi zedeler. Ancak iksitadi ve sosyal sebebler istisna ve muafiyetleri zorulu olarak ortaya çıkartmaktadır.

Eşitlik ilkesi. Vergi ödeme gücü bakımından aynı olanların vergilendirme bakımından aynı tür işlemlere tabi tutulması buna karşılık farklı durumda olanların ise farklı işlemlere tabii tutulması olarak açıklanabilir. Aynı durumda olanların aynı tür vergilendirme işlemlerine tabii tutulmaları vergilendirmede yatay eşitlik, buna karşılık farklı durumlarda bulunanların farklı bir biçimde vergilendirilmesi ise vergilemede dikey eşitlik olarak nitelindirilir.

Nispilik ilkesi. Vergi yükünün herkesin ödeme gücüne göre paylaştırımasına nispilik ilkesi denilmektedir. Vergi yükünün fertler arasında nispi olarak eşit ve adil dağılımını sağlamak için yararlanılabilecek bazı teknikler vardır. ;

********En Az Geçim İndirimi :İnsanların geçinmeleri için gerekli olan asgari gelirin vergi dışı bırakılmasına asgari geçim indirimi veya en az geçim indirimi denir.

 

En Az Geçim İndirimi Uygulama Şekilleri

1)Matrahtan indirim Sistemi: Mükellefin gelirinden , en az geçim indirimi tutarının düşürülmesi ve kalan kısmın vergilendirilmesi şeklinde gerçekleştirelen uygulamadır. Burada; en az geçim indirimin düşüldüğü gelir matrahmış gibi düşüldüğünden, matrahın tanımı ve niteliğine ters düşen bir şekilde işlem yapıldığı görülür. Matrah; vergi konusunun verginin hesaplanmasına esas olan değer yada miktardır, şeklinde tanımlanmakta olup, burada dikkati çeken husus, indirimden sonra kalan tutarın vergi hesabına esas alacağıdır.

2) Vergiden İndirim (Dekot)Sistemi: Bu sistemde önce mükellefin vergilendirilmesi söz konusu geliri, vergi tarifesine göre vergilendirilmekte, daha sonra en az geçim indiriminin tarifeye göre bulunan vergisi, toplam vergiden düşülmektedir.kalan kısım mükellefin ödemesi gereken vergiyi oluşturmaktadır.

3) Bölme Katsayı Sistemi: Aile gelirinin aile bireyleri sayısına bölümlenmesinden sonra vergilendirilmesini ön gören bir sistemdir. Bu sistemde artan oranlı vergi tarifesinin gelir dilimleri üzerindeki etkisinden yararlanılmaktadır. Aile gelirinin bölünmeden toplam gelir üzerinden vergilendirilmesi halinde gelir vergi tarifesinin üst oranlarına girecektir. Gelirin bölünmesi halinde her bir gelir kısmının ayrı ayrı vergisi hesaplanacağından tarifenin daha düşük oranlarına tabi olmaları nedeniyle ailenin toplam vergi yükü azalacaktır.

·                           ***********TÜRKİYEDE 1968’ DEN ÖNCE VE 1981 YILINDAN İTİBAREN MATRATAN İNDİRİM SİSTEMİ UYGULANMIŞTIR BU YILLAR ARASINDA İSE VERGİDEN İNDİRİM (DEKOT) SİSTEMİ UYGULANMIŞTIR.

 

*********** Artan Oranlılık :Vergi matrahının büyümesi ile uygulanan oranında büyüdüğü vergilerdir.Gelir vergisi artan oranlı vergilere en iyi örnektir.

*********** Ayırma Sistemi   :Sermaye gelirlerinin emek gelirlerine göre daha fazla vergilendirilmesini öngören bir sistemdir.

Kişisel Verği Yükü. Bir kişinin ödediği toplam vergilerin kişinin toplam gelirine oranıdır

Toplam verği yükü. Devletin gelirlerinin toplamanın GSMH oranıdır

Net vergi yükü. Ödenen vergilerin yararlanılan kamu hizmetlerinin bedelinden mahsubunun kişi toplam gelirine oranıdır

Vergi kapasitesi : Bir ülkenin asgari geçimini sağlayan gelir düzeyinin üzerinde kalan gayrısafi milli hasılasının büyüklüğüne eşittir. Başka bir ifadeyle bir ülkedeki vergilendirilebilir ekonomik potansiyeli ifade eder.

Fiili vergi gayreti. Belli bir dönemde devletin toplayabildiği vergi hasılatının gayrısagi milli hasılaya oranıdır.

Vergi baskısı (tazyiki). Verginin karşılıksız ve zorunlu olması onun gönülden bir istekle yerine getirilmesini engeller bu nedenle vergiyi istemeyerekte ödemek zorunda olanların duymuş oldukları. Psikolojik etkiye vergi baskısı yada vergi tazyiki denilmektedir.

a)          vergiden kaçınma. Vergiyi doğuran olaya sebebiyet vermemek suretiyle vergi borcundan kurtulmayı ifade eder. Vergi yasalarındaki istina ve muafiyetlerden yararlanmak örnek: yükümlülerin vergi konusuna girmeyen kaynaklardan kazanç ve irat sağlamak yada vergiye tabi olmayan mal ve hizmetleri satın almamak suretiyle verigiden kaçınmak mümkündür.

b)          Vergi kaçakçılığı. Vergi kaçakçılığı vergi baskısına karşı yasa dışı bir tepkidir.

Verginin telafisi giderilmesi. Vergi ödemek suretiyle ödeme gücü zayıflayan bireyler, tekrar eski güçlerine kavuşabilmek için bir takım çaba ve faaliyet gösterirle. Bu çerçevede yükümlüler tüketim yatırım ve tasarruf kararlarını gözden geçirererek bazı değişiklikler yapmaya karar verebilirler. Vergi baskısı karşısında ortaya çıkan bu değişikliğe Verginin beyan etkisi denir.

a)        verginin gelir etkisi. Ödedikleri vergiden dolayı gelirlerinde azalma meydana gelen bireyler, gelirlerindeki bu azalmayı daha çok çalışarak kazanmak suretiyle telafi edebilirler. Bu duruma verginin gelir etkisi denir

b)        verginin ikame etkisi. Verginin yükümlülerin ekonomik karar ve tercihlerinde değişlikler meydana getirmesi durumudur. Örnek, üzerine vergi konulan yada üzerinden alınan vergi miktarı artan bir mala olan talebin artması durumuna verginin ikame etkisi denir.

 

VERGİNİN YANSIMASI

a)         Yansıma Şekilleri.  İleriye doğru yansıma :kısmen yada tamamen ileriye doğru yansıma, üretici yada mal ve hizmet satışını yapan kimselerin ödemiş oldukları vergiyi mal ve hizmetlerin satış fiyatına ekleyerek alıcıya devretmesi şeklinde gerçekleşir.

b)         Çapraz Yansıma : Talep elastikiyeti düşük olan, temel gıda maddeleri ve tekel ürünleri gibi malların üzerine konulan bir vergi kolaylıkla fiyata eklenerek alıcılara yani ileriye doğru yansıtılabilir, buna karşılık talebi esnek olan bir malın üzerine konulan bir verginin ileri doğru yansıtılması pek kolay olmaz. Zira vergi dolayısı ile fiyatı yükselen mala karşı olan talep azalır. Bu yüzden ileriye doğru yansıma bazen vergi konusu malların fiyatının yükseltilmesi ile değilde başka malların fiyatının yükseltilmesi ile gerçekleşirki buna çarpraz yansıma denir.

c)         Geriye doğru yansıma: Satılan alınan mal ve hizmetlerin fiyatı düşürülerek vergi yükü malı satanların üzerine doğru devredilmeye çalışılır. Ancak hemen belirtmek gerekirki yansımanın bu şekli daha çok işletmelerin kendilerinin satın aldıkları faktörlerin fiyatının düşürülmesi şeklinde gerçekleşir.tüketiciler açısından geriye yansıma oldukça güç bir iştir.

d)         Kanuni ve fiili yansıma :Kanun koyucu vergiler ile ilgi düzenlemeleri yaparken verginin yükümlüler tarafından başkalrına devrini öngörmüşolebilir bunun sonucu olarak gerçeklekşitirlen yansımaya kanuni yansıma denirir Örneğin:; KDV vergisinde mal ve hizmet satışını yapanlar kanuni yükümlü olarak nitelendirilen tüketiciler vergi taşıyıcısı yada yüklenicisi olarak nitelendirilmektedir. Bazı hallerde kanun koyucu açık bir şekilde öngörmediği halde yasal yükümülü tarafından ödenmiş olan bir vergi çeşitli yollardan başkalarına devredilmektedir. Bu suretle oluşan yansımaya fiili yansıma adı verilir.

 

YANSIMANIN BAĞLI OLDUĞU FAKTÖRLER

a)Verginin mahiyeti

*Dolaylı Vergiler: Mal ve hizmet satışları üzerinden ödenen vergiler gelir ve servet unsurları üzerinden alınan dolaysız verilere göre daha kolay yansıtılabilir. Mal ve hizmet satışları üzirenden alınan vergilerin satış fiatına eklenerke alıcılara devredilmesi kolaydır.

*. Verginin kapsamı ne derece geniş olursa yansıması o ölçüde kolay olur. Buna karşılık kapsamı dar olan vergilerin yansıma kabiliyeti daha azdır. Kapsamı geniş olan vergillerin ikame etkisi zayıftır. Tüm mal ve hizmetleri kapsamına alan vergi, söz konusu mal ve hizmetirin fıyatını aynı ölçüde yükselttiğinden, tüketicilerin başka mal ve hizmetlere yönleme imkanı önlenir. Bu yüzden vergi dolayısıyla fiyatı yükselen mala karşı olan talep değişmeyecektir. Bunu sonucu olarakda vergi fiyatının bir parçası olarak kolaylıkla tüketcilere yansıtılır.

*. Verginin dar kapsamlı olması halinde yani sadece belli mal vey hizmetlerden vergi alınması durumunda tüketicilerin vergisiz mallara doğru yönelme ihtimali olacağıdan bu tür vergilerin yansıtılması güç olur.

 

B) Piyasa Yapısı

****tam rekabet piyasasında kısa dönemde verginin yansıması oldukça sınırlı olup verginin büyük bir kısmı firmalar üzerine yerleşir.

*****monopolcü, monopol güce baglı olarak maliyetleri etkiyelen bir vergi varsa fiyatları yükselterek vergiyi yansıtır.

*****oligopolda az sayıda satıcı firma ile aralarında belirlenen dayanışma sonucu vergideki artışı fiyata aktararak tüketiciye yansıtabilir.

c)Talep Esnekliği Verginin yansımasını belirleyene en önemli faktör talep esnekliğidir. Talebin esnek olması fiyatlardaki değişmenin talep seviyesinde aynı ölçüde veya daha fazla bir değişme meydana getirmesini ifade eder. Buna karşılık, talebin esnek olmaması yada az esnek olması, fiyatlardaki değişmenin talep seviyesini etkilememesini yada az etkilemesini ifade eder. Bu durum karşınıda talebi esnek olan malların üzerine konulan verginin yansıtılması son derece güç yada imkansız olurken talebi esnek olmayan yada az esnek olan malların üzerine konulan verginin tamamının yada büyük bir bölümünün yansıtılması son derece kolay olur. Örneğin zaruri ihtiyaç maddelerinden ekmek, şeker, tuz ve benzeri gıda maddeleri üzerine konulan bir verginin yansıtılması aynı oranda gerçekleşmez.

 

DEVLET BORÇLARI

Az Gelişmiş Ülkelerin Borçlanma Nedenleri

 * Büyük Yatırımlar İçin

 * Ekonomik Gelişme İçin Gerekli Olan Teknolojik Bilgi Birikimine Sahip Olmak İçin

 * Askerlik Harcamalarının Geniş Boyutlara Ulaşması 

 * Yeterli Hammede Ve Ara Malına Sahip Olmak   

 * Ödemeler Bilançosundaki Açıklar 

 * Üretimin Dışa Bağımlı Olması.

Gelişmiş Ülkelerin Borçlanma Nedenleri

 

 * Geçici Bütçe Açıklarının Giderilmesi

 * Olağan Üstü Giderlerin Karşılanması

 * Bazı Özel Ve Büyük Projelerin Finansmanı.

* Proje Ve Proğram Kredileri: belli biryatırım projesinin gerekli kıldığı ithalatın fininsmanında kullanılmak üzere alınan kredilrin temel özelliği alnıdıkları projenin finansmanında kullanılabilmesidir. Her hangi bir projeye bağlı olmadan alınan kerdilereise proje dışı yada proğram kredi adı verilir.

* Bağlı Ve Serbest Krediler Krediyi açan ülke kredi vermeyi kendi mallarının satın alınma şartına bağlamış ise bu çeşit kredlier bağlı krediler bağlı krediler kredi veren ülkenin ihracatının artırır. Herhangi bir şarta bağlı olmayan krediler ise serbest kredi olarak nitelendirilir.

* İMF 1944 yılında kurulmuştur. Amacı uluslararıs para sisteminin işleyişini düzenlemektir. Fon’ un fonksiyonu ise dış ödemeler açığı bulunnan ülkelere kısa vadeli kredi sağlamaktır.

LEASİNG ( Finansal kiralama) : leasing bir işletmenin ihtiyaç duydugu yüksek maliyetli araçları kiralama yöntemiyle temin etmesidir. Bu sistemin uygulandığı ülkelerde bu amaçla kurulmuş şirketler vardır. Lisasinğ yoluyla araç kiralamak isteyen, söz korusu şirkete başvurur anlaşma sağlandığında leasing şirketi aracı satın alarak kullanılmak üzere ilgil işletmeye kiralar kiralan malın mülkiyeti şirkete aittir. Ancak belli bir süre sonra malın mülkiyeti kiracıya devredilebilir.

 

KISA ORTA VE UZUN VADELİ BORÇLAR

Hazine Bonoları. Bir borç senedi türü olup genellikle bütçe ödemeerini zamanında yapabilmek için kısa vadeli borç almaya yarayan belgelerdirvadeliri 3,6,9,12 ay şeklinde olabilmektedir. Vergiden istisna edilmiş olması sözleşmelerde teminat olarak kabul edilmesi ve bunların karşılığında Merkez Bankasından avans alınabilmesi bonoların avantajlarıdıdır. Dalgalı borçlanmada denir vadesi 1 yılı geçemez

Hazine Kefaletine Haiz Bonolar. Kitler ve diğer kamu kuruluşlarının hammede veya ürün alımı gibi çeşitli ihtiyaçlarını zamanında karşılaya bilmek için hazenini güvencesi ile çıkartılan bonoları , Merkez Bankasına iskonto ettirerek avans alabilmektedir.

Mütehhit Bonoları. Geçmiste mütahitlere yaptıkları iş karşılığında devletten alacaklarına sayılmak üzere bonolar verilmiştir.

Avanslar. Merkez bankasının cari yıl bütçe ödeneklerinin belli bir oranı kadar hazineye kısa vadeli natik vermesidir.

Bütçe emanetleri.

Adi emanetler. İhale teminatları, gümrük teminatları, hacizli malların satışından artan paralar, çeşitli fonlara ait kesintiler, niteliği belirlenemeyen paralar.

·       Borçların Tahkimi(Konsolidasyon). Borç konsolidasyonu ) vadesi gelen bir borcun vadesinin uzatılması işlemidir. Daha çok dış borçlara uygulanır.

·       Konversiyon: borç belgelerinin değiştirilmesi anlamına gelir. Yüksek faizli tahvillerin daha düşük faizli tahvillerle değiştirilmesidir.

·       Moratoryum: vedesi gelmiş borçlara ilişkin herhangi bir kanun yada yasal dayanağı olmamasına ragmen ödemelerin tek taraflı olarak durdurulması yada ertelenmesi işlemidir. Osmanlı döneminde ilk moratoryum 1881 yılında ilan edilmiştir. 1930 ve 1958 yıllarında da morotoryum ilan edilmiştir.

 

DEVLET TAHVİLİ SATIN ALANLARAR SAĞLANAN AVANTAJLAR.

1Borçlanma Faizi: Devlete borç verenlerin ilk çıkarı alacakların faizidir.

2 İtfa Primleri: tahvillerin anaparalarının geri ödenmesinde devlet başabaşın altında ithal ihraç ettiği tahvile’ nominal değerini ödemesi yad abaşbaştan ihraç edilen tahvile daha yüksek ödemde bulunması

3 İkramiye (piyangolu ) ihraç: bu tip tahvillerde, gerçek faiz oranının yükseltilmesine imkan verirler. Burada söz konusu olan yükseltme, tahvil sahipleri arasında düzenlenen piyango sonucu kazanan tahvillerin yararlanması şeklinde olmaktadır. Kazanamayanlar ise bu haktan yararlanamazlar.

4 Vergi İmtiyazları: bazen ihraç edilen tahviller vergiden muaf tutularak tahvil satın alanlara ek bir avantaj sağlanmıştır.

5 Vergi Ödemelerinde Kullanılması: devlet bazı tahvilleri satın alıcıları tarafından vergi ödemelerinde kullanabilmelerine imkan tanır.

6Hukuki İmtiyazlar: devlet tahvilleri ihtiyati tedbir ve hacizden muaf tutalabilir.

7Teminat Olarak Kabul Edilmesi: Devlet ihalelerinde tahviller teminat olarak kabul edilebilir.

 

PARA DEĞERİNDEKİ DEĞİŞMELERE KARŞI GARANTİLER.

a)Döviz Garantili Tahvil İhracı: Enflosyonlu ekonomilerde devlet, iç borçlanmalarda, tahvil satın alanlara, başka devletin para birimi üzerinden garanti verir. Bu tahvillerin anapara ve faizleri döviz ürerinden ödenir.

b)Altın Garantili Tahvil İhracı: bu tahvillerin ana paraları altın, faizleri ulusal para üzerinden ödenmesi gerekir.

c)Endeksli Tahvil İhracı: Tahvil İhracı belirli malların fiyat endeksine bağlanarak ödenmesidir.

İÇBORÇ DIŞ BORÇ AYRIMI: iç ve dış borç ayrımı borcun sağlandığı piyasının uyrukluğuna göre tayin edilmektedir. Bir piyasadan o piyasanın milli parası yerine başka bir para birimi üzerinden tahvil ihraç edilmesi onun o milli piyasadan borçlanılmadığını göstermektedir. Öreneğin Türkiye Devleti milli piyasasında ABD doları üzerinden borçlanırsa bu iç borç olmaktadır. Öte yandan japonyadan TL üzerinden tahvil ihraç edilirse bu da dış borç olmaktadır. Yani bir borcun iç ve dış borç olarak nitelendirilmesi borcun sağlandığı piyasanın uyrukluğuna göre tanımlanmaktadır.

 

TEKNİK BAKIMDAN KONVERSİYON:

Başabaştan yapılan konversiyon: itibari değeri aynı olan yeni fakat düşük faiz oranlı bir borçla aynı değerde fakat yüksek faiz oranlı bir borçla aynı değerde fakat yüksek faiz oranlı borcun değiştirilmesidir.

Başabaşın altında yapılan konversiyon: piyasada faiz oranın düşmesi halinde devletin itibari değeri daha yüksek fakat faiz oranı daha düşük tahvil ihraç etmesidir.

Fark ödemeyi gerektiren konversiyon: Devletin faiz oranların düşürmesineinin yanında senetlerin nominal değerlerini yükseltmesi nedeniyle borçlanmamının ana paralarında arttırıldığı konversiyondurn

Kademeli konversiyon: piyasa faiz haddinin düşüşüne paralel olarak devlet borç stokunun kademeli olarak düşük faizli tahvillerle değiştirilmesi işlemidir.

 

BORÇLANMADA FAİZ ORANINI BELİRLEYEN UNSURLAR.;

İhtiyacın şiddeti ve aciliyeti

Borcun vadesi

Devlete olan güven ( güven fazla ise faiz oranı düşük)

Halkın psikolojik durumu

Konjoktürel durum önemlidir.

Borç Servisi: borç yükünün hesaplanmasında borcun yıllar itibarı ile ele alınmasınına borç serivisi denir. Devlet yıl sonunda Anapara+ faiz olarak ne kadar borç ödemesi yapmaktadır. Onu belirlemektedir.

**********Türkiyede devlet tahvillerinin halka arzında ‘’ satın alma taahhüdü ile halkın devlet tahvillerine yazılması yöntemi uygulanır*********

 

DEVLET BÜTÇESİ

BÜTÇE: Devletin gelecek bir dönem için gelir ve gider dengesini gösteren ve parlemeter demokratik yönetim sistemi ile idare edilen ülkelerde yasama organını yürütme organına kamu gideri yapmak ve kamu gelirlerini toplam husunuda verdiği yetkiyi gösteren belgedir.

Bütçenin en önemli özelliği devletin gelecek bir yıl içinde yapacağı giderler ile bu giderleri karşılayacağı gelir tahminlerini göstermesidir. Daha başka bir ifade ile bütçe kamu kesiminin gelecek bir dönemde GSMH dan alacağı payı ve bunu sarfedeceği alanı gösterir. Bunun için bütçe devlet için önemli bir planlama aracıdır.

Bütçenin hukuki yönü ise bütçenin birkanun olmasını ve bütçe kanunun da yer alan tüm hümlere uyulması zorunluğunu ifade eder.

5018 tanım:Bütçe: Belirli bir dönemdeki gelir ve gider tahminleri ile bunların uygulanmasına ilişkin hususları gösteren ve usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan belgeyi,

(5018) Kamu kaynakları: Borçlanma suretiyle elde edilen imkanlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri,

(5018) Kamu gideri: Kanunlarına dayanılarak yaptırılan iş, alınan mal ve hizmet bedelleri, sosyal güvenlik katkı payları, iç ve dış borç faizleri, borçlanma genel giderleri, borçlanma araçlarının ıskontolu satışından doğan farklar, ekonomik, mali ve sosyal transferler, verilen bağış ve yardımlar ile diğer giderleri,

(5018) Kamu geliri: Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, borçlanma araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler, sosyal güvenlik primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar ile diğer gelirleri,

(5018)Özel gelir: Genel bütçe kapsamındaki idarelerin kamu görevi ve hizmeti dışında ilgili kanunlarında belirtilen faaliyetlerinden ve fiyatlandırılabilir nitelikteki mal ve hizmet teslimlerinden sağlanan ve genel bütçede gösterilen gelirleri,

Kamu maliyesinin temel ilkeleri(5018)

a) Kamu mali yönetimi uyumlu bir bütün olarak oluşturulur ve yürütülür.

b) Kamu maliyesi, kamu görevlilerinin hesap verebilmelerini sağlayacak şekilde uygulanır.

c) Maliye politikası, makroekonomik ve sosyal hedefler ile uyumlu bir şekilde oluşturulur ve yürütülür.

d) Kamu mali yönetimi Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkına uygun şekilde yürütülür.

e) Kamu mali yönetimi mali disiplini sağlar.

f) Kamu mali yönetimi ekonomik, mali ve sosyal etkinliği birlikte sağlayacak şekilde kamusal tercihlerin oluşması için gerekli ortamı yaratır.

g) Kamu idarelerinin mal ve hizmet üretimi ile ihtiyaçlarının karşılanmasında, ekonomik veya sosyal verimlilik ilkelerine uygun olarak maliyet-fayda veya maliyet-etkinlik ile gerekli görülen diğer ekonomik ve sosyal analizlerin yapılması esastır.

İlgili kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, kamu maliyesi ilkelerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir ve izlenir.

 

Hazine birliği (5018)

 Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider, tahsilat, ödeme, nakit planlaması ve borç yönetimi Hazine birliğini sağlayacak şekilde yürütülür.

Bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin tüm gelirleri Hazine veznelerine girer, giderleri bu veznelerden ödenir. Bu idareler özel vezne açamaz.

 

Stratejik Planlama Ve Performans Esaslı Bütçeleme

Kamu idareleri; kalkınma planları, programlar,ilgili mevzuat ve benimsedikleri temel ilkeler çerçevesinde geleceğe ilişkin misyon ve vizyonlarını oluşturmak, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler saptamak, performanslarını önceden belirlenmiş olan göstergeler doğrultusunda ölçmek ve bu sürecin izleme ve değerlendirmesini yapmak amacıyla katılımcı yöntemlerle stratejik plan hazırlarlar.

Kamu idareleri,kamu hizmetlerinin istenilen düzeyde ve kalitede sunulabilmesi içinbütçeleri ile program ve proje bazında kaynak tahsislerini; stratejik planlarına, yıllık amaç ve hedefleri ile performans göstergelerine dayandırmak zorundadırlar.

Stratejik plan hazırlamakla yükümlü olacak kamu idarelerinin ve stratejik planlama sürecine ilişkin takvimin tespitine, stratejik planların kalkınma planı ve programlarla ilişkilendirilmesine yönelik usul ve esasların belirlenmesine Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı yetkilidir.

Kamu idareleri bütçelerini, stratejik planlarında yer alan misyon, vizyon, stratejik amaç ve hedeflerle uyumlu ve performans esasına dayalı olarak hazırlarlar. Kamu idarelerinin bütçelerinin stratejik planlarda belirlenen performans göstergelerine uygunluğu ve idarelerin bu çerçevede yürütecekleri faaliyetler ile performans esaslı bütçelemeye ilişkin diğer hususları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve ilgili kamu idaresi tarafından birlikte tespit edilecek olan performans göstergeleri, kuruluşların bütçelerinde yer alır. Performans denetimleri bu göstergeler çerçevesinde gerçekleştirilir.

(5018)*********Bakanlar, hükümet politikasının uygulanması ile bakanlıklarının ve bakanlıklarına bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşların stratejik planları ile bütçelerinin kalkınma planlarına, yıllık programlara uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, bu çerçevede diğer bakanlıklarla koordinasyon ve işbirliğini sağlamaktan sorumludur. Bu sorumluluk, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri için Milli Eğitim Bakanına, mahalli idareler için İçişleri Bakanına aittir.

Bakanlar, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması konusunda Başbakana ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı sorumludurlar

(5018)*********ÜST YÖNETİCİ:Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Milli Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahalli idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

 

BÜTÇE TÜRLERİ VE KAPSAMI (5018)

Genel yönetim kapsamındaki idarelerin bütçeleri; merkezi yönetim bütçesi, sosyal güvenlik kurumları bütçeleri ve mahalli idareler bütçeleri olarak hazırlanır ve uygulanır. Kamu idarelerince bunlar dışında herhangi bir ad altında bütçe oluşturulamaz.

Merkezi Yönetim Bütçesi, bu Kanuna ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin bütçelerinden oluşur.

Genel bütçe, Devlet tüzel kişiliğine dahil olan, ve bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin bütçesidir.

Özel bütçe, bir bakanlığa bağlı veya ilgili olarak belirli bir kamu hizmetini yürütmek üzere kurulan, gelir tahsis edilen, bu gelirlerden harcama yapma yetkisi verilen, kuruluş ve çalışma esasları özel kanunla düzenlenen ve bu Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesidir.

Düzenleyici ve denetleyici kurum bütçesi, özel kanunlarla kurul, kurum veya üst kurul şeklinde teşkilatlanan ve bu Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan her bir düzenleyici ve denetleyici kurumun bütçesidir.

Sosyal güvenlik kurumu bütçesi, sosyal güvenlik hizmeti sunmak üzere, kanunla kurulan ve bu Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan her bir kamu idaresinin bütçesidir.

Mahalli idare bütçesi, mahalli idare kapsamındaki kamu idarelerinin bütçesidir.

 

BÜTÇE İLKELERİ(5018)

Bütçelerin hazırlanması, uygulanması ve kontrolünde aşağıdaki ilkelere uyulur:

a) Bütçelerin hazırlanması ve uygulanmasında, makroekonomik istikrarla birlikte sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak esastır.

b) Kamu idarelerine bütçeyle verilen harcama yetkisi, kanunlarla düzenlenen görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla kullanılır.

c) Bütçeler, kalkınma planı ve programlarda yer alan politika, hedef ve önceliklere uygun şekilde, idarelerin stratejik planları ile performans ölçütlerine ve fayda-maliyet analizine göre hazırlanır, uygulanır ve kontrol edilir.

d) Bütçeler, stratejik planlar dikkate alınarak izleyen iki yılın bütçe tahminleriyle birlikte görüşülür ve değerlendirilir.

e) Bütçe, kamu malî işlemlerinin kapsamlı ve saydam bir şekilde görünmesini sağlar.

f) Tüm gelir ve giderler gayri safi olarak bütçelerde gösterilir.

g) Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.

h) Bütçelerde gelir ve gider denkliğinin sağlanması esastır.

i) Bütçeler, ait olduğu yıl başlamadan önce Türkiye Büyük Millet Meclisi veya yetkili organlarca kabul edilmedikçe veya onaylanmadıkça uygulanamaz.

j) Bütçelerde, bütçeyi ilgilendirmeyen hususlara yer verilmez.

k) Bütçeler kurumsal, işlevsel ve ekonomik sonuçların görülmesini sağlayacak şekilde Maliye Bakanlığınca uluslararası standartlara uygun olarak belirlenen bir sınıflandırmaya tabi tutularak hazırlanır ve uygulanır.

l) Bütçe gelir ve gider tahminleri ile uygulama sonuçlarının raporlanmasında açıklık, doğruluk ve mali saydamlık esas alınır.

m) Kamu idarelerinin tüm gelir ve giderleri bütçelerinde gösterilir.

n) Kamu hizmetleri, bütçelere konulacak ödeneklerle, mevzuatla belirlenmiş yöntem, ilke ve amaçlara uygun olarak gerçekleştirilir.

o) Bütçelerde, ödenekler belirli amaçları gerçekleştirmek üzere tahsis edilir.

 

BÜTÇE İLKELERİ

a)  Genellik İlkesi: Devletin tüm gelir ve giderlerinin olduğu gibi yani birbirlerine mahsup edilmeden bütçede yer olmasıdır.GAYRİ SAFİ BÜTÇE USULÜ Bütçede yer alan gelir ve giderlerin iki türlü gösterilmesi usulü vardır. SAFİ USUL Gelirler tahsil masrafları düşüldükten sonra net tutarlar itibarı ile bütçede gösterilir. Her hangi bir gider dolayısı ile gelir elde etmek mümkünse söz konus giderden bu giderlerin yapılması dolayısı ile doğan gelir düştükten sonra ortada kalan net tutarlar bütçede yer alır.

Gayrı Safi Bütçe Usulü: gelirve giderler olduğu gibi eksiksiz olarak birbirlerine mahsup edilmeden bütçede gösterilir. Bu usulde tüm kamu gelirleri olduğu gibi gelir bütçesinde yer alır. Bunların tahsili için gerekli olan masraflarda gider bütçesinde yer alır. Türkiyede bu usül uygulanır.

Belirli gelirlerin belirli giderlere ayrılmaması usulü (Adem-i Tahsis)

Bu ilkeye göre kamu gelirlerinin tamamı kamu gelirleninin tamamı devlet hazineside toplanmalı ve burdan çeşitli kamu hizmetleri için bütçe kanunu ile ayrılmış ödenekler çerçevesinde harcanmalıdır. Ülkemezde bütçe uygulamalarında genel olarak bu usul uygulanmakla birlikte bazı önemli istinalarada rastlamak mümkündür. Başta katma bütçe ve döner sermaye uygulamaları olmak üzere son yıllarda sayısı önemli ölçüde artmış olan adem-i tahsisi ilkesinin önemli istisnalarını teşkil eder.

b)Birlik ilkesi. Devletin tüm gelir ve giderlerinin tek bir bütçede toplanmasını ifade eder bütçede birlik ilkesi özellikle klasik görüşlerin hakim olduğu dönemde savunulmuştur.

c) açıklık ve alenilik ilkesi : bütçede yer alan gelir ve gider tahminlerine ilişkin bilgilerin gerek yasama organı üyeri gerekse kamuouyuna bütçe hakkında bilgi edinmek isteyen kişililer için açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmesini ifade eder. Sadece uzmanların değil uygulayıcıların değil aynı zamanda toplum fertlerininde giderlerin çeşitli kamu hizmetlerine ayrılan miktarları hakkında ve gelirlerin mahiyeti hakkında doğru bir fikir edinilebilmesi açıklık ilkesi ile mümkün olabilir.

d) Doğruluk İlkesi . bütçe devletin gelecek bir yıl içinde yapacağı giderleri ve bu giderleri karşılayacak gelir tahminlerini gösterir bu yüzden bütçede yer alacak gelir ve gider ramalarının gerçeğe uygun olması büyük önem taşır.

e) Önceden İzin İlkesi : yasama organınca onaylanmamış hiçbir bütçe yürürlüğe giremez yasama organının onayı olmadan çeşitli vergi resim harç kanunları ile alınması gereken kamu gelirleri tahsil edilemeyeceği gibi herhangi bir kamu hizmetinden doğan giderin yapılmasıda mümkün değildir.

f) Giderlerde Tahsis Ayırma İlkesi : herhangi bir kamu kuruluşu bütçe kanunu ile kendisine ödenek verilmedikçe hiçbir harcamada bulunamaz.

* Nitelik Yönünden Ayrım: ödeneklerin bütçe kanunnuda ayrıldığı amaç doğrultusunda kullanılmasını ifade eder.

* Nicelik Yönünden Ayrım: verilen ödeneğin aşılamayacağını ifade eder

* Zaman Yönünden ayrım: Verilen ödenek bütçe yılı ile sınırlıdır.

g) Yıllık Olma İlkesi. Bütçe bir yıllık olarak hazırlanır. Türk bütçe sisteminde mali yıl ocakta başlar aralıkta biter.

h) Denklik İlkesi: Bütçede yer alan gelir ve gider rakamlarının birbirine eşit olmasını ifade eder. Ancak denklik ilkesi bütçenini mali yılın başında gelir ve gider rakamları olarak denk olması değil, mali yılın sonunda bütçe gelir ve giderlerinin denk olarak gerçekleşmesidir.

  

BÜTÇE SİSTEMLERİ

a)  Klasik Bütçe Sistemleri. Klasik mali anlayışa göre önemli olan husus bütçe denkliğnin sağlanmasıdır. Bütçe ile devlet özel ekonominin işleyişini hiçbir surette etkilemeden sadece özel kesimden karşılanmayan milli savunma ve topilm asayili gibi kamu hizmetlerini yerine getirir, klasik bütçe sisteminden beklenen görev kamu harcamalarının yasama organınıca onaylandığı biçimde gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Kamu harcamaları sadece parasal yönden denetlenir.

b)  Planlama proglamlama bütçeleme sistemleri. Proğram bütçe sistemi ilk uygulandığı dönemde performans ( iş ve hizmet) bütçesi adı altında anılmıştır. Daha sonra kumu kesinde performans bütçe tabiri ile proğram bütçe tabiri eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Bu yüzden proğram bütçe sistemi performans bütçe sisteminin bir nevi geliştirilmiş bir şekli olarak kabul edilmektedir.

* proğram bütçe kamu yönetiminin belirlenen amaçlarına ulaşmak için mevcut kaynakların alternatif proğramlar arasında tahsisinide yöneticiler tafından rasyonel kararların alınmasına imkanlar sağlayan bir bütçe tekniğidir.

·       proğram bütçe kamu kuruluşları tarafından yerilen getirilecek kalu hizmetlerinin amaçlarını belirten bir bütçe sistemidir.

·        Bir yönetim birimi olarak devleti rasyonel bir yapıya kavuşturmayıı, yaptığı işlerde verimliliksağlamayı, maliyet fayda analizrinden yararlanarak her proğram ve projeyi değerlendirmeyi devlet kurumları arasında koordinasyonu sağlamayı ve bütün amaçlara yönelik olarak etkin bir denetim uygulayabilmeyi gaye edinen bir bütçe sistemidir.

·       Bu sistemde öncelikle devletin fonksiyonlarını ve bu fonksiyonların gerektirdiği hizmetlerin sınıflandırılması gerekir.

·       Program bütçe sistem, kamu hizmetlerinin belirlenmesi, bunların üretim teknolojilerinin seçimi, kullanılacak girdi miktarlarının hesaplanması ödenek talebinin tutarının belirlenmesi hizmetlerin faydalarını maliyetlerine oranlayarak önceliklerine göre sıralama gibi aşamaları içerir.

·       Devletin yapacağı çeşitli kamu hizmetleri arasında toplumuh tercihlerine en uygun birleşimin seçilimesine yardımcı olan bi bütçe tekniğidir.

C Klasik Bütçe ile proğram bütçe arasındaki farklar.

            Proğram bütçenin kamu kesimi için bir planlama aracı olarak kullanılmasıdır. Proğram bütçe ile devletin bir kademesinde ekonomik düşüce ve sorumluluk hakim kılınmak istenir. Planlama ile proğramlama arasındaki farak planlamanın daha geniş kapsamlı omasına karşılık proğramlamanın daha dar kapsamlı oluşudur. Planlar genelikle uzun vadeli olarak hazırlanırken , proğlarlar daha kısa süre için hazırlanırlar

            Proğram bütçe orta ve uzun vadeli hedefleri gerçekleştirmeye yönelik olmasnıa karşılık, klasik bütçe sisteminin kısa vadeli kararlara göre ayarlanmasıdır. Proğram bütçe sisteminde, kalsaik bütçe sisteminden farklı olarak hangi iş için ne kadar ödenek ayrılacağı değil yapılacak işten sonuçta ne gibi faydalar sağlanacağı önem taşır. Bu yüzden proğram bütçe tabiri yerine iş bütçesi, hizmet bütçesi hatta çıktı büççesi gibi tabirler kullanılmaktadır.

            Proğram bütçe yapılan harcamalın mevzuata uygun olarak gerçekleştirip gerçekleştirilmediğinin araştırılmasının yanında, kaynakların proğramlarla belirlenen hedeflere ulaşma çabasında uygun olarak kullanılıp kullanılmadığınında araştırılması öngörülmektedir.

 

ÇAĞDAŞ BÜTÇE KURUMLARI

a)          Telafi Edici Bütçe Kuramı : Deprosyandaki ekonomiyi genişleme safhasına sokmak ve tam çalışmaya getirmek için özel sektörün ekonomideki yetersizliğini gidererek buhran içinde bulunan ekonomiyi tekrar dengesine kavuşturmak fikri vardır.

b)          Devri bütçe kuramı

c)          Mili bütçe

d)          Yatırım bütçesi

e)          Proğram bütçe

  

c)  TÜRKİYEDE PROĞRAM BÜTÇE UYĞULAMASI. 1973 yılından buyana proğram bütçe esası uygulanmaktadır.- kamu hizmetlerinin belli proğramlara bağlanarak hizmetilere plan ilkelerine göre öncelikke verilmesinin sağlanması ve kamu hizmetlerindeki gecikmelerin önlenmesi – proğram bütçe sisteminde en önemli husus, ödeneklerin bu sisteme uygun bir şekilde sınıflandırılmasıdır.

ÖZEL BÜTÇELER. Yerinden yönetim birimleri, il özel idareleri, belediyeler ve köy idareleridir, yerel idarelerin genel karar organları yöre halkı tarafından seçilmektedir.. bunların her biri ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahiptir. Yerel idareler genel bütçeye dahil değildir. Bunların herbirinin ayrı birer özel bütçeleri vardır. İşter devlet bütçesi deyimi yerel idareler için kullanılmaktadır.

 

ÖZERK BÜTÇELER. Kamu iktisadi teşebbüsleri ile benzeri nitelikteki kuruluşların bütçeleri; özerk bütçe olarak nitelendirilmektedir. Genel ve katma bütçeden tamamı ayrı olarak hazırlanan özerk bütçeler yasama organının onayına tabi değildirler, 1050 sayılı Muhasebeyi Umumiye Kanununa ve devlet İhale kanununada tabi olmayan özerk bütçeli kuruluşlar Sayıştay denetiminin dışında tutulmuşlardır.

Kamu iktisadi teşebbüslerinin dışındaki özerk bütçeli kuruluşlara örnek olarak TRT, Merkez Bankası, Tübitak, TSE, Milli Provikte Merkezi gösterilir.

 

DÖNER SERMAYE BÜTÇELERİ. Ülkemizde bütçede birlik ve genellik ilkeleri önemli istisnalardan biridir., döner sermaye işletmeleri kendi özel kuruluş kanunlarına ve işleyiş yönetmeliklerine göre yönetilirler, bunların denetimi bağlı bulundukları kuruluşun yöneticileri, Maliye Bakanlığı ile sayıştay tarafından yapılır. Döner Sermaye İşletmelerinde Maliye Bakanlığı tarafından atanmış bir sorumlu sayman bulunur. Bu sayman, diğer gelir ve gider saymanları gibi sayıştayla idare zamanı hesabı vermekle yükümlüdür.

 

BÜTÇENİN HAZIRLANMASI

************GELİR VE GİDERLERİ ETKİLEYECEK KANUN TASARILARI (5018)

Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri; kamu gelirlerinin azalmasına veya kamu giderlerinin artmasına neden olacak ve kamu idarelerini yükümlülük altına sokacak kanun tasarılarının getireceği mali yükü,orta vadeli program ve mali plan çerçevesine, en az üç yıllık dönem için hesaplar ve tasarılara eklerler. Sosyal güvenliğe yönelik kanun tasarılarında ise en az yirmi yıllık aktüeryal hesaplara yer verilir. Ayrıca, bu kanun tasarılarına Maliye Bakanlığı ile ilgisine göre Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı veya Hazine Müsteşarlığının görüşleri eklenir.

Bakanlıklardan herbiri kendi bütçesini hazırlayarak temmuz ayı sonuna kadar Maliye bakanlığına gönderir, Maliye Bakanlığında kendi bütçesiyle devletin bütçesini hazırlayıp ötekilerle birleştirirek yıllık bütçe tasarısını meydana getirir bu tasarı bakanlar kurulunca incelenip onaylandıktan sonra Engeç 15 Ekim tarihen kadar TBMM’ ine sunulur.

 

Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu

 

MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUNUN KAPSAMI

Merkezi yönetim bütçe kanunu, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir ve gider tahminlerini gösteren, bunların uygulanmasına ve yürütülmesine yetki ve izin veren kanundur.

Merkezi yönetim bütçe kanununda; yılı ve izleyen iki yılın gelir ve gider tahminleri, varsa bütçe açığının veya fazlasının tutarı, açığın nasıl kapatılacağı veya fazlanın nasıl kullanılacağı, vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle vazgeçilen vergi gelirleri, borçlanma ve garanti sınırları, bütçelerin uygulanmasında tanınacak yetkiler, bağlı cetveller, mali yıl içinde gelir ve giderlere yönelik olarak uygulanacak ve kısmen veya tamamen uygulanmayacak hükümler yer alır. Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin her birinin gelir-gider tahminleri, merkezi yönetim bütçe kanununda ayrı bölüm veya cetvellerde gösterilebilir.

 

Orta Vadeli Program, Mali Plan Ve Bütçe Hazırlama Rehberi

Maliye Bakanlığı, merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısının hazırlanmasından ve bu amaçla ilgili kamu idareleri arasında koordinasyonun sağlanmasından sorumludur.

Merkezi yönetim bütçesinin hazırlanma süreci, Bakanlar Kurulunun Mayıs ayının sonuna kadar toplanarak kalkınma planları, stratejik planlar ve genel ekonomik koşulların gerekleri doğrultusunda makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri de kapsayacak şekilde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca hazırlanan orta vadeli programı kabul etmesiyle başlar. Orta vadeli program, aynı süre içinde Resmi Gazetede yayımlanır.

Orta vadeli program ile uyumlu olmak üzere, gelecek üç yıla ilişkin toplam gelir ve gider tahminleri ile birlikte hedef açık ve borçlanma durumu ile kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını içeren ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan orta vadeli mali plan, Haziran ayının onbeşine kadar Yüksek Planlama Kurulu tarafından karara bağlanır ve Resmi Gazetede yayımlanır.

Bu doğrultuda, kamu idarelerinin bütçe tekliflerini ve yatırım programını hazırlama sürecini yönlendirmek üzere; Bütçe Çağrısı ve eki Bütçe Hazırlama Rehberi Maliye Bakanlığınca, Yatırım Genelgesi ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberi ise Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca hazırlanarak Haziran ayının sonuna kadar Resmi Gazetede yayımlanır.

Bütçe Hazırlama Rehberi ile Yatırım Programı Hazırlama Rehberi, bütçe tekliflerinin hazırlanmasına esas olmak üzere, kamu idarelerince uyulması gereken genel ilkeleri, nesnel ve ölçülebilir standartları, hesaplama yöntemlerini, bunlara ilişkin olarak kullanılacak cetvel ve tablo örneklerini ve diğer bilgileri içerir.

 

MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİNİN HAZIRLANMASI

Gelir ve gider tekliflerinin hazırlanmasında;

a) Orta vadeli program ve mali planda belirlenen temel büyüklükler ile ilke ve esaslar,

b) Kalkınma planı ve yıllık program öncelikleri ile kurumun stratejik planları çerçevesinde belirlenmiş ödenek tavanları,

c) Kamu idarelerinin stratejik planları ile uyumlu çok yıllı bütçeleme anlayışı,

d) İdarenin performans hedefleri,

Dikkate alınır.

Kamu idareleri, merkez ve merkez dışı birimlerinin ödenek taleplerini dikkate alarak gider tekliflerini hazırlar. Genel bütçe gelir teklifi Maliye Bakanlığınca, diğer bütçelerin gelir teklifleri ilgili idarelerce hazırlanır.

Gider ve gelir teklifleri, ekonomik ve malî analiz yapılmasına imkân verecek, hesap verilebilirliği ve saydamlığı sağlayacak şekilde, Maliye Bakanlığınca uluslararası standartlara uyumlu olarak belirlenen sınıflandırma sistemine göre hazırlanır.

Kamu idareleri, stratejik planları ile Bütçe Hazırlama Rehberinde yer alan esaslar çerçevesinde, bütçe gelir ve gider tekliflerini gerekçeli olarak hazırlar ve yetkilileri tarafından imzalanmış olarak Temmuz ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına gönderir. Kamu idarelerinin yatırım teklifleri, değerlendirilmek üzere aynı süre içinde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına verilir.

Bütçe teklifleri Maliye Bakanlığına verildikten sonra, kamu idarelerinin yetkilileriyle gider ve gelir teklifleri hakkında görüşmeler yapılabilir.

Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bütçelerini üç yıllık bütçeleme anlayışı, stratejik planları ve performans hedefleri ile kurumsal, işlevsel ve ekonomik sınıflandırma sistemine göre hazırlarlar.

 

MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TASARISININ SUNULMASI

Makro ekonomik göstergeler ve bütçe büyüklüklerinin en geç Ekim ayının ilk haftası içinde Yüksek Planlama Kurulunda görüşülmesinden sonra, Maliye Bakanlığınca hazırlanan merkezi yönetim bütçe kanun tasarısı ile milli bütçe tahmin raporu, mali yıl başından en az yetmişbeş gün önce Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Merkezi yönetim bütçe kanun tasarısına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında dikkate alınmak üzere;

            a) Orta vadeli mali planı da içeren bütçe gerekçesi,

            b) Yıllık ekonomik rapor,

            c) Vergi muafiyeti, istisnası ve indirimleri ile benzeri uygulamalar nedeniyle vazgeçilen kamu gelirleri cetveli,

            d) Kamu borç yönetimi raporu,

            e) Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin son iki yıla ait bütçe gerçekleşmeleri ile izleyen iki yıla ait gelir ve gider tahminleri,

            f) Mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumlarının bütçe tahminleri,

g) Merkezi yönetim kapsamında olmayıp, merkezi yönetim bütçesinden yardım alan kamu idareleri ile diğer kurum ve kuruluşların listesi,

            Eklenir.

*************Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Sayıştay il**) Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, bütçelerini Eylül ayı sonuna kadar doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisine, bir örneğini de Maliye Bakanlığına gönderirler. ***********

 

MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUN TASARISININ GÖRÜŞÜLMESİ   

Türkiye Büyük Millet Meclisi, merkezi yönetim bütçe kanun tasarısının metnini maddeler, gider ve gelir cetvellerini kamu idareleri itibarıyla görüşür ve bölümler halinde oylar. Merkezi yönetim bütçe kanunu mali yıl başından önce Resmi Gazetede yayımlanır.

 

KAMU YATIRIM PROGRAMI, merkezi yönetim bütçe kanununa uygun olarak Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından hazırlanır ve anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Bakanlar Kurulu Kararıyla Resmi Gazetede yayımlanır.

 

GEÇİCİ BÜTÇE :Zorunlu nedenlerle merkezi yönetim bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe ödenekleri, bir önceki yıl bütçe başlangıç ödeneklerinin belirli bir oranı esas alınarak belirlenir. GEÇİCİ BÜTÇE UYGULAMASI ALTI AYI GEÇEMEZ. Cari yıl bütçesinin yürürlüğe girmesiyle geçici bütçe uygulaması sona erer ve o tarihe kadar yapılan harcamalar ve girişilen yüklenmeler ile tahsil olunan gelirler cari yıl bütçesine dahil edilir.

Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerindeki ödeneklerin yetersiz kalması halinde veya öngörülmeyen hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, karşılığı gelir gösterilmek kaydıyla, kanunla ek bütçe yapılabilir.

 

BÜTÇELERİN UYGULAMA ESASLARI

Ödeneklerin kullanılması

Bütçe ödeneklerinin kullanılmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur:

a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, ayrıntılı harcama programlarını hazırlar ve vize edilmek üzere Maliye Bakanlığına gönderir. Bütçe ödenekleri, Maliye Bakanlığınca belirlenecek esaslar çerçevesinde, nakit planlaması da dikkate alınarak vize edilen ayrıntılı harcama programları ve serbest bırakma oranlarına göre kullanılır.

b) Özel bütçeli idareler ve sosyal güvenlik kurumları ayrıntılı finansman programlarını hazırlar ve harcamalarını bu programa uygun olarak yaparlar.

c) Ayrıntılı harcama ve finansman programlarının hazırlanmasına, vize edilmesine, uygulanmasına ve uygulamanın izlenmesine dair usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

d) Kamu idareleri, bütçelerinde yer alan ödeneklerin üzerinde harcama yapamaz. Bütçeyle verilen ödenekler, tahsis edildikleri amaçlar doğrultusunda yılı içinde yaptırılan iş, satın alınan mal ve hizmetler ile diğer giderlerin karşılanmasında kullanılır. Ancak, ait olduğu mali yılda ödenemeyen ve emanet hesabına alınamayan zamanaşımına uğramamış geçen yıllar borçları ile ilama bağlı borçlar, ilgili kamu idaresinin cari yıl bütçesinden ödenir.

e)Cari yılda kullanılmayan ödenekler yıl sonunda iptal edilir.

f) Genel veya kısmi seferberlik, savaş ilanı veya Bakanlar Kurulu kararıyla zorunlu askeri hazırlıkların yapıldığı olağanüstü hallerde Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerindeki mevcut ödenekler, bu idarelerin ödenek toplamları aşılmamak şartıyla, birleştirilerek kullanılabilir. Bu durumda da mevcut ödeneklerin yeterli olmaması halinde toplam ödenek tutarının yüzde on beşine kadar ek harcama yapılabilir. Yukarıda sayılan hallerde sevk ve intikalle ilgili giderler için, harcama yetkililerinin onayıyla görevlendirilecek mutemetlere gereken miktarda avans verilebilir ve gönderilecek ödeneğe istinaden bir ay içinde mahsup edilir.

 

Ödenek Aktarmaları

Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçeleri arasındaki ödenek aktarmaları kanunla yapılır.

Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin yılı bütçe kanununda farklı bir oran belirlenmedikçe yüzde beşine kadar bütçeleri içinde ödenek aktarması yapabilirler. Bu şekilde yapılan aktarmalar, yedi gün içinde Maliye Bakanlığına bildirilir.

************Personel giderleri tertiplerinden, aktarma yapılmış tertiplerden ve yedek ödenekten aktarma yapılmış tertiplerden, diğer tertiplere aktarma yapılamaz. *********

 

Merkez Dışı Birimlere Ödenek Gönderme

Kamu idarelerinin merkez teşkilatı harcama yetkilileri, merkez dışı birimlere, ihtiyaçlarında kullanılmak üzere**** ÖDENEK GÖNDERME BELGESİ**** düzenlemek suretiyle ödenek gönderirler.

Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde ödenek gönderilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.

 

YEDEK ÖDENEK

Merkezi yönetim bütçe kanununda belirtilen hizmet ve amaçları gerçekleştirmek, ödenek yetersizliğini gidermek veya bütçelerde öngörülmeyen hizmetler için, bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan idareler ile (II) sayılı cetvelde yer alan idarelerden merkezî yönetim bütçe kanununda gösterilecek olanların(**) bütçelerine aktarılmak üzere, genel bütçe ödeneklerinin yüzde ikisine kadar Maliye Bakanlığı bütçesine yedek ödenek konulabilir. Bu ödenekten aktarma yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.

Mali yıl içinde yedek ödenekten yapılan aktarmaların tür, tutar ve idareler itibariyle dağılımı yılın bitimini takip eden on beş gün içinde Maliye Bakanlığınca ilan edilir.

 

ÖRTÜLÜ ÖDENEK  

Örtülü ödenek; kapalı istihbarat ve kapalı savunma hizmetleri, Devletin milli güvenliği ve yüksek menfaatleri ile Devlet itibarının gerekleri, siyasi, sosyal ve kültürel amaçlar ve olağanüstü hizmetlerle ilgili Hükümet icapları için kullanılmak üzere**** BAŞBAKANLIK BÜTÇESİNE KONULAN ÖDENEKTİR******* Kanunlarla verilen görevlerin gerektirdiği istihbarat hizmetlerini yürüten diğer kamu idarelerinin bütçelerine de örtülü ödenek konulabilir. Örtülü ödenek bu amaçlar dışında ve Başbakanın ve ailesinin kişisel harcamaları ile siyasi partilerin idare, propaganda ve seçim ihtiyaçlarında kullanılamaz. İlgili yılda bu amaçla tahsis edilen ödenekler toplamı, genel bütçe başlangıç ödenekleri toplamının binde beşini geçemez.

Başbakanlık ve diğer ilgili idare bütçelerinde yer alan örtülü ödeneklerin kullanılma yeri, giderin kimin tarafından yapılacağı, hesapların tutulma ve kapatılma yöntemi, gideri yapanın değişmesi halinde yeni yetkiliye hangi belgelerin aktarılacağı Başbakan tarafından belirlenir.

****Örtülü ödeneklere ilişkin giderler Başbakan, Maliye Bakanı ve ilgili Bakan tarafından imzalanan kararname esaslarına göre gerçekleştirilir ve ödenir.*****

 

KAMU YATIRIM PROJELERİ

Kamu yatırım projeleri 19.6.1994 tarihli ve 540 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Yatırım Programı Hazırlama Rehberi ve ilgili diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde hazırlanır, uygulanır ve izlenir.

            Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yatırım programında yer alan proje ödeneklerinin belirlenmesi sürecinde, bütçe bütünlüğünün sağlanması açısından Maliye Bakanlığı ile işbirliği yapar.

Bu Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerin yatırım nitelikli projelerine, bilgi için yılı yatırım programında yer verilir. Ayrıca, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerin yatırımlarının uygulanması ve izlenmesine ilişkin usul ve esaslar Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca belirlenir.

****Kamu yatırım projelerinin gerçekleşme ve uygulama sonuçları, ilgili kamu idaresi tarafından izleyen yılın Mart ayı sonuna kadar bir rapor halinde Sayıştay Başkanlığına, Maliye Bakanlığına ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına gönderilir.****

Proje maliyeti, Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararında belirlenecek sınırın üzerinde bulunan afetlerle ilgili olanlar hariç yeni kamu yatırım projesi tekliflerinden; fayda-maliyet veya maliyet- etkinlik analizleri ile çevresel analizleri içerecek şekilde yapılabilirlik etüdü bulunmayan ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından incelenerek yapılabilirliği onaylanmamış projeler yatırım programına alınamaz.

 

YÜKLENMEYE GİRİŞİLMESİ

Yüklenme, usulüne uygun olarak düzenlenmiş sözleşme esaslarına veya kanun hükmüne dayanılarak iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması karşılığında geleceğe yönelik bir ödeme yükümlülüğüne girilmesidir.******* Bütçede yeterli ödeneği bulunmayan işler için yüklenmeye girişilemez. ******Yüklenme süresi mali yılla sınırlıdır. Harcama yetkilileri, tahsis edilen ödenekler dahilinde yüklenmeye girebilirler. Yüklenmeye girişilen tutara ait ödenekler saklı tutulur; başka iş yaptırılması, mal veya hizmet alınması için kullanılamaz.

 

ERTESİ YILA GEÇEN YÜKLENME

Niteliğinden dolayı mali yılla sınırlı tutulamayan ve sürekliliği bulunan aşağıdaki iş ve hizmetler için; her iş itibarıyla, bütçelerinde öngörülen ödeneklerin yüzde ellisini, izleyen yılın Haziran ayını geçmemek ve yüklenme süresi on iki ayı aşmamak üzere, ilgili üst yöneticinin onayıyla ertesi yıla geçen yüklenmelere girişilebilir:

a) Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapım, onarım, etüt ve proje işleri, araştırma-geliştirme projeleri, giyecek ve yiyecek alımları, makine-teçhizat, silah-mühimmat-teçhizat alımlarıyla bunların bakım, onarım ve imalat işleri.

b) Yiyecek, yakacak, akaryakıt ve madeni yağ ihtiyaçları.

c) Temini ve korunması güç olan ilaç, aşı, serum ve tıbbi sarf malzemeleri.

d) Süreli yayın alımı, taşıma, koruma ve güvenlik,(*)  temizlik ve yemek hizmetleri.

e) Taşıtların malî sorumluluk sigortası ile yurt dışından tedariki yapılan silah, silah-teçhizat ve mühimmat sevkinin her türlü riske karşı sigortalanması amacıyla yaptırılan nakliyat sigortası, (**)

f) Makine-teçhizat, yol ve otoyol, bilgisayar ve haberleşme sistemlerinin bakım işleri; her türlü onarım işleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri. (***)

********Ancak (d) bendinde sayılan işler için bütçelerinde ödeneklerin yüzde ellisinin aşılmayacağı hükmü Millî Eğitim Bakanlığı için aranmaz. ********

 

Gelecek Yıllara Yaygın Yüklenmeler

Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdareleri, bir mali yıl içinde tamamlanması mümkün olmayan yatırım projeleri için gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişebilir.

Türk Silahlı Kuvvetleri Stratejik Hedef Planında yer alan projeler için 2.7.1992 tarihli ve 3833 sayılı Kanun çerçevesinde gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişmeye, ilgisine göre Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı yetkilidir.

Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığının uygun görüşünü almak kaydıyla, yabancı ülkelerde dış temsilcilik binası veya arsa satın alınması, bina yaptırılması veya kiralanması için gelecek yıllara yaygın yüklenmelere girişebilir.

Yılı bütçesinde ödeneği bulunması ve Maliye Bakanlığının uygun görüşünün alınması kaydıyla, satın alma suretiyle edinilmesi ekonomik olmayan her türlü makine-teçhizat, cihazlar ve taşıtlar ile yangınla mücadele amacıyla hava ve deniz araçlarının kiralanması, aşı ve anti serum alımı, orman ağaçlandırma ve amenajman işleri için süresi üç yılı geçmemek üzere üst yöneticinin onayıyla gelecek yıllara yaygın yüklenmeye girişilebilir.

 

BÜTÇELERDEN YARDIM YAPILMASI

Gerçek veya tüzel kişilere kanuni dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.

Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

 

BÜTÇE POLİTİKASI, GELİR VE GİDERLERİN İZLENMESİ

Maliye Bakanı, merkezi yönetim bütçe kanununun uygulamasına ilişkin olarak; harcamalarda tasarrufu sağlamak, tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikası yürütmek için gelir ve giderlere ilişkin kanun, tüzük, yönetmelik ve kararnamelerle belirlenmiş konularda uygulamaları düzenlemek üzere gerekli önlemleri almaya, standartları belirlemeye, sınırlamalar koymaya, kamu istihdam politikasının belirlenmesine ve uygulanmasına yön vermeye, bütçe harcama ve gerçekleşmelerini izlemeye, ödeneklerin dağıtım ve kullanımını belirli esaslara bağlamaya ve bu hususlarda kamu idareleri için uyulması zorunlu düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.

 

HARCAMA YAPILMASI

HARCAMA YETKİSİ VE YETKİLİSİ

****Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.***

Ancak, teşkilât yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahallî idarelerde İçişleri Bakanlığının, diğer idarelerde ise Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir.

*****Harcama yetkilileri bütçede öngörülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesiyle kendisine ödenek verilen harcama yetkilileri ise tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabilir. *****

 

Harcama Talimatı Ve Sorumluluk

*****Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.****

  

Giderin Gerçekleştirilmesi

Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslimalmaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.

 

Ödenemeyen Giderler Ve Bütçeleştirilmiş Borçlar

Ödeme emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.

Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.

***İlgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinden veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer.******

 

Ön ödeme

Harcama yetkilisinin uygun görmesi ve karşılığı ödeneğin saklı tutulması kaydıyla, ilgili kanunlarda öngörülen haller ile gerçekleştirme işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi veya zorunlu giderler için avans vermek veya kredi açmak suretiyle ön ödeme yapılabilir. Verilecek avansın üst sınırları merkezî yönetim bütçe kanununda gösterilir.(**)

Sözleşmesinde belirtilmek ve yüklenme tutarının yüzde otuzunu geçmemek üzere, yüklenicilere, teminat karşılığında bütçe dışı avans ödenebilir. İlgili kanunların bütçe dışı avans ödenmesine ilişkin hükümleri saklıdır.

 

GELİRLERİN TOPLANMASI

Gelir politikası ve ilkeleri

Gelirlerin toplanmasında aşağıdaki ilkelere uyulur:

a) Maliye Bakanlığı, gelir politikaları ve uygulamaları konusunda ilkelerini, amaçlarını, stratejilerini ve taahhütlerini her mali yıl başında kamuoyuna duyurur.

b) Mükellef ve sorumlulara vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerini kolayca yerine getirebilmeleri için gerekli hizmetler sağlanır.

c) Mükellef ve sorumluların vergiye uyumu teşvik edilir.

d) Hakların korunması ve yükümlülükler konusunda mükelleflerin bilgilendirilmesi için ilgili idareler tarafından gerekli önlemler alınır.

 

Gelirlerin Dayanakları

***Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır****

.

Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelirlerinin kanuni dayanakları bütçelerinde gösterilir. Bütçelerde yer alan gelirler, ilgili kanunlarında belirtilen usullere göre tarh, tahakkuk ve tahsil edilir

.**** Genel bütçe gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsili Maliye Bakanlığı veya tarh ve tahakkuka ilgili mevzuatına göre yetkili idareler tarafından yapılır.****

 

Gelirlerin Toplanması Sorumluluğu

Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.

 

Özel Gelirler

Özel gelirler karşılığında idarelere tahsis edilen özel ödenek miktarları, ilgili idarelerin bütçelerinde gösterilir. Mali yıl içinde kullanılabilecek özel ödenek miktarı, tahsil edilen özel gelir tutarını geçemez. Tahsil edilen özel gelirlerin ödenek tutarını aşması halinde, ödenek eklenemez.

  

Bağış ve yardımlar

Herhangi bir gerçek veya tüzel kişi tarafından, kamu hizmetinin karşılığı olarak veya kamu hizmetleriyle ilişkilendirilerek bağış veya yardım toplanamaz, benzeri adlar altında tahsilat yapılamaz.

Kamu idarelerine yapılan her türlü bağış ve yardımlar bütçelerine gelir kaydedilir. Nakdi olmayan bağış ve yardımlar, ilgili mevzuatına göre değerlemeye tâbi tutularak kayıtlara alınır. Kamu yararına kullanılmak üzere kamu idarelerine yapılan şartlı bağış ve yardımlar, dış finansman kaynağından sağlananlarda 28.3.2002 tarihli ve 4749 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, hizmeti yapacak idarenin üst yöneticisi tarafından uygun görülmesi halinde, bütçede açılacak bir tertibe gelir ve şart kılındığı amaca harcanmak üzere açılacak bir tertibe ödenek kaydedilir. Bu ödenekten amaç dışında başka bir tertibe aktarma yapılamaz.

Bu ödeneklerden mali yıl sonuna kadar harcanmamış olan tutarlar, bağış ve yardımın amacı gerçekleşinceye kadar ertesi yıl bütçesine devir olunarak ödenek kaydedilir. Ancak, bu ödeneklerden tahsis amacı gerçekleştirilmiş olanlardan kalan tutarlar, tahsis amacının gerçekleştirilmesi bakımından yetersiz olanlar ile yılı bütçesinde belirlenen tutarı aşmayan ve iki yıl devrettiği halde harcanmayan ödenekleri iptal etmeye genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanı, diğer kamu idarelerinde üst yönetici yetkilidir.

Bağış ve yardımlar, kullanılmadığı veya amaç dışı kullanıldığı için geri istenildiği takdirde, bütçeye gider kaydıyla ilgilisine geri verilir. Şartlı bağış ve yardımın zamanında kullanılmaması nedeniyle doğacak zararlar ile amaç dışı kullanım nedeniyle yapılan harcamalar sorumluluğu tespit edilenlere ödettirilir.

 

 

FAALİYET RAPORLARI VE KESİN HESAP

Faaliyet raporları

*****Üst yöneticiler ve bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama yetkililerince, hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, her yıl faaliyet raporu hazırlanır.*** Üst yönetici, harcama yetkilileri tarafından hazırlanan birim faaliyet raporlarını esas alarak, idaresinin faaliyet sonuçlarını gösteren idare faaliyet raporunu düzenleyerek kamuoyuna açıklar.

Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve sosyal güvenlik kurumları, idare faaliyet raporlarının birer örneğini Sayıştaya ve Maliye Bakanlığına gönderir.

Mahallî idarelerce hazırlanan idare faaliyet raporlarının birer örneği Sayıştay ve İçişleri Bakanlığına gönderilir. İçişleri Bakanlığı, bu raporları esas alarak kendi değerlendirmelerini de içeren mahallî idareler genel faaliyet raporunu hazırlar ve kamuoyuna açıklar. Raporun birer örneği Sayıştaya ve Maliye Bakanlığına gönderilir.

Merkezî yönetim kapsamındaki idareler ile sosyal güvenlik kurumlarının bir malî yıldaki faaliyet sonuçları, Maliye Bakanlığınca hazırlanacak genel faaliyet raporunda gösterilir. Bu raporda, mahallî idarelerin malî yapılarına ilişkin genel değerlendirmelere de yer verilir. Maliye Bakanlığı, genel faaliyet raporunu kamuoyuna açıklar ve bir örneğini Sayıştaya gönderir.

 

Sayıştay, mahallî idarelerin raporları hariç idare faaliyet raporlarını, mahallî idareler genel faaliyet raporunu ve genel faaliyet raporunu, dış denetim sonuçlarını dikkate alarak görüşlerini de belirtmek suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu raporlar ve değerlendirmeler çerçevesinde, kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasına ilişkin olarak kamu idarelerinin yönetim ve hesap verme sorumluluklarını görüşür. Bu görüşmelere üst yönetici veya görevlendireceği yardımcısının ilgili bakanla birlikte katılması zorunludur.

 

KESİN HESAP KANUNU

****Türkiye Büyük Millet Meclisi, merkezi yönetim bütçe kanununun uygulama sonuçlarını onama yetkisini kesin hesap kanunuyla kullanır.***

 

Kesin hesap kanunu tasarısı, muhasebe kayıtları dikkate alınarak, merkezi yönetim bütçe kanununun şekline uygun olarak Maliye Bakanlığınca hazırlanır. Bu tasarı, bir yıllık uygulama sonuçlarını karşılaştırmalı olarak gösteren değerlendirmeleri içeren gerekçesiyle birlikte izleyen mali yılın Haziran ayı sonuna kadar Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur ve bir örneği Sayıştaya gönderilir.

 

Kesin hesap kanun tasarısının ekinde;

a) Genel mizan,

b) Bütçe gelirleri kesin hesap cetveli ve açıklaması,

c) Bütçe giderleri kesin hesap cetvelleri ve açıklaması,

d) Bütçe gelir ve giderlerinin iller ve idareler itibarıyla dağılımı,

e) Devlet borçları ve Hazine garantilerine ilişkin cetveller,

f) Yılı içerisinde silinen kamu alacakları cetveli,

g) Mal yönetim hesabı icmal cetvelleri,

h)Maliye Bakanlığı tarafından gerekli görülen diğer belgeler,

Yer alır.

Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri bütçelerinin kesin hesabının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

 

İdarelerin faaliyet raporları, genel faaliyet raporu, dış denetim genel değerlendirme raporu ve kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı birlikte görüşülür. Ancak, bu raporlar ile genel uygunluk bildirimi Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında öncelikle görüşülür.

Mahalli idare bütçeleri ile sosyal güvenlik kurumları bütçelerinin uygulama sonuçlarının kesin hesaba bağlanması, ilgili kanunlarındaki hükümlere göre yapılır.

 

GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ

SAYIŞTAY, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri için düzenleyeceği genel uygunluk bildirimini, kesin hesap kanun tasarısının verilmesinden başlayarak en geç yetmiş beş gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.

Genel uygunluk bildirimi; dış denetim raporları, idare faaliyet raporları ve genel faaliyet raporu dikkate alınarak hazırlanır.

 

*************Kesin hesap kanunu tasarısı ve genel uygunluk bildiriminin Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılmamış denetimleri önlemez ve hesapların kesin hükme bağlandığı anlamına gelmez. **********

 

 

KAMU HESAPLARI VE MALİ İSTATİSTİKLER

 Muhasebe sistemi

Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde uygulanacak muhasebe ve raporlama standartları, uluslararası standartlara uygun olarak Maliye Bakanlığı bünyesinde; Sayıştay Başkanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı ve diğer ilgili kuruluş temsilcilerinin katılımıyla oluşturulacak olan Devlet Muhasebesi Standartları Kurulu tarafından belirlenir. Bu standartlar Resmî Gazetede yayımlanır. Kurulun yapısı, çalışma usûl ve esasları ile diğer hususlar Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

 

          

Kamu gelir ve giderlerinin yılı ve mahsup dönemi

 ****Kamu gelir ve giderleri tahakkuk ettirildikleri mali yılın hesaplarında gösterilir. *****

*****Bütçe gelirleri tahsil edildiği, bütçe giderleri ise ödendiği yılda muhasebeleştirilir.******

Kamu hesapları mali yıl esasına göre tutulur. Mali yılın bitimine kadar fiilen yapılmış olan ödemelerden mahsup edilememiş olanların, ödenekleri saklı tutulmak suretiyle, mahsup işlemleri mali yılın bitimini izleyen bir ay içinde yapılabilir. Zorunlu hallerde bu süre, Maliye Bakanlığı tarafından bütçe giderleri için bir ay, diğer işlemlerde beş ayı geçmemek üzere uzatılabilir.

 

MALİ İSTATİSTİKLER

Kapsam, temel ilkeler ve kurumsal çevre

Mali istatistikler, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali işlemlerini kapsar.

Mali istatistikler, uluslararası standartlara uygun olarak bütünlük, güvenilirlik, kullanışlılık, yöntemsel geçerlilik ve ulaşılabilirlik ilkeleri çerçevesinde; yeterli mesleki eğitimi almış personel tarafından muhasebe kayıtlarındaki verilere dayanılarak ve istatistiksel yöntemler kullanılarak hazırlanır.

Mali istatistiklerin hazırlanmasında kamu idarelerinin yöneticileri uygun kurumsal çevrenin oluşturulması için gerekli önlemleri alır.

 

Mali istatistiklerin hazırlanması ve açıklanması

Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler, Maliye Bakanlığınca derlenir. Merkezi yönetim kapsamı dışındaki kamu idareleri mali istatistiklerini belirlenmiş ilkelere uygun olarak hazırlar ve belirlenen süreler içinde Maliye Bakanlığına gönderir.

Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler, Maliye Bakanlığınca aylık olarak yayımlanır. Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelere ait mali istatistikler ile merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler Maliye Bakanlığınca birleştirilerek, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait mali istatistikler elde edilir ve üçer aylık dönemler itibarıyla yayımlanır.

Mali istatistiklerin anlaşılabilir ve kullanıcılar için kolayca ulaşılabilir olması esastır.

 

Mali istatistiklerin değerlendirilmesi

*******Bir yıla ait mali istatistikler izleyen yılın Mart ayı içinde; hazırlanma, yayımlanma, doğruluk, güvenilirlik ve önceden belirlenmiş standartlara uygunluk bakımından Sayıştay tarafından değerlendirilir ve bu amaçla düzenlenen değerlendirme raporu Türkiye Büyük Millet Meclisine ve Maliye Bakanlığına gönderilir. Bu raporda yer alan değerlendirmelere ilişkin olarak Maliye Bakanı gerekli önlemleri alır. *******

 

İÇ KONTROL SİSTEMİ

İç kontrolün tanımı

 İç kontrol; idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yürütülmesini, varlık ve kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının doğru ve tam olarak tutulmasını, malî bilgi ve yönetim bilgisinin zamanında ve güvenilir olarak üretilmesini sağlamak üzere idare tarafından oluşturulan organizasyon, yöntem ve süreçle iç denetimi kapsayan malî ve diğer kontroller bütünüdür. (*)

Görev ve yetkileri çerçevesinde, mali yönetim veiç (**) kontrol süreçlerine ilişkin standartlar ve yöntemler Maliye Bakanlığınca, iç denetime ilişkin standartlar ve yöntemler ise İç Denetim Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenir, geliştirilir ve uyumlaştırılır. Bunlar ayrıca, sistemlerin koordinasyonunu sağlar ve kamu idarelerine rehberlik hizmeti verir.

 

İç kontrolün amacı

a) Kamu gelir, gider, varlık ve yükümlülüklerinin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yönetilmesini,

b) Kamu idarelerinin kanunlara ve diğer düzenlemelere uygun olarak faaliyet göstermesini,

c) Her türlü mali karar ve işlemlerde usulsüzlük ve yolsuzluğun önlenmesini,

d) Karar oluşturmak ve izlemek için düzenli, zamanında ve güvenilir rapor ve bilgi edinilmesini,

e)Varlıkların kötüye kullanılması ve israfını önlemek ve kayıplara karşı korunmasını,Sağlamaktır.

 

Kontrolün yapısı ve işleyişi

Kamu idarelerinin malî yönetim ve kontrol sistemleri; harcama birimleri, muhasebe ve malî hizmetler ile ön malî kontrol ve iç denetimden oluşur. (****)

 

Ön malî kontrol

Ön malî kontrol, harcama birimlerinde işlemlerin gerçekleştirilmesi aşamasında yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrolleri kapsar.

Ön malî kontrol süreci, malî karar ve işlemlerin hazırlanması, yüklenmeye girişilmesi, iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi ve belgelendirilmesinden oluşur.

 

Mali Hizmetler Birimi

Kamu idarelerinde aşağıda sayılan görevler, malî hizmetler birimi tarafından yürütülür:

a) İdarenin stratejik plan ve performans programının hazırlanmasını koordine etmek ve sonuçlarının konsolide edilmesi çalışmalarını yürütmek.

b) İzleyen iki yılın bütçe tahminlerini de içeren idare bütçesini, stratejik plan ve yıllık performans programına uygun olarak hazırlamak ve idare faaliyetlerinin bunlara uygunluğunu izlemek ve değerlendirmek.

c) Mevzuatı uyarınca belirlenecek bütçe ilke ve esasları çerçevesinde, ayrıntılı harcama programı hazırlamak ve hizmet gereksinimleri dikkate alınarak ödeneğin ilgili birimlere gönderilmesini sağlamak.

d) Bütçe kayıtlarını tutmak, bütçe uygulama sonuçlarına ilişkin verileri toplamak, değerlendirmek ve bütçe kesin hesabı ile malî istatistikleri hazırlamak.

e) İlgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek.

f) Genel bütçe kapsamı dışında kalan idarelerde muhasebe hizmetlerini yürütmek.

g) Harcama birimleri tarafından hazırlanan birim faaliyet raporlarını da esas alarak idarenin faaliyet raporunu hazırlamak.

h) İdarenin mülkiyetinde veya kullanımında bulunan taşınır ve taşınmazlara ilişkin icmal cetvellerini düzenlemek.

i) İdarenin yatırım programının hazırlanmasını koordine etmek, uygulama sonuçlarını izlemek ve yıllık yatırım değerlendirme raporunu hazırlamak.

j) İdarenin, diğer idareler nezdinde takibi gereken malî iş ve işlemlerini yürütmek ve sonuçlandırmak.

k) Malî kanunlarla ilgili diğer mevzuatın uygulanması konusunda üst yöneticiye ve harcama yetkililerine gerekli bilgileri sağlamak ve danışmanlık yapmak.

l) Ön malî kontrol faaliyetini yürütmek.

m) İç kontrol sisteminin kurulması, standartlarının uygulanması ve geliştirilmesi konularında çalışmalar yapmak.

n) Malî konularda üst yönetici tarafından verilen diğer görevleri yapmak.

 

****Harcama yetkilisi ile muhasebe yetkilisi görevi aynı kişide birleşemez. Malî hizmetler biriminde ön malî kontrol görevini yürütenler malî işlem sürecinde görev alamazlar.****

 

Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları

Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir. Memuriyet kadro ve unvanlarının muhasebe yetkilisi niteliğine etkisi yoktur. (**)

Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur. 9.12.1994 tarihli ve 4059 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin muhasebe hizmetleri Maliye Bakanlığınca yürütülür. Muhasebe yetkilileri gerekli bilgi ve raporları düzenli olarak kamu idarelerine verirler.

Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

a) Yetkililerin imzasını,

b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,

c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,

d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,

Kontrol etmekle yükümlüdür.

Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz.Belgesi eksik veya hatalı (*) olan ödeme emri belgeleri, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir.

Muhasebe yetkilileri işlemlerine ilişkin defter, kayıt ve belgeleri muhafaza eder ve denetime hazır bulundurur.

 

Muhasebe yetkilisi adına ve hesabına para ve parayla ifade edilebilen değerleri geçici olarak almaya, vermeye ve göndermeye yetkili olanlar muhasebe (yetkilisi) mutemedidir. Muhasebe (yetkilisi) mutemetleri doğrudan muhasebe yetkilisine karşı sorumludur. Muhasebe (yetkilisi) mutemetlerinin görevlendirilmeleri, yetkileri, denetimi, tutacakları defter ve belgeler ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

 

İç denetim

İç denetim, kamu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız nesnel güvence sağlama ve danışmanlık faaliyetidir.Bu faaliyetler, idarelerin yönetim ve kontrol yapıları ile mali işlemlerinin risk yönetimi, yönetim ve kontrol süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek ve geliştirmek yönünde sistematik, sürekli ve disiplinli bir yaklaşımla ve genel kabul görmüş standartlara uygun olarak gerçekleştirilir.

İç denetim, iç denetçiler tarafından yapılır. Kamu idarelerinin yapısı ve personel sayısı dikkate alınmak suretiyle, İç Denetim Koordinasyon Kurulunun uygun görüşü üzerine, doğrudan üst yöneticiye bağlı iç denetim birimi başkanlıkları kurulabilir. (**)

 

İÇ DENETİM KOORDİNASYON KURULU

Maliye Bakanlığına bağlı İç Denetim Koordinasyon Kurulu, yedi üyeden oluşur. Üyelerden biri Başbakanın, biri Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın, biri Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın, biri İçişleri Bakanının, başkanı dahil üçü Maliye Bakanının önerisi üzerine beş yıl süre ile Bakanlar Kurulu tarafından atanır. Bunların 67 nci maddede belirtilen görevleri yapabilecek niteliklere sahip olması şarttır. Maliye Bakanı tarafından önerilecek adaylardan birinin ekonomi, maliye, muhasebe, işletme alanlarından birinde doktora derecesine sahip öğretim üyeleri arasından olması şartı aranır. Üyeler, bu sürenin sonunda yeniden atanabilirler.

Gerekli görülen hallerde İç Denetim Koordinasyon Kurulu, oy hakkı olmamak kaydıyla teknik yardım almak ve danışmak amacıyla uzman kişileri de toplantılara davet edebilir. Kurulun çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar İç Denetim Koordinasyon Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

 

 

DIŞ DENETİM

SAYIŞTAY tarafından yapılacak harcama sonrası dış denetimin amacı, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde, yönetimin mali faaliyet, karar ve işlemlerinin; kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk yönünden incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine raporlanmasıdır.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Ve Sayıştayın Denetlenmesi

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi veSayıştayın denetlenmesi, her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafından görevlendirilen ve gerekli mesleki niteliklere sahip denetim elemanlarından oluşan bir komisyon tarafından, hesaplar ve bunlara ilişkin belgeler esas alınarak yapılır.

 

************Kamu zararının meydana geldiği ve bu Kanunda belirtilen para cezalarının verilmesini gerektiren fiilin işlendiği yılı izleyen mali yılın başından başlamak üzere (zamanaşımını kesen ve durduran genel hükümler saklı kalmak kaydıyla) onuncu yılın sonuna kadar tespit ve tahsil edilemeyen kamu zararları ile para cezaları zamanaşımına uğrar. *************

 

Gelirlerin Tahmin Edilmesinde Çeşitli Usuller Vardır.

 1) Otomatik Tahmin Usulü

*Bir Önceki Yıl Usülü

* Ortalama Usus

* Ortalama Artış Usulü

 

2) Doğrudan Takdir Usulü: Maliye Bakanlığı kendisi bütçenin hazırlanasını bizzat kendisi yapar . Türkiyede sistem uygulanır.

 

BÜTÇE GEREKÇESİ: Yasama organında görüşülüp onaylanmak üzere hazırlanan tüm kanun tasarılarında olduğu gibi bütçe kanunun tasarısı içinde bir gerekçe hazırlanır. Her bakanlık ve kuruluş mendi gider bütçe tasarısını hazırlarken, bununla birlikte ödenek taleplerinin nedenlerini açıklayan bir gerekçeyide Maliye Bakanlığına sunar. Maliye Bakanlığı diğer bakanlıl ve kuruluşlardan tapladığı bu gerekçeler ışığında dvlet bütçesinin gerekçesini hazırlar.

 

BÜTÇE KANUN METNİ: Bütçe kanunun metini taçenin uygulanacağı mali yıl içinde, devlet adına gider yapmak ve kamu gelirlerini toplamak hususunda hükümet verilen yetkiler ile bütçe uygulamalarına ilişkin çeşitli hükümleri ihtiva eder

a)  Bütçe kanununa bağlı cetveller

ACetveli. Bakanlıkların vediğer genel ve katma bütçeli kuruluşların betçelirindeyer alan ödeneklerin programa alt proğram ödenek türü harcama kalemi düzeyinde gösterildiği tablolar yer alır.

 

B Cetveli. Genel bütçe gelirleri tek bir cetvelde, katma bütçeli idarelerin gelirleri ayrı ayrı cetvellerde gösterilir.

 

C Cetveli. Devlet gelirlerinin dayandığı temel hükümler bu cetvelde gösterilir.

 

BÜTÇENİN GÖRÜŞÜLÜP ONAYLANMASI

Bakanlar kurulu MERKEZİ BÜTÇE KANUN TASARISINI mali yıl başından en az 75 gün önce TBMM sunmalıdır. Bütçe tasarı meclis başkanı tarafından önce bütçe komisyonuna havale edilir.

 

Bütçe komisyonunda bütçe tasarının görüşülmesi. Komisyon 40 üyeden oluşur. Üyelerin en az 25 i   iktidar kalan 15” i ise muhalefetten seçilir. Komisyon üyeleri görüşmeler esasında bütçe tasarısı üzerinde her türlü değişiklik önerisinde bulunabilir. Bu görüşmeler 55 günde tamamlanır. Komisyon hükümet tarafından hazırlanmış olan bütçe tasarısı üzerinde gider artırıcı ve gelir azaltıcı değişiklikler yapmak yetkisine sahiptir. Oysa genel kurulda milletvekilleri gider artırıcı ve gelir azaltıcı önerilerde bulunamazlar.

 

Bütçenin TBMM Genel Kurulunda Görüşülmesi ve Onaylanması. Bakanlıklar ve kuruşların bütçeleri proğramlar itibarıile görüşülüp onaylanır. Bütçe satl çoğunluk ile kabul yada reddedilir. Görüşülüp kabul edilen bütçe kanunun 1 Ocak tan itibaren yürürlüğe girmek üzere Cumhurbaşkanın onayına sunulur. Cumhurbaşkanının bütçe kanununu veto yetkisi yoktur.

 

 

MALİ YIL SONUNDA BÜTÇENİN SONUÇLANDIRILMASI

Hesap dönemi (eğrezsiz)usulü: Hesap dönemi yada eğrezsiz usulünde süresi dolan bütçenin hesapları kapatılamaz, yeni mali yılda eski bütçe döneminden kalma gelirler tahsil edildikçe bunlara ait oldukları yılın bütçesine gelir olarak yazılır. Bunun yanında süresi dolan bütçeye ait olan ödeneklerin harcanmasına yeni mali yıldada devam edilir ve bunlar hesapları henüz kapatılmamış olan geçmiş yıl bütçesine gider olarak kaydedilir.

 

İdare zamanı (jestiyon ) usulü : idare zamanı usulünde yapılan işlemler günü gününe hesaplara kaydedilir, mali yıl sonunda işlemler durdurulur, gelir ve gider hesapları mali yıl sonu itibarıyle kapatılır. Türk Bütçe Sisteminde küçük bazı istisnalar dışında Jestiyon usulü benimsemmiştir.

 

BÜTÇE UYGULAMALARININ DENETİMİ

BÜTÇENİN İDARİ DENETİMİ: Bütçenin idari denetim ita amirleri Maliye Bakanlığı ve Sayıştay tarafından yapılmaktadır. Bu denetim bütçenin uygulanması esasında yani giderlerin taahhüt tahakkuk ve ödeme aşamalarında yapılan denetimdir. Bu denetim maksat dvlet adına henüz ödeme yapılmadan önce doğabilecek yanlışlık ve suistimalleri önlemektir.

 

Taahhüt denetimi: giderlerin taahüt aşamasında idari bakımdan gerek Maliye Bakanlığı gerekse Sayıştay tarafından denetime tabi tutulur. Nedeni bu aşamada yapılması gereken işlemlerin mevzuatta uygun olarak gerçekleştirip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesidir.

Tahakkuk denetimi: giderlerin tahakkuku kamu hizmetlerinden doğan bir borcun kesinleşmesi aşamasındır. Burada tahakkuk memurları hizmetin yada malın tahahüt şartlarına uygun olarak araştırırlar tahakkuk memurları belirtilen hususlardan dolayı ita amirleri taranıdan denetlenirler.

 

BÜTÇENİN YARGI DENETİMİ : Bütçe uygulamalarının yargı denetimi sayıştay tarafından yapılır. Sayıştayın bütçe üzerindeki denitimi iki türlüdür. Birincisi bütçeimn uygulanması esnasındaki idari denetimi ikincisi uygulamadan sonraki yargı denetimidir.

 

BÜTÇENİNİ YASAMA ORĞANI TARAFINDAN DENETİMİ. Uygulama esasında ve uygulamanın bitiminde olmak üzere iki çeşit denetim vardır.

Uygulama sırasında denetim. TBMM soru meclis araştırması, genel görüşm, gensoru ve meclis soruşturması yoluyla yapılan denetimleri kapsar

Uygulamada sonraki denetim: kesin hesap kanunu tasarısını görüşüp onaylamak suretiyle gerçekleştirilir. Kesin hesap kanunu tasarısı mali yılın sonundan başlayarak en geç 7 ay sonra bakanlar kurulunca TBMM sine sunulur. Sayıştay genel uygunluk Bildirimini ilişkin olduğu kesin hesap kanunu tasarısının verlimesinden başlayarak en geç 75 gün içinde TBMM ye sunar.

 

VERGİ HUKUKU

Tarh İşleminin Çeşitleri

Beyana dayanan tarh: vergi yükümlüsünün beyanı üzerine yazılı veya sözlü beyanı üzerine tarh işlemi tahsis edilir. Asıl olan beyandır. Beyan usulünde tarh işlemi ile tahakkuk aşaması birlikte gerçekleşir. Tarh tebliğ tahakkuk aynı anda tamamlanır.

 

İkmalen vergi tarhı: daha önce bir vergi tarh edilmiş olmalıdır. Ek tarhiyatla matrah yada matrah farkının defter kayıt ve belgeler gibi maddi delillerle yada kanuni ölçülere göre saptanması gerekir örneğin yükümlü beyan dönemi içinde beyannamemesini vermiş ancak defter kayıt ve belgelerde yapılan inceleme sonucunda gelirini eksik gösterdiği anlaşılmışsa bu maddi delillerin orta çıkan matrah farkı üzerinden ek vergi tarhı edilecektir.

Resen Vergi Tarhı: vergi tarhının tamamen veya kısmen defter kayıt ve belgelerle veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah yada matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır.

 

Verginin idarece tarhı: yükümlünün vergi borcuna ilişkin ödevlerini yerine getirmediği ve vergi usul kanununa göre resen ve ikmalen tarhiyatın geçerli olmadığı bir kısım durumlarda matrah yine idare tarafından saptanır. Bu tarh işlemi türünü idarce yapılan diğer matrah saptama yöntemlerinden ayıran nokta, idarece tarh usulünün beyan esasının uygulanmadığı durumlarda söz konusu olmasıdır.

 

Terkin için Bakanlar Kuruluna başvurma süresi 6 aydır. Vergi mahkemelerine başvurma süresi 30 gündür

Vergi Usul Kanun Uyarınca Sürelerin Uzaması.

mücbir neden. Ağır hastalık, ağır kaza,afet halleri ve yükümlünün defter ve belgeleri üzerinde tasarruf edememesi hali örnek verilebilir.

 

Zor durum: zor durumda olmaları nedeniyle vergi işlemleri ile ilgili ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek durumda olanlara yasal sürenin bir katını geçmemek üzere Maliye Bakanlığınca izin verilebilir.

 

Ölüm: ölüm nedeniyle mirasçılara geçen ödevlerin yerine getirilmesinde bildirme, beyanname verme sürelerine 3 ay eklenir.

 

VERGİ BORCUNU ORTADAN KALDIRAN NEDENLER:

a)  Ödeme

b)  Zamanaşımı

c)  Takas

d)  Terkin

e)  Hata düzeltme

f)   Uzlaşma

g)  Yargı kararları

h)  Ölüm

 

 

Beyana dayanan vergilerde vergileme süreci

Tarh – Tebliğ – Tahakkuk – Tahsil

 

 

VERGİ ALACAĞININ GÜVENCE ALTINA ALINMASI

a)  Rüçhan Hakkı: kamu alacaklısının rüçhan hakkı rehinli alacaklılarda geçerli değildir. Üçüncü kişilerin haciz koydurduğu bir mal paraya çevrilmesinden önce kamu alacaklısıda takibe geçtiği takdirde satış bedeli özel alacaklı ile garameten paylaştırılır.

b)  Teminat: kaçakçılık ve ağır kusur suçlarının işlenmesi halinde resen ve ikmalen vergi tarhı işlemlerine, tevessül edildiğinde gerek kayba uğratılan verginin gerek kesilerek cezanın tahsilini güvence altına almak üzere borçlundan teminat istenir.

c)  İhtiyati haciz: teminat vermeyi gerektiren durumlar varsa, borçlunun belli bir ikametgahı yoksa borçlu kaçmışsa veya kaçma ihtimali yada mal kaçırma ihtimali varsa, mal bidirimindede bulunmamışsa mahallin en yüksek mülki amiri karır ile ihtiyati haciz uygulanır. Sonradan teminat gösterilirse ihtiyati haciz kalkar. 7 gün içinde vergi matrahına itiraz edilebilr.

d)  İhtiyati tahakkuk: sadece vergi borçları için uygulanır. İleride tahakkuk edebilecek vergi borcunun tahsilini güvenme için uygulanır.

 

VERGİ TÜRLERİ VE KONUSU

a)  gelir verğisi : Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır . gelir kapsamına giren kazanç ve iratlar 7 ayrı kalemden oluşur.

1-Ticari Kazançlar: Maden taş ve kireç ocakları kum çakıl ve istihsal yerleri ile tuğla ve kiremit harcamalarının işletilmesi, ………….işleri,özel okul ve hastane ve benzeri yer işletmesi gayrımenkul alım satım ve inşa işleriyle devamlı uğraşanların işlerinde kendi nam ve hesabına menkul kıymet alımı satımı ile devamlı uğraşanlanı bu işlerden elde ettiği kazançlar ticari kazançtır.

Maliyet Bedeli: Bir iktisadi değerin edinilmesi yada değerinin arttırılması için yapılan ödemelerle buna ilişkin giderlerin toplamıdır.

Borsa rayici: menkul kıymetler ile kambiyo borsasına ve ticaret borsasına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden önceki son işlemlerinin ortalama değerini ifade eder.

Muhayyet değer: Bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarındaki değeri

Nominal itibari değer: senetlerin üzerindeki değer.

Rayiç bedel: bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım satım değeri.

2) Zirai Kazanç: ziraat faaliyetlerinden doğan kazançlara zirai kazanç denir. Zirai faaliyetle uğraşsalar bile kollektif ve komandit şirketlerin bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazanç ortakların ticari kazancı ( komanditer hariç hükmündedir. Sermaye şirketleri için aynı durum geçerlidir. Gayrımenkul ve gayrımenkul sermaye hükmündeki hakların zirai bir işletmeye dahil bulunması halinde bunların getirdiği iratlar zırai kazanç sayılır.

3)Ücretler: işgörme akitlerinden olan hizmet akti karşılığında çalışma karşılığı elde edilen kazanç türüdür.

4) Serbest Meslek Kazançları : Fikri ve sinai hakların sahipleri tarafından devir ve temliki ile kiralamalarından elde edilen kazançlar, gümrük komisyoncuları, borsa ……..ve …….. kazançları, kollektif ve adi şirketlerin ortakları ile komandit şirkette kondite ortakların kazançları serbest meslek kazancı sayılır.

5) Gayrımenkul İratları

6) menkul Sermaye İratları. Sahibinin ticari zirai yada mesleki faaliyetleri dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden oluşan sermaye dolayısı ile elde ettikleri kar paya faiz kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iratıdır. Üretim sürecine fiilen katılmaksızın bu işleri yürüten işletmelere mali yatırım yaparak kazanç elde eden kişilerin geliri menkul sermaye iradıdır.

7) Sair Kazanç ve İratlar.; Menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, bir kısım hakların elden çıkarılmasından doğan kazanlar telif hakları ve ihtira beratlarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar, ortaklık haklarının yada paylarının elden çıkarılmasından doğan kazançlardır.

6) Kurumlar Vergisi : Kurumlar vergisinin yükümlüleri sermaye şirketleri, koperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iş ortaklıkları mükelleftir. Adi komandit ve kollektif şirketler kurumlar vergisi mükellefi değildirler. Anonim, paylı komandit ve limidet şirketler kurumlar vergisi mükellefidir.

Kurumlar vergisi istisnaları.

İştirak kazançları istisnaları

………..istisnası sadce üretim tüketim ve tüketici kooperatifleri için

turizm istisnası

menkul kıymet portföy işletmeciliği istisnası.

b)  Servet üzerinden alınan vergiler

*. Emlak vergisi

*. Veraset ve intikal vergisi : vergi 5 yılda yılda iki taksit olarak ödenir.

*. Motorlu taşıtlar vergisi spesifik matraha göre alınır.

 

KATMA DEĞER VERİGİSİ: Türkiyede ticari, zirai ve sinai, meslek faaliyetleri çerçevesinde yapılan mal teslimlei, hizmet ifalır ile her türlü mal ve hizmet ithalatıdır. Ayrıca bir kısım teslim ve hizmetlerde KDV konusu içene girer

1 Mal Teslimi. Trampa,elektirik, gaz, ısıtma, sogutma, su dağtımlarında mal teslimi hükmündedir.

2 Hizmet İfası: bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafazaetmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmayı taahüt etmek şekilende gerçekleşebilir.

 

Vergilemede dikey Eşitlik : farklı gelir gruplarının farklı vergilendirilmesidir. Yani gelir düzeyi fazla olandan daha fazla vergi alınmasısınnı amaçlandığı uygulamadır.

Vergilemede yatay eşitlik: Aynı gelir gruplarına dahil kişilerin aynı vergilemeye tabii tutulmasıdır. Ayırma kuramı yatay eşitliğin bir istisnasını oluşturur.

Vergilemede verimlilik: verginin tahsil edilebilmesi için devlet tarafından yapılması gereken masrafların en alt seviyede oluşmasının sağlanması şeklinde tanımlanan ilkedir. Bir verginin verimli olarak addedilebilmesi için bu verginin şu özellikere sahip olması gerekir.

Genel Olmalıdır. Yani vergi vergi geliri elde edilebilecek her türlü gelir, harcama ve servet üzerinden alınmalıdır.

Vergileme tasarruflu olmalıdır. Vergi toplanması açısından vergi idaresi en az masraflar vergi gelirlerini topluyor olması gerekir.

Mutedil (ılıman) olmalı: Gelirle ödenen vergi arasında aşırı bir oransızlık olmamalıdır.

Görünmez olmalıdır. Verği ödeyicisi olan mükelleflerin vergi ödemelerini farkına varmadan yapmalılar, yani vergi yükünü hissetmeden vergi ödemelerini yapmalıdırlar bu şarta en iyi uyan vergi dolaylı vergidir.

Negatif gelir vergisi : devletin yüksek gelirlirden vergi yoluyla bir kaynak oluşturması ve bu kaynağın düşük gelirlire mali yardımlar ve sübvansiyonlar yolu ile transfer etmesidir. Devlet nasılki ödem gücene sahip bireylerden vergi alıyorsa aynı doğrultuda vergi ödeme gücüne sahip olmayan bireylerede ödeme gücüne ulaşıncaya kadar gelir transferi yapması gerekmektedir. Yapılan bu işleme M. Friedman Negatif gelir vergisi demektedir.

 

VERGİ İLE İLGİLİ BAZI KAVRAMLAR

Vergi Maliyeti: Bir vergi uygulaması dolayısıyla katlanılması gereken açık ve gizli

maliyet unsurları. Açık maliyet gelir örgütünün merkez ve taşra kuruluşlarının faaliyetlerini sürdükleri binaların yapımı, alım, kiralama, tüm personel giderleri, demirbaşlar, vs gizli maliyet ise mükellefin vergi dolayısı ile yaptığı harcamalardır.

 

Vergi Harcaması: tannan vergi indirimleri, imtiyazlar ve önecelikler nedeniyle toplanamıyan geliri ifade etmektedir.

Vergi Erozyonu: Vergi hasılatının aşınması olarak kullanılan vergi erezyonu iki nedeni vardır. Vergiharcamarının artması ve vergi kaçınması ile kaçakçılığın artmasıdır.

 

Vergi Kapasitesi: ülke düzeyinde, tüm mükelleflerin vergi ödeme güçlerinin toplamına vergi kapasitesi denir.

 

Vergi gayreti: Bir ülkede bulunduğu tahmin edilen vergi kapasitesi ile fiili vergi hasılatı arasındaki oransal ilişkiye vergi gayreti denir. Bu vergi idaresinin etkinliği ile yakından ilgilidir.

 

Mali Anestezi: Mali yükümlülüklerin muhatapları tarafından farkına varılmadan yerine getirilmesini ifade eder. Özellikle dolaylı vergilerin fiyat içeresinde gizlenmiş olmaları nedeniyle verginin önleyicisi tarfından açıkça hissedilmemesi en iyi örneği oluşturur

 

Vergi Görevi: vergiye kartşı toplumsal olrak tekpi şiklinde yükümlülükleri yerine getirmeme davranışıdır.

 

Olivera tanzi etkisi: gelir vergisi uygulamasında vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği yıl yerine gelecek yıl tahsil ediliyor olmasından dolayı, enflasyonist ortamda reel olarak devlet gelirlerinin düşmesine denir.

 

Verginin karar veya beyan etkisi: vergi mükelleflerin satın alma güçlerini etkilediği gibi, aynı zamanda bireyin tüketim tasarruf ve yatırım kararlarınıda etkilemektedir. Uygulanan bir vergi nedeniyle kişilerin kararlarının etkilenmesinde verginin karar veya beyan etkisi denir.

 

Verginin amortismanı: taşınır veya taşınmaz malların sermaye değeri; veya geliri üzerine konulan vergiler, belli koşullar altında bir tür geriye yansıma olayı meydana getirerek, sermaye değerinin düşmesine neden olurlar, buna verginin amortismanı denir. Bu olay ile vergi konus malın değerinin azalması ile sonuçlanır.

 

Verginin kaptilazsyonu: Bir dayanıklı malın sermaye değeri yada geliri üzerinden alınnan verginin kaldırılması ile sermaye değerinin yükselmesidir.

 

Tevzii ( Dağıtma ) Vergileri: Elde edilmek istenen vergi hasılatının global tutar olrak önceden saptanması, sonrada bu tutarın mükellefler arasından bölüştürülmesidir.

 

Laffer eğrisi : vergi hasılatını vergi oranı ile ilişkilendirmekte vergi oranlarıın yükselmesi ile başlangıçta artan vegi ve vergi oranlarının yükselmeleri ile başlanğıçta artan vergi hasılatının belli bir sınırdan sonra azalacağını iddia eden teori

 

Mali Tevzin : geniş anlamıyla hem hizmetlerin hemde gelirlerin farklı idare kademeliri arasında bölüştürülmesidir.

 

Mali sürükleme (Fiscal druğ- Vergi çengeli- mali fren: Ekonominin gelişme döneminde kişilerin gelirleri artar, bu artan gelirler ya tüketime yada tasarrufa dönüşecektir. Eğer bu gelirler tüketime dönüşebilecekse ki genişleme döneminde ekonominin enflasyonist bir döneme girişini sağlayan bir dönemdir. Vergi sistemlerinin artan bir döneme girişini sağlayan bir dönemdir. Vergi sistemlerinin artan oranlı bir tarifiye sahip olması halinde, gelirlerin büyük bir bölümü en yüksek vergi oranı ile vergilendirileceğinden, kişiler tüketime ayırmak isteyecekleri gelirlerin büyük bir kısmını devlete aktarmış olacaklardır. Bu durumda ekonomide talep sıkıntısı çekeceğinden ekonomi duraklama dönemine girecektir. Ayrıca mali sürüklenme otomatik stabilizatörlük görevide görmektedir.

 

Decot Sistemi( Vergide indirim): indirim uygulanmaksızın matraha vergi oranı tetbik edelir. Bulanan vergiden en az geçim indirimi indirilir. Buna decot sistemi denir.

 

Muafiyet subjektiflik: vergi yükümlülüğü verginin mükellefidir. Subjektif vergi yükümlülüğünün kaldırılması muafiyettir. Muafiyet vergi yükümlüsü olması geretigi halde kanun konuycunun ekonomik ve sosyal nedenlerle bazı kişi veya kişi gruplarını vergi yükümlüsü olmasından çıkarmasıdır, örnek olarak diplomat ve esnaf muaflığını gösterebiliriz.

 

İstisna : objektif vergi yükümlüğü verginin konusunu tanımlamaktadır. İstisna vergi konusunun sınırlanmasıdır. Bu itibarla istisana verginin konusnua girdiği halde kanun koyucunun bazı nedenlerden dolyı verginin konusundan çıkarılmasıdır. Örnek ihracatın KDV den istisna olmasıdır.

Verginin Yansımasının Aşamaları:

 

****Verginin Ödenmesi:

****Vurgu: Kanuni mükellef tarafından ödenen verginin kişi tarafından yükü algılanması sonucu buverginin bir başkasına aktarmalarına varmasıdır.

****Aktarma

****Yerleşme

 

Mutlak Yansıma: Belirli bir vergideki artışın gelir dağılımı üzerindeki etkisini ifade etmektedir. Devlet harcamalarında ve vergilerde bir değişiklik olmadığı durumda, bir verğide yapılan değişiklikle veya özel bir vergi uygulamasının oluşturduğu etkilerin gelir dağılını nasıl etkilediğini inceleyen yansımadır.

 

Diferansiyel Yansıma: Kamu harcamalır sabit varsayıldığında belirli bir vergi ile diğer bir verginin daegiştirmesi halendi gelir dağılında meydana gelen değişmeyi inceleyen yansıma şeklidir.

 

Objktif vergiler: Yükümlülerin kişisel ve ailevi özellikleri dikkate alınmadan yapılan vergilemedir. Aynı gelir elde eden kişilerden aynı miktarda vergi alınmasını alaçlamaktadır. Bu vergilere genelde dolaylı vergiler örenk gösterilebilir. Bunlar katma değer vergisi banka ve sigorta muamele vergisi, damga vergisi ve gümrük vergisi gibi dolaylı vergiler ile mortlu taşıtlar vegisi ve kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilerdir.

 

Subjektif vergiler: vergilendirilen mükelleflerin ailevi ve şahsi özelliklerinde dikkate alınarak yapılan vergilemedir. Bu tür vergiler daha adil vergiler diye adlandırılırlar. Bu vergilere en iyi örnek gelir vergisi ile veraset intikal vergisidir.

 

Verginin dönüştürülmesi: vergi öncesi duruma kıyasla maliyetinin yükseldiğin ve safi kazıncının düştüğünü gören bir kısım girişimcilerin ödedikleri vergiyi telafi edebilmek yani giderebilmek amacayla giriştikleri bazı işlemler sonucunda konulan verginin yükü mükellefler açısından ortadan kaldırılmış olmaktadır. Böylece verginin baskısı oransal olarak azaltılmış. Olmakta yani mükellef vergi ödemekle birlikte üretim işlemlerini rasyonelleştirmek çalışma düzenini yoğunlaştırmak veya daha uzun bir süre çalışmak suretiyle verginin kar veya ücret üzerendeki etkesin olanak ölçüsünde gidermeye çalışmaktadır.

                      

VERGİ HUKUKU

VERGİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

A)ASLİ KAYNAKLAR: Anayasa, Kanun, Kanun hükünde kararname, içtihatı birleştirme kararları, bakanlar kurulu kararları, tüzükler yönetmelikler

B)YARDIMCI KAYNAKLAR: doktirin yargı kararları ve ayrıca vergi hukukuna özgü olan ve bağlacı birniteliği olmayan sadece açıklayacı bir vazife gören muktezalar, genelğeler, izahatlar ve benzerleri yer alır. Vergi hukukuna özgü kaynaklar olan genelge mukteza ve izaahtalar yeni bir yükümlülük getirmediklerinden idare hururu anlamında kesin ve yürütülmesi zorunlu idari bir işlem olmadığından iptal davalarına konu olamazlar

Vergi sorumluları vergi ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmezlerse vergi idaresi mükellefi değilvergi kesenleri sorumlu tutup vergiyi ve buna bağlı ceza ve faiz zamları bunlardan alır. Fakat daha sonra sorumlu verginin aslı için yasal mükellefe rücu edebilir. Ama ceza faiz ve zamları rücu edemez. Çünki bu ek yükümlülükler sorumlununun görevini tam olarak yerine getirmemesinden doğan yükümlünün kusuru olmadan ortaya çıkan kalemlerdir.

          

Tüzel kişilerin kanuni ödev ve sorumluluklarını kanuni temsilciler yerine getirir. Tüzel kişilerin vergi borçgeçikme zammı gibi borçları öncelikle tüzel kişilikten istenir eğer tüzel kişilikten alınamazsa bu halde aciz vesikasına bağlanır daha sonra temsiciden istenir bu halde temsicilerin rücu hakkı saklıdır.

Şirketlerin devredilmes durumunda birleşen şirketin vergi borçlarından birleşilen şirket sonumludur.

Tasfiyesine girişilmiş şirketin vergi borçlarından tasfiye memurları sorumludur. Tasfiye memurları öncelikle şirketin vergi borçlarını ödemekle sorumludurlar. Eğer buna uymazlarsa kamu alacağı kamu alacağı tasfiye memurlarından ve paraları dağıttıkları kişilerden alınır.

          

Serbest muhasebeci, mli müşavir ve YMM imza ve tastik ettikleri işlerden dolayı ortaya çıkacak vergi ziya, durumunda vergi ceza ve geçikme faizlerinin ödenmesinden bu kişiler mükelleflerle birlikte müteselsilen sorumludurlar.

Veraset ve intika vergisinden tapu memuru eğer VİV ödenmesini gerektiren bir işlem yapar ise bu işlemden mükellefle birlikte müteselsilen sorumludurlar.

 

 

VERGİ USUL KANUNUNDAKİ TEBLİĞ YÖNTEMLERİ

Posta yolu ile tebliğ

İlan yoluyla

Memur vasıtayısla

Mükellefin kabul etmesi şartıyla dairede veya komisyonda tebliğ

 

VERGİ USUL KANUNUNA GÖRE HESAP HATALARI

 

Matrahta hata

Miktarda hata

Vergi mükerrerliği

 

VERGİ USUL KANUNA GÖRE VERGİLENDİRME HATALARI

Mükellefin şahsında hata

Mükellefiyette hata

Mevzuatta hata

Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata

 

*vergi hatalarının düzeltilmesi ile ilgili vergi dairesi müdürü kararı ile olur

 

*kaçakçılık cezasını gerektiren bir fiile maddi menfaat gözetecek şekilde iştirak edenlere cezanın aynısı maddi menfaat gözetmeksizin iştirak edenlere ise bu fiile ait cezanını ¼ uygulanır.

 

*VUK na göre veriz ziyana kaçakçılık suçunu gerektiren bir fiil ile sebebiyet verilmesi durumunda kesilecek olan vergi ziya cezası 3 kat olarak uygulanır.

 

*VUK göre tek fiil ile vergi ziyanına ve genel usulsüzlük cezasına sebebiyet vermesi halinde bunlardan sadece yüksek olan ceza uygulanır. Ancak vergi ziya ve özel usulsüzlük birlikte ise cezalarda da birleşme olmaz ve cezalar ayrı ayrı verilir burada da mükellefin fiili dolayısı ile kesilecek olan vergi ziyan cezası usulsüzlük ( genel usulsüzlük) cezasından fazla olduğu için sadece vergi ziya cezası kesilecek ve buna ek olara

 

*VUK’ na göre yapılan usulsüzlük resen taktiri gerektiren bir davranış olduğu taktirde kesilecek olan ceza iki kat olarak uygulanır.

 

*VUK ‘ na göre 1 ve 2 . derece usulsüzlük aynı takvim yılı içinde aynı türden birden fazla yapıldığı takdirde birden fazlasının herbiri için birincisine ait cezanın ¼ kesilir.

 

*Vergi ziya ve usulsüzlük suçlarında bu suçların işlendiği tarihi takip eden yılın başından başlayarak vergi ziyaında 5 yıl usulsüzlükte 2 yıl içinde tekrar cezakesilmesi halinde vergi ziya cezasında % 50 usulsüzlükte % 25 arttırılarak uygulanır.

 

*Vergi mahkemesine dava açma otuz gündür.

 

ÖNEMLİ(son değişiklik) **************1 OCAK 2006 TARİHİNDE ÖNCEKİ DÖNEMLERE İLİŞKİN OLARAK BU TARİHTEN SONRA ORTAYA ÇIKAN VE VERGİ ZİYAI CEZASI KESİLMESİNİ GEREKTİREN FİİLLER İÇİN ZİYAA UĞRATILAN VERGİNİN 1 KATI TUTARINDA VERGİ ZİYA CEZASI KESİLECEKTİR.(ÖNCEDEN VERGİ ASLI+GECİKME FAİZİNİN YARISI VERGİ ZİYAI CEZASI OLUYORDU)BU CEZA VERGİ ZİYAINA VERGİ KAÇAKÇILIĞI DOLAYISLA YOL AÇANLARA 3 KAT İŞTİRAK EDENLERE 1 KAT ,VERGİ İNCELEMESİNE VEYA TAKDİR KOMİSYONUNA SEVK EDİLMESİNDEN SONRA VERİLENLER HARİÇ OLMAK ÜZERE KANUNİ SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA VERİLEN VERGİ BEYANNAMELERİ İÇİNDE %50 ORANINDA UYGULANACAKTIR.*************

 

*************** Azalan Bakiyeler sisteminde amortisman ayırma oranı üst sınır %50 oldu.(Önceden normal amortisman oranının iki katına kadar dı normal amortisman oranı %20 yani %40 dı) 2005 kpss sorusu******

 

*Vergiyle ilgili uyuşmazlıklarda vergi mahkemelerinin vermiş oldukları kararlara karşı danıştaya temyiz için başvuru süresi 30 gündür

 

*VUK’ na göre gerçek kişilerde iş başlama bildirimleri işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde vergi dairesine kendilerince veya avukatlarca veya muhasebeciler tarafından yapılır. Şirketlerin işe başlamaları ise kuruluş aşamasında işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde ticaret sicil memurluğunca vergi dairesine yapılır. Şirketlerin ve gerçek kişilerin işe başlama bildirimleri dışında yapılacak bildirilmeler bildirilecek olayın vuku tarihinden itibaren 1 ay içinde mükklef tarafından vergi dairesine yapılır.

 

VUK na göre tastike tabi deftereler:

Yevmiye ve encanter defteri

İşletme defteri

Çiftçi işletme defteri

Basit istihsal defteride dahil olmak üzere imalat ve isihsal defteri

Nakliyat vergisi defteri

Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri

Serbest meslek kazanç defteri

 

*VUK göre defter ve belgeleri saklama süresi 5 yıldır

 

*VUK ‘nda yer alan değerleme ölçüleri

Maliyet bedeli

Borsa raici

Tasarruf değeri

Mukayyet değeri

İtibari değeri

Vergi değeri

Raiç değeri

Emsal bedel

Emsal ücret

Alış bedeli

 

****gelir vergisi kanunda elde etme esası kabul edilmiştir. Bu esas tahsil ve tahakkuk esasına göre uygulanmaktadır. Buna göre gelir vergisi kanununa tabi olan kazanç ve unsurlardan ticari ve zirai kazançlardan elde etme tahakkuk esasına bağlanmış serbest meslek kazancı, ücret kazancı, gayrımenkul ve menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iradlarda elde etme tahsil esasına bağlanmıştır.

 

****Kollektif, adi ve adi komantid şirketlerin ticari faaliyetleri neticesinde ortakların elde ettikleri kazançlar ticari kazanç sayılır. Adi komandit şirkette komandite ortağın elde ettiği kazanç ticari kazançtır. Ancak komanditer ortağın kazancı menkul sermaye iradıdır.

 

******Kollektif ve adi komandit şirketler zirai faaliyette bulunsalar dahi çiftçi sayılmazlar. Kazançlar ticari kazanç sayılır. Adi şirketler zirai faaliyetlerler ile uğraşırlarsa çiftçci sayılırlar ve ortakların şirket karından elde edeceği kazançlarda zirai kazanç olarak kabul edilir.

******Kollektif şirketler ve adi şirketler serbest meslek faaliyetlerinde bulundukları takdirtde ortakların elde ettikleri kazanç serbest meslek kazancı olarak vergilendirilir. Adi komandit şirketlerde ise Komandite ortağın kazancı serbest meslek kazancı, komanditer ortağın kazancı menkul sermaye iradı olarak verilendirilir.

 

Not : Komanditerin durumu ticari, zirai ve serbest meslek kazancında hep aynıdır ( Menkul sermaye iradı )

                                 

VERGİDE EŞİTLİK İLKESİ: Vergide eşitlik ilkesi mükelleflerin vergi ödeme güçlükleri dikkate alınmak suretiyle vergilendirmenin yapılmasını öngörür vergi yükünün mükelleflerin kişisel ve ekonomik durumlarına göre eşit bir şekilde dağıtılmasını gerekli kılmaktadır. Vergide eşitlik yatay eşitlik ve dikey eşitlik olarak incelenebilir. Teoride mükelleflerin vergi ödeme gücünün belirlenmesi bakımından vergi sonucu katlanacağı fedakarlığın dikkate alınmasınının yerinde olacağı ileri sürülmüştür. Bu konuda ileri sürülen görüşler eşit fedakarlık, eşit oranlı fedakarlık ve en az fedakarlık görüşleridir.

 

1-Eşit fedakarlık görüşü: ödemmesi söz konusu vergi dolayısı ile mükelleflerin sahip oldukları toplam faydadaki azalışın aynı düzeyde olması bu yolla katlanılan fedakarlığın eşit kılınmasını öngörmektedir. Bu durumda matrahın büyüklüğüne bakılmakzısın farlı gelire veya varlığa sahip olan kişiler aynı miktarda vergi ödeyebilecektir.

 2-Eşit oranlı fedakarlık görüşü: mükelleflerden varlıkları yada gelirleri yüksek olanların az olanlara      kıyaslatoplumdan daha fazla fayda sağladıkları varsıyılarak ilk gruba giren mükelleflerin diğerlerine kıyasla daha fazla vergilendirimesi gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.

 3-Minimum Fedakarlık( En az Toplam Fedakarlık): vergileme suretiyle sağlanan toplam hasılatın    toplumun tüm kesimleri üzerinde yarattığı toplam fekadarlığın en az düzeyde olmasını öngörmektedir. Böylece verginin reel yükü mükellefler üzerinde olanaklar ölçüsünde az hissedilebilir. Şekilde dağıtılmış olacaktır.

 

 

KISA NOTLAR

*Eğitim ve sağlık harcamaları yatırım carisi olarak adlandırılır

*borç ödemelirinin faizleri tranfser harcamaları olarak ödenir

*fonksiyonel (İşlevsel ) kamu harcamalrını gerçekleştiren hizmetler itibarı ile sınıflandırır

*erdemli mallar kavramı Musgrave ortaya atmıştır. Bu mallara örnek olarak öğrenci bursları,tarımsal yardımlar, sağlık hizmetleri, ücretsiz eğitim gösterilebilir.

*bir şahsa piyangodan para çıkması net artış kavramına göre gelir sayılır.

*kamu harcamalarında gerçek harcama transfer harcaması ayrımını ilk defa PİGOU yapmıştır

*tam kamusal mallara yapılan kamu harcamalarının gelir dağılımı üzerindeki etkisi nörttür

*negatif gelir vergisi transfer harcaması olarak kabul edilir.

*Kamu harcaması büyüklügü: Kamu harcaması büyüklüğü / GSMH

*dar anlamda kamu harcamaları konsolide bütçeyi oluşturan genel ve katma bütçeli kuruluşların harcamaları olup buna yerel yönetim harcamalarıda dahil edilmiştir. KİTLER ve İDT ‘ de dahil edildiğinde geniş anlamda kamu harcamalarına ulaşılır.

*cari harcamalar = her yıl tekrar ederler, her yıl bütçede görülür, yararları kullanıldığı yıl içerisinde tükenir, tüketime yöneliktir, tüketim dengesi ile ilgilidir.

*kamu harcamaları 1930 yılından sonra önem kazanmaya başlamıştır.

*fonksiyonel tasnif kamu hizmetlerinin birim maliyetlerinin hesaplanarak ortaya çıkartılmasında en uygun yöntemdir.

 

*MALİ TEVZİN: merkezi yönetim ile mahalli yönetim arasında gelir ve giderlerin nasıl ve ne şekilde paylaşılacağına denir.

  

*DİFRANSİYEL YANSIMA: sabit kamu harcamaları varsıyımı ile bir verginin kaldırılıp yerine başka bir verginin getirilmesi durumunda gelir dağılımında oluşan değişmeye denir.

 

*POZİTİF GELİR VERGİSİ : belli bir düzeyin üstüde gelir elde edenlerden vergi alınmasını öngörür.

 

*MALİ TEVZİNİN FAYDALARI:

Hizmet tekrarı önlenir.

Aynı kaynak üzerinde birden fazla idarenin gelir elde etmesi önlenir.

Hizmet paylaşımı ile yerel ihtiyaçları daha etkin olarak karşılayabilecek idarenin görevlendirilmesidir.

Yerel düzeyde dışsallık yaratan hizmetlerin maliyetine sadece o bölgede oturanların katılmasını sağlar

 

VERGİ ARBİTRAJI: Bir vergiden kaçınma yöntemi olarak, farklı vergi konularına farklı muamelelerin yarattığı vergi avantajından yararlandırılmasıdır. Örneğin bir kişi devlet tahvilini parasıyla almak yerine bankadan kredi kullanarak alır. Tahvil gelirinden geliri kazanmanın maliyeti olarak kredi için ödenen faiz indirilir. Dolayısı ile vergilendirilecek gelir azaltılmış olur, oysa kişi kendi parasını kullansaydı tahvil gelirinin tümü üzerinden vergilendirilecekti.

 

Ödenmiş Olan Verginin Yükünün Kısmen Veya Tamamen Yok Etmek İçin

verginin dönüştürülmesi

verginin kapitilasyonu

verginin amortismanı

verginin yansıtılması

Yollarından biri denenir.

 

İÇ BORÇ MONETİZASYONU( PARASALLAŞTIRMA): Merkez bankasının açık piyasa işlemleri ile piyasadan tahvil satın alması ve piyasaya ulusal para akmasıdır.

 

DIŞ PORÇ SERVİS ORANI: Bir ülkenin cari işlemlerden (mal ve hizmet ihracatından ) sağladığı döviz gelirlerinin ne kadarının dış borç anapara ve faiz ödemelerine harcandığını gösterir orandır.

 

HARCAMALARIN YAPILIŞ SIRASI. Taahüt – Tahakkuk- Verile Emri- Bağlama – Ödeme

 

*kamu harcamalarını üst sınırı milli gelirdir.

 

*HAVALEMO TEOREMİ: denk bütçe çarpanını açıklar.

 

*il özel idare bütçesini içişleri bakanı onaylar

 

*dolaysız transfer ve dolaylı transfer harcamaları kişilerin direkt olarak gelirlerini arttırıcı kamu harcamaları dolaysız, tüketicinin alacağı mal ve hizmetlerin fiyatlarını düşürmek veya üreticinin karının arttırılması için yapılan kamu harcamaları dolaylı tranfer harcamasıdır.

 

VERGİ KAPASİTESİ (Vergilenebilir Kapasite) Kamu giderlerinin karşılanması bakımından vergiyedayanma gücünün sınırlarını ifade eden vergi kapasitesi teorik olarak mükellefler kendilerinin ve ailerinin yaşamlarını asgari düzeyde sürdürmeye yetecek finansal gücün üzerindeki kısmı yansıtmaktadır. Vergi kapasitesi üzerindeki gelir düzeyi ve gelirin yapısının gelir dağılımının, vergi gayretinin önemli etkisi vardır.

 

VERGİ BİLİNCİ: Kamu hizmetlerinin gerçekleştirilebilmesi bakımından verginin önemini bilen toplum bireylerinin vergi ile ilgili ödevlerini yerine getirmektedeki istekliliklerinin düzeyine vergi bilinci denilmektedir.

 

VERGİ AHLAKI: mükelleflerin vergi yasalarından doğan yükümlülüklerini gerçeğe uygun şekilde yerinde getirme konusundaki davranışlarının düzeyine vergi ahlakı denilmektedir.

 

 

MALİYE POLİTİKASI

KLASİK YAKLAŞIM: bütün piyasalarda tüm rekabet koşullarını geçerli olması her arzın kendi talebini yaratması ,bücret , faiz ve fiyatların esnek olması ve miktar kuramının geçerliliği gibi temel varsayımlar üzerine kurulu olan klasik kuram. Bu varsayımlara dayalı olarak, ekonomi politikası yönünden bazı önemli sonuçlara varmıştır.

Bir ekonomide ekonomik ve sosyal alandaki aksaklıklar geçici ve bunları giderecek yeterli güçler piyasa ekonomisinin yapısı içinde mevcut olduğu için, devletin ekonomik ve sosyal anlamda herhangi bir müdahalede bulunmasının gereksiz olmasıdır. Gerçekten tam rekabet ücret ve faiz esnekliği varsayımları gerçekleştiği takdirde ekonomi kendilğinden ve sürekli olarak tam istihdama ulaşarak, üretilen her mal satılarak ve fiyatlar genel düzeyi istikrarlığını koruyacaktır.

 

Devlet faaliyetlerinin temel hizmetlerle sınırlı tutulması , bunun sonucu olarak devlet bütçesinin mümkün olduğu kadar küçük olması ve denk bütçe ilkesinin gerçekleştirilmesidir.

 

En etkin politik araç olarak para politikası araçlarını belirlemişlerdir. Ekonomide geçici bir dengesizlik hali ortaya çıktığında, kamu harcamaları ve vergiler gibi maliye politikası araçları, değil, para politikası araçları kullanılmalıdır.örneğin kamu harcamalarının arttırılması, par arzı arttırılmadan vergilerin onlara göre kamu harcamaları, vergilerin arttırılması yada halktan borçlanma yolu ile finanse edilirse bu durumda, kişilerin harcamaları azalarak ve bu fonlar devlet eliyle harcanmış olacaktır., bu durumda ekonomi açısından düşünücek olursak harcanan miktar değişmemekte, yanlızca harcayan taraf devlet olmaktadır. Kamu harcamalarındaki artışın ekonomide gerçek bir talep artışına neden olabilmesi için, bu artışın para arzının arttırılması yoluyla finanse edilmesi gerekmektedir. Kamu harcamalarının kaşılanması için para arzının arttırılması olayı ise para politikası olayıdır.

 

KEYNESEN YAKLAŞIM: klasik kuramda kabul edilen varsayımların geçerliliğini tartışarak klasiklerin ileri sürdüğü gibi ekonomik hayatın otomatik olarak tam istihdama ulaşmasının neden mümkün oamıyacağını açıklamaktadır.

 

Keynese göre ücretlerin düşme yönünde esnek olmaması ekonominin kendiliğinden ve sürekli olarak tam istihdamda dengede olmasını önlemektedir

.

Keynesen modelde denge tam istihdama düzeyine bağlı değildir. Bir ekonomide işsizlik söz konusu olduğu zaman düşün ücretler tam istihdamı gerçekleştiremeyecektir. Ücretlerdeki bu düşşük gelirin azalmasına neden olacak böylece toplam telep azalmış olacaktır.

Bir ekonomide faiz oranı muhakkak tasarruf ve yatırımı eşitlemiyecektir. Tasarruf düzeyi öncelikle gelir tarafından belirnecek, yatırım ise faiz oranı yanında sermayenin marjinal verimliliğine bağlı olacaktır.

Keynesen yaklaşımda toplam talep çok önemlidir. Çünkü, bir ekonomide üretim ve istihdam hacmi toplam talep düzeyine bağlıdır.

ÖRNEĞİN:                  

Toplam talebin yetersiz olduğu bir ekonomide yüksek düzeyde bir işsizlik meydan gelmekte, hemen hemen tam istihdamda çalışan bir ekonomide ise aşırı toplam talep enflasyona neden olmaktadır.

                      

Bir ekonomide toplam talep dalgalanmalarının çoğunun özel sektörün harcama isteğindeki değişmelerin kaynaklandığını, bu talep dalgalanmalarının para arzında dalgalanmalara neden olduğunu ileri süren çağdaş keynesen görüşün bu dalgalanmalar karşısında para politikasının rolü konusundaki düşünceleri şöyle özetleye bilir.

 

Ekonomimin durgunluk döneminde: bütçe açığı proğramı ile birlikte daraltıcı bir para politikasının uygulanması doğru olacaktır. Bununla birlikte yani para politikasının önemeni belirtmelerine karşın çağdaş keynesenler ekonomiyi istikrara kavuşturma konusunda maliye politikası araçlarına daha fazla önem vermektedirler.

 

MONETARİST YAKLAŞIM: bir ekonomide istikrarsızlıkların hemen hemen yanlızca para arzındaki düzensiz dalgalanmalar sonucu meydana geldiğini ileri sürerler

: para arzındaki bir artış kısa dönemde temel olarak üretimi etkiyleyecek böylece para arzındaki bir artış gerçek milli gelir düzeyi üzerinde geçici olarak bir artışa neden olacaktır. Uzun dönemde ise para arzındaki bir değişikliğin temel etkisi gerçek üretim üzerinde değil, fiyatlar genel düzeyi üzerinde olacaktır.

: onlara göre bir ekonomideki ekonomik dalgalanmaların genel nedeni uygulanan yanlış para politikalarıdır.

: milli gelirin temel bir berleyeni olan tüketim cari gerçek kullanılabilir gelirin (Keynes) değil, gelcekteki gelir tahminleri olarak ifade edilen uzun dönem beklenen ( sürekli ) gelirin bir fonksiyonudur.

 

DIŞLAMA ETKİSİ: ( Crowding- out effect) Bir ekonomide par arzınca babit olması halinde kamu haracamalır çarpanının yıl içinde belirli bir dönem boyunca pozitif bir değer alacağını, uzun dönemde ise çarpan değerinin sıfır olacağını savunmuşlardır.

Kamu harcamalarındaki artışın kişilerden borçlanma ile karşılanması: bu takdirde piyasada ödünç verilebilir, fonlara olan talep artacak, buna bağlı olarak faiz oranlarında bir artış meydana gelecektir. Faiz oranlarınn yükselmesi ile özel yatırım harcamalarının azalmasına neden olacaktır. Böylece faiz oranındaki yükselme sonucu özel yatırım harcamalarının azalması ( dışlanma etkisi ) nedeniyle kamu harcamalarının artışına bağlı olarak milli gelir düzeyinde meydana gelmesi gereken genişletici etki azalacaktır.

Vergilerle finansmanı durumunda: ek vergi gelirleri harcamalarının ekonomiye getireceği canlılığı kısmen gidereceği için kamu harcamalarının milli gelir düzeyi üzerindeki etkisi genellikle en az olacaktır.

Merkez bankasından borçlanma yolu ile finansman: (Parasal genişleme politikası) Kamu harcamalarının milli gelir üzerindeki genişletici etkisinin en fazla olduğu durumdur. Çünkü para arzındaki artış genellikle faiz oranının düşmesine ve sonuçta özel yatırımların artmasına neden olmaktadır.

 

RASYONEL BEKLENTİLER KURAMI: kişilerin buğünkü davranışlarını belirleyen temel öğe gelecek ile ilgili beklentilerdir. Kişiler bu beklentilerinde rasyoneldirler. yani üretici ve tüketici olarak bütün kişiler piyasa göstergelerinin hepsini yakından izlerler ve ellerindeki bütün bilgileri kullanarak geleceğe ilişkin beklentilerini biçimlendirirler. Bu durumda onlar beklentileride sürekli sistemli hatalar değil istemli olmayan hatalar yapacaklardır. Bu kuram kişilerin hiç hata yapmayaccaklarını değil aynı tür hatayı gerekli bilgiye sahip oldukları sürece uzun süre tekrarlamayacaklarını ileri sürmektedir.

 

ARZ EKONOMİSİ YAKLAŞIMI : arz ekonomisi yaklaşımına göre devletin ekonomik faaliyetlerinin ilk etkisi nisbi fiyat değişiklikleri üzerinde olamaktadır. Bu durumda ise ilk önce ekonomide kaynakların dağılımı değişmekte gelir değişiklikleri daha sonra ortaya çıkmaktadır. Onlara göer yüksek vergi oranları ve hatta taransfer harcamaların kişileri bu harcamalardan yararlanmak için gelirlerinin düşük tutamaya iterek bir bir ekonomide verimli faaliyetlere girmek açısından olumsuz etkileri olamaktadırlar. Onlara göre bir ekonomide gerçek gelirin artışı tolam arz miktarının artışına bağlı olmakta ve devletin cari gelir ve harcama politikalır ile bu ilişki etkilenebilmektedir.

 

POST KEYNESEN YAKLAŞIM: post keynesen kuram birbiri ile doğrudan ilişkili olan ekonomik büyüme ve gelir dağılımı kavramları konusunda bir açıklama getirmektedir. Önlara göre bu iki kavram içinde temel belirleyici yatırım oranıdır. Nisbi fiyatlar yerine, yatırımı anahtar belirleyici olarak kabul etmektedirler. Talepteki değişklikler nisbi fiyatlardaki değişikliklerden daha çok gelirdeki değişklikler ile ilgilidir. Toplam talebi kısmanın işsizliği arttıracağı ve büyümeyi yavaşlatacağı için tehlikeli olduğunu ileri sürerler.

 

OTOMATİK STABİLİZATÖRLER:

·                                       Vergi hasılatındaki otomatik degşmeler

·                                       Kurum ve aile içi tasarruflar

·                                       İssizlik sigortası ve yardımlar

·                                       Tarımsal sübvansiyonlar

·                                       Otomatik bütçe açık ve fazlalıkları

·                                       Ekonomik stoklardaki artış ve azalışlar

 

       MALİYE POLİTİKASANIN AMAÇLARI:

·                                       İktisadi kalkınmayı gerçekleştirmek

·                                       Ekonomideki enflasyonist eğilimlere karşı koymak

·                                       Ekonomideki deflasonist eğilimlere karşı koymak

·                                       Ekonomideki servet dağılımı ve yaşama düzeylerin iyileştirmek

·                                       Ödemeler bilonçosu denğesi

 

            MALİYE POLİTİKASININ ARAÇLARI: maliye politakası temel olarak devlet bütçesi aracılığı ile gerçekleştirilmekte, bu nedenle bir taratan kamu harcamalanın ve kamu gelirlerinin miktar ve bileşimleri diğer taraftan harcama ve gelirindeki değişmelerin tümüyle ilgili olması nedeniyle bütçe açığı veya fazlası maliye politikasının amaçlarına ulaşmakta kullanabileceği en önemli araçlar olmaktadır.

. bir ekonomide bütçe açığı genişletici bütçe fazlası ise daraltıcıbir etki yapar

 

DOĞAL İŞSİZLİK ORANI: tam istihdam düzeyinde dahi var olan ve ekonominin reel üretim gücünden bağımsızişsizliktir. Monetarist görüş tarafından açıklanmaya çalışılmıştır.

 

Maliye politikasının sınırları:

a)İşlemsel Sınırlamalar Gecikmeler Sorunu: bir maliye politikası değişikliğine gerek duyulduğunda bunagerek duyulan zaman ile, bu işlemin başlatılabildiği ve bu işlemin ekonomi üzerindeki etkilerinin hissedilmeye başlandığı zaman arasında geçikmeler mevcuttur.

 

·                                       konjoktör ortamı doğrudan tahmin edememek

·                                       alınan önlemlerin dozu

·                                       maliy politikası aracının türü

·                                       alınan önlemlerin zamanlaması

 

b) Yapısal sınırlamalar.

c) politik sınırlamalar: bir ekonomide kamu harcamalanın arttırılması ve vergilerin azaltılması proğramı politikacılar için çekici oluduğu halde kamu harcamalarının azaltılması ve vergilerin arttırlması proğramı çekici olmamaktadır.

 

STAĞFLASYONUN NEDENLERİ:

            ****sendikaların enflasyon dönemlerinde artan işsizlik oranlarına karşın işçilerin hayat standartlarında yüksleme yapılabilmesi için daha fazla ücret talebinde bulunmaları.

            *****eksik rekabet piyasayasında çalışan firmaların yüksek fiyat politikaları

            ****enflasyona karşı uygulanan yanlış maliye ve para politikaları.

 

 

Formül esnekliği. Kısmen iradi maliye politikası kararlarındaki geçikmelerden kurtulmak , kısmende otomatik stabilizatörlerin yetersizliğini gidermek için formül esnekliği denilen bir kavram oluşturulmuştur. Bu yöntemde bir ekonomide ekonomik hayatla ilgili göstergeler belli bir değeri aşınca türü ve büyüklüğü önceden saptanmış olan bir takım önlemler devreye girmekte ve böylece, örneğin vergi oranlarıdaki değişiklikler iradi bir maliye politikası kararı olmaktan çıkırtılarak kısmen otomatikleşmektedir.

 

 

Ekonomik kalkınmanın göstergeleri.

 

****Kişibaşına düşen gelir

****Sanayi sektörünün GSMH aldığı pay

****Eğitim ve sağlık harcamalarının düzeyi

*************Durgunluk döneminde yapılan kamu harcamaları ekonomide genişletici etki yaparak milli gelirin artışını olumlu yönde etkiler

*************Kamu harcamalarının merkez bankasından borçlanma yolu ile finanse edilmesi durumunda ekonomi üzerindeki genişletici etki en fazla olacaktır. Geri ödeme ise ekonomi üzerinde daraltıcı etki yaratır.

 

MALİYE POLİTİKASI

Klasiklerin kamu maliyesi görüşü

·   Kamu harcamaları hacim itibarıyla dar olmalıdır.

·   Devlet bütçesi mutlaka denk olmalıdır. Kalsikler devlet bütçesinin açık vermesini istemediği gibi fazlalık vermesinide istememektedir. Bütçenini açık vermesi halinde bu açığın kapatılması için devletin borçlanmak zorunda olacağı borçlanmanın ise normal bir kamu geliri olmadığı savunulmuştur. Buna karşılık bütçenin fazlalık vermesi durumda ise ekonomide durgunluk meydana geleceği ileri sürülmüştür.

·    Kamu harcamaları mümkün olduğu ölçüde doyalı vergi gelirleri ile finansa edilmelidir. Dolaysız vergilerin ekonomi üzerinde derhal olumsuz etkiler gösterileceği ileri sürülmüştür. Ayrıca dolaylı, harcamalar üzerinden alınan vergilerin harcamaları kısarak tasarrufları artırmak gibi olumlu etkilerinden söz etmişlerdir.

·     Durgunluğu giderici maliye politikası : Keynes gelir artışı ile üretim ve istihdam artışı arasında yakın bir ilişki kurmuş ve ekonominin durgunluktan kurtulması için komu harcamalarının arttırılarak vergilerin azaltılmasını ve bu suretle toplam talebin arttırılmasını önermiştir. Kamu harcamalarından transfer harcamaları halkın satınalma gücünün ve dolayısı ile tüketim eğilimlerinin artmasını sağlar . vergilerin azaltılmasında kullanılabilir gelirin artması sonucunu doğurur. Böylece devletin kamu harcamaları ile toplam talep doğrudan etkilenir. Gelir ve dolayısı ile toplam talep dolaylı yoldan etkilenmiş olur. Durgunluk döneminde izlenen maliye politikasına telafi edici maliye politikası denir.

·     Stagflasyonun Nedenleri:

a)Yapısal İşsizlik

b) Ücretlerin aşağıya doğru esnek olmayışı

c). Eksik rekabet

d) Dış ekonomik faktörler.

Çağdaş Keynes Yaklaşım. Keynesen görüşü simgeleyen temel görüşleri benimsemekle birlikte genel olarak hem para hemde maliye politikasının etkinliği üzenide durulmaktadır. Bir ekonomide toplam talep dalgalanmalarının çoğunun özel sektörün harcama isteğindeki değişmelerin kaynaklandığını bu talep dalgalanmalarının para arzında dalgalanmalarına neden olduğu savunurlar.

Durgunluk döneminde: Bütçe açığı proğramı ile birlikte bir parasal genişleme proğramı uygulanmalıdır. Demişler

Enflasyon döneminde: bütçe fazlası proğramı ile birlikte bir parasal daraltıcı proğram uygulanmalıdır.

 

MONETERİST YAKLAŞIM ( Friedman): Ekonomik dalgalanmaların temel nedeni uygulanan yanlış para politikalarıdır. Milli gelirin temel belirleyeni olan tüketim, cari kullanılabilir gelirin ( keynes görüşü ) değil gelecekteki gelir tahminleri olarak ifade edilen uzun dönem beklenen gelirin bir fonksiyonudur.

Dışlama Etkisi : Monetaristler bir ekonomide para arzının sabit olması halinde kamu harcamaları çarpanının yıl içinde belirli bir dönem boyunca pozitif bir değer alacağını, uzun dönemde ise çarpan değerinin sıfın olacağını savunmuşlardır. Monetaristlere göre devlet artan harcamalarını vergilerle finanse ederse ekonomi üzerindeki genişletici etki en az olur

 

ARZ EKONOMİSİ YAKLAŞIM. Bir ekonomide maliye politakasının etkinliğinin onun toplam talep düzeyi üzerindeki etkisinden kaynaklandığını ileri süren keynes görüşünün yetersiz olduğuna inanmaktadır. Keynes görüşünü yetersiz görürler çünki bu analizde dikkatler temel olarak kısa dönemdeki olaylar üzerinde yoğunlaşmakta ve nisbi fiyat değişikleri ikincil bi rol oynamaktadır. Ancak arz ekonnomi yaklaşımına göre devletin ekonomik faaliyetlerinin ilk etkisi nisbi fiyat değişikleri üzerine olmaktadır.

 

STAGFLASYON: Yüksek bir enflasyon oranının, kullanılmayan üretim kapasitesinin işsizliğin ve yetersiz bir büyüme hızının, birlikte yaşandığı bir ekonomik olayı ifade etmek için kullanılan stagflasyon ciddi bir ikilemi ortaya koymaktadır. Daraltıcı para ve maliye politikaları bir ekonomide talep enflasyonu için bir çözüm olurken yüksek işsizlik oranının azaltılması için genişletici politikalar izlenmelidir.

 

STAGFLASYON AÇIKLAMALARI:

Moneterist Görüş: (doğal işsizlik oranı). Friedman ve philps’ e göre enflasyon işsizlik ilişkisi yanlızca, beklenen enflasyon oranı değişmediği zaman istikrarlı olarak, ancak beklenen enflasyon oranı değişirse   tüm philips eğrisi yukarı doğru kayacaktır.

Monetariste açıklamaya göre bir ekonomide uygulanan genişletici makro ekonomik politikalar başlangıçta işsizlik oranı geçici olarak düşecektir. Çünki işaretçilerin artan talebe bağlı olarak üretimi arttırma çabaları emekte dahil olmak üzere ekonomik kaynaklara olan talebide arttıracaktı. İşçiler emek arzlarını gerçek ücretlerini sabit tutmak amacıyla ayarlayacakları varsayımı ekonomiye dengeye getirir.

 

ÇAĞDAŞ KEYNESEN AÇIKLAMA ( ücret ve fiyat esnekliği ). ( Ücret ve fiyat esnekliği): talep ve arz yönünden gelen şokların ekonomiyi sürekli olrak etkilemesi görünüşe ve ücret fiyatların aşağıya doğru esnek olmaması varsayımına dayanmaktadır.

Toplam: talep yönünden glen şoklara örnek bir ekonomide herhangi bir zamanda özel ve kamu sektörünün mal ve hizmetlere olan talep birleşimlerinin değişebilmesini gösterir.

 

RİCARDİON YAKLAŞIMI ( BÜTÇE AÇIĞI GÖRÜŞÜ) . bir ekonomide ekonomik birimlerin tüketim ve tasarrruf kararlarını verirken tüm yaşam boyu gelirlerini dikkate aldıklarıdır. Bu durumda bütçe açığının borçlanma ile finansmanı bu birimlerin yaşamları boyunca ödeyebildikleri vergilerin yanlızca yeniden dağılımı olarak düşünülerek ve ekonomik birimler açığı kaptmak için gelecekte daha fazla vergi ödeyeceklerini bilerek buğün harcamak yerine tasarruf edeceklerdir. Tasarrufların artması sonucunda ise faiz oranları artmayacak ve yatırımlar dışlanmış olacaktır.

Dışlanma etkisi: kamu harcamalarındaki bir artışın halka tahvil satılması yoluyla finansmanı durumunda dışlanma etkisi oluşur ve özel sektör yatırımları azalır.

          

Stağflasyonla mücadele politikaları

a)                        gelirler politikası

b)                        vergi temelli gelirler politikası

c)                         ücretlerin indekslenmesi

d)                        üretim teşvikleri                                          

Enflasyon hedeflemesiyle bilgiler

*Enflasyon hedeflemesi rejiminde, Para Politikası Kurulu para politikası kararlarında “tavsiye veren” konumdan “karar alıcı” konuma geçmiştir.

*enflasyon hedeflemesi rejimine geçilene kadar “örtük enflasyon hedeflemesi” uygulanmıştır.

*enflasyon hedeflemesi rejiminin bu ilk asamasında hedefler üç yıllık olarak ilan edilmektedir.

*üç yıllık bütçe planlarıyla uyumlu olarak, 2006, 2007 ve 2008 için yıl sonu hedefleri sırasıyla yüzde 5, yüzde 4 ve yüzde 4 olarak belirlenmistir.

*son olarak enflasyon hedeflemesindeki sorumluluk ve hesap verme durumu MB üzerindedir.

 

KAMU EKONOMİSİ

Dışsallıkları Düzenleyici Önlemler

***   Vergi Koyma

***   Dışssallık Yayan Malın Miktarının Azaltılması İçin Sübvanse Etmek

*** Verilen Zararlar İçin Sorumluluk Yükleme

***   Mal Varlığı Hakkı Verme

 

Coose Teoremi: bireyler arasındaki görüşmelerin maliyetsiz oluduğu varsıyımı altında mal varlığı hakkı kime verilirse verilsin dışsallık sorunu ortadan kalkar fikrini savunur.

 

Kamu Malları--- Kaynak tahsisi Mekanizmaları

 

OYLAMA MODELLERİ : **

a)optimal çoğunluk.***

b)bowen – black çoğunluk oylama modeli : Veri payları veri iken kamu mallarının çoğunluk tarafından tercih edilen tek bir düzeyde belirlenebileceği ve bazı varsayılmalar altında optimal bile olabileceğini göstermiştir.

c)Buchanon – Tullock modeli: Bowen- black doğrudan demokrasilerde basit çoğunluk kuralını dahada geliştirmişlerdir. Siyasi karar almanın iki önemli özelliğinin yansımalarını araştırmışlardır.

d) Downs Modeli:

e)Bürokratlar- Sermaye Seçmenler Romer – Rosenthal Modeli :

 

TERCİH AÇIKLAMA MEKANİZMALARI

 A) Grovs – Loeb

B)Tideman – Tullock

Sistem Analizi: Karar alma durumunda bulunanlarla çeşitli seçenekler arasında bir tercih yapmada yardım etmek üzere planlanmış düzenlenmiş her düzenli analitik çalışmadır. Amaçlar ve bu amaçlara ulaşmak için türlü seçenekler saptamak bu seçeneklerin maliyet, etkenlik ve risklerin, rakamsal karşılaştırılmasının yapılmasıdır.

 

Sistem Analizlerinin Unsurları:

** Amaç

*** seçenekler

*** seçeneklerin maliyeti

*** model

**** ölçeğin seçilmesi

 

Planlamanın gerçekleştirilmesi dört aşamada olmaktadır.

. amaçların tanımı---fiziksel analiz----maliyet tahmini----model kta özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Böylece genel usulsüzlük cezası, kesilmiş olacaktır.

*VUK’ na göre yapılan usulsüzlük resen taktiri gerektiren bir davranış olduğu taktirde kesilecek olan ceza iki kat olarak uygulanır.

*VUK ‘ na göre 1 ve 2 . derece usulsüzlük aynı takvim yılı içinde aynı türden birden fazla yapıldığı takdirde birden fazlasının herbiri için birincisine ait cezanın ¼ kesilir.

*Vergi ziya ve usulsüzlük suçlarında bu suçların işlendiği tarihi takip eden yılın başından başlayarak vergi ziyaında 5 yıl usulsüzlükte 2 yıl içinde tekrar cezakesilmesi halinde vergi ziya cezasında % 50 usulsüzlükte % 25 arttırılarak uygulanır.

*Vergi mahkemesine dava açma otuz gündür.

ÖNEMLİ(son değişiklik) **************1 OCAK 2006 TARİHİNDE ÖNCEKİ DÖNEMLERE İLİŞKİN OLARAK BU TARİHTEN SONRA ORTAYA ÇIKAN VE VERGİ ZİYAI CEZASI KESİLMESİNİ GEREKTİREN FİİLLER İÇİN ZİYAA UĞRATILAN VERGİNİN 1 KATI TUTARINDA VERGİ ZİYA CEZASI KESİLECEKTİR.(ÖNCEDEN VERGİ ASLI+GECİKME FAİZİNİN YARISI VERGİ ZİYAI CEZASI OLUYORDU)BU CEZA VERGİ ZİYAINA VERGİ KAÇAKÇILIĞI DOLAYISLA YOL AÇANLARA 3 KAT İŞTİRAK EDENLERE 1 KAT ,VERGİ İNCELEMESİNE VEYA TAKDİR KOMİSYONUNA SEVK EDİLMESİNDEN SONRA VERİLENLER HARİÇ OLMAK ÜZERE KANUNİ SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA VERİLEN VERGİ BEYANNAMELERİ İÇİNDE %50 ORANINDA UYGULANACAKTIR.*************

 

*************** Azalan Bakiyeler sisteminde amortisman ayırma oranı üst sınır %50 oldu.(Önceden normal amortisman oranının iki katına kadar dı normal amortisman oranı %20 yani %40 dı) 2005 kpss sorusu******

 

*Vergiyle ilgili uyuşmazlıklarda vergi mahkemelerinin vermiş oldukları kararlara karşı danıştaya temyiz için başvuru süresi 30 gündür

*VUK’ na göre gerçek kişilerde iş başlama bildirimleri işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde vergi dairesine kendilerince veya avukatlarca veya muhasebeciler tarafından yapılır. Şirketlerin işe başlamaları ise kuruluş aşamasında işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde ticaret sicil memurluğunca vergi dairesine yapılır. Şirketlerin ve gerçek kişilerin işe başlama bildirimleri dışında yapılacak bildirilmeler bildirilecek olayın vuku tarihinden itibaren 1 ay içinde mükklef tarafından vergi dairesine yapılır.

 

VUK na göre tastike tabi deftereler:

·                                                           Yevmiye ve encanter defteri

·                                                           İşletme defteri

·                                                           Çiftçi işletme defteri

·                                                           Basit istihsal defteride dahil olmak üzere imalat ve isihsal defteri

·                                                           Nakliyat vergisi defteri

·                                                           Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri

·                                                           Serbest meslek kazanç defteri

 

*VUK göre defter ve belgeleri saklama süresi 5 yıldır

 

*VUK ‘nda yer alan değerleme ölçüleri

·                                               Maliyet bedeli

·                                               Borsa raici

·                                               Tasarruf değeri

·                                               Mukayyet değeri

·                                               İtibari değeri

·                                               Vergi değeri

·                                               Raiç değeri

·                                               Emsal bedel

·                                               Emsal ücret

·                                               Alış bedeli

 

****gelir vergisi kanunda elde etme esası kabul edilmiştir. Bu esas tahsil ve tahakkuk esasına göre uygulanmaktadır. Buna göre gelir vergisi kanununa tabi olan kazanç ve unsurlardan ticari ve zirai kazançlardan elde etme tahakkuk esasına bağlanmış serbest meslek kazancı, ücret kazancı, gayrımenkul ve menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iradlarda elde etme tahsil esasına bağlanmıştır.

 

****Kollektif, adi ve adi komantid şirketlerin ticari faaliyetleri neticesinde ortakların elde ettikleri kazançlar ticari kazanç sayılır. Adi komandit şirkette komandite ortağın elde ettiği kazanç ticari kazançtır. Ancak komanditer ortağın kazancı menkul sermaye iradıdır.

 

******Kollektif ve adi komandit şirketler zirai faaliyette bulunsalar dahi çiftçi sayılmazlar. Kazançlar ticari kazanç sayılır. Adi şirketler zirai faaliyetlerler ile uğraşırlarsa çiftçci sayılırlar ve ortakların şirket karından elde edeceği kazançlarda zirai kazanç olarak kabul edilir.

******Kollektif şirketler ve adi şirketler serbest meslek faaliyetlerinde bulundukları takdirtde ortakların elde ettikleri kazanç serbest meslek kazancı olarak vergilendirilir. Adi komandit şirketlerde ise Komandite ortağın kazancı serbest meslek kazancı, komanditer ortağın kazancı menkul sermaye iradı olarak verilendirilir.

Not : Komanditerin durumu ticari, zirai ve serbest meslek kazancında hep aynıdır ( Menkul sermaye iradı )

                                 

VERGİDE EŞİTLİK İLKESİ: Vergide eşitlik ilkesi mükelleflerin vergi ödeme güçlükleri dikkate alınmak suretiyle vergilendirmenin yapılmasını öngörür vergi yükünün mükelleflerin kişisel ve ekonomik durumlarına göre eşit bir şekilde dağıtılmasını gerekli kılmaktadır. Vergide eşitlik yatay eşitlik ve dikey eşitlik olarak incelenebilir. Teoride mükelleflerin vergi ödeme gücünün belirlenmesi bakımından vergi sonucu katlanacağı fedakarlığın dikkate alınmasınının yerinde olacağı ileri sürülmüştür. Bu konuda ileri sürülen görüşler eşit fedakarlık, eşit oranlı fedakarlık ve en az fedakarlık görüşleridir.

 1-Eşit fedakarlık görüşü: ödemmesi söz konusu vergi dolayısı ile mükelleflerin sahip oldukları toplam faydadaki azalışın aynı düzeyde olması bu yolla katlanılan fedakarlığın eşit kılınmasını öngörmektedir. Bu durumda matrahın büyüklüğüne bakılmakzısın farlı gelire veya varlığa sahip olan kişiler aynı miktarda vergi ödeyebilecektir.

 2-Eşit oranlı fedakarlık görüşü: mükelleflerden varlıkları yada gelirleri yüksek olanların az olanlara      kıyaslatoplumdan daha fazla fayda sağladıkları varsıyılarak ilk gruba giren mükelleflerin diğerlerine kıyasla daha fazla vergilendirimesi gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.

 3-Minimum Fedakarlık( En az Toplam Fedakarlık): vergileme suretiyle sağlanan toplam hasılatın    toplumun tüm kesimleri üzerinde yarattığı toplam fekadarlığın en az düzeyde olmasını öngörmektedir. Böylece verginin reel yükü mükellefler üzerinde olanaklar ölçüsünde az hissedilebilir. Şekilde dağıtılmış olacaktır.

 

 

KISA NOTLAR

*Eğitim ve sağlık harcamaları yatırım carisi olarak adlandırılır

*borç ödemelirinin faizleri tranfser harcamaları olarak ödenir

*fonksiyonel (İşlevsel ) kamu harcamalrını gerçekleştiren hizmetler itibarı ile sınıflandırır

*erdemli mallar kavramı Musgrave ortaya atmıştır. Bu mallara örnek olarak öğrenci bursları,tarımsal yardımlar, sağlık hizmetleri, ücretsiz eğitim gösterilebilir.

*bir şahsa piyangodan para çıkması net artış kavramına göre gelir sayılır.

*kamu harcamalarında gerçek harcama transfer harcaması ayrımını ilk defa PİGOU yapmıştır

*tam kamusal mallara yapılan kamu harcamalarının gelir dağılımı üzerindeki etkisi nörttür

*negatif gelir vergisi transfer harcaması olarak kabul edilir.

*Kamu harcaması büyüklügü: Kamu harcaması büyüklüğü / GSMH

*dar anlamda kamu harcamaları konsolide bütçeyi oluşturan genel ve katma bütçeli kuruluşların harcamaları olup buna yerel yönetim harcamalarıda dahil edilmiştir. KİTLER ve İDT ‘ de dahil edildiğinde geniş anlamda kamu harcamalarına ulaşılır.

*cari harcamalar = her yıl tekrar ederler, her yıl bütçede görülür, yararları kullanıldığı yıl içerisinde tükenir, tüketime yöneliktir, tüketim dengesi ile ilgilidir.

*kamu harcamaları 1930 yılından sonra önem kazanmaya başlamıştır.

*fonksiyonel tasnif kamu hizmetlerinin birim maliyetlerinin hesaplanarak ortaya çıkartılmasında en uygun yöntemdir.

 

*MALİ TEVZİN: merkezi yönetim ile mahalli yönetim arasında gelir ve giderlerin nasıl ve ne şekilde paylaşılacağına denir.  

*DİFRANSİYEL YANSIMA: sabit kamu harcamaları varsıyımı ile bir verginin kaldırılıp yerine başka bir verginin getirilmesi durumunda gelir dağılımında oluşan değişmeye denir.

*POZİTİF GELİR VERGİSİ : belli bir düzeyin üstüde gelir elde edenlerden vergi alınmasını öngörür.

*MALİ TEVZİNİN FAYDALARI:

·   Hizmet tekrarı önlenir.

·   Aynı kaynak üzerinde birden fazla idarenin gelir elde etmesi önlenir.

·   Hizmet paylaşımı ile yerel ihtiyaçları daha etkin olarak karşılayabilecek idarenin görevlendirilmesidir.

·    Yerel düzeyde dışsallık yaratan hizmetlerin maliyetine sadece o bölgede oturanların katılmasını sağlar

VERGİ ARBİTRAJI: Bir vergiden kaçınma yöntemi olarak, farklı vergi konularına farklı muamelelerin yarattığı vergi avantajından yararlandırılmasıdır. Örneğin bir kişi devlet tahvilini parasıyla almak yerine bankadan kredi kullanarak alır. Tahvil gelirinden geliri kazanmanın maliyeti olarak kredi için ödenen faiz indirilir. Dolayısı ile vergilendirilecek gelir azaltılmış olur, oysa kişi kendi parasını kullansaydı tahvil gelirinin tümü üzerinden vergilendirilecekti.

 

Ödenmiş Olan Verginin Yükünün Kısmen Veya Tamamen Yok Etmek İçin

·   verginin dönüştürülmesi

·   verginin kapitilasyonu

·   verginin amortismanı

·  verginin yansıtılması

Yollarından biri denenir.

 

İÇ BORÇ MONETİZASYONU( PARASALLAŞTIRMA): Merkez bankasının açık piyasa işlemleri ile piyasadan tahvil satın alması ve piyasaya ulusal para akmasıdır.

 

DIŞ PORÇ SERVİS ORANI: Bir ülkenin cari işlemlerden (mal ve hizmet ihracatından ) sağladığı döviz gelirlerinin ne kadarının dış borç anapara ve faiz ödemelerine harcandığını gösterir orandır.

 

HARCAMALARIN YAPILIŞ SIRASI. Taahüt – Tahakkuk- Verile Emri- Bağlama – Ödeme

*kamu harcamalarını üst sınırı milli gelirdir.

 

*HAVALEMO TEOREMİ: denk bütçe çarpanını açıklar.

*il özel idare bütçesini içişleri bakanı onaylar

*dolaysız transfer ve dolaylı transfer harcamaları kişilerin direkt olarak gelirlerini arttırıcı kamu harcamaları dolaysız, tüketicinin alacağı mal ve hizmetlerin fiyatlarını düşürmek veya üreticinin karının arttırılması için yapılan kamu harcamaları dolaylı tranfer harcamasıdır.

 

VERGİ KAPASİTESİ (Vergilenebilir Kapasite) Kamu giderlerinin karşılanması bakımından vergiyedayanma gücünün sınırlarını ifade eden vergi kapasitesi teorik olarak mükellefler kendilerinin ve ailerinin yaşamlarını asgari düzeyde sürdürmeye yetecek finansal gücün üzerindeki kısmı yansıtmaktadır. Vergi kapasitesi üzerindeki gelir düzeyi ve gelirin yapısının gelir dağılımının, vergi gayretinin önemli etkisi vardır.

 

VERGİ BİLİNCİ: Kamu hizmetlerinin gerçekleştirilebilmesi bakımından verginin önemini bilen toplum bireylerinin vergi ile ilgili ödevlerini yerine getirmektedeki istekliliklerinin düzeyine vergi bilinci denilmektedir.

 

VERGİ AHLAKI: mükelleflerin vergi yasalarından doğan yükümlülüklerini gerçeğe uygun şekilde yerinde getirme konusundaki davranışlarının düzeyine vergi ahlakı denilmektedir.

  

MALİYE POLİTİKASI

 

KLASİK YAKLAŞIM: bütün piyasalarda tüm rekabet koşullarını geçerli olması her arzın kendi talebini yaratması ,bücret , faiz ve fiyatların esnek olması ve miktar kuramının geçerliliği gibi temel varsayımlar üzerine kurulu olan klasik kuram. Bu varsayımlara dayalı olarak, ekonomi politikası yönünden bazı önemli sonuçlara varmıştır.

Bir ekonomide ekonomik ve sosyal alandaki aksaklıklar geçici ve bunları giderecek yeterli güçler piyasa ekonomisinin yapısı içinde mevcut olduğu için, devletin ekonomik ve sosyal anlamda herhangi bir müdahalede bulunmasının gereksiz olmasıdır. Gerçekten tam rekabet ücret ve faiz esnekliği varsayımları gerçekleştiği takdirde ekonomi kendilğinden ve sürekli olarak tam istihdama ulaşarak, üretilen her mal satılarak ve fiyatlar genel düzeyi istikrarlığını koruyacaktır.

 

Devlet faaliyetlerinin temel hizmetlerle sınırlı tutulması , bunun sonucu olarak devlet bütçesinin mümkün olduğu kadar küçük olması ve denk bütçe ilkesinin gerçekleştirilmesidir.

 

En etkin politik araç olarak para politikası araçlarını belirlemişlerdir. Ekonomide geçici bir dengesizlik hali ortaya çıktığında, kamu harcamaları ve vergiler gibi maliye politikası araçları, değil, para politikası araçları kullanılmalıdır.örneğin kamu harcamalarının arttırılması, par arzı arttırılmadan vergilerin onlara göre kamu harcamaları, vergilerin arttırılması yada halktan borçlanma yolu ile finanse edilirse bu durumda, kişilerin harcamaları azalarak ve bu fonlar devlet eliyle harcanmış olacaktır., bu durumda ekonomi açısından düşünücek olursak harcanan miktar değişmemekte, yanlızca harcayan taraf devlet olmaktadır. Kamu harcamalarındaki artışın ekonomide gerçek bir talep artışına neden olabilmesi için, bu artışın para arzının arttırılması yoluyla finanse edilmesi gerekmektedir. Kamu harcamalarının kaşılanması için para arzının arttırılması olayı ise para politikası olayıdır.

 

KEYNESEN YAKLAŞIM: klasik kuramda kabul edilen varsayımların geçerliliğini tartışarak klasiklerin ileri sürdüğü gibi ekonomik hayatın otomatik olarak tam istihdama ulaşmasının neden mümkün oamıyacağını açıklamaktadır.

 

Keynese göre ücretlerin düşme yönünde esnek olmaması ekonominin kendiliğinden ve sürekli olarak tam istihdamda dengede olmasını önlemektedir

.

Keynesen modelde denge tam istihdama düzeyine bağlı değildir. Bir ekonomide işsizlik söz konusu olduğu zaman düşün ücretler tam istihdamı gerçekleştiremeyecektir. Ücretlerdeki bu düşşük gelirin azalmasına neden olacak böylece toplam telep azalmış olacaktır.

Bir ekonomide faiz oranı muhakkak tasarruf ve yatırımı eşitlemiyecektir. Tasarruf düzeyi öncelikle gelir tarafından belirnecek, yatırım ise faiz oranı yanında sermayenin marjinal verimliliğine bağlı olacaktır.

Keynesen yaklaşımda toplam talep çok önemlidir. Çünkü, bir ekonomide üretim ve istihdam hacmi toplam talep düzeyine bağlıdır.

ÖRNEĞİN:                   

Toplam talebin yetersiz olduğu bir ekonomide yüksek düzeyde bir işsizlik meydan gelmekte, hemen hemen tam istihdamda çalışan bir ekonomide ise aşırı toplam talep enflasyona neden olmaktadır.

 

Bir ekonomide toplam talep dalgalanmalarının çoğunun özel sektörün harcama isteğindeki değişmelerin kaynaklandığını, bu talep dalgalanmalarının para arzında dalgalanmalara neden olduğunu ileri süren çağdaş keynesen görüşün bu dalgalanmalar karşısında para politikasının rolü konusundaki düşünceleri şöyle özetleye bilir.

Ekonomimin durgunluk döneminde: bütçe açığı proğramı ile birlikte daraltıcı bir para politikasının uygulanması doğru olacaktır. Bununla birlikte yani para politikasının önemeni belirtmelerine karşın çağdaş keynesenler ekonomiyi istikrara kavuşturma konusunda maliye politikası araçlarına daha fazla önem vermektedirler.

 

MONETARİST YAKLAŞIM: bir ekonomide istikrarsızlıkların hemen hemen yanlızca para arzındaki düzensiz dalgalanmalar sonucu meydana geldiğini ileri sürerler

: para arzındaki bir artış kısa dönemde temel olarak üretimi etkiyleyecek böylece para arzındaki bir artış gerçek milli gelir düzeyi üzerinde geçici olarak bir artışa neden olacaktır. Uzun dönemde ise para arzındaki bir değişikliğin temel etkisi gerçek üretim üzerinde değil, fiyatlar genel düzeyi üzerinde olacaktır.

            : onlara göre bir ekonomideki ekonomik dalgalanmaların genel nedeni uygulanan yanlış para politikalarıdır.

            : milli gelirin temel bir berleyeni olan tüketim cari gerçek kullanılabilir gelirin (Keynes) değil, gelcekteki gelir tahminleri olarak ifade edilen uzun dönem beklenen ( sürekli ) gelirin bir fonksiyonudur.

DIŞLAMA ETKİSİ: ( Crowding- out effect) Bir ekonomide par arzınca babit olması halinde kamu haracamalır çarpanının yıl içinde belirli bir dönem boyunca pozitif bir değer alacağını, uzun dönemde ise çarpan değerinin sıfır olacağını savunmuşlardır.

Kamu harcamalarındaki artışın kişilerden borçlanma ile karşılanması: bu takdirde piyasada ödünç verilebilir, fonlara olan talep artacak, buna bağlı olarak faiz oranlarında bir artış meydana gelecektir. Faiz oranlarınn yükselmesi ile özel yatırım harcamalarının azalmasına neden olacaktır. Böylece faiz oranındaki yükselme sonucu özel yatırım harcamalarının azalması ( dışlanma etkisi ) nedeniyle kamu harcamalarının artışına bağlı olarak milli gelir düzeyinde meydana gelmesi gereken genişletici etki azalacaktır.

Vergilerle finansmanı durumunda: ek vergi gelirleri harcamalarının ekonomiye getireceği canlılığı kısmen gidereceği için kamu harcamalarının milli gelir düzeyi üzerindeki etkisi genellikle en az olacaktır.

Merkez bankasından borçlanma yolu ile finansman: (Parasal genişleme politikası) Kamu harcamalarının milli gelir üzerindeki genişletici etkisinin en fazla olduğu durumdur. Çünkü para arzındaki artış genellikle faiz oranının düşmesine ve sonuçta özel yatırımların artmasına neden olmaktadır.

 

RASYONEL BEKLENTİLER KURAMI: kişilerin buğünkü davranışlarını belirleyen temel öğe gelecek ile ilgili beklentilerdir. Kişiler bu beklentilerinde rasyoneldirler. yani üretici ve tüketici olarak bütün kişiler piyasa göstergelerinin hepsini yakından izlerler ve ellerindeki bütün bilgileri kullanarak geleceğe ilişkin beklentilerini biçimlendirirler. Bu durumda onlar beklentileride sürekli sistemli hatalar değil istemli olmayan hatalar yapacaklardır. Bu kuram kişilerin hiç hata yapmayaccaklarını değil aynı tür hatayı gerekli bilgiye sahip oldukları sürece uzun süre tekrarlamayacaklarını ileri sürmektedir.

 

 

ARZ EKONOMİSİ YAKLAŞIMI : arz ekonomisi yaklaşımına göre devletin ekonomik faaliyetlerinin ilk etkisi nisbi fiyat değişiklikleri üzerinde olamaktadır. Bu durumda ise ilk önce ekonomide kaynakların dağılımı değişmekte gelir değişiklikleri daha sonra ortaya çıkmaktadır. Onlara göer yüksek vergi oranları ve hatta taransfer harcamaların kişileri bu harcamalardan yararlanmak için gelirlerinin düşük tutamaya iterek bir bir ekonomide verimli faaliyetlere girmek açısından olumsuz etkileri olamaktadırlar. Onlara göre bir ekonomide gerçek gelirin artışı tolam arz miktarının artışına bağlı olmakta ve devletin cari gelir ve harcama politikalır ile bu ilişki etkilenebilmektedir.

 

POST KEYNESEN YAKLAŞIM: post keynesen kuram birbiri ile doğrudan ilişkili olan ekonomik büyüme ve gelir dağılımı kavramları konusunda bir açıklama getirmektedir. Önlara göre bu iki kavram içinde temel belirleyici yatırım oranıdır. Nisbi fiyatlar yerine, yatırımı anahtar belirleyici olarak kabul etmektedirler. Talepteki değişklikler nisbi fiyatlardaki değişikliklerden daha çok gelirdeki değişklikler ile ilgilidir. Toplam talebi kısmanın işsizliği arttıracağı ve büyümeyi yavaşlatacağı için tehlikeli olduğunu ileri sürerler.

 

OTOMATİK STABİLİZATÖRLER:

·                                       Vergi hasılatındaki otomatik degşmeler

·                                       Kurum ve aile içi tasarruflar

·                                       İssizlik sigortası ve yardımlar

·                                       Tarımsal sübvansiyonlar

·                                       Otomatik bütçe açık ve fazlalıkları

·      Ekonomik stoklardaki artış ve azalışlar

 

       MALİYE POLİTİKASANIN AMAÇLARI:

·      İktisadi kalkınmayı gerçekleştirmek

·      Ekonomideki enflasyonist eğilimlere karşı koymak

·     Ekonomideki deflasonist eğilimlere karşı koymak

·     Ekonomideki servet dağılımı ve yaşama düzeylerin iyileştirmek

·     Ödemeler bilonçosu denğesi

 

MALİYE POLİTİKASININ ARAÇLARI: maliye politakası temel olarak devlet bütçesi aracılığı ile gerçekleştirilmekte, bu nedenle bir taratan kamu harcamalanın ve kamu gelirlerinin miktar ve bileşimleri diğer taraftan harcama ve gelirindeki değişmelerin tümüyle ilgili olması nedeniyle bütçe açığı veya fazlası maliye politikasının amaçlarına ulaşmakta kullanabileceği en önemli araçlar olmaktadır.

. bir ekonomide bütçe açığı genişletici bütçe fazlası ise daraltıcıbir etki yapar

 

DOĞAL İŞSİZLİK ORANI: tam istihdam düzeyinde dahi var olan ve ekonominin reel üretim gücünden bağımsızişsizliktir. Monetarist görüş tarafından açıklanmaya çalışılmıştır.

 

Maliye politikasının sınırları:

a)İşlemsel Sınırlamalar Gecikmeler Sorunu: bir maliye politikası değişikliğine gerek duyulduğunda bunagerek duyulan zaman ile, bu işlemin başlatılabildiği ve bu işlemin ekonomi üzerindeki etkilerinin hissedilmeye başlandığı zaman arasında geçikmeler mevcuttur.

·     konjoktör ortamı doğrudan tahmin edememek

·     alınan önlemlerin dozu

·     maliy politikası aracının türü

·    alınan önlemlerin zamanlaması

 

b) Yapısal sınırlamalar.

c) politik sınırlamalar: bir ekonomide kamu harcamalanın arttırılması ve vergilerin azaltılması proğramı politikacılar için çekici oluduğu halde kamu harcamalarının azaltılması ve vergilerin arttırlması proğramı çekici olmamaktadır.

 

STAĞFLASYONUN NEDENLERİ:

            ****sendikaların enflasyon dönemlerinde artan işsizlik oranlarına karşın işçilerin hayat standartlarında yüksleme yapılabilmesi için daha fazla ücret talebinde bulunmaları.

            *****eksik rekabet piyasayasında çalışan firmaların yüksek fiyat politikaları

            ****enflasyona karşı uygulanan yanlış maliye ve para politikaları.

Formül esnekliği. Kısmen iradi maliye politikası kararlarındaki geçikmelerden kurtulmak , kısmende otomatik stabilizatörlerin yetersizliğini gidermek için formül esnekliği denilen bir kavram oluşturulmuştur. Bu yöntemde bir ekonomide ekonomik hayatla ilgili göstergeler belli bir değeri aşınca türü ve büyüklüğü önceden saptanmış olan bir takım önlemler devreye girmekte ve böylece, örneğin vergi oranlarıdaki değişiklikler iradi bir maliye politikası kararı olmaktan çıkırtılarak kısmen otomatikleşmektedir.

  

Ekonomik kalkınmanın göstergeleri.

****Kişibaşına düşen gelir

****Sanayi sektörünün GSMH aldığı pay

****Eğitim ve sağlık harcamalarının düzeyi

*************Durgunluk döneminde yapılan kamu harcamaları ekonomide genişletici etki yaparak milli gelirin artışını olumlu yönde etkiler

*************Kamu harcamalarının merkez bankasından borçlanma yolu ile finanse edilmesi durumunda ekonomi üzerindeki genişletici etki en fazla olacaktır. Geri ödeme ise ekonomi üzerinde daraltıcı etki yaratır.

  

MALİYE POLİTİKASI

Klasiklerin kamu maliyesi görüşü

·     Kamu harcamaları hacim itibarıyla dar olmalıdır.

·       Devlet bütçesi mutlaka denk olmalıdır. Kalsikler devlet bütçesinin açık vermesini istemediği gibi fazlalık vermesinide istememektedir. Bütçenini açık vermesi halinde bu açığın kapatılması için devletin borçlanmak zorunda olacağı borçlanmanın ise normal bir kamu geliri olmadığı savunulmuştur. Buna karşılık bütçenin fazlalık vermesi durumda ise ekonomide durgunluk meydana geleceği ileri sürülmüştür.

·      Kamu harcamaları mümkün olduğu ölçüde doyalı vergi gelirleri ile finansa edilmelidir. Dolaysız vergilerin ekonomi üzerinde derhal olumsuz etkiler gösterileceği ileri sürülmüştür. Ayrıca dolaylı, harcamalar üzerinden alınan vergilerin harcamaları kısarak tasarrufları artırmak gibi olumlu etkilerinden söz etmişlerdir.

·     Durgunluğu giderici maliye politikası : Keynes gelir artışı ile üretim ve istihdam artışı arasında yakın bir ilişki kurmuş ve ekonominin durgunluktan kurtulması için komu harcamalarının arttırılarak vergilerin azaltılmasını ve bu suretle toplam talebin arttırılmasını önermiştir. Kamu harcamalarından transfer harcamaları halkın satınalma gücünün ve dolayısı ile tüketim eğilimlerinin artmasını sağlar . vergilerin azaltılmasında kullanılabilir gelirin artması sonucunu doğurur. Böylece devletin kamu harcamaları ile toplam talep doğrudan etkilenir. Gelir ve dolayısı ile toplam talep dolaylı yoldan etkilenmiş olur. Durgunluk döneminde izlenen maliye politikasına telafi edici maliye politikası denir.

·     Stagflasyonun Nedenleri:

a)Yapısal İşsizlik

b) Ücretlerin aşağıya doğru esnek olmayışı

c). Eksik rekabet

d) Dış ekonomik faktörler.

Çağdaş Keynes Yaklaşım. Keynesen görüşü simgeleyen temel görüşleri benimsemekle birlikte genel olarak hem para hemde maliye politikasının etkinliği üzenide durulmaktadır. Bir ekonomide toplam talep dalgalanmalarının çoğunun özel sektörün harcama isteğindeki değişmelerin kaynaklandığını bu talep dalgalanmalarının para arzında dalgalanmalarına neden olduğu savunurlar.

Durgunluk döneminde: Bütçe açığı proğramı ile birlikte bir parasal genişleme proğramı uygulanmalıdır. Demişler

Enflasyon döneminde: bütçe fazlası proğramı ile birlikte bir parasal daraltıcı proğram uygulanmalıdır.

 

MONETERİST YAKLAŞIM ( Friedman): Ekonomik dalgalanmaların temel nedeni uygulanan yanlış para politikalarıdır. Milli gelirin temel belirleyeni olan tüketim, cari kullanılabilir gelirin ( keynes görüşü ) değil gelecekteki gelir tahminleri olarak ifade edilen uzun dönem beklenen gelirin bir fonksiyonudur.

Dışlama Etkisi : Monetaristler bir ekonomide para arzının sabit olması halinde kamu harcamaları çarpanının yıl içinde belirli bir dönem boyunca pozitif bir değer alacağını, uzun dönemde ise çarpan değerinin sıfın olacağını savunmuşlardır. Monetaristlere göre devlet artan harcamalarını vergilerle finanse ederse ekonomi üzerindeki genişletici etki en az olur

 

ARZ EKONOMİSİ YAKLAŞIM. Bir ekonomide maliye politakasının etkinliğinin onun toplam talep düzeyi üzerindeki etkisinden kaynaklandığını ileri süren keynes görüşünün yetersiz olduğuna inanmaktadır. Keynes görüşünü yetersiz görürler çünki bu analizde dikkatler temel olarak kısa dönemdeki olaylar üzerinde yoğunlaşmakta ve nisbi fiyat değişikleri ikincil bi rol oynamaktadır. Ancak arz ekonnomi yaklaşımına göre devletin ekonomik faaliyetlerinin ilk etkisi nisbi fiyat değişikleri üzerine olmaktadır.

 

STAGFLASYON: Yüksek bir enflasyon oranının, kullanılmayan üretim kapasitesinin işsizliğin ve yetersiz bir büyüme hızının, birlikte yaşandığı bir ekonomik olayı ifade etmek için kullanılan stagflasyon ciddi bir ikilemi ortaya koymaktadır. Daraltıcı para ve maliye politikaları bir ekonomide talep enflasyonu için bir çözüm olurken yüksek işsizlik oranının azaltılması için genişletici politikalar izlenmelidir.

 

STAGFLASYON AÇIKLAMALARI:

Moneterist Görüş: (doğal işsizlik oranı). Friedman ve philps’ e göre enflasyon işsizlik ilişkisi yanlızca, beklenen enflasyon oranı değişmediği zaman istikrarlı olarak, ancak beklenen enflasyon oranı değişirse   tüm philips eğrisi yukarı doğru kayacaktır.

Monetariste açıklamaya göre bir ekonomide uygulanan genişletici makro ekonomik politikalar başlangıçta işsizlik oranı geçici olarak düşecektir. Çünki işaretçilerin artan talebe bağlı olarak üretimi arttırma çabaları emekte dahil olmak üzere ekonomik kaynaklara olan talebide arttıracaktı. İşçiler emek arzlarını gerçek ücretlerini sabit tutmak amacıyla ayarlayacakları varsayımı ekonomiye dengeye getirir.

 

ÇAĞDAŞ KEYNESEN AÇIKLAMA ( ücret ve fiyat esnekliği ). ( Ücret ve fiyat esnekliği): talep ve arz yönünden gelen şokların ekonomiyi sürekli olrak etkilemesi görünüşe ve ücret fiyatların aşağıya doğru esnek olmaması varsayımına dayanmaktadır.

Toplam: talep yönünden glen şoklara örnek bir ekonomide herhangi bir zamanda özel ve kamu sektörünün mal ve hizmetlere olan talep birleşimlerinin değişebilmesini gösterir.

 

RİCARDİON YAKLAŞIMI ( BÜTÇE AÇIĞI GÖRÜŞÜ) . bir ekonomide ekonomik birimlerin tüketim ve tasarrruf kararlarını verirken tüm yaşam boyu gelirlerini dikkate aldıklarıdır. Bu durumda bütçe açığının borçlanma ile finansmanı bu birimlerin yaşamları boyunca ödeyebildikleri vergilerin yanlızca yeniden dağılımı olarak düşünülerek ve ekonomik birimler açığı kaptmak için gelecekte daha fazla vergi ödeyeceklerini bilerek buğün harcamak yerine tasarruf edeceklerdir. Tasarrufların artması sonucunda ise faiz oranları artmayacak ve yatırımlar dışlanmış olacaktır.

Dışlanma etkisi: kamu harcamalarındaki bir artışın halka tahvil satılması yoluyla finansmanı durumunda dışlanma etkisi oluşur ve özel sektör yatırımları azalır.

          

Stağflasyonla mücadele politikaları

a)                        gelirler politikası

b)                        vergi temelli gelirler politikası

c)                         ücretlerin indekslenmesi

d)                        üretim teşvikleri                                          

Enflasyon hedeflemesiyle bilgiler

*Enflasyon hedeflemesi rejiminde, Para Politikası Kurulu para politikası kararlarında “tavsiye veren” konumdan “karar alıcı” konuma geçmiştir.

*enflasyon hedeflemesi rejimine geçilene kadar “örtük enflasyon hedeflemesi” uygulanmıştır.

*enflasyon hedeflemesi rejiminin bu ilk asamasında hedefler üç yıllık olarak ilan edilmektedir.

*üç yıllık bütçe planlarıyla uyumlu olarak, 2006, 2007 ve 2008 için yıl sonu hedefleri sırasıyla yüzde 5, yüzde 4 ve yüzde 4 olarak belirlenmistir.

*son olarak enflasyon hedeflemesindeki sorumluluk ve hesap verme durumu MB üzerindedir.

 

KAMU EKONOMİSİ

Dışsallıkları Düzenleyici Önlemler

***   Vergi Koyma

***   Dışssallık Yayan Malın Miktarının Azaltılması İçin Sübvanse Etmek

*** Verilen Zararlar İçin Sorumluluk Yükleme

***   Mal Varlığı Hakkı Verme

Coose Teoremi: bireyler arasındaki görüşmelerin maliyetsiz oluduğu varsıyımı altında mal varlığı hakkı kime verilirse verilsin dışsallık sorunu ortadan kalkar fikrini savunur.

 

Kamu Malları--- Kaynak tahsisi Mekanizmaları

 

OYLAMA MODELLERİ : **

a)optimal çoğunluk.***

b)bowen – black çoğunluk oylama modeli : Veri payları veri iken kamu mallarının çoğunluk tarafından tercih edilen tek bir düzeyde belirlenebileceği ve bazı varsayılmalar altında optimal bile olabileceğini göstermiştir.

c)Buchanon – Tullock modeli: Bowen- black doğrudan demokrasilerde basit çoğunluk kuralını dahada geliştirmişlerdir. Siyasi karar almanın iki önemli özelliğinin yansımalarını araştırmışlardır.

d) Downs Modeli:

e)Bürokratlar- Sermaye Seçmenler Romer – Rosenthal Modeli :

 

TERCİH AÇIKLAMA MEKANİZMALARI

A) Grovs – Loeb

B)Tideman – Tullock

Sistem Analizi: Karar alma durumunda bulunanlarla çeşitli seçenekler arasında bir tercih yapmada yardım etmek üzere planlanmış düzenlenmiş her düzenli analitik çalışmadır. Amaçlar ve bu amaçlara ulaşmak için türlü seçenekler saptamak bu seçeneklerin maliyet, etkenlik ve risklerin, rakamsal karşılaştırılmasının yapılmasıdır.

Sistem Analizlerinin Unsurları:

** Amaç

*** seçenekler

*** seçeneklerin maliyeti

*** model

**** ölçeğin seçilmesi

 

Planlamanın gerçekleştirilmesi dört aşamada olmaktadır.

. amaçların tanımı---fiziksel analiz----maliyet tahmini----model tespiti---

Okunma Sayısı: 45788

Etiketler:
Gizle
  • Öğretmen Adayları Haberleri
  • KPSS A Haberleri
  • Önlisans Haberleri
  • KPSS B Haberleri
  • Lise Haberleri
  • 2013 KPSS Haberleri
  • İŞKUR İlanları
  • Yüksek Lisans ve Akademik İlanlar
  • Sabah Gazetesi İlk Sayfası
  • Habertürk Gazetesi İlk Sayfası
  • Hürriyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Zaman Gazetesi İlk Sayfası
  • Milliyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Bugün Gazetesi İlk Sayfası
  • Star Gazetesi İlk Sayfası
  • Yenişafak Gazetesi İlk Sayfası
  • Vatan Gazetesi İlk Sayfası
  • Akşam Gazetesi İlk Sayfası
  • Taraf Gazetesi İlk Sayfası
  • Radikal Gazetesi İlk Sayfası
  • Posta Gazetesi İlk Sayfası
  • Türkiye Gazetesi İlk Sayfası
  • Fanatik Gazetesi İlk Sayfası
  • Tüm Gazete İlk Sayfaları

Haftanın ÖnerisiX

Memur İlanları
öabt