2014 erken Kayıt fırsatları başladı

Kpss Ders Notları > Tarih > İnklap Tarihi > Atatürk İlkeleri

İcra İflas Hukuku - Çok İyi

1. İCRA İFLAS HUKUKUNUN KAPSAMI Hukuki ilişkileri düzenleyen ve Devlet yaptırımı ile desteklenmiş kurallar bütününe, hukuk .kuralları denilmektedir. Hukuk kuralları içerisinde de maddi hukuka ilişkin getirilen düzenlemeler (Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu) önemli bir yer tutmaktadır. Kişilere hukuk sistemince tanınan haklar ve yüklenen borçlar, maddi hukuk kurallarının öngördüğü şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Özel hukuktan doğan bu haklar ihlal edilip ve aynı zamanda borçlar yerine getirilmediği taktirde, Devlete yargı erkine başvurma imkanı tanınmış olur. Bu husus, medeni yargılama hukukunun konusunu girmekte olup, söz konusu haklar ve borçlar, mahkeme kararı ile dahi tespit edilse ve de borçlu kendisine düşen borcunu rızası ile yerine getirmezse, böyle bir borçluya karşı Devletin bünyesinde bulunan cebri icra organına başvurulabilir. İşte, borcunu rızası ile yerine getirmeyen borçluya Devlet kuvveti (cebri icra organı) aracılığı ile zor kullanılıp borcun yerine getirilmesi sağlanması hususu icra ve iflas hukukunun konusunu teşkil etmektedir. İcra-İflas Hukuku, cebri icra hukuku veya takip hukuku olarak da adlandırılmaktadır. 

1.1. CEBRİ İCRA HUKUKU
 Cebir, sözlük anlamı olarak bir kimsenin kendi isteğine bakılmaksızın, bir şeyi vermeye, belirli bir hareketi yapmaya veya yapmamaya zorlanması anlamına gelmektir. Cebri icra ise, kendi isteği ile borçlarını yerine getirmeyen bir borçlunun, borçlarını Devletin zor kullanma yetkisini kullanması sonucu o işi zorla yerine getirmesinin sağlanmasıdır. Cebri icra hukuku, borcunu rızası ile usulüne uygun şekilde yerine getirmeyen borçlulara karşı alacaklının nasıl bir yol izlemesi gerektiği konusunu kendisine inceleme alanı olarak almıştır..Alacaklının, hakkını bizzat kuvvet kullanarak, kendisinin elde etmesi bir çok hukuk sisteminde kabul edildiği üzere, Türk hukuk sisteminde de aslen yasaklanmış olup kişinin böyle bir davranışı suç olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Buna göre, zor kullanma (cebri işlemlerde bulunma) yetkisi, yalnızca Devlete (cebri icra organlarına) ait olup onun dışında gerçek yada tüzel kişiler eliyle kullanılamaz. Alacaklının alacağını elde etmesi için, alacaklının talebi üzerine Devletin cebri icra organlarınca borçlunun mallarına el konulur, bunlar satılarak elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir. Kanundan aldıkları güçle cebri icra organları bu işlemleri yaparken zor kullanma yetkisine sahiptir.Cebri icra tedbirleri borçlunun malvarlığı ile sınırlı tutulmuştur. Alacaklının alacağına kavuşabilmesi için, cebri icra organları, yalnızca borçlunun malvarlığına el koyabilir. Borçlunun şahsına ya da kişilik haklarına yönelik bir cebri icra işlemi söz konusu olamaz. Anayasamızın 38 inci maddesine göre de, hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. Hukuk sistemimizde, cebri icra ikiye ayrılmaktadır. Cüz'i (bireysel) icra (İcra hukuku) Külli (toplu) icra (İflas hukuku) Buna göre, cüz'i icra, "İcra Hukuku", külli icra da "İflas Hukuku"nun inceleme alanına girer. Öncelikle İcra Hukuku incelenecek daha sonrada İflas Hukukuna değinilecektir. 

1.1.1. CÜZ'İ İCRA (İCRA HUKUKU)
 İcra hukukunun kapsamında alacaklı ve borçlu olmak üzere iki taraf bulunur. Takipte bulunan taraf alacaklı, kendisine karşı takipte bulunulan taraf ise borçlu tarafı oluşturur. Ancak, İcra ve iflas hukukunda, alacaklı ve borçlu kavramları borçlar hukukunda bahsedilen taraflardan daha geniş bir kesimi oluşturur. Ayrıca, takip hukuku açısından alacaklı veya borçlu sıfatını alabilmek için, maddi hukuk açısından gerçekten alacaklı veya borçlu olmak gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Gerçekte maddi hukuka göre alacaklı olmayan bir kimse takip yaparsa alacaklı sıfatını, kendisine karşı takip yapılan kimse de borçlu sıfatını kazanır. Cüz'i (ferdi) icrada bir alacaklının, borçluya karşı takibe geçmesi gerekir. Takip kesinleşince, borçlunun borcuna yetecek miktarda malı haczedilir, satılır ve alacaklının alacağı kendisine ödenir. Alacaklının alacağı ödendikten sonra bir miktar para artarsa, bu kısım icra takibi yapmış bir grup var ise onlar arasında pay edilir. Eğer başka bir takipçi yok ise kalan tutar borçluya geri iade edilir. İcra hukuku İlamlı İcra İlamsız İcra 

1.1.1.1. İlamlı İcra
 Mahkemenin, yargılama sürecini tamamlayıp, esasa ilişkin nihai kararını verdikten sonra, bu kararın, davanın taraflarına verilen onaylı suretine ilam denir. İlamlı icrada, alacaklı, daha önce mahkemede dava açmış, lehine bir ilam almıştır. O nedenle, icra takibi yaparken, alacaklının elinde borçluya karşı almış olduğu bir mahkeme ilamı (hükmü) veya ilam niteliğinde bir belge bulunmaktadır. Borçlu, mahkeme kararının gereğini rızası ile yerine getirmezse, alacaklı bu mahkeme ilamını icra dairesine göndererek icra takibini başlatır. Bunun üzerine, icra dairesi borçluya bir icra emri gönderir ve bu icra emri ile borçluya süre (yedi gün) verilerek, bu süre içerisinde ilamın gereğini yerine getirmesi kendisinden talep edilir. Borçlu, kendisine verilen bu süre içerisinde icra emrini yerine getirmezse, ilam, icra dairesi tarafından zorla tatbik edilir. Bu süreyi geçiren borçlu, borcu olmadığını iddia ederek, itirazda bulunamaz. Alacaklının alacağı mahkeme hükmü ile tespit edilmiş olduğundan, böyle bir itiraz, ilamlı icra takibini kendiliğinden durdurmaz. İlamlı takip edilmesi gereken borçların dışında konusu para alacakları olan icra takipleri için, mahkemede dava açılıp, alınacak ilama gerek duyulmaksızın icra takibi yapılabileceği gibi; mahkemeden ilam almadan doğruca icra dairesine başvurarak ilamsız icra takibin de bulunabilir. Ancak, paradan başka bir alacağın (taşınır veya taşınmaz bir malın teslimi hakkındaki bir alacak gibi), cebri icra yoluna başvurularak takip edilebilmesi için mutlaka önce mahkemede bir davanın açılması ve alınan ilam üzerine icra takibinin yapılması gerekir. 

1.1.1.2. İlamsız İcra
 Kural olarak para (ve teminat) alacakları için ilamsız icra yolu ile takibat yapılabilmektedir. Ancak, para dışında bir alacak olmasına rağmen, istisna olarak, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yolu ile tahliye ve teslimini de İcra-İflas Kanunu (İİK) tarafından kabul edilmiştir. İlamsız icra yolu ile takipte alacaklı, alacağını mahkeme hükmü ile tespit ettirmeden yani bir ilama gerek duymaksızın, doğruca icra dairesine başvurarak, borçluya karşı icra takibi talebinde bulunabilir. İlamsız icrada, alacaklının icra takibi yapabilmesi için, elinde bir ilam yani mahkemece verilmiş bir hükmün bulunması gerekmemekte ve ayrıca alacağın bir senede bağlı olması şartı da aranmamaktadır. İlamsız icra takibi için icra dairesine başvurulması halinde, ilgili icra dairesi borçluya bir ödeme emri müzekkeresi düzenleyerek gönderir. Bu ödeme müzekkerede, borçlunun, borcunu yedi gün içinde ödeyebileceği veya borçla ilgili herhangi bir itirazı varsa borca karşı itirazda bulunabileceği yazılır. Borçlu yedi gün içinde borcu ödemez, itiraz da etmezse veya itiraz etse dahi alacaklı itirazın gerçeğe dayanmadığını ispatlarsa, takip kesinleşmiş olur. Bunun üzerine, borçlunun borcuna yetecek kadar malı haczedilir, satılır ve bedeli alacaklıya ödenir. 

 

1.1.2. KÜLLİ İCRA (İFLAS HUKUKU)

Külli (toplu) icrada (iflas hukukunda) ise, iflasa tabi ve belirli bir miktar para borcunu vadesinde ödemeyen bir borçlu, alacaklının iflas yolu ile takibi, borçlu hakkında ticaret mahkemesince iflas kararını verilmesi yahut kanunda öngörülen belirli hallerde de bizzat borçlunun da kendi iflasını ticaret mahkemesinden isteyebilmesi konuları yer alır. Borçlunun gerek alacaklının talebi üzerine, gerekse kendi talebi üzerine iflasına karar verilmesinin ardından artık borçlunun haczedilebilen bütün malvarlığına el konulur, satılır ve bedeli sadece takip yapan alacaklıya değil; İcra Hukukunun aksine borçlunun, bilinen bütün alacaklılarına kural olarak eşit bir şekilde paylaştırılır. Bütün alacaklıların alacağı ödendikten sonra artan bir tutar olursa, bu kısım borçluya geri verilir. Ancak çoğu iflas olayında olduğu üzere, genellikle borçlunun mal varlığından geriye bir şey kalmadığından alacaklılar da, alacaklarını tam olarak alamazlar.

Böyle durumların geçerli olduğu durumlarda borçlunun malvarlığı alacaklılara, belirli bir oran dahilinde (garameten) paylaştırılır. Külli icrada, borçlunun haczedilebilen tüm malvarlığı ile, bütün alacaklıların alacaklarının karşılanması amaçlanmaktadır. Bu noktada belirtmek gerekirse iflas yolu ile takibe sadece tacirler ve tacirler hakkındaki hükümlere tabi olan kimseler için başvurulabilir. Bu sebepten, iflas yolu ile takibin uygulama alanı cüz'i icraya göre daha dar bir alanı oluşturmaktadır çünkü cüz’i icraya herkes tabi tutulabilir. 

2. İCRA TEŞKİLATI İcra hukukunda, bir hakkın, alacağın cebri icra yoluyla yerine getirilmesi için gerekli olan işlemleri gerçekleştirmekle mükellef tutulmuş Devlet organlarının tümüne cebri icra teşkilatı adı verilir.Buna göre icra teşkilatını, Asıl İcra Organları Yardımcı İcra Organları olmak üzere iki bölüme ayırmak gerekir.   Asıl organlar, yalnızca icra işleri için kurulmuş olan organlardır. Bunlar, İcra dairesi, İcra mahkemesi ve Yargıtay’ın icra ve iflas işleri ile görevli daireleridir. 

İcra Dairesi İcra teşkilatının temel organı İcra dairesidir.İcra İflas Kanununun 1 inci maddesine göre, İcra dairesi, icra işlerinde birinci derecede görevli makamdır. İcra takip talebi, icra dairesine yapılır. Bu talep üzerine icra dairesi, borçluya ödeme veya İcra emri gönderir. Ödeme veya İcra emri ile verilen sürede, borçlu borcunu yerine getirmezse, para alacaklarında borçlunun mallarını haczeder, satar ve elde edilen para ile alacaklının alacağını öder; konusu paradan başka bir şey olan ilamları ise zorla icra eder. Her asliye mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar İcra dairesi bulunur. Yani, her asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresinde (her ilçede), o ilçedeki cebri İcra işlerini görmek üzere en az bir icra dairesi vardır. Nüfus ve iş yoğunluğu çok olan yerlerde, birden fazla İcra dairesi de kurulabilir. icra dairesinin başında Adalet Bakanlığı’nca atanacak bir İcra müdürü bulunur. İcra müdürü, icra dairesinin sorumlu amiri durumundadır. İcra müdürünün dışında, icra dairesinde ayrıca, yeteri kadar müdür yardımcısı, katip, mübaşir, muhasip gibi yardımcı personel de bulundurulur.İcra işleri az olan ve o nedenle ayrı icra müdürü atanmayan yerlerde, icra müdürünün görevi, mahkeme yazı işleri müdürleri tarafından yürütülür. İİK’nun 13 üncü maddesine göre de icra dairesi, icra mahkemesi hakiminin daimi gözetim ve denetimi altındadır. Ancak, icra dairesi bağımsız olup, icra mahkemesine bağ1ı bir organ değildir. İcra müdürü bu işlemleri yaparken, icra mahkemesinin gözetim ve denetimi altındadır. 16 ncı maddede icra dairesinin hukuka aykırı işlemlerine karşı, icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulabilir. 81 inci maddeye göre de icra müdürleri, cebri icra işlemlerini yerine getirirken zor kullanma yetkisine sahiptir. Bu konuda kolluk kuvvetlerine ve köy muhtarlarına emir verebilir ve onlardan yardım isteyebilir. 

2.1.1.1. İcra Müdürünün Yükümlülükleri  İcra İflas Kanununda İcra müdürü için görevi gereği para ve diğer kıymetli eşya veya benzeri şeylerle ilgilenmesinden dolayı, suiistimallere meydan vermemek. için bu konuda bir takım yükümlülükler öngörülmüştür. Bu yükümlülükleri, Kanunun 8,9,10,11 ve 12 nci maddelerinde düzenlenmiştir.İİK’nun 8 inci maddesinde icra müdürünün tutanak ve dosya düzenleme yükümlülüğü düzenlenmiştir. Buna göre, İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. İlgililer bu tutanakları görebilir ve bunların örneğini alabilir. İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir 9 uncu madde de ise icra müdürünün bir başka yükümlülüğü olan Para ve değerli eşyanın tevdiine ilişkin bir düzenleme yapılmıştır. Madde hükmüne göre, İcra ve İflas daireleri aldıkları paraları ve kıymetli evrak ve değerli şeyleri, nihayet ertesi işgünü çalışma saati sonuna kadar Adalet Bakanlığınca uygun görülen bankalardaki hesaplarına yatırmaya, banka bulunmayan yerlerde icra veya mahkeme kasalarında muhafazaya, kasa bulunmayan yerlerde ise mal sandıklarına bırakmaya mecburdurlarKanunun iş görmekten memnuiyet (yasak) başlıklı 10 uncu maddesinde de icra müdürünün olumsuz yükümlülüklerinden birisi sayılmıştır. Bu hükümlere göre İcra ve iflas işlerine bakan memur ve müstahdemler;Kendisinin, Karı veya kocasının, nişanlısının yahut kan ve sıhri usul ve füruunun veya üçüncü derece dahil olmak üzere bu dereceye kadar olan kan ve sıhri civar hısımlarının, Kanuni mümessili veya vekili yahut müstahdemi bulunduğu bir şahsın,menfaati olan işleri göremeyip derhal tetkik merciine haber vermeye mecburdur. Tetkik mercii müracaatı yerinde görürse o işi diğer bir memura, bulunmayan yerlerde katiplerinden birine verir. İcra müdürü yasak olmasına rağmen yukarıda belirtilen kişilerden birine ait işi yaparsa, o işlem kendiliğinden hükümsüz hale gelmeyip, şikayet yolu ile İcra mahkemesi tarafından iptal edilir.  İcra müdürlerinin memnu (yasak) tutulduğu işlerden olan icra organlarının kendileri ile akit yapma yasağı da 11 inci madde de düzenlenmiştir. Madde hükmünde “Tetkik vazifesini gören hakimler ve icra ve iflas memur ve müstahdemleri, dairelerince takip edilmekte olan bir alacak veya satılmakta bulunan bir şey hakkında kiminle olursa olsun kendileri veya başkaları hesaplarına bir akit yapamazlar.” denilerek bu kapsam tespit edilmiştir. Örneğin, İcra müdürü, dairesince takibatı yapılan bir alacak nedeniyle haczedilen bir otobüsü kendisi satışa çıkartamaz. Bu yasağa rağmen, İcra müdürü kendi kendisiyle bir akit yaparsa, bu akit hükümsüzdür, hiçbir şekilde sonuç doğurmaz. Yapılan işlemin geçersiz olduğunun tespiti için, İcra mahkemesine şikayet yoluyla başvurulabilir. Bir başka yükümlükte İcra Dairesine Yapılan Ödemeleri Kabul Etmek adı altında 12 nci maddede yer verilmiştir.Buna göre, İcra dairesi, takip edilmekte olan bir para alacağına mahsuben, borçlu veya üçüncü şahıs tarafından yapılan ödemeleri kabul etmek zorundadır. Borçlu veya üçüncü şahıs tarafından yapılan ödeme, takip konusu alacağın tamamı olabileceği gibi, bir kısmına ilişkin de olabilir. Kural olarak, İcra dairesine yapılan ödeme, İcra dairesi binasında ve yalnızca Türk Lirası ile yapılabilir, İcra dairesi yabancı para ile yapılan ödemeyi kabul edemez. 

2.1.1.2. İcra Müdürünün Görevleri Alacaklının alacağına kavuşmasına kadar, gerekli olan bütün icra takip işlemlerini yapmakla yükümlü olan İcra müdürünün görevlerini şöyle sıralayabiliriz. Ödeme (veya icra) emrini düzenleyerek borçluya göndermek, Borçlunun mallarını haczetmek, Haczedilen malların satılarak elde edilen para ile alacaklının alacağını ödemek Konusu paradan başka bir şey olan ilamları zorla icra etmek. İcra müdürü, görev alanına ilişkin olarak kanun, tüzük ve yönetmeliklerde tespit edilen şekilde görevini yerine getirmelidir. İcra müdürü kendisine yapılan talepler hakkında, olumlu ya da olumsuz bir karar vermek ve ona göre bir işlem yapmak zorundadır. İcra müdürünün bu işlemleri yapması için, kanunda bir süre öngörülmüşse buna uymalı, kanunda belirli bir süre öngörülmeyip, icra müdürüne takdir yetkisi tanınmışsa, bu işlemleri de en uygun zamanda geciktirmeksizin yapmalıdır. İcra müdürünün, bazı icra işlemlerini yapma konusunda takdir yetkisi bulunmamaktadır. Buna karşılık bazı işlemlerde, icra müdürüne takdir yetkisi tanınmıştır. İcra müdürü, bu gibi kendisine takdir yetkisin tanınan hallerde, tarafların menfaatlerini dikkate alarak işlem yapmalıdır. 

2.1.1.3. İcra Müdürünün Sorumlulukları İcra müdürünün (İcra ve iflas dairesi görevlilerinin) sorumluluğu, hukuki sorumluluk, ceza sorumluluğu ve disiplin sorumluluğu olmak üzere üç kısımda incelenebilir. Bunlarda; Hukuki Sorumluluk Ceza Sorumluluğu Disiplin sorumluluğudur. 

2.1.2. İcra Mahkemesi İcra mahkemeleri, icra (ve iflas) dairesinin işlemlerine karşı yapılan şikayetlerle, ödeme emrine karşı ileri sürülen itirazları incelemek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere, kurulmuş bir cebri icra organıdır. İcra mahkemeleri kendilerine bağlanan icra dairelerini sürekli gözetim ve denetim altında tutarlar. Her asliye mahkemesinin yargı çevresinde, (yani her ilçede) bir icra mahkemesi bulunur. İcra mahkemesi bulunmayan yerlerde, o yer asliye hukuk mahkemesi, icra mahkemesi görevini yapar ve mahkemede, bir icra mahkemesi hakimi, yazı işleri müdürü, yeteri kadar katip ve mübaşir bulunur. İcra mahkemesinin belli başlı görevleri şu şekilde sayılabilir. İcra dairelerinin işlemlerine karşı yapılan şikayetleri incelemek, Ödeme emrine karşı borçlunun ileri sürdüğü itirazları inceleyip, itirazların kaldırılması taleplerini karara bağlamak, Hacizde ve iflasta istihkak davalarını incelemek, İhalenin feshini şikayet yolu ile incelemek, İcra ve iflas suçlarını inceleyerek ceza vermek, Kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmak. 

2.1.3. Yargıtay’ın İcra-İflas İşleri İle Görevli Hukuk Daireleri İcra takibi sırasında, icra mahkemelerine veya genel mahkemelere başvurulabilir. İcra mahkemelerine itiraz veya şikayet yolu ile başvurulmasının ardından alınmış olan kararlara karşı temyiz veya karar düzeltme yoluna başvurulabilir. Ayrıca, genel mahkemelerin de icra takibine ilişkin kararları olabilir, bu kararlara karşıda aynı şekilde temyiz veya karar düzelme yoluna başvurulabilir. İşte, icra mahkemelerinin veya genel mahkemelerin, icra (veya iflas) işlerine ilişkin kararlarına karşı temyiz veya karar düzeltme yoluna başvurulmak istendiğinde, Yargıtay'ın bu işle görevlendirilen hukuk dairelerine başvurulur 

 

3. İCRA HUKUKUNDA TEBLİGAT Tebligat, hukuki bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın usulüne uygun bir biçimde yazı ile veya ilanla yaptığı bildirim işlemi olarak usul hukukuna ilişkin kaynaklarda düzenlenmiştir. İcra hukuku açısından da tebligat büyük önem taşımaktadır çünkü yapılan icra işlemlerinin sonuç doğurabilmesi ya da sürelerin işlemeye başlayabilmesi için konunun ilgiliye tebliğ edilmiş olması şartı aranır. İcra işlerinde de tebligat, Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri çerçevesinde yapılır. Buna göre, tebligat, Posta ve telgraf teşkilatı veya memuru aracılığı ile yapılır. Kanunumuz, adreste tebligat esasını kabul etmiştir. Buna göre tebligat, tebliğ yapılacak kimsenin (muhatabın) bilinen en son adresine yapılır. Muhatap, kendisine tebligat yapıldıktan sonra, adresini değiştirmişse, yeni adresini tebliği yapan icra dairesine bildirmek zorundadır. Kendisine tebligat yapılacak kimse adresinde değilse, tebliğ, muhatap ile birlikte oturan kişilere veya hizmetçisine yapılır. Vekil (avukat) aracılığı ile takip edilen işlerde, tebligat kural olarak vekile yapılır, asile (müvekkile) yapılamaz. Adresi bilinmeyen yada bulunamayan kimselere tebligat, ilan yolu ile yapılır. İlan yolu ile tebligatta, tebliğ, son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır.

4. İCRA HUKUKUNDA SÜRELER İcra hukukunda süre, icra işleminin yapılması gereken zaman dilimini ifade etmektedir. Süreler, icra hukuku açısından çok önem taşımaktadır. İcra takibinin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için, İcra ve İflas Kanununda icra işlemleri için süreler öngörülmüştür. Genel olarak süreler, Kanun tarafından belirlenmiştir; ancak bazı hallerde sürenin belirlenmesi konusunun, cebri icra organına (icra müdürüne) bırakıldığı hallerde mevcuttur. Sürelerin büyük bir kısmı icra takibinin tarafları (alacaklı ve borçlu), bazen de üçüncü kişiler için konulmuş olan sürelerdir. Bunlara ilgililer için konulmuş süreler denir. Bu sürelerin bir kısmı, kanun tarafından önceden belirlenmiştir,(örneğin şikayet süresi, itiraz süresi yedi gündür), bir kısmı da icra organı tarafından belirlenir (örneğin haciz giderlerinin yatırılması için alacaklıya verilen süre). Kanun tarafından ilgililere için verilen süreler kesindir. Bu hususta da Kanunun 19 uncu maddesinde bir düzenleme yoluna gidilmiştir. Buna göre, gün olarak tayin olunan müddetlerde ilk gün hesaba katılmaz. Ay veya sene olarak tayin olunan müddetler ayın veya senenin kaçıncı günü işlemeye başlamış ise biteceği ay veya senenin aynı gününde ve müddetin biteceği ayın sonunda böyle bir gün yoksa ayın son gününde biter. Bir müddetin sonuncu günü resmi bir tatil gününe rastlarsa, müddet tatili takip eden günde biter. Müddet, son günün tatil saatinde bitmiş sayılır.             Yukarıdaki hükümlerden de anlaşılacağı üzere, tatil ve talik (erteleme) süreleri içinde İcra takip işlemleri yapılamaz. İcra takip işlemleri, İcra organları (İcra dairesi, İcra mahkemesi veya genel mahkemeler) tarafından, borçluya karşı yapılan, İcra takibini iletmeye yönelik, alacaklının alacağına kavuşmasına yönelik işlemlerdir. Güneşin batmasından bir saat sonra ile güneşin doğmasından bir saat önceye kadarki devre (gece vakti) tatil saatidir. Kural olarak, gece vakti hiç bir İcra takip işlemi yapılamaz. Ancak bu kuralın bazı istisnaları vardır: Gece iş görülen (gece kulübü, bar, sinema v.b.) yerlerde gece vakti hasılat haczi yapılabilir; borçlunun mal kaçırdığı anlaşılırsa, gece vakti haciz yapılabilir. Ayrıca, gündüz vaktinde başlamış bulunan bir hacze, gece vakti de devam edilebilir. Diğer taraftan, gece vakti tebligat da yapılabilir. Tatil günleri ise, hafta tatili ve resmi tatil günleridir. Tatil günlerinde de hiçbir İcra takip işlemi yapılamaz. Ancak, bu kurala da Kanun tarafından bazı istisnalar getirilmiştir. Buna göre tatil günlerinde, haciz yapılabilir, muhafaza tedbirleri alınabilir, tebligat yapılabilir             Ayrıca 20 nci madde de “Bu kanunun tayin eylediği müddetleri değiştiren bütün mukaveleler hükümsüzdür. Ancak her hangi bir müddetin geçmesinden istifade hakkı olan borçlu bu hakkından vazgeçebilir. Bu vazgeçme üçüncü şahıslara tesir etmez.” denilerek Kanun tarafından tespit edilen sürelerin değiştirilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Cebri icra organları ise, sürelere uyulup uyulmadığını re'sen (kendiliğinden) gözetir. ilgililer, belirlenen süreler içerisinde gerekli işlemleri yapmalıdırlar. İlgililer için konulmuş olan süreler, hak düşürücü niteliktedir. Yani, süresi içinde ilgili işlem yapılmazsa, ödeme emrine yedi günlük itiraz süresi içerisinde itiraz etmeyen borçlu örneğinde olduğu gibi, itiraz hakkı kaybedilir ve o işlemin yapılabilme hakkı sona erer.Sürelerin bir kısmı ise, cebri icra organları (icra dairesi) için konulmuş olan sürelerdir Bu süreler hak düşürücü nitelikte olmayıp, düzenleyici niteliktedir. O nedenle, icra dairesi tarafından süresi geçtikten sonra yapılan işlemler de geçerlidir. Ancak bu durumda, icra müdürünün bu davranışına karşı şikayet yoluna gidilebileceği gibi sorumlusundan tazminatta talep edilebilir. 

4.1. SÜRELERİN HESAPLANMASINA İLİŞKİN ÖRNEKLER Örneğin, ödeme emri borçluya 16 Şubat 2005 Çarşamba günü tebliğ edilmişse,yedi günlük itiraz süresi, 17 Mart 2005 perşembe günü başlayarak 23 Mart 2005 çarşamba günü tatil saatinde sona erer. Süre ay veya yıl olarak belirlenmişse, tebliğin yapıldığı günden itibaren işlemeye başlar ve ayın veya yılın kaçıncı günü işlemeye başlamışsa, biteceği ayın veya yılın da aynı gününde biter. Örneğin, 12 Kasım 2004 tarihinde işlemeye başlayan altı aylık bir süre, 12 Mayıs 2005 günü tatil saatinde; 12 Eylül 2004 tarihinde işlemeye başlayan bir yıllık süre 12 Eylül 2005 günü tatil saatinde sona erer. Sürenin biteceği ayın veya yılın sonunda böyle bir gün yoksa, o ayın son gününün tatil saatinde biter. Örneğin, 30 Ocak 2005’te başlayan bir aylık süre, Şubat ayının son gününde (28veya 29 Şubatta) biter. 

5. İCRA HUKUKUNDA ERTELEME HALLERİ  İcra İflas Kanunu, borçluyu korumak maksadıyla, borçlu yararına bazı erteleme halleri getirmiştir. Erteleme sebeplerinin mevcut olması durumunda, bu sebepler devam ettiği sürece, hiçbir İcra takip işlemi yapılamaz. Erteleme halleri ve sürelerini şöyle sıralayabiliriz: - Borçlunun ailesinden birinin ölümü halinde: Karısı yahut kocası ve kan ve sıhriyet itibariyle usul veya füruundan birisi ölen bir borçlu aleyhindeki takip, ölüm günü ile beraber üç gün için talik olunur. Terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta Medeni Kanunda muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri kalır. Erteleme hallerinde, İcra takip işlemleri yapılmamakla beraber, bu hallerin sürelere bir etkisi olmaz, süreler işlemeye devam eder. Ancak sürenin son günü bir erteleme gününe rastlarsa, süre ertelemenin bitiminden sonra bir gün daha uzar. 

6. İCRA TAKİBİNİN TARAFLARI İcra takibinde, alacaklı ve borçlu olmak üzere iki taraf bulunur. Alacaklı, borçludan alacaklı olduğunu iddia ederek takip talebinde alacaklı olarak gösterilen kimse; borçlu ise, alacaklının kendisine karşı bir hak iddia ederek takip talebinde borçlu olarak gösterdiği kimsedir. Bazı durumlarda, icra takibi sırasında üçüncü kişilerin de takiple ilişkileri olabilir. Ancak bu durum onları icra takibinin tarafı haline getirmez. İcra takibinde taraf olarak bulunabilmek için bir takım ehliyetlere (kişisel özelliklere) sahip olmak gerekir. Bunları şu şekilde belirtmek mümkündür: 

6.1. TARAF EHLİYETİ Bir icra takibinde tarafların (alacaklı ve borçlunun) taraf ehliyetine sahip olması şartı aranır. Bir başka ifade ile, taraf ehliyeti, icra takibinde alacaklı veya borçlu olabilme yeteneğidir. Buna göre, medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan herkes, icra takibinde taraf olma ehliyetine de sahiptir. İcra takibinde taraf olma ehliyeti yalnızca, gerçek kişiler ve tüzel kişiler bakımından söz konusu olur. Tüzel kişiliği bulunmayan toplulukların taraf ehliyeti yoktur. Gerçek kişilerin taraf ehliyeti ölümle sona erer. Takibe başladıktan sonra bir gerçek kişi ölürse, takibe mirasçıları kaldığı yerden devam eder. Tüzel kişilerde ise taraf ehliyeti tüzel kişiliği hukuken ortadan kalkmasıyla sona erer.   

6.2 TAKİP EHLİYETİ Bir kimsenin, kendisinin veya atadığı bir temsilci (avukat) aracılığı ile, alacaklı olarak icra takibini ve bununla ilgili işlemleri yapabilmesi veya borçlu sıfatıyla haklarını korumaya yönelik işlemleri yapabilmesi yeteneğine takip ehliyeti denir. Takip ehliyeti, medeni hukuktaki, medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin takip hukukundaki karşılığıdır. Buna göre, medeni hakları kullanma ehliyetine tam olarak sahip olanlar, takip ehliyetine de sahiptir. Başka bir ifade ile takip ehliyetine sahip olanlar, ayırt etme gücüne sahip (mümeyyiz, sezgin) ve reşit (ergin) olup, kısıtlı bulunmayan gerçek kişiler ve tüzel kişilerdir. Ayırt etme gücüne sahip küçük ve kısıtlılar (mahcurlar) kural olarak takip ehliyetine sahip değillerdir, İcra takiplerinde, reşit olmayanlar (küçükler) velisi olan anne ve/veya babası tarafından temsil edilir; kısıtlılar (mahcurlar) için ise bir vasi tayin edilir. Ayırt etme gücü (sezgin) olmayan kimselerin, takip ehliyeti de yoktur. Bu kişiler, icra (ve iflas) takiplerinde kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir. İcra organları, tarafların takip ehliyetine sahip olup olmadıklarını res’en dikkate alır. Taraflardan birinin takip ehliyeti yoksa, bu husus da süresiz olarak şikayet yoluyla ileri sürülebilir. 

7. İLAMSIZ İCRA  İlamsız icrada, alacaklı alacağını bir mahkeme ilamı (hükmü) ile tespit ettirmeden, doğrudan doğruya icra dairesine başvurarak, alacağını elde etmek üzere icra takibinde bulunabilir. İlamsız icra, yalnızca para (ve teminat) alacakları için öngörülmüş bulunan bir takip yoludur. Para (ve teminat) alacakları dışında kalan alacaklar için, ilamlı icra yoluna başvurulur. İcra takiplerinde, görevli bulunan tek merci icra dairesidir, bütün takipler İcra dairesinde başlar, İcra dairesi aracılığı ile yürütülür ve sona erer. İcra dairesi İcra işlerinde birinci derecede görevlidir, icra takipleri için, İcra dairesi dışında başka görevli bir makam kural olarak yoktur. İcra daireleri arasında görev ayırımı yapılmamıştır. Bu nedenle İcra daireleri arasında görev uyuşmazlığı sorunu ortaya çıkmaz. Bir yerde birden fazla İcra dairesi varsa, bunlar arasındaki ilişki, görev değil, bir işbölümü ilişkisidir.İlamsız İcradaki genel yetkili İcra dairesi ise, borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu yer İcra dairesidir. İlamsız icra üç kısma ayrılır: Genel haciz yolu Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu Kiralanan taşınmazların ilamsız icra yolu ile tah1iyesi Bu yollar sırasıyla aşağıda incelenecektir. 

7.1. GENEL HACİZ YOLUİlama veya kambiyo senedine bağlı olmayan ve rehinle de teminat altına alınmamış olan, belirli bir miktar para (veya teminat) alacağının tahsili için başvurulan ilamsız İcra yoluna genel haciz yolu ile takip denir. Genel haciz yolu ile takibe yalnızca para (veya teminat) alacakları için başvurulabilmekte olup bunun dışındaki alacaklar için başvuruda bulunulamaz. Genel haciz yolu ile takip yapabilmek için alacağın mutlaka bir senede bağlı olması gerekmez. Bir senede bağlı olmayan alacaklar ile adi senetlere, imzası noterce onaylanmış senetlere, resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri çerçevesinde ve usulüne uygun olarak verdikleri belgelere bağlı alacaklar için genel haciz yoluna başvurulabilir. Kambiyo senedine bağlı alacaklar içinse, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe başvurulur. Ancak, alacaklı dilerse kambiyo senedine bağlı alacağı için genel haciz yoluna da başvurabilir. Para alacağı bir ilama bağlı ise, ilam alacaklısı ilamlı icra yoluna gider. Böyle bir alacak için, ilam alacaklısının genel haciz (ilamsız icra) yoluna başvurmasına da bir engel bulunmamaktadır. Alacak bir rehinle temin edilmiş ise, alacaklının önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapması gerekir. Genel haciz yolu takibin genel olarak aşamaları şu şekildedir: Takip, alacaklının takip talebi ile başlar. İcra dairesi borçluya bir ödeme emri gönderir.Borçlu ödeme emrine itiraz etmezse veya itiraz eder de, itiraz alacaklının talebi üzerine kaldırılırsa, ödeme emri kesinleşir. Ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra icra dairesi, alacaklının talebi üzerine borçlunun mallarını haczeder, satar, elde ettiği paradan alacaklının alacağını öder. 

7.1.1 GENEL HACİZ YOLU İLE TAKİBİN KONUSUGenel haciz yolu ile takibin konusunu yalnızca para ve teminat alacakları oluşturmaktadır. Takibin konusu, bir şeyin yapılması veya yapılmaması, taşınır veya taşınmaz mal teslimi veya çocuk teslimi gibi, paradan başka bir şey ise, bu takdirde, alacaklı genel haciz (ilamsız icra) yolu ile takip yapamaz. Alacaklının dava açarak, alacağını bir ilama (hükme) bağlatması, ilama dayanarak ilamlı icra yoluna başvurması gerekir. Takibe konu olan paranın, doğum kaynağı çeşitli olabilir. Örneğin, bir akde bağlı olabilir, haksız fiilden doğan bir tazminat alacağı olabilir yada sebepsiz zenginleşmeden doğabilir. Bu şekilde genel haciz yolu ile takibe başvurabilmek için alacağın kaynağının nereden geldiğinin bir önemi yoktur. Ancak, borçlu ödeme emrine herhangi bir itirazda bulunursa, alacağın ispatı açısından alacağın dayandığı sebep önem kazanır .Takibe konu olan para ile Türk Lirası kastedilmektedir. Ancak, alacak yabancı para türünden bir para ise, hangi tarihteki (vade veya fiili ödeme tarihi) kur üzerinden talep edildiği belirtilerek, yabancı para üzerinden de takip yapılabilir. Altın para, herhangi bir kıymetli mal hükmündedir. Bu nedenle böyle bir alacak için, genel haciz yoluna değil, ilamlı icra yoluna başvurulmalıdır. Genel haciz yolu ile takip belirli bir miktar paranın alacaklıya ödenmesi dışında, alacaklının alacağının teminat altına alınması için borçlu tarafından verilmesi taahhüt edilen belirli bir teminatın gösterilmesine de ilişkin olabilir. 

7.2. TAKİP TALEBİ Genel haciz yolu ile takibin yürürlüğe konulabilmesi için, alacaklının (veya temsilcisinin) yetkili icra dairesine başvurarak, takip talebinde bulunması gerekir. İİK ’nun 58 inci maddesine göre, takip talebi, yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Takip talebi yazılı olarak yapılacak ise, bu durumda genellikle, basılı haldeki bir takip talebi örneği kullanılır. Ancak, takip talebinde bulunmak isteyen alacaklının mutlaka basılı takip talebi örneğini doldurması gerekmez. Takip talebinin bütün geçerlilik şartlarını taşıyan ve adi bir kağıda yazılmış bulunan bir takip talebi de geçerlidir. Alacaklının sözlü olarak takip talebinde bulunması da mümkündür Böyle bir durumla karşılaşılması durumunda, İcra müdürünün bütün bilgileri basılı tutanağa geçirmesinin ardından; tutanak, alacaklı ve İcra müdürü tarafından imzalanır. İcra dairesi, alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip giderlerine dair bedava ve pulsuz bir makbuz verir. Alacaklı takip talebinde bulunsa bile yaptığı İcra takibinden kendi rızası ile ya da borçlunun rızası aranmaksızın vazgeçebilir. Geçerli bir takip talebinin geçerli olabilmesi için bulunması gereken unsurlar şunlardan oluşur. Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı, vergi kimlik numarası şöhret ve ikametgahı; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye'de göstereceği ikametgah (İkametgah gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer ikametgah sayılır) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası şöhret ve ikametgahı (Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, şöhret ve ikametgahları) Alacağın ve istenen teminatın Türk parası ile tutarı ve faizi, alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün Senet, senet yoksa borcun sebebi Takip yollarından hangisinin seçildiği Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii Takip talebinde bulunması gereken hususlar yazıldıktan sonra, altının alacaklı (varsa vekili) tarafından imzalanması gerekir.           

  Bu unsurları taşıyan bir takip talebini, icra müdürü kabul etmek ve borçluya ödeme emri göndermek zorundadır bir başka deyişle icra müdürü aksi bir uygulamaya başvuramaz. Belirtilen unsurların tümünü taşımayan bir takip talebini icra müdürü kabul ederse, borçlu şikayet yoluna başvurarak, kendisine gönderilen ödeme emrinin iptalini isteyebilir. Alacaklının geçerli bir takip talebi üzerine, İcra müdürü, takip talebinden itibaren en geç üç gün içinde borçluya bir ödeme emri göndermek zorundadır. Alacaklı, takip talebinde seçtiği haciz veya iflas yolundan, bir defaya mahsus olmak üzere, seçtiği o yolu bırakıp, harç ödemeksizin diğerine yeni baştan başvurabilir.Takip talebinde bulunulması ile bazı haklar korunmuş olur. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez .

Takip talebi tarihi önem arz eder çünkü hacze iştirak için bu tarih esas alınır. Takip talebinde bulunulması ile takip konusu alacak için işlemeye devam eden zamanaşımı kesilir. Alacaklı, alacağının bir kısmı için takipte bulunmuşsa, takip konusu yapılan kısım için zamanaşımı kesilir; takip dışı bırakılan kısım için ise, zamanaşımı kesilmez, işlemeye devam eder. Borçlu daha önce temerrüde düşürülmemişse, takip talebi ile temerrüde düşürülür. Ancak temerrüt tarihi olarak, takip talebi tarihi değil, takip talebi üzerine gönderilen ödeme emrinin borçluya tebliğ tarihi esas alınmaktadır. 

7.3. ÖDEME EMRİ Alacaklının takip talebi üzerine icra dairesi, bir ödeme emri düzenleyerek borçluya göndermek zorundadır. Geçerli bir takip talebini alan icra müdürü, alacağın mevcut olup olmadığını, vadesinin gelip gelmediğini, zamanaşımına uğrayıp uğramadığını vb. hususları incelemeden, ödeme emrini düzenleyerek borçluya göndermeye mecburdur.Borçlu, kendisine karşı icra takibi yapıldığını ödeme emrinin tebliği ile öğrenir. Ödeme emri, borçluya karşı yapılan icra takip işlemlerinin ilkidir. Borçluya, savunma hakkını kullanılabilmesi için ödeme emri tebliği zorunludur çünkü borçluya ödeme emri tebliğ edilmeden, takibe devam edilemez, malları haczedilip satılamaz. Aksi takdirde, borçlu bu işlemlere karşı süresiz olarak şikayette bulunarak, iptalini sağlayabilir.

Borçlu ödeme emrinin tebliği üzerine, yedi gün içinde itiraz etmezse, itiraz eder de, itirazı iptal edilir veya kaldırılırsa ödeme emri ve bununla takip kesinleşir. İcra takibinin bundan sonraki safhalarına geçilebilmesi için, ödeme emrinin kesinleşmesi gerekir. Ödeme emrinde bulunması gerekli hususlar ise şunlardan oluşur. Takip talebinde bulunan kayıtlar (Yukarıda belirtilen ve geçerli bir takip talebinin geçerli olabilmesi için bulunması gereken unsurlar) Borcun ve masrafların yedi gün içinde ödenmesi, borç teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını, Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı, Borçlunun senet altındaki imzayı reddettiği takdirde merci önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vaki itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği, Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içinde beyan etmesi ihtarını, Senet veya borca itirazını bildirmediği takdirde yukarda yazılı yedi günlük süre içinde mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik olunacağı; mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarını, Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını ihtiva eder.

Daha sonra, icra dairesi, yukarda belirtilen unsurları içeren bir ödeme emri düzenler. Ödeme emri borçlu sayısından iki fazla nüsha halinde düzenlenir, bunlardan bir nüshası (aslı) icra dosyasına konulur, diğer nüshası da borçluya gönderilir. Ödeme emri borçluya takip talebinden itibaren nihayet 3 gün içinde tebliğe gönderilir. Takip belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneği ödeme emrine bağlanır. Müşterek borçlular aynı zamanda takip ediliyorlarsa hepsinin veya bir kısmının bir mümessil tarafından temsil edilmeleri hali müstesna olmak üzere her birine ayrı ayrı ödeme emri tebliğ edilmek lazımdır. Bir borçlu hakkında aynı günde birden ziyade takip talebi varsa icra dairesi bunların ödeme emirlerini aynı zamanda tebliğe gönderir. 

Ödeme emrinin tebliğinden sonra bir takım sonuçlar ortaya çıkabilir. Bunlarda aşağıdaki sonuçlardan biri olabilir. Ödeme emri kendisine tebliğ edilen borçlu, ödeme emriyle kendisinden istenen borcu kabul ederek, yedi günlük süre içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte ödeyebilir, bu durumda takip sona erer. Borçlu yedi günlük süre içerisinde borcunu ödemediği gibi, ödeme emrine itiraz da etmezse, bu durumda ödeme emri (icra takibi) kesinleşir. Bu durumda borçlunun, borcu zımnen kabul ettiği kabul edilir.

İcra takibinin kesinleşmesi üzerine, alacaklı haciz isteyebilir. Ödeme emrine itiraz etmeyen borçlunun, yedi günlük süre içinde mal beyanında bulunması gerekmektedir. Aksi halde, alacaklının talebi üzerine mal beyanında bulununcaya kadar hapisle tazyik edilebilir veya hapisle cezalandırılabilir.  Borçlu yedi günlük süre içerisinde, ödeme emrine (imzaya veya borca) itiraz ederse icra takibi durur.  İcra takibine devam edilebilmesi için, alacaklının talebi üzerine, itirazın mahkemece iptal edilmesi ya da icra mahkemesince kaldırılması gerekir. Borçlunun, ödeme emri ile istenen takip konusu borcun, kendisinden istenemeyeceğini, ödemek istemediğini, yedi gün içinde icra dairesinde ileri sürmesine, ödeme emrine itiraz diyoruz. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi kanundan kaynaklanan savunma hakkını kullanmasını ifade eder Hangi nedenle itiraz edilirse edilsin, itirazın haklı olup olmadığına bakılmaksızın, borçlunun, belirtilen yedi günlük süre içinde usulüne uygun olarak ödeme emrine itiraz etmesi ile icra takibi durur. 

İİK’nun 66 ncı maddesine göre, müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur. Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden tatbike medar imzaların celbini isteyebilir.Borçlunun itirazının hükümden düşürülmesi ve takibe devam edilebilmesi için alacaklı, borçlunun itirazının iptali için mahkemede dava açabilir ya da borçlunun itirazının kaldırılması için icra mahkemesine başvurabilir Takip konusu alacağın bir adi senede dayanması halinde, borçlunun senedin altındaki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesi ile yaptığı itiraza, imzaya itiraz adı verilir. Senet altındaki imzaya itiraz etmek isteyen borçlu, bu itirazını ayrıca ve açıkça yapmalıdır. Borçlu, yalnızca imzaya itiraz edebileceği gibi, imzaya itirazla çelişmeyen borca itiraz sebeplerini, imzaya itirazla birlikte ileri sürebilir. Böyle bir durumda itiraz, imzaya itiraz olarak değerlendirilir. İmzaya itiraz, yalnızca icra takibinin adi senede dayanması halinde yapılabilir. İcra takibinin hiçbir senede dayanmaması, noterce onaylı bir senede dayanması ya da resmi dairelerin veya yetkili makamlarınca yetkileri kapsamında usulüne göre verdikleri makbuz veya belgeye dayanması gibi hallerde imzaya itiraz edilemeyip, yapılacak itiraz ancak borcun kendisine yönelik olabilir. İmzaya itirazın dışındaki diğer bütün itiraz halleri borca itiraz olarak kabul edilir. 

7.3.1 ÖDEME EMRİNE İTİRAZ SEBEPLERİ Ödeme emrinin dayandığı itiraz sebepleri genelde maddi hukuka dayanmaktadır. Borçlu, takip konusu alacağı maddi hukuk bakımından ödemek zorunda olmadığını, itiraz yolu ile ileri sürebilir. Borçlunun itirazı takip konusu alacağa ilişkindir. Örneğin, alacağın ödeme zamanı gelmemiştir veya daha önceden ödenmemekle beraber zamanaşımına uğrayarak borç sona ermiştir yada alacağı doğuran sözleşme mutlak butlan ile hükümsüzdür. Alacaklının takip yapma yetkisinin bulunup bulunmadığı yönündeki itirazlar, takip hukukuna dayanan itiraz sebeplerini oluşturmaktadır. Borçlu borcun bir kısmına itiraz ederse, itiraz edilen kısım için takip durur, itiraz edilmeyen kısım için takip kesinleşir. Borçlu itirazında bildirdiği itiraz sebepleri nedeniyle onları genişletemez ve değiştiremez. Buna karşın, borçlu bildirdiği sebeplerin dışında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılan itiraz nedenlerine dayanarak onları da ileri sürebilir. 

7.3.2. ÖDEME EMRİNE İTİRAZIN GEÇERLİLİK ŞARTLARI Borçlunun, ödeme emrine yapacağı itirazın, geçerlilik kazanabilmesi için aşağıdaki şartların tümünün gerçekleşmesi gerekir: Ödeme emri borçluya tebliğ edilmiş olmalıdır Borçlunun ödeme emrine itiraz iradesi bulunmalıdır. Ödeme emrine itiraz eden kimse, itiraz edebilme ehliyetine sahip olmadır. Ödeme emrine itiraz, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır. 

7.3.3. ÖDEME EMRİNE İTİRAZIN YAPILMASI VE SÜRESİ

Borçlu, ödeme emrine itirazını, ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren yedi gün içinde, icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtirazın yapılacağı yetkili icra dairesi, takibin yapıldığı ve ödeme emrini gönderen icra dairesidir.Bunun dışında örneğin icra mahkemesine yapılan itiraz geçersiz kabul edilecektir. Ödeme emrine itiraz, bir dilekçe ile yapılabileceği gibi, sözlü olarak da yapabilir İtiraz eden borçluya, itiraz ettiğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir. İcra dairesi, ödeme emrine itiraz edildiğini üç gün içinde alacaklıya bildirir. Ödeme emrine itirazını süresi, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ödeme emrine itiraz süresinin son günü, tatil gününe rastlarsa, itiraz süresi, tatili gününü takip eden ilk çalışma gününün sonuna kadar olmak üzere, bir gün daha uzatılır. Borçlu, belirtilen yedi günlük süre içerisinde itiraz etmezse, ödeme emrine bağlı olarak icra takibi kesinleşmiş olur. Yedi günlük süre geçirildikten sonra yapılacak olan itiraz artık geçerli olmaz. icra müdürü, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını re'sen gözetmek zorundadır. İtiraz süresi, kural olarak kesindir, uzatılamaz.

7.3.4. ÖDEME EMRİNE İTİRAZIN GETİRDİĞİ SONUÇLAR Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur. Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden tatbike medar imzaların celbini isteyebilir. Takibin durması için İcra müdürünün veya bir başka makamın ayrıca karar vermesine gerek yoktur. İtiraz ile duran İcra takibine, ,alacaklının talebi ile itiraz hükümden düşürülünceye kadar, devam edilemez. Ödeme emrine itiraz eden borçlunun, mal beyanında bulunma zorunluluğu yoktur. 

7.3.5. ÖDEME EMRİNE İTİRAZIN HÜKÜMDEN DÜŞÜRÜLMESİ Alacaklının icra takibine devam edebilmesi için, borçlunun itirazının hükümden düşürülmesi yada başka bir deyişle geçersiz hale getirilmesi gerekir. Bunun içinde İİK’ da iki yol öngörülmüştür: İtirazın iptali davası İtirazın İcra mahkemesinde kaldırılması 

7.3.5.1. İTİRAZIN İPTALİ DAVASI Borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine duran icra takibine, devam edilmesini sağlamak üzere, alacaklının genel mahkemede açtığı ve itirazı iptal ettirtmeye yönelik olarak açtığı davaya itirazın iptali davası adı verilir. İptal davası gerek imzaya itiraz, gerekse borca itiraz hallerinde açılabilir. Bu davada davacı, takip alacaklısı, davalı ise, takip borçlusudur. Davacı (alacaklı), dava dilekçesinde, borçlunun (davalı) itirazının iptalini ve borçlunun takip konusu alacağı ödemeye mahkum edilmesini ister. İtirazın iptali davası açıldıktan sonra, dava boyunca, daha önce durmuş olan icra takibi yine durmaya devam eder. İtirazın iptali davasında yetkili ve görevli mahkeme, genel hükümlere göre belirlenir.

Alacaklı itirazın iptali davasını, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açmak zorundadır çünkü bu hak düşürücü bir zamandır. Bu süre içerisinde alacaklı, itirazın iptali davasını açmazsa, yaptığı ilamsız icra takibi düşer. Yapılan yargılama sonunda mahkeme, itirazın iptali davasını kabul ederse, yani alacaklı haklı çıkarsa, borçlunun itirazının iptaline karar verir ve borçluyu takip konusu borcu ve yargılama giderlerini ödemeye mahkum eder. Böylece, borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bundan sonra, alacaklı, itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini ve haciz yapılmasını isteme hakkını tekrar elde eder. Alacaklı dava dilekçesinde istemiş ise, borçlu hükmolunan borç miktarının yüzde kırkından az olmamak üzere bir tazminata da mahkum edilebilir. Ayrıca, itirazın iptali davasının kabul edilmesi sonucunda, borçlu mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren üç gün içersinde mal beyanında bulunmakla mükelleftir.

Diğer taraftan, ilgili mahkeme, yargılama sonunda, takip konusu alacağın mevcut olmadığı yada alacaklının haksız olduğu sonucuna varırsa, itirazın iptali davasını reddetmiş olur. Böylece, davanın reddi kararı ile mahkeme, takip konusu yapılan alacağın mevcut olmadığını tespit etmiş olur; bu kararın kesinleşmesi ile alacaklının başlattığı icra takibi de iptal edilmiş olur. Borçlu olduğu iddia edilen kişi, alacaklının kötü niyetle icra takibinde bulunduğu yargısına ulaşırsa ve cevap dilekçesinde istemiş olması halinde, alacaklıyı, reddolunan alacak miktarının yüzde kırkından az olmamak üzere bir tazminatla itirazın iptali davasının reddine karar veren mahkemeden cezalandırılmasını talep edebilir. Mahkemenin vermiş olduğu davanın kabulü veya reddine ilişkin kararlar da diğer hallede olduğu üzere temyiz edilebilir. Kararın kesinleşmesinden sonra, bu karar artık alacağın mevcut olduğu veya olmadığı konusunda taraflar arasında kesin hüküm oluşturur ve bu hususta tekrar dava veya takip yoluna başvurulamaz. 

7.3.5.2. İTİRAZIN KALDIRILMASI Borçlunun itirazı ile duran icra takibine, alacaklının devam etmesini sağlayan diğer bir yol da itirazın icra mahkemesince kaldırılmasıdır. itirazın icra mahkemesinde kaldırılması yolu, itirazın iptali davasına göre daha çabuk ve pratik bir yoldur. Ancak, alacaklı, elinde alacaklı olduğunu gösterir bir belge bulunması durumunda, uzun ve zahmetli olan dava yolunu değil, kısa ve basit bir yol olan itirazın kaldırılması yolunu tercih edebilir. İcra mahkemesinin buradaki inceleme yetkisi sınırlıdır, sadece belge üzerinden inceleme yapabilmekte olup, tanık, keşif, yemin gibi delillere bu yargılamada başvurulamaz. Bu nedenle, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması hakkındaki kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez.Alacaklı, itirazın kaldırılmasını, itirazın kendisine tebliğinden itibaren, altı ay içinde, icra mahkemesinden istemelidir; aksi halde, bir daha aynı alacak için ilamsız icra takibinde bulunamaz. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve itirazın kaldırılması talebi süresinde yapılmamışsa, talep, sadece bu nedenle reddedilir.  

7.3.5.2.1. İtirazın Kesin Kaldırılması Borca itiraz edilmesi halinde, alacaklı itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurabilir. Alacaklının itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurabilmesi için, alacağın aşağıdaki belgelerden birine bağ1ı bulunması gerekir. Bunlarda; İmzası Borçlu Tarafından ikrar Edilmiş Adi Senet, İmzası Noterlikçe Onaylanmış Senet, Resmi Dairelerin veya Yetkili Makamların Yetkileri Dahilinde ve Usulüne Göre Verdikleri Belgeler, Kredi Kurumları ile ilgili Belgelerdir. Alacaklı, bu saydığımız belgelerden biri ile alacağını ispat etmek zorundadır. Alacaklı, bu belgelerden biri ile alacağını ispat edemezse, icra mahkemesi, itirazın kesin kaldırılması talebini reddeder; ispat ederse, bu kez itirazını ispat etmek sırası borçluya gelir. Borçlu da tıpkı alacaklı gibi, bu kez itirazını kural olarak yukarıda sayılan belgelerden biri ile ispat etmek zorundadır. Kara alacaklının isteği yönündeyse, alacaklının yaptığı ilamsız icra takibi kesinleşir ev alacaklı icra takibine devam edilmesini (haciz) isteyebilir. İtirazın kesin kaldırılması halinde borçlu, alacaklının talep etmesi durumunda takip konusu alacağın yüzde kırkından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilir. Ayrıca, borçlu, itirazın kaldırılması kararının kendisine tebliğinden itibaren üç gün içinde mal beyanında bulunmak zorundadır. itirazın kesin kaldırılması talebinin kabulü veya reddi kararları temyiz edilebilir. 

7.3.5.2.2. İtirazın Geçici Kaldırılması İİK’nun 68 inci maddesine göre, itirazın geçici kaldırılması alacaklının takip konusu alacağı, kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içeren bir adi senede dayanıyorsa ve borçluda senet altındaki imzayı inkar ederse, bu takdirde alacaklı itirazın geçici kaldırılması yoluna başvurabilir. Şu halde, itirazın geçici kaldırılması, alacaklının adi bir senede dayanması ve borçlunun da, bu senet altındaki imzaya itiraz etmesi halinde söz konusu olabilir. Alacaklı, borçlunun imzaya itirazının kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde, icra mahkemesine başvurarak itirazın geçici olarak kaldırılmasını talep edebilir. Ayrıca, icra dairesine de başvurarak, borçlunun, karşılaştırma yapmaya uygun bir imzasının, resmi dairelerden getirtilmesini isteyebilir. Alacaklı, icra mahkemesinden, borçlunun itirazının geçici olarak kaldırılmasını ister ve ayrıca, % 40 icra inkar tazminatı istiyorsa, bunu da talebinde belirtir. İcra mahkemesi, alacaklının itirazın geçici kaldırılması talebi üzerine, alacaklının dayandığı senet altındaki imzanın borçluya ait olup olmadığını inceler. İcra mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda, alacaklının dayandığı senet altındaki imzanın borçluya ait olmadığı kanısına varması halinde, itirazın geçici kaldırılması talebini reddeder. Bu durumda artık icra takibine devam edilemez. Borçlunun istemiş olması halinde, alacaklı takip konusu alacağın % 40’ından az olmamak üzere, icra inkar tazminatına mahkum edilir İcra mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda, alacaklının dayandığı senet altındaki imzanın borçluya ait olduğu kanısına varması halinde ya da borçlu duruşmaya gelmezse, itirazın geçici kaldırılmasına karar verir. Bu durumda, borçlu takip konusu alacağın % 10’u oranında para cezasına ve alacaklının istemiş olması halinde, takip konusu alacağın % 40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminata mahkum edilir.İcra mahkemesinin, itirazın geçici kaldırılması kararı alması durumunda bir takım sonuçlar meydana gelir. Bunlar;geçici olarak haczini isteyebilmesi ancak kesin haciz isteyememesi, Borçlunun, itirazın geçici kaldırılması kararının kendisine tebliğinden itibaren üç gün içinde mal beyanında bulunmak zorunda olması, Borçlunun, itirazın geçici kaldırılması kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde, borçtan kurtulma davası açabilmesi veBorçlunun, yedi günlük süre içinde borçtan kurtulma davası açmaması halinde, itirazın geçici kaldırılması kararının verilmesi ve varsa geçici haczin kesinleşmesidir. 

7.3.5.2.3. Borçtan Kurtulma Davası Borçlu, icra mahkemesinin itirazın geçici kaldırılması kararı vermesi üzerine, gerçekten borçlu olmadığına inanıyorsa ve aleyhine başlamış olan icra takibinin devam etmesini engellemek istiyorsa, genel mahkemede, borçlu olmadığına ilişkin yedi gün içinde bir dava açabilecektir. Bu davaya da borçtan kurtulma davası denir. İcra mahkemesinin vermiş olduğu itirazın geçici kaldırılması kararı, taraflar arasında kesin hüküm teşkil etmediği için, borçtan kurtulma davası açılmasına engel olmaz. Borçtan kurtulma davası niteliği itibari ile bir menfi tespit davası niteliğindedir. Borçtan kurtulma davasında yetkili mahkeme, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi veya alacaklının (davalının) yerleşim yeri mahkemesidir. Görevli mahkeme ise, borçlunun borçlu olmadığını iddia ettiği miktara göre belirlenir. Borçtan kurtulma davasında davacı takip borçlusu, davalı ise takip alacaklısıdır.

Bu dava ile davacı olan borçlu, takip konusu borcun mevcut olmadığının tespitini mahkemeden talep etmektedir. Borçtan kurtulma davası, itirazın geçici kaldırılmasının borçluya tebliğinden itibaren yedi gün içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve bu sürenin geçirilmesinden sonra açılan davalar otomatik olarak reddedilir. Borçlu, bu yedi günlük süre içinde borçtan kurtulma davası açmazsa, itirazın geçici kaldırılması karan kesin kaldırma kararına dönüşür; geçici haciz konulmuşsa, geçici haciz de, kesin hacze dönüşür. Borçtan kurtulma davasının dinlenebilmesi için ayrıca, davacı olan borçlunun, ilk duruşma gününün bitimine kadar dava konusu alacağın % 15’i kadar bir teminat göstermesi gerekir, aksi halde başka bir inceleme yapılmadan dava reddedilir. Yapılan yargılama sonunda, borçlu haklı bulunursa, borçlunun, takip konusu alacağın borçlusu olmadığı tespit edilmiş olur. Alacaklı (davalı) artık ilamsız icra takibine devam edemez. Borçlunun mallan üzerine geçici haciz konulmuşsa, kalkar. Borçlunun dava dilekçesinde istemiş olması halinde, alacaklı haklı bulunan borçluya, dava olunan meblağın yüzde kırkından az olmamak üzere bir tazminat ödemeye mahkum edilir. Ayrıca, borçlu icra mahkemesince hükmedilen %10 para cezasını ve % 40 tazminatı da ödemekten kurtulur. Mahkeme, borçtan kurtulma davası sonunda borçluyu haklı görmez ise, borçlunun, takip konusu alacağın borçlusu olduğu tespit edilmiş olur ve böylece itirazın geçici kaldırılması kararı, kesin kaldırma kararına dönüşür. Ayrıca, alacaklı icra takibine devam edilmesini isteyebilir, borçlunun mallan üzerinde geçici haciz varsa, o da kesin hacze dönüşür. Alacaklının istemiş olması halinde borçlu, alacaklıya, mevcut olduğu tespit edilen alacak tutarının yüzde kırkından az olmamak üzere bir tazminat ödemeye mahkum edilir. Borçlunun, borçlu olduğuna ilişkin karar, artık taraflar arasında maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder, o nedenle borçlu alacaklıya karşı borçlu olmadığına ilişkin tekrar dava açamaz 

 

8. MENFİ TESPİT VE İSTİRDAT DAVALARI 8.1. MENFİ TESPİT DAVASI Menfi tespit davası, alacaklının takibe başlamasından önce yada sonra açılabilir. Borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenen borcun, borçlusu olmadığı düşüncesinde olabilir. Bu gibi hallerde, borçlu borcunu ödemiş olabilir; takas etmiş olabilir; borç senedi hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğu halde, borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itirazı kaldırıldığı için ödeme emri kesinleşmiş olabilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, ihtiyati tedbir yolu ile dahi takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Açılan menfi tespit davasını alacaklının kazanması halinde, takip konusu alacağın varlığı kesin hüküm ile tespit edilmiş olur. Daha önce verilmiş olan ihtiyati tedbir kararı kalkar, alacaklı takibe devam eder. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından dolayı, borçluyu re'sen bir tazminata mahkum eder. Bu tazminat, alacağın yüzde kırkından az olamaz. Açılan menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanırsa, icra takibi derhal durur. Hüküm kesinleştikten sonra da, takip iptal edilir. Menfi tespit davası sonuçlanmadan önce, borçlunun malları haczedilmişse, bu haciz kalkar. Mallar satılmışsa, satış bedeli borçluya ödenir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine, borçlunun dava nedeniyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Bu zarar, takip konusu alacağın yüzde kırkından az olamaz. .

8.2. İSTİRDAT DAVASI Borçlu, gerçekte borçlu olmadığı hallerde, ödeme emrine itiraz etmemiş veya itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle hakkındaki takip kesinleşmiş olabilir. Bu durumda borçlu, menfi tespit davası açmamış veya açsa dahi, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı da aldırmamış ise, takip konusu borcu ödemesi gerekir. Borçlu, gerçekte borçlu olmadığı halde, icra takibi nedeniyle ödemiş bulunduğu paranın kendisine geri verilmesi için bir dava açabilir, bu davaya istirdat davası denilir. İstirdat davası, normal bir alacak davasıdır; geri verilmesi istenen alacağın miktarına göre, sulh veya asliye hukuk mahkemelerinden birisinde açılabilir. Bu davanın tarafları, icra takibinin borçlusu, davacı ve takibin alacaklısı da, davalıdır. İstirdat davasının iki şartı bulunmaktadır. Geri verilmesi istenen para, icra takibi sırasında ödenmiş olmalıdır. Borçlu -davacı, borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödemiş olmalıdır. Yani, ödeme emrine itiraz edilmediği veya itiraz edildiği halde, icra mahkemesince itiraz kabul edilmediği için, kesinleşen takip nedeniyle ödeme yapılmış olmalıdır. İstirdat davası, paranın icra dairesine ödenmesini takiben bir yıl içinde açılmalıdır. Bu bir yıllık süre hak düşürücü süredir, mahkeme bu durumu re'sen gözetir. İstirdat davasını, davacı taraf borçlunun kazanması halinde, mahkeme icra takibinde alacaklıya ödemiş olduğu para ile beraber icra harç ve giderlerinin de davalı taraf alacaklıdan alınıp, davacı yani borçluya ödenmesine kararı verir. İstirdat davasını davacı sıfatıyla davaya taraf olana borçlu kaybederse, yargılama giderlerini davalı taraf alacaklıya ödeme cezasına çarptırılır. İstirdat davası sonunda verilen karar, taraflar arasında maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi bakımından önemlidir. 

9. MAL BEYANI             İİK’nun 74 üncü maddesine göre, mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.             İİK’nun 75 inci maddesinde “İtirazının iptaline veya kat'i veya muvakkat surette kaldırılmasına karar verilen borçlu, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren üç gün içinde beyanda bulunmaya mecburdur. İptal veya kaldırma kararı borçlunun vicahında verilmiş ise bu müddet, kararın tebliğinden başlar.” denilerek beyan mecburiyeti müddeti ve bu beyanın başlangıcına ilişkin hükümlere yer vermiştir.             Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra tetkik mercii hakimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis üç ayı geçemez. İcra dairesine vaki olan beyanda malı olmadığını bildirmiş veya borcuna yetecek mal göstermemiş yahut beyandan imtina etmiş olan borçlu sonradan kazandığı malları ve kazancında ve gelirinde vukua gelen tezayütleri yedi gün içinde mezkur daireye taahhütlü mektupla veya şifahi olarak bildirmeğe mecburdur. 

10. İCRA TAKİBİNİN İPTALİ VE ERTELENMESİBorçlunun, takibin başlaması ve daha sonra da takibatın kesinleşmesinin ardından borcunu, icra dairesine gidip ödemesi gerekir. Yapılan bu ödeme ile de borçlu borcundan kurtulmuş olur. Ancak, borçlu icra dairesi dışında ayrıca borcunu, alacaklıya ödemiş bulunabilir veya takibin kesinleşmesinden sonra, alacak zaman aşımına uğrayabilir yahut da alacaklı borçluya borcunu ödemesi için ek bir süre verebilir. Tüm bu gibi hallere, iyi niyetli bir alacaklının artık takibe devam etmemesi gerekir. Ancak, bazı kötü niyetli alacaklıların, borcun borçlu tarafından kendisine ödenmesine rağmen takibe devam etmesi de mümkündür. İşte bu gibi durumlarda, alacaklının takibe devam etmesi halinde borçlu, icra mahkemesine başvurarak, takibin iptalini veya ertelenmesini isteyebilir. 

10.1. İCRA TAKİBİNİN İPTALİ İcra takibinin iptali, talebin kesinleşmesinden sonraki bir dönemde, borcun ödenmesi veya zamanaşımına uğraması hallerinde ortaya çıkabilir. 10.1.1. Borcu Ödemesi Nedeniyle İcra Takibinin İptali İcra takibinin ödeme sebebiyle iptal edilebilmesi için, borcun kendisinin ve borcun aslına bağlı faiz gibi ferilerinin borçlu tarafından ödenmiş olması gerekir. Eğer, borç kısmen ödenmişse, sadece ödenen kısım için takibin iptali talep edilebilir. İcra takibinin ödeme nedeniyle iptal edilebilmesi için, borcun, icra takibinin kesinleştiği tarihten daha sonraki bir dönemde ödenmiş olması gerekir. Takibin iptal kararı, en geç paraların alacaklıya ödenmesi veya paylaştırılmasına kadar istenmelidir. İtfa nedeniyle icra takibinin iptali, borçlu tarafından, icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesinden istenir. Ancak, borçlunun, borcu itfa ettiğini ancak, alacaklı tarafından verilmiş, imzası noterlikçe onaylı bir belge veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş adi bir belge ile ispat etmesi gerekir. 

10.1.2. Zamanaşımı Nedeniyle İcra Takibinin İptali İcra takibinin kesinleşmesinden sonra, alacağın zamanaşımına uğramış olması mümkündür. Bu gibi durumlarda, ödeme emrinin tebliği ve takibin kesinleşmesinden sonra, bir yıl içinde haciz istenmeli, hacizden itibaren de, bir veya iki yıl için de satış istenmelidir Zamanaşımı iddiasını ispat etmek için borçlunun ayrıca herhangi bir belge göstermesine gerek yoktur. Ancak, alacaklı, zamanaşımın durduğunu veya kesildiğini iddia ediyorsa,bu iddiasını ispat etmelidir. Alacaklı, bu iddiasını, ancak, resmi bir belge ile veya imzası borçlu tarafından ikrar edilmiş bir belge ispat etmelidir. İcra mahkemesi, alacağın zamanaşımına uğradığı sonucuna varırsa, takibin iptaline karar verir. 

10.2. İCRA TAKİBİNİN ERTELENMESİ Alacaklı, takibin kesinleşmesinin ardından borcunu ödemesi için, borçluya bir süre verebilir. Bu durumda, alacaklının normal olarak takibe devam etmemesi gerekir.Ancak alacaklı, borçluya hem süre verip, hem de takibe devam etmek isterse, borçlu, icra mahkemesinden takibin ertelenmesini isteyebilir. Borçlunun, alacaklının kendisine bir süre verdiğini, noterlikçe onaylı bir belge veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belge ile bu durumu ispatlaması gerekir. İcra mahkemesi, gösterilen belgenin incelenmesi sonucu alacaklı tarafından borçluya bir süre verildiği sonucuna ulaşırsa, takibin ertelenmesine karar verir. 

11. HACİZ Haciz, icra takibenin konusunu oluşturan para alacağının ödenmesini sağlamak için, alacaklının isteği üzerine, alacağı karşılayacak miktardaki borçluya ait malvarlığına İcra dairesince hukuken el konulmasıdır. Haczedilen mallar, yine alacaklının talebi üzerine satılır ve bedeli ile alacaklı tatmin edilir, yoksa, haczedilen mallar, alacağına karşılık, alacaklıya aynen verilmez. Haczin, kesin haciz, geçici haciz, ihtiyati haciz gibi türleri vardır. Kesin haciz, ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra, borç hala ödenmemişse, satılmak üzere, borçluya ait mallara kesin olarak el konulmasını ifade eder. Geçici haciz, borçlunun imzaya itirazı geçici olarak kaldırılırsa, alacaklı, borçlunun mallarının geçici olarak haczinin istenebilmesidir. İhtiyati haciz ise, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini teminat altına almak için, borçlunun mallarına önceden el konulmasıdır. 

11.1. HACİZ TALEBİ Ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra, alacaklı takibe devam etmek istiyorsa, bunu belirtmesi gerekir ve bunun sonucu olarak icra takibi kendiliğinden hacze dönüşemez.. Alacaklının, bundan sonra haciz için, haciz talebinde bulunması gerekir. Haciz talebi, alacaklı tarafından, borçluya karşı yapılan bir işlemdir. Haciz talebinde bulunan alacaklı, haciz için gerekli giderleri peşin olarak ödemelidir. Alacaklı, borçlunun mal beyanında bulunmasını beklemeksizin haciz talebinde bulunabilir. Alacaklının haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir yıllık sürenin bitimiyle sona erer. 

11.2. HACZİN YAPILMASI Haciz, icra müdürü tarafından yapılır. İcra müdürü haczi,görevlendireceği yardımcısı veya katiplerinden birisine de yaptırabilir . İcra dairesi müdürü, haciz talebinden itibaren üç gün içinde haciz işlemlerini başlatmak zorundadır. Hacze gidileceği önceden borçluya haber verilmez. Borçlu, haciz sırasında malların bulunduğu yerde hazır ise, haciz onun huzurunda yapılır. Borçlu, haciz sırasında malların bulunduğu yerde bulunmuyorsa, hemen bulunması da mümkün değilse, haciz gıyabında yapılır. Borçlu, icra müdürünün isteği halinde, kilitli yerleri ve dolapları açmaya ve diğer malları göstermeye zorunludur. Bu yerler gerekirse zorla açtırılır. Haczi yapan memur, borçlunun üzerinde para, kıymetli evrak, altın veya gümüş ve diğer kıymetli şeyleri sakladığını anlar ve borçlu bunları vermekten kaçınırsa, borçlunun şahsına karşı kuvvet kullanabilir. Borçluya karşı zor kullanmak gerektiğinde, kolluk kuvvetleri ve köylerde köy muhtarları, icra müdürüne yardımcı olmak zorundadır. İcra müdürü, taşınır ve taşınmaz malların haczi için mahallinde bir tutanak düzenler; haczettiği her malı ve değerini haciz tutanağına yazar. Haciz tutanağın tutulmasıyla geçerlik kazanır. Borçlunun haczedilebilir malları alacak ve takip giderleri için yeterli olmazsa veya haczedilebilir hiç bir malı bulunmazsa, bu durum da haciz tutanağına yazılır. 

11.2.1. Taşınmaz Malların Haczi Taşınmaz malların haczi taşınmazın bulunduğu yerde yapılır. Düzenlenen haciz tutanağına taşınmazın çeşidi, mahiyeti, sınırları ve gerekli nitelikleri yazılır. Resmi sicile kayıtlı malların haczi, takibin yapıldığı icra dairesince, kaydına işletilmek suretiyle doğrudan da yapılabilir. İcra dairesi, taşınmazın haczedildiğini, tapu sicil memurluğuna bildirir, bunun üzerine, o taşınmazın sicil kaydına haciz şerhi verilir. Taşınmazın haczedilmesi ile borçlunun o taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkı, kısıtlamaya İcra dairesi, taşınmazın haczedilmiş olduğunu, taşınmaz kendilerine rehnedilmiş olan alacaklılara ve kiracılara haber verir. 

11.2.2. Taşınır Malların Haczi Taşınır mallar da bulundukları yerde haczedilir ve kıymetleri ile birlikte mahallinde düzenlenecek haciz tutanağına yazılır. Taşınır malların haczedilmiş sayılması için kural olarak bu mallara fiilen el konulması gibi bir şart aranmaz. Ancak haczedilen mal, para, banknot, hamiline yazılı senetler, poliçeler ve sair cirosu kabil senetlerle altın, gümüş ve diğer kıymetli şeyler ise, icra dairesi bu gibi kıymetli şeyleri bizzat muhafaza altına almalıdır . Bu nitelikteki taşınır malların, haczedilmiş sayılması için, bunlara icra dairesince fiilen el konulması zorunludur. Haczedilen menkul mallar, icra dairesince muhafaza altına alınabileceği gibi, yediemine teslim edilebilir veya istenildiği zaman verilmek şartı ile geçici olarak borçlunun ya da üçüncü kişinin elinde bırakılabilir. Alacaklı, haczedilen malların borçlunun elinde bırakılmasına razı olmazsa, alacaklı giderini peşin olarak ödediği takdirde yediemine teslim edilir. 

11.2.3. Borçlunun Üçüncü Kişilerdeki Mal ve Alacaklarının HacziBorçlunun Üçüncü kişilerdeki alacaklarını a) Maaş ve ücretler ve b) Maaş ve ücretler dışındaki alacaklar olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür. 

11.2.3.1. Borçlunun Maaş ve Ücretinin Haczi İcra müdürü, borçlunun maaş veya ücretinin kural olarak dörtte birini haczeder, bunu haciz tutanağına yazar. Daha sonra, borçlunun maaşının veya ücretinin dörtte birlik kısmının haczedildiğini borçlunun işverenine bildirilir; bu bildirimle, borçlunun maaş veya ücretinin haczedildiği, borçlunun maaş ve ücret miktarının en geç bir hafta içinde İcra dairesine bildirmesi ve borç bitinceye kadar İcra dairesinin bildirisi gereğince haczedilen ücret miktarının, borçlunun ücretinden kesilip, hemen İcra dairesine göndermek zorunda olduğu hususları, işverene ihtar edilir . 

11.2.3.2. Borçlunun Maaş ve Ücret Dışındaki Alacaklarının Haczi Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı, örneğin, borçlunun bankadaki parası, sattığı malın bedeli, kiracısındaki kira alacağı gibi, alacaklının talebi üzerine İcra müdürü tarafından haczedilerek haciz tutanağına geçirilir, bu anda alacak haczedilmiş olur. 

11.2.4 İntifa Hakkı ve Hisse Haczi Borçlunun sahip bulunduğu intifa hakkı ve hissesi de, diğer malları gibi haczedilebilmektedir. İntifa hakkı, başkasına devredilebildiği, yani şahsa bağlı bulunmadığı takdirde haczi mümkündür ve bu durumda bu hakkın yalnızca bir kısmı haczedilebilir. Şahsa bağlı intifa hakkının haczi mümkün değildir. İntifa hakkı haczinin konusu, intifa olunan şeyin hasılatı, semereleri ve muaccel kiralarıdır. 

11.3. HACZEDİLEMEYEN MAL VE HAKLAR İİK, borçlunun ve ailesinin yaşaması ve ekonomik varlığını devam ettirebilmesi için, borçlunun bazı mal ve haklarının kısmen veya tamamen haczedilemeyeceğini 82 ve 83 üncü maddelerinde düzenlemiştir. Buna göre, borçlunun haczedilemeyen mal ve haklarını ikiye ayırabiliriz.Tamamı haczedilemeyen mal ve haklar, Bir kısmı (kısmen) haczedilemeyen mal ve haklar. 

11.3.1. Tamamı Haczedilemeyen Mal ve Haklar Borçlunun bazı mal ve haklarının haczedilmesi mümkün değildir ve aşağıdakilerden oluşur. Devlet malları ile özel kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,  Borçlunun kendisi ve mesleği için gerekli elbise ve eşyası ile borçlu ve ailesine gerekli olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,Vazgeçilmesi kabil olmayan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası, Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil araçları ile eklentileri ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan aletleri ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil araçları, Borçlu ve ailesinin idareleri için gerekli ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,  Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise, gelecek mahsul için gerekli olan tohumluğu, Borçlu bağ, bahçe, meyve veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ, bahçe ve bu sanat için gerekli olan aletler, Geçimi hayvan yetiştirmeye bağlı olan borçlunun kendisi ve ailesinin geçimleri için gerekli olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları, Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi gereğince haczedilmemek üzere bağlanan ömür boyu gelir,  Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malul olanlara bağlanan emeklilik maaşlar ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri, Askeri malullerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve1485 numaralı Kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri. Bir yardımlaşma sandığı veya derneği tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar, Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisine veya ailesine toptan veya gelir şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar, Borçlunun haline münasip evi, (ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.) 

11.3.2. Kısmen Haczi Caiz Olan Şeyler             Kısmen haciz bazı kazanç ve hakların belirli bir kısmının haczedilebilmesini ifade etmektedir. Buna göre, maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez   

11.4. HACİZDE İSTİHKAK DAVALARI

Bilindiği üzere, sadece borçluya ait mallar haczedilir. Borçluya ait mallar haczedilirken, bazen borçluya ait sanılarak üçüncü kişilere ait malların haczedilmesi de mümkündür. Haciz sırasında borçlu veya üçüncü bir kişi, haczedilen malın, borçluya değil de, üçüncü kişiye ait olduğu iddiasında da bulunabilirler. Bu şekilde, haciz sırasında borçluya ait olup olmadığı şüpheli mallara çekişmeli mallar denir. İstihkak iddia edilen (çekişmeli) malların haczi de mümkündür. Ancak böyle mallar en son haczedilir.             Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehin olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra zabıtlarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir. İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükutları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar.                  

Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak iddiası ile birlikte oturan kimseler yahut bu şahısların iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczine ıttıla kesbetmiş sayılırlar.             İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen tetkik merciine verir. Merci, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet ederek yapacağı inceleme neticesinde varacağı kanaate göre takibin devamına veya sona ermesine karar verir.            İstihkak davasının sırf satışı geri bırakmak gayesiyle kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler bulunduğu takdirde merci takibin durdurulması talebini reddeder. Takibin talikine karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan teminat alınır. Teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur. Takibin devamına dair verilen merci kararı temyiz olunamaz. Üçüncü şahıs, merci kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde tetkik merciinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır.             Yukarıdaki açıklamalar dairesinde kendisine istihkak talebinde bulunmak imkanı verilmemiş olan üçüncü şahıs, haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında, hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde, tetkik merciinde istihkak davası açabilir. Aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. Bu halde davacının talebi üzerine merci hakimi takibin talik edilip edilmemesi hakkında yukarıdaki hükümler dairesinde acele karar vermeye mecburdur. Bu karar diğer taraf dinlenmeksizin de verilebilir.           

İstihkak davası neticelenmeden mahcuz mal paraya çevrilmiş bulunursa merci hakimi işbu bedelin yargılama neticesine kadar ödenmemesi veya teminat karşılığında veya halin icabına göre teminatsız derhal alacaklıya verilmesi hususunda ayrıca karar verir. İstihkak davasına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır. Mahcuz eşya ile ilgili olarak icra memuruna dermeyan edilen iddiada üçüncü şahıs ve borçlunun birleşmeleri alacaklıya müessir değildir. Üçüncü şahsın bu iddiasını ispat etmesi lazımdır. Ancak üçüncü şahsın mahcuz eşyanın kendisinin mülkü veya kendisine merhun olduğu hakkındaki iddiasının borçlu tarafından kabulü kendi aleyhine delil teşkil eder ve ileride bu ikrara aykırı hiçbir iddiada bulunamaz.             İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur. Davanın reddi hakkındaki kararı temyiz eden istihkak davacısı icra dairesinden mühlet isteyebilir. İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur. Koca aleyhine yapılmış bir hacizde karı şahsi malları üzerindeki haklarını Medeni Kanunun 160 ıncı maddesi hükmüne tabi olmaksızın kendisi takip edebilir.            

İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir. Dava ve mütekabil davada tarafların gösterecekleri bütün delilleri hakim serbestçe takdir eder. İstihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır.             Bir menkul malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların menkul malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer. İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir.            

Haczedilen şey borçlunun elinde olmayıp ta üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü bir şahıs nezdinde bulunursa icra memuru o şahıs aleyhine tetkik merciine müracaat için alacaklıya yedi gün mühlet verir. Bu mühlet içinde merci hakimliğine dava ikame edilmezse üçüncü şahsın iddiası kabul edilmiş sayılır. 

11.5. HACZE İŞTİRAK Alacaklı, borçlunun mallarını haczettirir, bu hacizle, haczedilen malları sattırarak bedelinden alacağını elde etme hakkı kazanır. Alacaklı tarafından haczettirilen mallar, borçlunun başka alacaklıları tarafından da haczettirilebilir. Bu şekilde, bir mal üzerinde birden fazla haciz varsa, önce haciz koyduran alacaklı, öncelik hakkına sahiptir, hacizli malı sattırır, bedelinden alacağını alır, geri kalan kısım, ikinci hacizli alacaklıya kalır. Ancak, hacizli malın bedeli bütün borçları ödemeye yetmiyorsa, ikinci (sonraki tarihli haczi koyduran) alacaklı, alacağını alamayabilir. Böyle bir durumda, Kanun koyucu, kanunda belirtilen sıkı şartların gerçekleşmesi halinde, ikinci alacaklıya, birinci alacaklının koydurduğu hacze iştirak etme hakkı tanımıştır. İİK’da adi (takipli) iştirak ve imtiyazlı (takipsiz) iştirak olmak üzere, iki iştirak türü öngörülmüştür. 

11.5.1. ADİ (TAKİPLİ) İŞTİRAK Alacaklının koydurmuş olduğu hacze, borçlunun diğer alacaklıları da, kanunun aradığı şartları gerçekleştirdiklerinde iştirak edebilirler. Buna göre hacze adi iştirak halinde katılmanın şartları aşağıdaki gibidir. Alacaklının da borçluya karşı icra takibi yapmış ve bu takip kesinleştiği için, kendisine de haciz isteme yetkisi gelmiş olması, Hacze katılmak isteyen alacaklının alacağı, ilk haciz koyduran alacaklının takibi ilamsız takip ise, takip talebinden önce; ilamlı takip ise, bu ilamın verildiği davanın açıldığı tarihten önceki bir tarihte doğmuş olması, Öncelik şartının, kanunda sayılan yapılmış bir icra takibi üzerine alınan borç ödemeden aciz belgesi, daha önce açılmış bir dava üzerine alınan ilam, önceki tarihli resmi ve ya tarih ve imzası onaylı senet ve önceki tarihli resmi dairelerinin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri makbuz veya belgelerden biri ile ispat edilmesi İlk haciz üzerine satılan malın bedeli icra veznesine girinceye kadar, iştirak talebinde bulunulması gerekir. Hacze iştirak talebi, takibi yürüten icra dairesi nezdinde yapılır. İcra müdürü, hacze iştirak şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırır ve kabul yahut red kararı verir. Kabul kararına karşı ilk alacaklı, red kararına karşı iştirak etmek isteyen alacaklı şikayet yoluna başvurabilir. İİK maaş veya ücret hacizlerinde iştiraki kabul etmemiştir . 

11.5.1. İMTİYAZLI (TAKİPSİZ) İŞTİRAK             Borçlunun eşi ve çocukları ve vasi veya kayyımı olduğu şahıslar evlenme, velayet veya vesayetten mütevellit alacaklar için önce icrası lazım gelen takip merasimine lüzum olmaksızın ilk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar aynı derecede hacze iştirak edebilirler. Şu kadar ki bu hak ancak haciz, vesayetin veya velayetin veya evliliğin devamı esnasında veya zevalini takip eden sene içinde yapıldığı takdirde istimal olunabilir. Bir dava veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz. Borçlunun reşit çocukları Kanunu Medeninin 321 inci maddesine müstenit alacaklarından dolayı önce icrası lazım gelen takip merasimine hacet kalmaksızın her zaman aynı derecede hacze iştirak edebilirler. Sulh mahkemesi dahi küçükler, vesayet altında bulunanlar veya kendilerine kayyım tayin edilmiş olanlar namına aynı suretle hacze iştirak edebilirler.             İcra dairesi iştirak taleplerini borçlu ve alacaklılara bildirir.Onlara, itiraz etmeleri için yedi günlük bir mühlet verir. İtiraz halinde iştirak talebinde bulunan kimsenin hacze iştiraki muvakkaten kabul olunur ve yedi gün içinde dava açması lüzumu bildirilir. Bu süre içinde dava açmazsa iştirak hakkı düşer. Açılacak davaya basit yargılama usulüne göre bakılır. 

12. İHALE (SATIŞ) Alacaklının alacağı, borçlunun malvarlığında bulunan malların haczedilerek satılması sonucu elde edilen para ile ödenir. Borçluya ait haczedilen şey para ise, bunun ayrıca satışına gerek yoktur çünkü alacaklıya bu para ile ödeme yapılır. Haczedilen malvarlığı paradan başka bir şey ise, bunun önce paraya çevrilmesi (satılması) gerekir.Borçluya ait hacizli mallar satılırken de, tıpkı haciz de olduğu gibi, borçlunun borcuna yetecek kadar malvarlığı satılır, haczedilen malların hepsinin satılması gibi bir zorunluluk yoktur. 

12.1. SATIŞ TALEBİ İcra dairesi, kendiliğinden hacizli malların satışını yapamaz. Bu malların satılabilmesi için, alacaklı veya borçlu tarafından satış talebinde bulunulması gerekir. Bunun yanında, alacaklı talep etmeden borçlu da satış isteyebilir. Satış talebi bir süreye bağlıdır. Hacizli taşınır mal ve alacaklarda satış isteme süresi, kesin hacizden itibaren bir yıldır; taşınmazlarda ise, hacizden itibaren iki yıldır. Satış isteme süresi içinde hacizli malın satışı istenmezse, o mal üzerindeki haciz kalkar. Satış talebi geri alınıp ta, satış isteme süresi içinde yenilenmezse, aynı şekilde o mal üzerindeki haciz kalkar. 

12.2. TAŞINIR (MENKUL) MALLARIN SATILMASI Haczedilen taşınır mallar kural olarak açık artırma yolu ile satılır. Kanunda sayılan bazı istisnai hallerde, taşınır mallar pazarlık yolu ile de satılabilir. Menkul mallar satış talebinden nihayet bir ay içinde satılır. Yetişmemiş mahsuller, borçlunun muvafakati olmadıkça satılamaz. Alacaklı talep etmeden borçlunun talebiyle de satış yapılabilir. İcra memuru kıymeti süratle düşen veyahut muhafazası masraflı olan malların satılmasına her zaman karar verebilir.  Satış açık artırma ile yapılır. Artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat daha evvel ilan olunur. İlanın şekli, artırmanın tarzı, yer ve günü ve gazete ile yapılıp yapılmayacağı icra memurluğunca alakadarların menfaatlerine en muvafık geleni nazarı dikkate alınarak tayin olunur. Gazete ile yapılacak ilanlara satış şartnamesi teferruatıyla geçirilmeyip, satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları, muhammen kıymeti, bulunduğu yer ve ikinci artırmanın gün ve saati, satış şartnamesinin diğer bilginin nereden ve ne suretle öğrenilebileceği, talep halinde ve ilanda gösterilen masrafı verilmek şartı ile şartnamenin bir örneğinin gönderilebileceği hususları yazılmakla iktifa olunur. İcra dairesince yapılması zaruri ilanlar dışında, taraflar şartnamenin tamamını, masrafı kendilerine ait olmak üzere, diledikleri vasıtalarla ilan edebilirler. Ancak hususi mahiyetteki Bu ilan resmi muameleye tesir etmez.                Satılığa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetinin % 60’ını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhan hakkı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhan hakkı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını tecavüz etmesi şarttır. Artırma bu miktara baliğ olmazsa satış icra memuru tarafından geri bırakılır ve artıranlar taahhütlerinden kurtulur.             İkinci artırma ilk artırmayı takip eden beş gün içinde yapılır. Bu halde de yukarıda belirtilen hükümler uygulanır. İkinci artırmada mal en çok artıranın üstünde bırakılır. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetinin yüzde kırkını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhan hakkı olan alacakların toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını geçmesi şarttır. Böyle fazla bir bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşer. Altın ve gümüş eşya maden halindeki kıymetlerinden daha aşağı bir bedel ile satılamaz.             Satış peşin para ile yapılır. Ancak icra memuru müşteriye yedi günü geçmemek üzere bir mühlet verebilir. Satılan mal bedeli alınmadan teslim olunmaz. Verilen mühlet içinde müşteri bedelin hepsini vermezse icra dairesince mal yeniden artırmaya çıkarılır. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri, teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen sorumludurlar. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairece tahsil olunur. Bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden tahsil olunur. Aşağıdaki hallerde satış pazarlık suretiyle yapılabilir: Bütün alakadarlar isterse, Borsa veya piyasada fiyatı bulunan kıymetli evrak veya diğer mallar için o günün piyasasında mukarrer fiyat teklif edilirse, Artırmada maden kıymetini bulmamış olan altın ve gümüş eşyaya bu kıymet verilirseYetişmemiş mahsullerin satışı söz konusu ise, Mahcuz malın tahmin edilen değeri Kanunda tespit edilen tutarı geçmezse 

12.3. TAŞINMAZ MALLARIN SATILMASI Taşınmazlar, kural olarak açık artırma yolu ile satılır. Haczedilen taşınmaz, bulunduğu yer icra dairesi tarafından satılır. Taşınmaz, takibin yapıldığı yerde değil de, bir başka icra dairesinin yetki çevresinde ise, satış istinabe yolu ile, taşınmazın bulunduğu yer icra dairesine yaptırılır. Alacaklı, haczedilen taşınmazın satılmasını haciz tarihinden itibaren iki yıl içinde istemelidir. Gayrimenkuller, satış talebinden nihayet iki ay içinde icra dairesi tarafından açık artırma ile satılır.             İcra dairesi gayrimenkulün bulunduğu yerin adetlerine göre en elverişli tarzda artırma şartlarını tespit eder. Bunları ihtiva eden şartname artırmadan evvel en az on gün müddetle icra dairesinde herkesin görmesi için açık bulundurulur. Artırmaya iştirak edeceklerin gayrimenkulün muhammen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri şartnameye yazılır. Satılığa çıkarılan gayrimenkul üzerinde hakkı olan alacaklının artırmaya iştiraki halinde ayrıca pey akçesi ve teminat aranmaz.             Artırma şartnamesinde gayrimenkulün, üzerindeki irtifak hakları, gayrimenkul mükellefiyetleri, ipotekler, ipotekli borç senetleri, irat senetleriyle birlikte satıldığı ve borçlunun bu gayrimenkul ile temin edilmiş şahsi borçlarının da alıcıya intikal eyleyeceği ilan olunur. İpotek ve ipotekli borç senediyle temin edilmiş olup ta bu suretle müşteriye devrolunan borçtan asıl borçlunun kurtulması alacaklının müracaat hakkının mahfuz olduğunu ihaleden itibaren bir sene içinde kendisine bildirmemiş olmasına bağlıdır. Gayrimenkul rehinle temin edilmiş muaccel borçlar, müşteriye devredilmeyip satış bedelinden tercihen ödenir.             Artırma, satıştan en az bir ay önce ilan edilir. İlan edilen metnin esasa müessir olmayan maddi hatalar nedeniyle tekrarlanması gerektiğinde, satış tarihi değiştirilmeksizin hata ilan yoluyla düzeltilir. Bu düzeltme ilanı ilgililere ayrıca tebliğ edilmez. Ancak satış tarihi ile ilan tarihi arasında yedi günden az zaman kalmış ise bu takdirde satışın daha önce ilan edilen günden en az yedi gün sonrası için tespit edilen günlerde yapılacağı düzeltme ilanında belirtilir.             İlanın birer sureti borçluya ve alacaklıya ve gayrimenkulün tapu siciline kayıtlı bulunan alakadarlarının tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması halinde ayrıca adres tahkiki yapılmaz, gazetedeki satış ilanı tebligat yerine geçer.             İcra memuru satışa başlamazdan evvel gayrimenkul üzerindeki tapu sicilline mukayyet veya resmi senede müstenit olan mükellefiyetlerin hepsinin bir listesini yapar ve bu listeyi haczedenlerle borçluya tebliğ eder ve itirazlarını bildirmeleri için üç gün mühlet verir. İcra dairesi gayrimenkulün kıymetini takdir ettirir, gayrimenkulün kıymetinin takdirinde, gayrimenkul üzerindeki mükellefiyetlerin kıymete olan etkisi de nazara alınır. Kıymet takdirine ilişkin rapor borçluya, haciz koydurmuş alacaklılara ve diğer ipotekli alacaklılara tebligatın yapıldığı icra dosyasındaki, ayrıca bildirilmiş bulunması hali müstesna olmak üzere, tapudaki mevcut adresleri esas alınmak sureti ile tebliğ edilir. Kesinleşen kıymet takdiri için iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez.             Gayrimenkul üç defa bağırıldıktan sonra en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki artırma bedeli gayrimenkul için tahmin edilmiş olan kıymetin en az yüzde % 60 bulmak ve satış isteyenin alacağına rüçhan hakkı olan diğer alacaklılar o gayrimenkul ile temin edilmişse bu suretle rüçhan hakkı olan alacakların mecmuundan fazla olmak ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarına tecavüz etmek şarttır. Yukarıda yazılı miktar elde edilmemişse gayrimenkul en çok artıranın taahhüdü saklı kalmak üzere artırma ilanında gösterilen müddet sonunda en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetinin yüzde kırkını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhan hakkı olan alacakların toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi lazımdır. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşer.            

Satış bedeli peşin ödenir. Ancak icra memuru alıcıya yirmi günü geçmemek üzere bir mühlet verebilir. Satış bedelinin ödenmesi için mühlet verilmiş ise para verilinceye kadar hasar ve masrafı müşteriye ait olmak üzere gayrimenkul, icra dairesi tarafından idare olunur. Bu müddet içinde icra dairesinin müsaadesi olmaksızın tapuca hiç bir tescil yapılamaz. İcra dairesi satış bedelini temin için ayrıca teminat gösterilmesini isteyebilir.            

Alacak bir gayrimenkul ile temin edildikten sonra borçlu o gayrimenkul üzerinde alacaklının rızası olmaksızın bir irtifak hakkı yahut bir gayrimenkul mükellefiyeti tesis ederse bu tesis alacaklının hakkına tesir etmez ve alacaklı gayrimenkulün o hak ile birlikte veya o haktan ari olarak artırmağa çıkarılmasını isteyebilir. Gayrimenkul haktan ari olarak satılıp ta bedeli alacaklının alacağından fazla çıkarsa o hakkın takdir edilecek kıymeti ödenmek üzere bedelin fazlası hak sahibine tahsis edilir. İpotek yapılmış olan gayrimenkulü borçlu alacaklının rızası olmaksızın başkasına kiraya verir ve keyfiyeti tapuya tescil ettirirse bu tescil ipotekli alacaklının hakkına tesir etmez.            

Gayrimenkul kendisine ihale olunan kimse derhal veya verilen mühlet içinde arayı vermezse, ihale kararı icra memuru tarafından kaldırılarak teminat akçesi alıcının mesul bulunduğu meblağa mahsup edilmek üzere alıkonulur. Kendisinden evvel en yüksek teklifte bulunan kimsenin ileri sürdüğü pey, uygun bulunması ve bu kimsenin adresinin de malum olması halinde bir muhtıra tebliğ edilerek arz ettiği bedelle gayrimenkul kendisine teklif edilir ve üç gün zarfında almaya razı olursa ona ihale olunur. Razı olmaz veya cevapsız bırakılırsa veya bulunmazsa gayrimenkul icra dairesince hemen artırmaya çıkarılır.            

Bu artırma ilgililere tebliğ edilmeyip yalnızca satıştan en az yedi gün önce yapılacak ilanla yetinilir. Bu artırmada, gayrimenkul en çok artırana ihale olunur. İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen sorumludurlar. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairece tahsil olunur. Bu fark,varsa öncelikle teminat bedelinden tahsil olunur.            

İcra dairesi tarafından gayrimenkul kendisine ihale edilen alıcı o gayrimenkulün mülkiyetini iktisap etmiş olur İhalenin feshini, yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler tetkik merciinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. İhalenin feshi talebi üzerine tetkik mercii talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.           

Talebin reddine karar verilmesi halinde tetkik mercii davacıyı feshi istenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. İhale kesinleşmedikçe ihale bedeli alacaklılara ödenmez. Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren bir seneyi geçemez. İhalenin feshini şikayet yolu ile talep eden ilgili, vaki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin zarara uğradığını ispata mecburdur. Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır. Şikayet halinde, alıcı bedeli nakden ödeyecek yerde, bu bedeli karşılayacak muteber bir banka kefaleti gösterebilir. Alıcı daha önce ihale bedelini ödemişse şikayet halinde muteber bir banka kefaleti karşılığında ödediği paranın kendisine verilmesini isteyebilir 

13. PARALARIN ÖDENMESİ VE PAYLAŞTIRILMASI VE ACİZ BELGESİ İcra takibinin son aşaması elde edilen paraların ödenmesi veya paylaştırılması aşamasıdır. 1cra müdürü, paraların ödenmesi veya paylaştırılmasını, alacaklının ayrıca bir talebine gerek kalmadan kendiliğinden yapar. .Takip sonunda, alacaklılar, icra dairesine giderek, hacizli malların satılması sonucu elde edilen paralardan, alacaklarını alırlar. 

13.1. PARALARIN PAYLAŞTIRILMASI Haczedilen mallar, tamamıyla satıldıktan sonra elde edilen paralardan ilk önce, haciz satış ve paylaştırma giderleri gibi, bütün alacaklıları ilgilendiren masraflar, satış tutarından alınır ve artan para, asıl alacak, işlemiş faiz ve takip giderleri dahil olduğu halde alacaklılara, alacakları oranında paylaştırılır. Tüm alacaklılar, alacaklarını aldıktan sonra artan kısım olursa, bu borçluya geri verilir. Hacizli malların satılması sonucu elde edilen para, bütün alacaklıların alacağını ödemeye yetmezse, İcra müdürü kendiliğinden (re'sen) borçlunun başka mallarını tamamlama haczi yoluyla haczeder. Bu şekilde haczedilen mallar, alacaklının satış talebine gerek olmadan İcra müdürünce mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde satılır (m. 139). Elde, edilen para ile alacaklıların alacağı tümüyle ödenir. Buna karşılık, borçluya karşı birden fazla alacaklı takip yapmış ve bunlardan bir kısmı daha önce konulan hacze iştirak ettiklerinden, mallar hepsi için aynı derecede haczedilmişse, bu takdirde, paraların birden fazla alacaklı arasında paylaştırılması söz konusu olacaktır. Paraların ödenmesi veya paylaştırılması için, haczedilmiş olan bütün mal ve hakların satış işleminin bitmiş olması gerekir. 

13.2. PARALARIN ÖDENMESİ Bir tek alacaklı takip yapmış ve borçluya ait mallar sadece onun için haczedilmiş ve satılmış ise, takip sonunda bu alacaklı, İcra dairesine gider ve İcra müdürlüğünce alacaklıya, alacağı ödenir. Ödeme yapılırken, alacak üç kısımdan oluşur, bunlar asıl alacak, faiz (alacaklı takip talebinde istemişse) ve takip giderleridir. Bunların tümü ödenir, geriye para artarsa bu, borçluya geri verilir. Buna karşılık, elde edilen paralar, alacağı karşılamaya yetmezse, İcra müdürü hemen harekete geçip, talep olmaksızın (borçlunun diğer mallarını) tamamlama haczi yapar, bu malları satar ve alacağın tümünü öder. Eğer satış sonunda elde edilen para alacağın tamamını karşılamamışsa ve borçlunun da haczedilecek başka malı kalmamışsa, alacağın ödenemeyen kısmı için İcra müdürü alacaklıya bir borç ödemeden aciz belgesi verir 

13.3. ACİZ BELGESİHacizli malların satılıp, elde edilen paraların paylaştırılması sonucunda, alacağının tamamını veya bir kısmını alamayan alacaklıya veya alacaklılara, ödenemeyen alacak kesimi için verilen belgeye aciz belgesi denir. Borç ödemeden aciz belgesi, icra müdürü tarafından düzenlenir ve alacağını eksik almış olan alacaklıya verilir. Belgeye, alacaklının ve borçlunun adı soyadı, yapılan takibin türü, alacağın miktarı ve aciz belgesinin ne miktar alacak için verildiği yazılır. 

14. KAMBİYO SENETLERİNE MAHSUS HACİZ YOLU İLE TAKİP Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip de, ilamsız icra yollarından biridir. Alacaklının kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile takip yoluna başvurabilmesi için, alacağının mutlaka bir kambiyo senedine bağlı olması gerekir. Kambiyo senetleri, TK' da düzenlenmiş olan bono, poliçe ve çektir. Alacaklının elinde kambiyo senedi yoksa veya elindeki senet kambiyo senedi niteliği taşımıyorsa, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvuramaz, istiyorsa genel haciz yolu ile takibe başvurabilir. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu da bir ilamsız icra yolu olduğundan, genel haciz yolunda olduğu gibi takip talebi, ödeme emri ve kesinleşmesi, haciz, paraya çevirme (satış)ve paraların paylaştırılması aşamalarından oluşur. Ancak, bu iki takip yolu arasında takip talebi, ödeme emri ve takibin kesinleşmesi aşamalarında önemli farklılıklar bulunmaktadır; diğer aşamalar, yani haciz, satış ve paraların ödenmesi aşamaları, genel haciz yolu ile takipte olduğu gibidir. 

14.1. TAKİP TALEBİ             Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte de,alacaklı yetkili icra dairesine bir takip talebi ile başvurur. Genel haciz yolu ile takip talebinde bulunması gereken hususlar, buradaki takip talebinde de yer alır. Alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede müstenit olan alacaklı, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, haciz yolu ile veya borçlu iflasa tabi şahıslardan ise iflas yolu ile takipte bulunabilir. Alacaklı, takip talebinde iflasa tabi borçlusu aleyhine haciz ve iflas yollarından hangisini istediğini bildirmeğe ve takip talebine kambiyo senedinin aslını ve borçlu adedi kadar tasdikli örneğini eklemeğe mecburdur. Takip konusu alacak bir çeke dayanıyorsa, çek bankaya ibraz edilmiş ve kısmi ödeme yapılmışsa, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi, banka tarafından çek hamiline verilir, hamil bu fotokopi ile, kalan kısım için takip yapabilir.

14.2. ÖDEME EMRİ İcra memuru senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini görürse, borçluya senet sureti ile birlikte hemen bir ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrine şunlar yazılır: Takip talebindeki kayıtlar, Borcun ve takip masraflarının on gün içinde ödenmesi ihtarı, Takibin müstenidi olan senet kambiyo senedi vasfını haiz değilse, beş gün içinde mercie şikayet etmesi lüzumu, Takip müstenidi kambiyo senedindeki imza kendisine ait olmadığı iddiasında ise bunu beş gün içinde açıkça bir dilekçe ile tetkik merciine bildirmesi; aksi takdirde kambiyo senedindeki imzanın bu fasıl gereğince yapılacak icra takibinde kendisinden sadır sayılacağı ve imzasını haksız yere inkar ederse sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum edileceği ve merciden itirazının kabulüne dair bir karar getirmediği takdirde cebri icraya devam olunacağı ihtarı.Borçlu olmadığı veya borcun itfa edildiği veya mehil verildiği veya alacağın zaman aşımına uğradığı veya yetki itirazını sebepleri ile birlikte beş gün içinde tetkik merciine bir dilekçe ile bildirerek merciden itirazın kabulüne dair bir karar getirmediği takdirde cebri icraya devam olunacağı ihtarı. İtiraz edilmediği ve borç ödenmediği takdirde on gün içinde mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik edileceği, mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarı 

 

14.3. ÖDEME EMRİNE İTİRAZ 14.3.1. Borca İtiraz             Borçlu, borca karşı yapacağı itirazını bir dilekçe ile tetkik merciine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Merci hakimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç on beş gün içinde duruşmaya çağırır. Hakim, duruşma neticesinde borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı halinde itirazı kabul eder. Merci hakimi borçlunun itiraz dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği veya senedin metninden zamanaşımına uğradığı kanaatine varırsa, daha evvel itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir.             Borçlunun ibraz ettiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse, merci hakimi, yapacağı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde, borçlunun itirazının kabulüne karar verir ve alacaklıyı, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder.Alacaklı, çağrıldığı duruşmaya gelmediği takdirde merci hakimi alacağın itiraz edilen kısmı için icranın muvakkaten durdurulmasına karar verir. Bunun üzerine alacaklı en geç altı ay içinde merci önünde duruşma talep ederek makbuz altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmek suretiyle, takibin devamına karar alabilir. Merci,imzanın alacaklıya ait olmadığına karar verirse borçluyu, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder.             Merci hakimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının ibraz ettiği kambiyo senedindeki tarihe göre varit görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya tatil edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edemezse, itirazın kabulüne; aksi halde reddine karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur.Alacaklının genel hükümlere göre dava açmak hakkı mahfuzdur. Alacaklı, genel mahkemede dava açarsa, inkar tazminatı ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan inkar tazminatı ve para cezası kalkar.             Borçlunun itirazının kabulü halinde alacaklı, bu talebin reddi halinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için,daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar. İtirazın reddi kararının temyizi hiçbir icra muamelesini durdurmaz. Şu kadarki, borçlu teminat gösterirse icra durur.  

14.3.2. İmzaya itiraz             İmzaya itiraz, borçlunun, kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını bir dilekçe ile tetkik merciine bildirmesini ifade eder.. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Tetkik mercii duruşmadan önce yapacağı incelemede,borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaata göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına evrak üzerinde karar verebilir. Tetkik mercii, yapacağı inceleme sonunda,inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır. İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa itirazın reddi ile birlikte borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacığın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilir.             Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit ve istirdat davası açarsa hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması halinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar. Tetkik mercii itirazın kabulüne karar vermesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar. 

14.4. ÖDEME EMRİNE KARŞI ŞİKAYET Borçlu, alacaklının kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvurma hakkının bulunmadığını iddia ediyorsa, senet, kambiyo senedi niteliği taşımıyorsa, ödememe protestosu çekilmesi gerekirken çekilmemişse, alacaklının yetkili hamil olmadığı gibi hallerde, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine şikayet yolu ile ileri sürebilir. Şikayet, kendiliğinden icrayı durdurmaz. İcra mahkemesi süresinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısıyla usulü dairesinde kendisine gelen işlerde takibin dayanağı olan kambiyo senedinin bu nitelikte olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını kendiliğinden göz önüne alarak yapılan takibi iptal edebilir 

15. İLAMLI İCRA Konusu para ve teminat dışındaki diğer alacaklar için başvurulan icra yoluna ilamlı icra adı verilir. İlamlı icrada, alacaklı önce mahkemede bir dava açarak alacağı konusunda bir ilam elde etmekte ve aldığı bu ilamı icraya koymaktadır. Mahkemenin yargılama yapıp, esasa ilişkin nihai kararını verdikten sonra, bu kararın davanın taraflarına verilen onaylı suretine ilam denilmektedir. Bu durumda alacaklı ancak elindeki bir mahkeme ilamı veya mahkeme ilamı niteliğinde kabul edilen bir belge ile ilamlı icra takibi yoluna başvurabilmektedir. İİK’nun.38 inci maddesine göre ilam niteliğinde sayılan belgeler şunlardır: Mahkeme huzurunda yapılan sulh, Mahkeme huzurunda yapılan kabul ve feragat, Kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren düzenleme şeklindeki noter senetleri, Temyiz kefaletnameleri İcra dairesindeki kefaletler 

15.1. İLAMLI İCRADA YETKİ VE İCRA TAKİBİNİN BAŞLAMASI             Mahkemece alınan ilama dayalı olarak gerçekleştirilen icra açısından, alacaklı, belirli bir veya birkaç yetkili icra dairesi ile sınırlı tutulmamıştır. İİK’nun 34 üncü maddesine göre, ilamların icrası her icra dairesinden talep olunabilir. Alacaklı ikametgahını değiştirirse takibin yeni ikametgahı icra dairesine havalesini isteyebilir.Buna göre Türkiye'deki tüm icra daireleri, ilamlı icra yoluyla takipte yetkilidir. Borçlunun bu gibi durumlarda yetki itirazında bulunması dikkate alınmaz çünkü ilamlı icra takibinde başvurulan her yer icra dairesi icra takibi yapmaya yetkilidir. Alacaklı, mahkemeden almış olduğu ilamı herhangi bir yer icra dairesine vererek suretiyle ilamlı icra takibini başlatabilir. İlamlı icra da, takip talebi ile başlar. Takip talebi, genel haciz yolu ile takiptekine aynı şekilde düzenlenir. Kural olarak ilamlar on yıllık bir zamanaşımı süresine tabidir. Ancak, taşınmaz üzerindeki ayni haklara, aile ve şahıs hukukuna ilişkin ilamlar zaman aşımına uğramaz. İlamlı icrada takip talebini alan herhangi bir icra dairesi, bir icra emri düzenleyerek borçluya gönderir. Bu emirde, ilamda yazılı olan borcun süresi (yedi gün) içinde ödenmesi veya yerine getirilmesi istenir. Ayrıca, borçlunun buna uymaması halinde ilamın icra dairesince zorla yerine getirileceği de ihtar edilir. İlamlı icra ile ilamsız icra arasındaki en önemli fark, borçlunun icra emrine itiraz etme hakkının bulunmamasıdır. O nedenle, icra emrinde, ilamsız icradaki gibi ödeme emri üzerinde borçlunun itirazda bulunabileceğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaz. Borçlu, yedi gün içinde icra dairesine başvurarak, icra emrine itiraz etmekle, ilamlı icra takibini durduramaz. Borçlu sadece icranın geri bırakılması hakkında bir karar aldırması halinde ilamlı icra takibini durdurabilir. 

16. PARA VE TEMİNATTAN BAŞKA BORÇLAR HAKKINDAKI ILAMLARIN İCRASI İİK’da para ve teminattan başka borçlar hakkındaki ilamların icrası başlığı altında, para dışındaki çeşitli konulara ilişkin ilamların nasıl icra edileceğine ilişkin bazı konular hakkında düzenleme yapılmıştır. Buna göre bu düzenlemeler, Taşınır teslimi, tahliye ve teslimi Çocuk teslimi ve çocukla şahsi münasebet kurulması Bir işin yapılmasına veya yapılmamasına ve irtifak haklarına ilişkin ilamların icrasıdır. Bu noktada önem bakımından sadece Taşınır teslimi ve Taşınmazın tahliye ve teslimi başlıkları incelenecektir.   Elinde bir taşınır malın teslimine ilişkin ilam bulunan kimse (örneğin (X), televizyonunu (Y)'ye bir süreliğine vermiş ancak (Y) de televizyonu geri vermemiştir, bunun üzerine (X), televizyonun kendisine teslimine ilişkin bir ilam almıştır), elindeki ilamı icra dairesine vererek takip talebinde bulunur. Alacaklının takip talebini alan icra müdürü, bir icra emri düzenleyerek bunu borçluya gönderir: Bu icra emrinde, borçlunun taşınır malı yedi gün içinde icra dairesine teslim etmesi, icra mahkemesinden, veya temyiz yoluna başvurulmuşsa Yargıtay'dan, yahut yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulmuşsa, mahkemeden icranın geri bırakılması hakkında bir karar getirilmedikçe cebri icraya devam olunacağı yazılır. Borçlu, yedi gün içinde taşınır malı icra dairesine teslim ederse, icra dairesi bu malı alacaklıya verir, böylece icra takibi sona erer. Borçlu, taşınır malı icra dairesine getirip teslim etmez veya icranın geri bırakıldığını belirtilen yerlerden de bir karar da getirmezse, taşınır mal icra dairesi tarafından, eğer o mal hala borçlunun elinde bulunuyorsa, borçludan zorla alınarak, alacaklıya teslim edilir. Diğer taraftan, ilamda belirtilen taşınır mal, borçlunun elinde bulunamazsa (örneğimizdeki televizyonu (Y) başkasına satmış ise), taşınır mal borcu otomatikman para borcuna dönüşür. Artık borçlu, malın bedelini para borcu olarak ödemek zorundadır.   Taşınmazın tahliye ve teslimine ilişkin ilamın konusu, taşınmaz üzerinde mülkiyet veya mülkiyet dışında bir başka ayni hak olabilir. Alacaklı, bir taşınmazın tahliye ve teslimine ilişkin ilamı icra dairesine verir; takip talebini alan icra müdürü yazılı bir icra emri düzenleyerek bunu borçluya gönderir. Bu icra emri ile, borçlunun ilamdaki taşınmazı yedi gün içinde tahliye ve teslim etmesi istenir. Borçlu, taşınmazı kendi isteği ile tahliye ve teslim ederse, icra müdürü de bunu alacaklıya teslim eder, böylece ilamın gereği yerine getirilmiş olur. Buna karşılık borçlu, icra emrini verilen süre içinde yerine getirmezse ilam hükmü zorla yerine getirilir, borçlu, icra müdürü aracılığıyla taşınmazdan zorla çıkartılır ve taşınmaz alacaklıya teslim edilir. Alacaklıya teslim edilen taşınmaza haklı bir sebep olmaksızın tekrar giren borçlu, ayrıca bir mahkeme hükmüne gerek olmaksızın icra dairesi tarafından taşınmazdan zorla çıkarılır ve cezalandırılır.   

17. İHTİVATİ HACİZ İhtiyati haciz, alacaklının, bir para alacağına ilişkin olarak yaptığı veya yapacağı takip sonunda, alacağın ödenmesini daha önceden teminat altına almak için, borçlunun haciz edilebilir mallarına, mahkeme karan ile daha önceden hukuken el konulmasını sağlayan, geçici nitelikli bir hukuki koruma yoludur. İhtiyati hacizde üzerine ihtiyati haciz konulan mallar hakkında bir çekişme yoktur, alacaklı haklı çıkarsa, bunlar satılır ve bedeli alacaklıya ödenir. Bir kişi tarafından ihtiyati haciz talebinde bulunabilmenin şartları şunlardan oluşur. Öncelikle alacaklının, borçluya karşı bir para alacağının bulunması,. Ayrıca, alacağın vadesi gelmiş (Alacağın vadesi gelmemiş ise, borçlunun mallarına kural olarak ihtiyati haciz konulamaz.) ve rehinle teminat altına alınmamış olması hallerinde ve ayrıca Borçlunun belli bir yerleşim yeri yoksa ve Alacaklı, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlediğini, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlandığını yahut kaçtığını ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispat ederse, mahkeme alacağın vadesi gelmemiş olmasına rağmen, borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulmasına karar verir.Sayılan bu şartların bulunması halinde alacaklı, bir dilekçe ile mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı verilmesini ister. ihtiyati hacizde yetkili mahkeme genel haciz yolundaki yetki kurallarına göre, görevli mahkeme ise genel kurallara göre belirlenir. Alacaklının, alacağı ve ihtiyati haciz sebeplerinin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi, gerçeğe yakın bir şekilde ispat etmesi gerekir. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememe konusunda serbesttir. Gecikme durumunda sakıncalı bir durum ortaya çıkacaksa, mahkeme borçluyu dinlemeden, onun yokluğunda ihtiyati haciz kararı verebilir. Mahkeme, ihtiyati haciz talebini reddederse, alacaklı mahkemenin aldığı bu karara karşı temyize gidebilir. Mahkeme, ihtiyati hacze karar verirse, haciz isteyen alacaklıdan ilerde haksız çıkması halinde, borçlunun yada üçüncü kişinin bu yüzden uğrayacağı bütün zararları karşılamak için bir teminat alınmasına karar verir. Uygulamada bu teminatın miktarı alacağın yüzde onu veya on beşi oranındadır. Ancak, alacak bir ilama bağlı ise, mahkeme tarafından alacaklıdan teminat aranmaz. 

 

17.1. İHTİVATİ HACİZ KARARININ YERİNE GETİRİLMESİ Mahkemenin ihtiyati haciz kararı vermesi üzerine alacaklı, bu kararın yerine getirilmesi için İcra dairesine başvurur. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verilmesinden itibaren on gün içinde, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının yerine getirilmesini istemek zorundadır; aksi takdirde, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden ortadan kalkacaktır. İcra dairesi, ihtiyati haciz kararını genel haciz yolundaki hükümlere göre yerine getirir. İhtiyatı haciz kararı sonucu haczedilen mallar muhafaza altına alınır ve bu mallar üzerinde borçlunun tasarruf yetkisi kısıtlanır. İcra müdürü, bir ihtiyati haciz tutanağı düzenler. Bu tutanakta ihtiyaten haczedilen şeyler ve değerleri gösterilir. ha dairesi, ihtiyati haciz tutanağının birer örneğini ihtiyati haciz sırasında hazır bulunmayan alacaklıya ve borçluya üç gün içinde tebliğ eder. Borçlunun teminat göstermesi halinde, icra dairesi, bu teminat karşılığında ihtiyaten haczedilmiş olan taşınır malları borçluya bırakabilir. Ayrıca, borçlu yine teminat göstererek, mahkemeden, ihtiyati haczin kaldırılmasını da isteyebilir. Bu noktada belirtmek gerekirse, alacaklı, ihtiyaten haczedilen malların satılmasını ihtiyati haciz aşamasında isteyemez. Satış ancak, alacaklının borçluya karşı takip yapıp, ihtiyati haczi kesin hacze dönüştürmesinden sonra mümkün olabilir. Alacaklının ihtiyaten haczedilen mallar üzerinde bir öncelik hakkı da yoktur. Bu mallar başka alacaklılar tarafından ihtiyati haciz dışında kesin haciz yolu ile haczettirilebilir. 

17.2. İHTİYATİ HACİZ KARARINA İTİRAZ EDİLMESİ VE İHTİYATİ HACZİN KALDIRILMASI             İhtiyati haciz kararı kural olarak temyiz edilemez. Ancak, borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; borçlunun huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebepleri dikkate alarak tetkikat yapmasının ardından itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı uygun görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir.             Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya gayrimenkul rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra tetkik merciine geçer. 

18. İFLAS HUKUKU 18.1. İFLAS HUKUKUNUN GENEL ÖZELLİKLERİ İflasın tanımı, bir alacaklının veya borçlunun kendi talebi üzerine,ticaret mahkemesince iflasına karar verilen bir borçlunun, haczedilebilen bütün malvarlığının, cebri icra yoluyla paraya çevrilip, elde edilen para ile, talepte bulunan bütün alacaklılarının tatmin edilmesini sağlayan, toplu (külü) bir cebri icra yolu olarak yapılmaktadır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, iflas borçlunun sadece bazı mallarını değil, haczi caiz bütün malvarlığını kapsamaktadır. İflas, bütün borçlular hakkında başvurulabilen bir takip yolu değildir. Kural olarak, tacirler veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi olan gerçek veya tüzel kişilerin hakkında iflas istenebilirken, bunlar dışındakiler için iflas talebinde bulunulamaz. Bir alacaklı, borçlunun iflasını sağladıktan sonra, bundan diğer alacaklılar da yararlanır, borçluya karşı ayrıca takip yapmadan, alacaklarını, borçlunun iflas masasına yazdırabilir.İflas, alacaklıların, mümkün olduğunca eşit bir şekilde tatminini amaçlayan toplu bir tasfiye şeklidir. O nedenle, alacaklılar arasında kural olarak bir eşitlik söz konusudur. Ancak, bazı alacaklara, alacağın niteliği nedeniyle öncelik hakkı (imtiyaz) da tanınmıştır. Ayrıca, bir borçlunun kendisi de alacaklıların talebi olmaksızın, iflasını isteyebilir. Bir borçlu hakkında iflasın açılması kararını mutlaka ticaret mahkemesi vermek zorundadır. İflas tasfiyesinde, borçlunun malvarlığının alacaklıların menfaatine en iyi şekilde tasfiyesi amaçlandığından, Kanun koyucu, iflas tasfiyesinin yapılmasında alacaklılara da yetki tanımış, önemli konularda karar almak için alacaklılar toplantısı olarak adlandırılan özel iflas organını kabul etmiştir. 

18.2. İFLAS ORGANLARI İflas tasfiyesinin başlatılıp sona ermesine kadar yapılması gereken işlemleri Yerine getirmekle görevli organlara iflas organları adı verilmektedir. Bu organlar,  Resmi organlar ve Özel organlar olarak iki kısımdan oluşmakta olup, bu organlardan resmi iflas organlarına aşağıda kısaca değinilecektir. 

18.2.1. RESMI ORGANLAR İflas hukukuna ilişkin işlemlerin yapılmasında görevli olan resmi, Devlet makamlarına, resmi iflas organları adını verilir. Resmi iflas organları Asıl iflas organları veYardımcı iflas organları olarak ikiye ayrılır.  

18.2.1.1 Asıl Resmi İflas Organları İcra Dairesi İcra dairesinin asıl görevi icra hukukunda olmakla birlikte aynı zamanda iflas organı olarak da görevlendirilmiştir. İflas yolu ile takip de, alacaklının İcra dairesine yapacağı bir iflas takip talebi ile başlar. Takip talebini alan İcra dairesi, borçluya bir iflas ödeme emri gönderir. Ödeme emrine itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını İcra dairesine yapar. icra dairesi, iflas davasından önceki dönemde görevli olan tek iflas organıdır. 

İFLAS DAİRESİ
İİK’nun 1 inci maddesine göre, her asliye mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar iflas dairesi bulunur. Buna göre, her ilçede en az bir iflas dairesi bulunur. İflas dairesinin başında iflas müdürü bulunur; emrinde yeteri kadar yardımcı ve katip vardır. İflas dairesinin görevleri esas olarak ticaret mahkemesinin borçlunun iflasına karar vermesinden sonra başlar ve iflas tasfiyesinin sonuna kadar devam eder. Buna göre, iflas dairesinin görevleri şunlardan oluşur:  İflasın açıldığını ilan etmek ve gereken yerlere bildirmek,
 Müflisin mallarının defterini tutmak, muhafaza tedbirleri almak, Adi tasfiyede, alacaklıları (birinci) toplantıya çağırmak, toplantıya başkanlık etmek ve iflas idaresinin tasfiyeye ilişkin işlemlerini denetlemek, İflasın kapandığını ilan etmek İcra Mahkemesi İcra mahkemesi, İcra hukukunda olduğu gibi, iflas hukukunda da, asıl resmi organdır çünkü İcra mahkemesi, iflas dairelerini denetler, iflas dairelerinin ve diğer iflas organlarının işlemlerine karşı şikayet yoluna başvurulduğunda, kural olarak bu şikayetleri İcra mahkemesi inceler ve Kanunda belirtilen iflas hukukuna ilişkin diğer görevleri yerine getirmekle sorumlu tutulmuştur. 

TİCARET MAHKEMESİ
Ticaret mahkemesi de, İflas hukukunun asıl organlarından biridir. Buna göre, iflasın açılmasına ve kapanmasına karar verme yetkisi ticaret mahkemesine aittir. Ticari ilişkilerin çok yoğun olmadığı yerlerde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmadığından, o yerdeki asliye hukuk mahkemesi, asliye ticaret mahkemesinin bakacağı iflas hukukundan doğan dava ve işlere de bakar.
 

18.3. İFLASA TABİ OLAN KİŞİLER İİK’nın 43 üncü maddesine göre, iflas yolu ile takip, ancak, Türk Ticaret Kanunu (TTK) gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları halde, iflasa tabi bulundukları bildirilen gerçek veya tüzel kişiler hakkında yürütülebilir. İflas yolu ile takip edilmek istenen borçlunun, iflasa tabi kişilerden olup olmadığını, icra müdürü, kendiliğinden gözetemez; geçerli bir takip talebi üzerine iflas ödeme emri göndermek zorundadır. Borçlu, iflasa tabi kişilerden olmadığını iddia ediyorsa, bunu, kendisine gönderilen ödeme emrine karşı itiraz olarak ileri sürmelidir. Buna karşılık, iflas davası üzerine ticaret mahkemesi, iflası istenen kimsenin, iflasa tabi kişilerden olup olmadığını kendiliğinden araştırır. 

18.3.1. TÜRK TİCARET KANUNUNDA TACİR SAYILDIKLARI İÇİN İFLASA TABİ OLAN KİŞİLER 

18.3.1.1.Gerçek Kişiler Türk Ticaret Kanununda tacir sayıldıkları için iflasa tabi olan kişiler şunlardan oluşur: Tacirler: Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Bir kimse, bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo televizyon ve sair ilan vasıtaları ile halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek durumu ilan etmiş ise, fiilleri işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır Ticaretle uğraşmaları yasak olmasına rağmen, ticaretle uğraşanlar (örneğin devlet memuru), bunlar da, tacir sayılır ve iflasa tabidir. 

18.3.1.2. Tüzel Kişiler Ticaret şirketleri: Kollektif şirketler komandit şirketler, anonim şirketler, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, limited şirketler ve kooperatifler, Amacına varmak için ticari işletme işleten dernekler Kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletmek üzere devlet, vilayet ve belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler tüzel kişi olarak kabul edilir. 

18.3.2. TACİR OLMADIKLARI HALDE TİCARET KANUNU GEREGİNCE TACİRLER HAKKINDAKİ HÜKÜMLERE TABİ BULUNAN KİŞİLER Donatma iştiraki tacir olmamasına (ve tüzel kişiliği bulunmamasına) rağmen, tacirlere ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır ve donatma iştirakinin, her türlü borcundan dolayı iflası istenebilir. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister bir adi şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına işlemlerde bulunan kimse, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olduğundan, yalnız üçüncü kişiler tarafından bu kimselerin iflası istenebilir. 

18.3.3. TACİR OLMADIKLARI HALDE ÖZEL KANUN HÜKÜMLERİNE GÖRE İFLASA TABİ BULUNAN KİŞİLER Ticareti terk eden eski bir tacir, ticareti terk ettiğinin ilanından itibaren bir yıl içinde, iflasa tabi olmakta devam eder.  Kollektif şirket ortakları, yalnızca şirket borçlarından dolayı iflasa tabidirler. Benzer durum, komandit şirketlerde, komandite ortaklar için de geçerlidir. İflasa tabi olmasa dahi, bir borçlunun, teklif ettiği konkordato mühleti kaldırılmışsa, konkordato ticaret mahkemesince tasdik olunmamışsa veya tamamen feshedilmişse, alacaklılardan birinin süresi içinde talepte bulunması üzerine borçlunun derhal iflasına karar verilir. Bankalar Kanunu'na göre, bir bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleriyle, genel müdür, genel müdür yardımcıları ve imzaları bankayı ilzam eden memurları kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın iflasına (veya Fona devredilmesine) sebep olmuşlarsa, şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir. 

18.4. İFLAS YOLLARI Yukarıda belirtilen iflasa tabi bir kimsenin iflas ettirilmesi için izlenen yola iflas yolu adı verilir. İİK’na göre iflas yollarını, Takipli iflas yolu ve Takipsiz iflas yolu şeklinde ikiye ayırabiliriz. Takipli iflas yolunda, alacaklı önce icra dairesine başvurarak borçlusuna karşı bir iflas takibi yapar. Takip talebini alan icra dairesi, borçluya bir iflas ödeme emri gönderir. Borçlu süresi içinde borcunu ödemezse, alacaklı ticaret mahkemesine başvurarak iflas davası açar. Alacaklı, icra dairesinde iflas takibi yaptıktan sonra iflas davası açtığı için, bu iflas yoluna takipli iflas yolu denir. Takipli iflas yolu da kendi içinde: Genel (adi) iflas yolu ve Kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu olmak üzere iki kısma ayrılır. İİK’da gösterilen bazı hallerde, alacaklıya, borçlusuna karşı icra dairesinde iflas takibi yapmadan, doğrudan doğruya ticaret mahkemesine başvurarak iflas davası açma hakkı tanınmıştır. Bu hallerde, daha önce takip yapmaya gerek kalmadan iflas davası açılabildiğinden, bu yola da, takipsiz iflas yolu veya doğrudan doğruya iflas yolu adı verilir. Doğrudan doğruya iflas yolu da, alacaklının talebi üzerine ve borçlunun talebi üzerine doğrudan doğruya iflas olarak ikiye ayrılmaktadır.

18.4.1. TAKİPLİ İFLAS YOLLARI 18.4.1.1 Genel (Adi) İflas Yolu İflas yolu ile takip yapmak isteyen alacaklının alacağı, bir kambiyo senedine bağlı değilse, genel iflas yoluna başvurabilir. Alacak bir kambiyo senedine bağlı ise, bu durumda alacaklı kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluna; eğer bir ilama bağlı ise, doğrudan doğruya iflas yoluna başvurabilir. Alacaklı, alacağı bir senede bağlı olmasa bile, borçluya karşı yine genel iflas yolu ile takip yapabilir. Alacaklı, genel haciz yolu ile takipte belirtildiği şekilde bir takip talebi ile icra dairesine başvurur. Alacaklı, takip talebinde açıkça iflas istediğini belirtmelidir, aksi taktirde borçlunun iflası istenemez. İflas takibi için yetkili icra dairesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Alacaklı yetkisiz icra dairesine başvurursa, borçlu bunu ödeme emrine karşı itiraz yolu ile ileri sürer. İflas takip talebini alan icra müdürü, borçluya bir iflas ödeme emri gönderir. İflas ödeme emrine şunlar yazılır: Takip talebindeki kayıtlar, Borcun ve takip giderlerinin yedi gün içinde ödenmesi, Borçlunun borcu olmadığına veya kendisinin iflasa tabi kişilerden bulunmadığına ilişkin itirazı varsa, bunu yedi gün içinde bir dilekçe ile icra dairesine bildirmesi gerektiği, Borçlunun konkordato teklif edebileceği, Borç yedi gün içinde ödenmediği takdirde, alacaklının ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği ihtarı. Borçlu ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine başvurarak, borcunu öderse takip sona erer. Borçlunun bu süre içinde ödeme emrine itiraz etmemesi halinde, ödeme emri kesinleşir. Borçlu yedi günlük bu süre içinde, ödeme emrine de itirazda bulunabilir. İtiraz borca veya imzaya olabilir. Borçlu, iflasa tabi kişilerden olmadığı iddiasını da, ödeme emrine itiraz yolu ile ileri sürmelidir. Borçlu itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlunun sadece itiraz ettiğini bildirmesi yeterlidir. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi ile iflas takibi durur; alacaklı, borçlunun itirazının kaldırılmasını ve aynı zamanda borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile ticaret mahkemesinden talep etmelidir. Alacaklının iflas davası açma hakkı, ödeme emrinin borçluya tebliği tarihinden itibaren bir yıl sonra düşer. Bu bir yıllık süre hak düşürücü bir süredir; o nedenle, bu süre geçtikten sonra, o takibe dayanarak borçlu hakkında iflas davası açılmaz; alacaklı hala iflas istiyorsa, borçluya karşı yeniden takip yapması gerekir. Davacının (alacaklının) iflasa karar verilmesinden sonra iflas davasından feragat etmesi mümkün değildir .

Ticaret mahkemesi, alacaklının iflas davası açması üzerine, iflas takip dosyasını icra dairesinden getirtir. Ticaret mahkemesi, iflas davasını basit yargılama usulüne göre, duruşmalı olarak inceler. Borçlu, ödeme emrine yedi gün içinde itiraz etmişse, alacaklı iflas davasında, borçlunun itirazının kaldırılmasını ve borçlunun iflasına karar verilmesini ister. Ticaret mahkemesi, önce alacaklının itirazın kaldırılması talebini inceler. Buradaki itirazın kaldırılması talebinin incelenmesi, genel haciz yolundaki itirazın icra mahkemesince kaldırılmasından farklıdır. Borçlu ödeme emrine itirazında bildirdiği sebeplerle bağlı değildir. Alacaklı, genel hükümlere göre alacaklı olduğunu, ispatladıktan sonra, borçlu da aynı şekilde itirazını ispatlar. Yapılan inceleme sonunda, borçlunun borçlu olduğu, itirazının haksız olduğu anlaşılırsa, itirazın kaldırılmasına karar verilir. Mahkeme ilamı üzerine davaya müdahale veya itiraz eden alacaklı bulunmazsa veya yapılan itirazlar yerinde görülmezse, ticaret mahkemesi borçluya bir depo kararı verir. Bu kararla, borçluya, yedi gün içinde borcunu (faiz ve giderleriyle birlikte) ödemesi veya mahkeme veznesine depo etmesi emredilir, aksi takdirde iflasına karar verileceği belirtilir. Borçlu depo kararı ile verilen yedi günlük süre içinde borcunu faiz ve giderleriyle birlikte öderse, iflas etmekten kurtulur; yedi günlük süre içinde borcunu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmezse, mahkeme depo kararında sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verir . Borçlu, ödeme emrine yedi gün içinde itiraz etmemişse, alacaklı bir dilekçe ile ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini ve borcunu da ödemediğini bildirerek, borçlunun iflasına karar verilmesini ister. Bu durumda ticaret mahkemesi, borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığını araştırmaz, çünkü, itiraz edilmediği için,takip kesinleşmiş olur. Ticaret mahkemesi yaptığı inceleme sonucunda, borçlunun yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmemesi sonucunda iflas takibinin kesinleştiğini ve borçlunun borcunu ödemediğini tespit ederse iflas takibini ilan eder. Borçlu elinde olmayan nedenlerle süresinde itiraz edememişse, gecikmiş itirazda bulunabilir.

Ayrıca, borçlu,borçlu olmadığı bir parayı, depo kararı üzerine, cebri icra tehdidi altında ödediğini iddia ediyorsa, istirdat davası da açabilir. İflas davası sonunda, iflas davası reddedilirse, ret kararını alacaklı; kabul edilirse, iflas kararını borçlu temyiz edebilir. Temyiz süresi on gündür, süre kararın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar. İflas kararının temyiz edilmiş olması, iflasın hüküm ve sonuçlarını doğurmasına engel olmaz. İflas dairesi, iflas kararını ilan eder, gerekli yerlere bildirir, tasfiye işlemleri başlar. 18.4.1.2. Kambiyo Senetlerine Mahsus iflas Yolu Alacağı bir kambiyo senedine (çek, poliçe veya bono) bağlı olan alacaklı, borçlu vadesinde borcunu ödemezse, iflasa tabi olan borçlusuna karşı, kambiyo senetlerine mahsus iflas (veya haciz) yoluna başvurabilir. Bir kambiyo senedine bağlı olan alacak, rehinle temin edilmiş olsa bile, alacaklı önce rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takipte bulunmadan doğruca kambiyo senetlerine mahsus iflas (veya haciz) yoluna başvurabilir. Alacaklının kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluna başvurabilmesi için, Alacağın bir kambiyo senedine bağlı olması ve Borçlunun iflasa tabi kişilerden olması gerekir. Takip talebi, genel iflas yolunda olduğu gibidir. Ayrıca takip talebine, takibe konu olan kambiyo senedinin cinsi, tarihi ve numarası yazılır. Alacaklı, kambiyo senedinin aslını takip talebi ile birlikte yetkili icra dairesine vermek zorundadır. Takip talebini alan icra müdürü, kendisine verilen senedin kambiyo senedi olup olmadığımı, vadesinin gelip gelmediğini ve alacaklının takip yapma yetkisinin bulunup bulunmadığını incelemekle mükelleftir. İcra müdürü, yaptığı inceleme sonunda bu hususların gerçekleştiğini tespit ederse, borçluya diğer takip yollarında belirlenen üç günlük sürenin aksine derhal bir ödeme emri gönderir. Buna karşın, ödeme emri derhal gönderilmemişse örneğin ödeme emri iki gün sonra gönderilmişse, borçlunun şikayet yoluna başvurma hakkı doğar. Ödeme emrine: Takip talebindeki kayıtlar (ayrıca kambiyo senedinin cinsi, tarihi ve numarası), Borcun ve takip giderlerinin beş gün içinde ödenmesi, Kambiyo senedine ve borca ilişkin her türlü itiraz ve şikayetlerin diğer tarafa tebliğ edilecek nüshadan bir fazla dilekçe ile beş gün içinde icra dairesine bildirilmesi, Beş gün içinde borç ödenmediği, itiraz ve şikayet edilmediği takdirde, alacaklının ticaret mahkemesinden iflas isteyebileceği, itiraz ve şikayet edildiği takdirde alacaklının itiraz ve şikayetin kaldırılmasını ve iflas kararı verilmesini ticaret mahkemesinden isteyebileceği ihtarı yazılır. Borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren beş gün içinde itiraz edebilir. İtiraz, iflas davası üzerine ticaret mahkemesi tarafından incelenir.

Borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrinin düzenlenmesinde ve gönderilmesinde hukuka aykırılık varsa, örneğin, kambiyo senedin vadesinin gelmediği, senedin kambiyo senedi niteliği taşımadığı gibi, ödeme emrine karşı şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet de beş gün içinde diğer tarafa tebliğ edilecek şekilde dilekçe ile ilgili icra dairesine yapılır. Borçlu, kendisine verilen beş günlük süre içinde ödeme emrine itiraz veya şikayette yahut hem itiraz hem şikayette bulunmuşsa, bu durumda alacaklı ticaret mahkemesinde iflas davası açar ve borçlunun itirazının veya şikayetinin kaldırılmasını ve borçlunun iflasına karar verilmesini ister. Bu durumda iflas davası,tamamen genel iflas yolunda uygulanan hükümlere göre incelenir ve karara bağlanır. Borçlu, beş gün içinde borcunu ödemez, ödeme emrine itiraz veya şikayette bulunmazsa, iflas takibi kesinleşir. Bunun üzerine alacaklı, borçlunun itiraz ve şikayet yoluna başvurmadığını gösteren ödeme emri nüshası ile birlikte ticaret mahkemesinden, iflas davası açarak borçlunun iflasına karar verilmesini ister. 

18.4.2. TAKİPSİZ İFLAS YOLU Doğrudan doğruya iflas yolunda, borçluya karşı icra dairesi aracılığı ile iflas takibi yapılmadan ve bir ödeme emri gönderilmeden doğruca ticaret mahkemesinde iflas davası açılabilir. O nedenle, bu yola takipsiz veya doğrudan doğruya iflas yolu denilmektedir. Doğrudan doğruya iflas yoluna, alacaklının talebi üzerine veya borçlunun kendi talebi üzerine gidilebilir. 

18.4.2.1. Alacaklının Talebi İle Doğrudan Doğruya İflas İİK’da, borçluya karşı, icra dairesi aracılığı ile iflas takibi yapılıp, borçluya ödeme emri gönderildiğinde, alacaklının alacağını elde etmesinin tehlikeye gireceği veya borçlunun iflas ödeme emrine rağmen borcunu ödemeyeceği kesin gözü ile bakılan hallerde, önceden iflas takibi yapılmasına gerek görülmeksizin alacaklının doğrudan doğruya ticaret mahkemesinde iflas davası açabilmesi yolu sağlanmıştır. Buna göre doğrudan doğruya iflas halleri şunlardır. Borçlunun yerleşim yeri belli değilse, Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçmışsa veya kaçması muhtemelse, Borçlunun alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi olasılığı varsa, Borçlunun haciz yolu ile yapılan takip sırasında mallarını saklaması imkan dahilinde ise, Borçlunun ödemelerini tatil etmişse, Borçlunun teklif ettiği konkordato mühleti kaldırılmış, konkordato talebi tasdik edilmemiş veya konkordato kararı tamamen feshedilmişse, Nama bağlı alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse, Sermaye şirketleri veya kooperatiflerin pasiflerinin aktiflerinden fazla ise, Kollektif ve Komandit Şirket Ortaklarının Doğrudan Doğruya iflasına karar verilmişse,: borçlunun doğrudan doğruya iflasını istenebilir.Yukarıda sayılan nedenlerden birinin gerçekleşmesi halinde, alacaklı, borçlusu hakkında önceden bir iflas takibi yapıp, borçluya ödeme emri göndertmeden, doğruca, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde iflas davası açar. İflas davasında, alacaklı, alacaklı olduğunu ve dayandığı doğrudan doğruya iflas nedenini ispat etmelidir. Ticaret mahkemesi, alacaklının alacaklı olduğunu ve dayanılan doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunduğunu tespit ederse, borçluya ayrıca bir depo kararı vermeden doğrudan iflasına karar verir. 

18.4.2.2. Borçlunun Talebi İle Doğrudan Doğruya İflas             İflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilir. Borçlu, bu halde bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren mal beyanını iflas talebine eklemek zorundadır. Bu belge mahkemeye ibraz edilmedikçe iflasa karar verilemez. İflas talebi usulüne uygun olarak ilan edilir. Alacaklılar iflas talebinin ilanından itibaren on beş gün içinde davaya müdahale veya itiraz ederek, borçlunun iflas talebini, hakkındaki takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler.    İflasa tabi bir borçlu aleyhine alacaklılardan birinin haciz yolu ile takibi neticesinde yapılan haciz borçlunun yarı mevcudunun elinden çıkmasına sebep olup da kalanı muaccel ve vadesi bir sene içinde dolacak diğer borçlarını ödemeye yetişmiyorsa borçlu derhal aczini bildirerek iflasını istemeye mecburdur. 

18.5. İFLASIN HUKUKİ SONUÇLARI 18.5.1. İFLASIN BORÇLU (MÜFLİS) BAKIMINDAN HUKUKİ SONUÇLARIİflasın açılmasıyla, borçlu artık müflis sıfatını alır, iflas tasfiyesi boyunca da müflis olarak anılır. İflasın açılmasıyla, müflisin haczedilebilen bütün malları nerede olursa olsun hukuken bir araya getirilir ve bir topluluk oluşturulur. Bu malvarlığı topluluğuna iflas masası adı verilir. Böylece, müflisin haczi caiz bütün malları iflas masasına girer . İflasın açılmasıyla müflisin, hak ve işlem olarak adlandırılan fiil ehliyetinde bir kısıtlama ortaya çıkmaz. Ancak, müflisin, iflas masasına giren mallar üzerindeki tasarruf etme yetkisine bir kısıtlama getirilir. Bu yetki, masanın kanuni temsilcisi olan iflas idaresi tarafından kullanılır. İflas açıldığı anda, müflisin malvarlığına dahil olan mallar, iflas masasına girer.

 Müflisin, masaya girecek mal ve hakları haczi caiz olanlardır. Kısmen veya tamamen haczedilemeyen mal ve haklar, iflas masasına da girmez. İflasın açılmasından, iflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen, yani müflisin iktisap ettiği mallar da masaya girer. Müflis borçlunun, üzerinde rehin hakkı bulunan malları da, rehin sahibi alacaklının rüçhan hakkı saklı kalmak kaydıyla, iflas masasına girer. Rehinli mallar, iflas idaresi tarafından en yakın ve uygun zamanda paraya çevrilip muhafaza ve satış masrafları çıkarıldıktan sonra, rehin alacaklısının alacağı ödenir. Rehin sahibi alacaklı isterse, rehinli malların en yakın ve münasip zamanda satılmasını beklemeden, iflastan sonra masaya karşı rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Borçlunun iflas açılmadan önce kesin olarak haczedilmiş, fakat iflas açıldığı zaman henüz paraya çevrilmemiş olan mal ve hakları da iflas masasına girer ve diğer mallarla birlikte satılır. Haciz koyduran alacaklının bu mallar üzerinde öncelik hakkı yoktur.Hacizli mallar, iflasın açılmasından önce paraya çevrilmiş durumda ise, elde edilen satış bedeli iflas masasına girmez, haciz koyduran alacaklıya veya alacaklılara ödenir.

Geriye bir şey artarsa, bu miktar iflas masasına kalır. İflas açılmadan önce, müflise sırf bedelini tahsil etmek için verilen hamiline veya emre yazılı bir senedi devretmiş olan kimse, bu senedini, iflasın açılmasından sonra, iflas masasından geri isteyebilir. Üçüncü kişi, senedi ilerideki bir ödemeye karşılık olarak müflise vermiş ise, aynı şekilde senedin kendisine verilmesini isteyebilir.          

  Müflis başkasına ait bir malı satıp da iflasın açılmasından evvel parasını almamış ise mal sahibi, bu mal için yapılan masrafların masaya tesviyesi mukabilinde alıcıda olan alacağın kendisine temlikini yahut satılan şeyin bedeli masaya ödenmiş ise bu bedelin kendisine verilmesini isteyebilir  Satıldığı ve gönderildiği halde iflasına karar verilmeden evvel müflisin eline geçmeyen mallar için masa tarafından bedeli verilmiş olmadıkça satıcı istirdat iddiasında bulunabilir.

Bu mallar iflasın ilanından evvel taşıma senedi, konşimento, makbuz senedi, varant gibi emtiayı temsil eden bir senetle iyi niyet sahibi üçüncü bir şahsa satılmış veya rehnedilmiş olurlarsa artık geri alınamazlar. Borçlunun (müflisin), iflas açıldıktan sonra, masaya ait mallar üzerindeki her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Tasarruf işlemlerinin hükümsüzlüğü sadece masaya (alacaklılara) karşıdır, müflis ve kendisi ile işlem yapılan üçüncü kişiler, tasarrufun geçersizliğini ileri süremezler. İflasta, iyi niyetli üçüncü kişinin yapmış olduğu tasarruflar (hacizdekinin aksine) masaya karşı geçerli değildir. İflasın ilanından sonra, müflisin masa malları üzerinde yapacağı bütün tasarruflar, masaya karşı mutlak olarak geçersizdir. İflasın açılması ile, borçluya (müflise) karşı başlamış olan takipler durur ve iflasın kesinleşmesi ile bu takipler düşer. İflas tasfiyesi süresince müflise karşı yeni takip yapılamaz. Müflisin alacaklı olarak taraf bulunduğu takipler, iflasın açılması ile durmaz ve kesinleşmesi ile düşmezler, iflas idaresi, bu takiplere masa adına kaldığı yerden devam edebilir. İflasın açılması ile durmuş olan takipler, iflas kararının kesinleşmesi ile düşer. İflasın açılmasından önce müflise karşı başlamış rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takiplere, alacaklı isterse iflastan sonra da devam edebilir. 

18.5.2. İFLASIN ALACAKLILAR AÇISINDAN DOGURDUGU SONUÇLAR             Borçlunun gayri menkul mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar yani alacaklılar açısından borç ödenecek hale gelir. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları ana borca eklenir. Müflisin vadesi gelmemiş faizsiz borçlarından yıllık kanuni faiz hesabıyla ıskonto yapılır. İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır. Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır. Alacaklı taliki bir şarta veya gayri muayyen bir vadeye muallak bulunan alacağını da kaydettirebilir. Fakat hissesini şartın tahakkukunda veya vadenin bitiminde alır.            

 Konusu para olmayan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir. İflasın açılmasından evvel borçluya bir mal satıp teslim eden satıcı fesih ve geri almak hakkını açıkça muhafaza etmiş olsa bile, akdi feshedemez ve sattığını geri alamaz.             Alacaklı alacağını müflisin kendinde olan alacağı ile takas edebilir. Ancak, aşağıdaki hallerde takas yapılamaz. 

Müflisin borçlusu iflas açıldıktan sonra müflisin alacaklısı olursa; Müflisin alacaklısı iflas açıldıktan sonra müflisin veya masanın borçlusu olursa; Alacaklının alacağı hamile muharrer bir senede müstenit ise, Anonim, limited ve kooperatif şirketlerin iflasları halinde esas mukavele gereğince verilmesi lazım gelen hisse senedi bedellerinin henüz ödenmemiş olan kısımları veya konması taahhüt edilen ve fakat konmamış olan sermayeler bu şirketlerin borçları ile takas edilemez.            

 Müflisin borçlusu iflasın açılmasından evvel alacaklısının aciz halinde bulunduğunu bilerek masanın zararına kendisine veya üçüncü bir şahsa takas suretiyle bir menfaat temin etmek için müflise karşı bir alacak ihdas ederse bu takasa mahkemede itiraz olunabilir. Müflisin kefil olduğu borçlar vadeleri gelmese bile masaya zimmet olarak kaydolunur.            

Masa ödediği para nispetinde asıl ve müşterek borçluların alacaklıları yerine geçer Asıl borçlunun veya müşterek borçlulardan birinin iflası halinde, müşterek borçluların bir zamanda iflasına ilişkin hükümler tatbik olunur. Bir borcu birlikte taahhüt edenlerin iflas muameleleri bir zamana tesadüf ederse alacaklı alacağının tamamını müflislerin her birinin masasından isteyebilir. Toplanan hisseler alacağın toplam tutarından fazla ise bu fazla müşterek borçlusuna karşı mükellef olduğu hisseden ziyade ödemede bulunmuş olan masalara intikal eder. Ödedikleri hisselerin toplamı alacak miktarını geçmedikçe masaların bir diğer masaya rücu hakları yoktur            

Alacaklı müflisle birlikte borçlu olandan alacağının bir kısmını almış ise müşterek borçlunun müflise rücu hakkı olsun olmasın borcun tamamı masaya kaydolunur. İflas masasına kaydolunmak hakkı alacaklının ve müşterek borçlunundur. Alacaklı masaca yapılan taksimde alacağının tamamına düşen hisseden alacağını tamamlayacak kadarını alır; geriye kalan paradan müşterek borçluya, rücu hakkı olduğu miktara düşen hisse verilir. Artan para da masaya kalır.             Bir kollektif şirket ile şeriklerden birisinin iflas muameleleri bir zamana tesadüf ederse şirketin alacaklıları bütün alacaklarını şerikin de masasına kaydettirirler; ancak şirket masasından alamadıkları miktarı müflis şerikin masasından isteyebilirler. Şirket iflas etmeksizin şeriklerden birisi iflas ederse şirketin alacaklıları alacaklarının tamamıyla masaya kabul olunurlar.Bu durumda, müflis şerikin masası şirket alacaklıları yerine geçer.           

  Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen sıraya riayet edilir. Alacakları gayrimenkul rehiniyle temin edilmiş olan alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve teferruatına şümulü Medeni Kanunun gayrimenkul rehinine ilişkin hükümlerine göre tayin olunur.            

Teminatlı olup da rehinle kapatılmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki İİK’ da belirtilen sıralar takip edilmek suretiyle kaydolunur. 

18.6. İFLASTA TASFİYENİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ Ticaret mahkemesi, borçlunun iflasına karar verince, bu kararı, yargı çevresinde bulunan iflas dairesine bildirir ve bunun üzerine iflas dairesi, iflas kararını ilan eder ve gerekli yerlere bildirir. Diğer taraftan iflas dairesi, müflisin mallarının defterini tutar ve malların muhafazası için gerekli tedbirleri alma yükümlülüklerini yerine getirir. İflas dairesi, iflas kararının kesinleşmesini beklemeden iflas tasfiyesine başlamak zorundadır. İflas tasfiyesini iflas dairesi başlatır, ancak adi tasfiyeye başvurulursa, iflas tasfiyesini yürüterek tamamlamak, iflasın özel organları olan, iflas idaresinin ve alacaklılar toplanmasının işidir. İflas tasfiyesi dört aşamadan oluşur. İflas masasının oluşturulması Masanın idaresi Masa mallarının paraya çevrilmesi Paraların paylaştırılması Bu aşamalar aşağıda yeri geldikçe açıklanacaktır.   

18.6.1. İFLAS MASASININ OLUŞTURULMASI18.6.1.1. Defter Tutulması İİK’nın 208 inci maddesine göre, iflas dairesi, ticaret mahkemesi tarafından iflas kararı kendisine bildirilir bildirilmez, müflise ait mal ve hakların bir defterini tutmaya başlar ve müflisin mallarının muhafazası için gereken tedbirleri alma görevini yerine getirmekle yükümlüdür. Müflisin iflas masasına giren mal, alacak ve hakları bu deftere yazılır. Müflisin haczedilemeyen malları da aynı deftere yazılır, ancak bu mallar deftere kaydedilmesine karşılık müflisin kendisinde bırakılır. Aynı zamanda, üçüncü kişilere ait olduğu iddia edilen veya üçüncü kişiler tarafından istihkak iddiasında bulunulan ve müflisin elinde bulunan mallar da şerh verilerek deftere yazılır. İflas dairesi, deftere geçirilen her malın değerini takdir eder veya bilirkişiye taktir ettirir ve bedellerini deftere kaydeder. İflas dairesi, tuttuğu defterin gerçekliği ve tamlığı hakkında beyanda bulunmak üzere müflisin onayına sunar ve daha sonrada müflisin bu konuda vereceği cevap deftere yazılır ve kendisine imzalatılır. 

18.6.1.2. Masa Mallarının Muhafazası İİK’nın 210 uncu maddesine göre, iflas dairesi, müf1isin mağazalarını, eşya depolarını, imalathanelerini, perakende satış dükkanlarını ve buna benzer yerlerini kapatıp mühürler. Ancak, iflas dairesi masa hakkında yararlı olacağı düşünülen yerleri birinci alacaklılar toplanmasına kadar, kendi denetimi altında işletme yoluna da gidebilir. İflas dairesi, müflise ait paraları, kıymetli evrakı, ticari ve ev idaresine ait defterleri ve diğer eşyaları muhafaza altına alır ve diğer malları da defter tutuluncaya kadar mühürler. İflas dairesi, gerekli gördüğü diğer tedbirleri de alabilir. 

18.6.2. TASFİYE ŞEKLİNİN BELİRLENMESİ Müflise ait malların defteri tutularak kıymetleri takdir edildikten sonra üç sonuç ortaya çıkabilir. Bunlarda, Masaya ait hiçbir mal bulunmazsa iflas tasfiyesi tatil edilir, İflas dairesince defteri tutulan malların bedelinin, adi tasfiye giderlerini karşılayamayacağı anlaşılırsa, basit tasfiye usulüne gidilir. Defteri tutulan malların bedelinin, adi tasfiye giderlerini karşılayacağı anlaşılırsa, adi tasfiye usulüne gidilir. İflas dairesi, iflas kararının kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde, tasfiyenin ne şekilde (adi veya basit) yapılacağını belirlemek zorundadır. 

18.6.2.1. BASİT TASFİYE             Basit tasfiye İİK’nın 218 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, iflas dairesince defteri tutulan mallar bedelinin tasfiye masraflarını koruyamayacağı anlaşılırsa basit tasfiye usulü tatbik olunur. Bu takdirde iflas dairesi, alacaklıları yirmi günden az ve iki aydan çok olmamak üzere tayin edilecek müddet içinde alacaklarını ve iddialarını bildirmeğe ilanla davet eder. Bu müddet içinde alacaklılardan biri masrafları peşin vermek suretiyle tasfiyenin adi şekilde yapılmasını isteyebilir. Basit tasfiyede iflas dairesi alacaklıların menfaatlerine muvafık surette malları paraya çevirir ve başka merasime mahal kalmaksızın alacakları tahkik ve sıralarını tayin ederek bedellerini dağıtır ve tasfiyenin kapandığı ilan olunur. Böylece, basit tasfiyenin iki halde ortaya çıkabileceği söylenebilir. Bunlarda, İflas dairesince defteri tutulan malların bedelinin tasfiye giderlerini karşılamadığı durumlarda, iflas dairesi, iflasın basit tasfiye usulüne göre tasfiye edilmesine karar verir. Bu halde, alacaklılardan biri, ilanda belirtilen sürede giderlerini peşin vererek, adi tasfiye usulünün uygulanmasını isteyebilir, istemezse, basit tasfiye usulü uygulanır. Adi tasfiye usulüne başvurulmuşsa, bu tasfiyenin, iflasın açılmasından itibaren altı ay içinde bitirilmiş olması gerekir, bu süre içinde adi tasfiye bitirilemezse, alacaklılar toplantısı tasfiyeye bundan sonra basit tasfiye usulünün uygulanmasına karar verebilirler. Basit tasfiyeyi iflas dairesi yapar. 

18.6.2.2. ADİ TASFİYE VE İLAN İflas idaresince defteri tutulan malların bedelinin adi tasfiye giderlerini karşılayacağı anlaşılırsa, iflas tasfiyesinde, adi tasfiye usulü uygulanır. Adi tasfiye usulü, İİK’ da öngörülen asıl tasfiye şeklini oluşturur. Adi tasfiyenin aşamaları ise aşağıdaki gibidir. 1)                            Adi tasfiyenin ilanı,2)                            Birinci alacaklılar toplantısı, 3)                            İflas idaresinin seçilmesi, 4)                            İflas idaresinin masa alacaklarını tahsil etmesi ve bazı hallerde acele satışlar yapması, 5)                            Üçüncü kişilerin istihkak iddiaları hakkında karar vermesi, 6)                            İflas alacaklarını incelemesi, 7)                            Sıra cetvelini düzenlemesi,8)                            İkinci alacaklılar toplantısı, 9)                            Masa mallarının satışı ve 10)                          Paraların paylaştırılmasıdır. Adi tasfiye de bir ilanla başlar. İflas dairesi, vereceği karar tarihinden itibaren en geç on gün içerisinde, durumu ilan eder ve İİK’nın 219 uncu maddesi uyarınca yapılan ilanda şunlar yazılır. Müflisin kimliği, adresi ve iflasın açıldığı tarih,  İflas alacaklılarının ve istihkak iddiasında bulunanların, alacaklarını ve istihkak iddialarını bu ilandan itibaren bir ay içinde yazdırmaları ve bunların dayanağı olan belgeleri veya onaylı örneklerini vermeleri, Müflisin borçlularının, aynı süre içinde kendilerini ve borçlarını bildirmeleri, aksi takdirde cezalandırılacakları, Müflisin mallarını her ne sıfatla olursa olsun ellerinde bulunduranların, o mallar üzerindeki hakları saklı kalmak şartıyla, bunları aynı süre içinde iflas dairesi emrine vermeleri ve vermezlerse geçerli bir mazeretleri bulunmadıkça cezalandırılacakları ve rüçhan haklarından yoksun kalacakları,  Bu ilanı takip eden on gün içinde ve ilanda belirtilen yer, gün ve saatte birinci (ilk) alacaklılar toplantısı yapılacağı; alacaklıların bu toplantıya gelmeleri veya vekil göndermeleri ve bu toplantıya müflis ile müşterek borçlu olanların ve kefillerinin ve müflisle birlikte borcu tekeffül eden diğer kimselerin katılmaya hakları olduğu. 

18.6.3. İFLAS MASASININ İDARESİ

İflas masasının idaresi, masanın oluşturulması, tasfiyenin ilanı, masanın pasifinin belirlenmesi, masa mallarının satılması, paraların paylaştırılması gibi tasfiye işlemlerinin yapılması aşamalarından oluşur. Tasfiye işlemlerinin iflas dairesi tarafından başlatılmasının ardından birinci alacaklılar toplantısı yapılır ve bu toplantıda gösterilen adaylar arasından iflas idaresinde görev alacakların seçimi gerçekleştirilir. İflas idaresinin belirlenmesinin ardından, artık masayı idare ve tasfiye işlemlerini yürütme görevi, iflas dairesinden, iflas idaresinin yetki kapsamına devredilir. .

18.6.4. BİRİNCİ ALACAKLILAR TOPLANTISI Alacaklılar toplantısı, iflas alacaklılarının, iflas tasfiyesi ve masanın idaresi için gerekli kararları vermek amacıyla yaptıkları toplantıdır. Birinci alacaklılar toplantısı ve ikinci alacaklılar toplantısı olmak üzere iki çeşit toplantı vardır. Alacaklılar, adi tasfiye ilanından itibaren on gün içinde ilanda belirtilen yer, gün ve saatte toplanırlar , buna birinci alacaklılar toplantısı denir. Birinci alacaklılar toplantısına iflas müdürü veya yardımcılarından biri başkanlık eder. Toplantıya başkanlık eden müdür, alacaklı oldukları, tercihen ellerinde noter veya ipotek senedi gibi resmi senetle sabit olan kişilerden bir veya iki alacaklı ile birlikte bir büro (iflas bürosu) oluşturur. Toplantıda kullanılacak oyların geçerli olup olmayacağına, bu büro karar verir. Büronun işlemlerine karşı ilgililer toplantı tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikayette bulunabilirler. Kendileri veya temsilcileri toplantıda hazır bulunan alacaklılar, bilinen alacaklar tutarının en az dörtte birini temsil ediyorsa, toplantı nisabı hasıl olur. Toplantıda bulunanlar beş kişiden az ise bunların, alacak tutarının yarısına sahip olması gerekir. Kararlar, alacak tutarı ekseriyeti ile alınır. Alacaklıların toplanması mümkün olmazsa veya karar nisabı oluşmazsa, durum bir tutanak ile tespit edilir. Bu halde iflas idaresi ikinci alacaklılar toplanmasına kadar masayı idare eder ve tasfiyeye devam eder. Birinci alacaklılar toplantısının en önemli görevi, iflas idaresine aday göstermek ve ayrıca tasfiye için gerekli olan acele kararları vermektir. 

18.6.5. İFLAS İDARESİ             İflas idaresi İİK’nın 223, 226 ve 227 nci maddelerinde düzenlenmiştir ve üç kişiden oluşur. Toplanan alacaklıların yapacağı seçimde, bu sayının iki katı, bu konuda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip kişi aday gösterilir. Bu adaylardan dört adedi alacak tutarına göre ekseriyeti teşkil edenlerce, iki adedi ise alacaklılar sayısı itibariyle ekseriyeti teşkil edenlerce seçilir ve icra tetkik merciine bildirilir. İcra tetkik mercii, iflas idaresini teşkil edecek üç kişiden ikisini alacak ekseriyetine sahip olanların gösterdiği dört aday, birini ise alacaklı ekseriyetinin gösterdiği iki aday arasından seçer. Tasfiye, iflas dairesince, teşkil edilen iflas idaresine havale olunur.               İflas idaresi kararlarını çoğunlukla alır. İflas masasına alacaklı olarak müracaat eden alacaklılar, tebligatı kabule elverişli adres göstermek ve yazı ve tebliğ masrafları için avans vermek suretiyle iflas idaresince alınacak kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında iflas idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.             İflas idaresi iflas dairesinin murakabesi altındadır. Buna göre, iflas dairesi aşağıdaki görevleri yerine getirir. Alacaklılar toplantısının kararlarına, alacaklıların menfaatine uygun görmediği bütün tedbirlere ve idarece kabul edilen alacaklar ile istihkak iddialarının kabulüne dair olan kararlardan kanuna ve hadiseye uygun görmediklerine yedi gün içinde tetkik merciine müracaatla itiraz etmek. İflası idare edenlerin ücretleriyle masrafları da dahil olmak üzere hesap pusulalarını merciin tasdikine arz etmek.             Masanın kanuni mümessili iflas idaresidir. İdare masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükelleftir. İflas idaresi, icra tetkik merciinin şikayet üzerine verdiği kararlara uymak zorunda olup bunlara karşı iflas idaresi olarak itiraz veya temyiz yoluna başvuramaz. İcra tetkik mercii, iflas idaresi üzerinde gözetim yetkisine sahip olup gerektiğinde iflas idaresini teşkil edenlerin görevine son verebilir. Tetkik mercii, görevine son verilen veya istifa edenin yerine, önceki adaylar arasından yenisini seçer. İflas idaresini teşkil edenler kusurlarından ileri gelen zarardan sorumludurlar. 

18.6.6. İFLASTA İSTİHKAK DAVALARI Bazı durumlarda istihkak iddia edilen mal, müf1isin ve dolayısıyla masanın elinde olabileceği gibi, üçüncü bir kişinin elinde de olabilir. Deftere yazılan mallardan müflisin elinde bulunup da, üçüncü kişilere ait olduğu iddia edilen veya üçüncü kişiler tarafından mülkiyet iddia olunan mallar, şerh verilerek deftere yazılır. Bu durumda, üçüncü kişilerin, istihkak iddialarını, ilandan itibaren bir ay içinde bildirmeleri gerekir. Üçüncü kişiler tarafından istihkak iddia edilen malların, onlara verilip verilmeyeceğini, yani istihkak iddiasının kabul edilip edilmeyeceğini iflas idaresi kararlaştırır. İflas idaresi, istihkak iddiasını reddederse, ikinci alacaklılar toplantısı da bu kararı uygun bulursa, üçüncü kişiye, icra mahkemesinde istihkak davası açması için yedi günlük bir süre verir. Üçüncü kişi, yedi gün içinde istihkak davası açmazsa, masaya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır. Üçüncü kişi yedi gün içinde istihkak davası açmak isterse, davasını icra mahkemesinde açar. İstihkak davasına bakan icra mahkemesi, gerekli görürse davacı üçüncü kişiden, iflas masasının muhtemel zararına karşılık olmak üzere teminat isteyebilir. İcra mahkemesi istihkak davasını reddederse, malın masaya ait olduğu icra mahkemesi kararı ile tespit edilmiş olur. iflas idaresi malı satarak elde edeceği parayı alacaklılara paylaştır. İflas idaresi, üçüncü kişinin istihkak davasını kazanması halinde, malı masadan çıkararak üçüncü kişiye teslim etmek zorundadır. İflas idaresi, üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul ederse ve ikinci alacaklılar toplantısı da bu kararı uygun bulursa, mal üçüncü kişiye verilir. İstihkak konusu mal, üçüncü kişinin elinde ve bunun müflise ait olduğu iddia edilirse, üçüncü kişinin elinde bulunan mal, masa mallarının tutulduğu deftere yazılır ancak mal üçüncü kişinin elinde bırakılır. Malın, üçüncü kişinin elinden alınabilmesi için, iflas idaresinin üçüncü kişiye karşı genel mahkemede bir istihkak davası açması gerekir. İf1as idaresinin bu davayı kazanması halinde, mal masaya dahil edilir. Davayı üçüncü kişi kazanırsa, malın üçüncü kişiye ait olduğu mahkemece tespit edilmiş olur. 

18.6.7. MASA ALACAKLARININ TAHSİLİ VE ACELE SATIŞLAR             İİK’nın 229 uncu maddesine göre, iflas idaresi, masanın vadesi gelmiş alacaklarını tahsil ve lüzumunda takip veya dava eder. Kıymeti düşecek veya muhafazası masraflı olacak mallar,geciktirilmeksizin iflas idaresi tarafından satılır. Borsa ve piyasada fiyatı bulunan hisse senetleri ve diğer mallar derhal paraya çevrilebilir, bunların dışında kalan mallar ancak ikinci alacaklılar toplanmasından sonra satılır. Rehinli mallar ve üretime yönelik yerler iflas idaresi tarafından en yakın ve münasip zamanda satılır, bunun için ikinci alacaklılar toplantısını beklemeye gerek yoktur. 

18.6.8. ALACAKLARIN İNCELENMESİ İflas idaresi, masaya yazdırılan her alacak ve istihkak iddiası hakkında ayrı ayrı inceleme yapar. Alacaklı, alacağının delilerini iflas idaresine vermek zorundadır, aksi halde iflas idaresi alacağı ispat edilmemiş sayıp, reddedebilir.iflas idaresi her alacağın mevcut olup olmadığını, mevcutsa miktarını ve sırasını belirler. İflas idaresi bu belirlemeyi, seçilmesinden itibaren üç ay içinde yapıp bitirmelidir. İflas idaresi, her alacağı kabul edip etmediğini müflise de sorar, müflis kabul ediyorsa, bu husus borç ödemeden aciz belgesine de yazılır. Müflisin bir alacağı kabul etmesi, iflas idaresini bağlamaz, iflas idaresi kendi araştırmasını yaparak, her alacağı kabul veya reddeder. 

18.6.9. SIRA CETVELİ             Alacakların kaydı için muayyen müracaat müddeti geçtikten sonra ve iflas idaresinin seçilmesinden itibaren en geç üç ay içinde iflas idaresi tarafından alacaklıların sırasını gösteren bir cetvel yapılır ve iflas dairesine bırakılır. Zorunlu hallerde üç ayın bitiminde önce iflas idaresinin tetkik merciine başvurması halinde merci bir defaya mahsus olmak üzere bu süreyi en çok üç ay daha uzatabilir. Süre içinde sıra cetvelinin verilmemesi halinde iflas dairesinin durumu mercie intikal ettirmesi üzerine iflas idaresi üyelerinin vazifesine son verilir ve gerçekleştirilmiş hizmetleri için kendilerine bir ücret tahakkuk ettirilmeyeceği gibi bir daha aynı iflas idaresinde görev alamazlar.             Sıra cetvelinde kabul edilmeyen alacaklar red sebepleri ile birlikte gösterilir. Ancak, iflas idaresi ipotekle temin edilmiş alacakla ilgili olarak bunu doğuran sebep veya ipotek limiti miktarı bakımından red kararı vermeyip, kabul etmediği ikinci alacaklılar toplantısına bildirir. İpoteğin iptali veya miktarının tenzili iddiasını takip hakkı, isteyen alacaklıya devrolunur             İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları usulene göre ilan yoluyla haberdar eder. İddialarının tamamı veya bir kısmı reddedilen yahut iddia ettikleri sıraya kabul edilmeyen alacaklılara doğrudan doğruya haber verilir. Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nispette katılması gerektiği konusunda on beş gün zarfında karar verir.             İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. İtirazda bulunan başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nispetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taalluk etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yolu ile tetkik merciine arz olunur. 

18.6.10. ALACAKLARIN GEÇ BİLDİRİLMESİ Vaktinde (bir aylık süre içinde) alacaklarını masaya yazdırmayan alacaklılar, iflasın kapanmasına kadar, iflas idaresine başvurarak, alacaklarını masaya yazdırabilirler. Bir alacaklının daha sonra başvuruda bulunarak alacağını iflas masasına yazdırması halinde, iflas idaresi bu alacak hakkında da inceleme yapar ve bunun ardından bu alacağın kabulüne veya reddine karar verir. İflas idaresi geç bildirilen alacağı kabul ederse, sıra cetvelini buna göre düzeltir ve düzeltilen sıra cetvelini buna göre ilan eder. Alacaklılar, ilan edilen sıra cetveline karşı şikayet ve itiraz yollarına başvurabilirler. İflas idaresi geç bildirilen alacağı reddederse veya istediği sıraya kaydetmezse, iflas idaresi tarafından alacağı reddedilen alacaklıya durum doğrudan doğruya bildirilir. Geç başvuran alacaklı, bu durumda sıra cetveline karşı itiraz davası açabilir veya şikayet yoluna başvurabilir. 

18.6.11. İKİNCİ ALACAKLILAR TOPLANTISI             İkinci alacaklılar toplantısı İİK’nın 237 ila 240 ıncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre, iflas idaresi, alacakların tespit işini yaptıktan sonra, en geç üç aylık sürenin bitiminde alacakları tamamen veya kısmen idarece kabul edilen alacaklılar ile sıra cetveline kayıt davası açmış alacaklılardan, katılmalarına karar verilmiş olanları da ikinci toplantıya ilanla davet eder. İlan, en az yirmi gün evvel yapılır ve ilanın birer nüshası alacaklılara gönderilir.Toplantıya iflas memuru veya muavini başkanlık eder.             İflas idaresi tasfiyenin cereyanı şekline ve alacaklarla borçların vaziyetine dair alacaklılar toplantısına ilişkin bir rapor verir. Alacaklılar toplanması iflas idaresini vazifelerinde bırakmak isterse bu hususta ve masanın menfaati için zaruri gördüğü diğer hususlarda icap eden kararları verir. Alacaklılar toplanması mümkün olmazsa keyfiyet tespit edilir ve bu halde iflas idaresi tasfiye kapanıncaya kadar işe devam eder.             Alacaklıların çoğunluğu isterse ve bu durumu iflas idaresi gerekli görürse yeniden alacaklılar toplantısı için davette bulunabilir. 

18.6.12. MASA MALLARININ PARAYA ÇEVRİLMESİ İflas masasına giren mallar, iflas idaresi tarafından satılır ve elde edilen paralar alacaklılar arasında paylaştırılır. Masa mallarının satışı ancak, iflas kararı kesinleştikten ve ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasını takiben yapılır. Acele satılması gereken mallarla rehinli mallar ikinci alacaklılar toplantısından önce de satılabilir. İflas masasına ait malların hangi usule göre satılacağına ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. Masaya ait mallar iflas idaresi tarafından açık artırma veya alacaklılar karar verirlerse pazarlık suretiyle satılır. Üzerinde rehin hakkı bulunan mallar ancak, rehin hakkı sahibi alacaklıların muvafakatı ile pazarlıkla satılabilir. İkinci alacaklılar toplantısı, bazı malların pazarlıkla satışına karar vermişse, iflas idaresi o malları normal satım sözleşmesi hükümlerine göre satar. Ancak, hacizde olduğu gibi, iflasta da, asıl satım şekli açık artırma yolu ile satımdır. İflas idaresi, açık artırma yolu ile satılmasına karar verilen malları ise, açık artırma ile satar. Açık artırma yolu ile satım kural olarak genel haciz yolu ile takipte olduğu gibidir.  

18.6.13. PAY CETVELİ VE SON HESAP             İflas idaresi masaya giren malların tümünü satıp bedellerini tahsil ettikten sonra, bu paraları dağıtabilmek için sıra cetvelinin kesinleşmesini beklemek zorundadır. Sıra cetveli kesinleştikten sonra, iflas idaresi, her bir alacaklının hissesine düşen miktarı gösteren bir pay cetveli düzenler. Pay cetveli ve son hesap iflas dairesine bırakılır ve orada on gün kalır. İflas idaresince bırakılma keyfiyeti ve payının miktarı her alacaklıya bildirilir. 

18.6.14. PARALARIN DAGITILMASI Masaya giren malların satılması sonunda elde edilen paraların dağıtımı iki şekilde yapılmaktadır. Kesin dağıtım Geçici dağıtım 

18.6.14.1. Kesin Dağıtım Sıra cetveli ve buna bağlı olarak pay cetveli kesinleştikten sonra, masada bulunan paralar, alacaklılara pay cetvelinde belirtildiği miktarda dağıtılır. Masadaki malların tümü satıldıktan, sıra cetveli ve pay cetveli kesinleştikten sonra dağıtım yapılmasına kesin dağıtım adı verilmektedir. Geciktirici şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı alacaklar için ayrılan paralar, alacaklılara ödenmez, bunlar, ileride şartın gerçekleşmesi veya vadenin gelmesi halinde alacaklıya ödenmek üzere, bir bankaya yatırılarak burada tutulurlar. 

18.6.14.2. Geçici Dağıtım Geçici dağıtım için sıra cetvelinin kesinleşmiş olması zorunlu değildir. Bu dağıtımda, sıra cetveli kesinleşmemiş, bütün mallar satılmamış veya henüz çekişmeli hak ve alacaklar bulunduğundan, yapılan dağıtım geçicidir. Geçici dağıtım için de, geçici bir pay cetveli yapılır, bu cetvel kesinleştikten sonra geçici dağıtım yapılır. Geç başvuran alacaklı, daha önce kararlaştırılmış olan geçici dağıtıma katılamaz. 

18.7. ACİZ BELGESİ Genelde iflas masasındaki paranın alacaklılara kesin olarak dağıtılmasından sonra, alacaklıların bir kısmı alacaklarının tamamını tahsil edemeyebilirler. İşte, alacağının tümünü alamayan iflas alacaklılara, alacaklarının ödenmeyen kısmı için verilen belgeye aciz belgesi denilir. Bu belge, kesin dağıtım sonunda, iflas idaresi tarafından düzenlenir ve alacaklıya verilir. Buna karşın, geçici dağıtım sonunda bir aciz belgesi verilmez. Aciz belgesi, yalnız iflas alacaklılarına verilir, masa alacaklılarına verilmez.. İflastaki aciz belgesinin hukuksal açıdan doğurduğu sonuçlar ise şöyledir. İflastaki aciz belgesinin, borç ikrarını içeren bir belge sayılabilmesi için, müflisin, borcu kabul etmesi ve bunun aciz belgesine yazılması gerekir. Aciz belgesi sahibi alacaklı, iflas kapandıktan sonra, borçluya karşı bu belgeye dayanarak takip yapabilir, ancak bunun için, borçlunun yeni mal iktisap etmiş olması gerekir. Müflis, yeni mal iktisap etmeden takip yapılacak olursa, yeni mal iktisap etmediği itirazında bulunabilir.  İflas kapandıktan sonra bir yıl içinde de takip yapılırsa, müflise yeniden ödeme emri gönderilmesi gerekir. İflasta, borç ödemeden aciz belgesi sahibi alacaklı, borçluya karşı doğrudan doğruya iptal davası açamaz. Ancak, kendisine dava açma yetkisi verilmişse bu davayı açabilir. Alacaklı, iflastaki borç ödemeden aciz belgesi ile de, bir başka alacaklının koydurduğu hacze iştirak edilebilir. 
18.8. İFLASIN KAPANMASI 
            İflas idaresi, masaya giren malları satıp, alacaklıların alacaklarını ödedikten ve alacağı ödenemeyen alacaklılara borç ödemeden aciz belgelerini verdikten sonra, iflas tasfiyesi tamamlanır. İflas idaresi bundan sonra, iflasın kapanmasına karar vermesi için, iflasın açılmasına karar veren ticaret mahkemesine başvurur. İflas idaresi, ticaret mahkemesine başvururken, iflas tasfiyesinin ne şekilde yapıldığını gösteren son rapor düzenler ve başvurusuna bunu da ekler. Mahkeme iflasın idaresinde hata ve noksan görürse tetkik merciine bundan haber verir. Mahkeme, tasfiyenin bittiğini anladıktan sonra kapanma kararı verir ve sonrada İflas dairesi kapanmayı ilan eder.             İflas kapandıktan sonra tasfiyeden hariç kalmış bir mal bulunduğu haber alınırsa iflas dairesi o mala vaziyed edip sattıktan sonra başka bir merasime hacet kalmaksızın bedelini eksik alan alacaklılara sıralarına göre dağıtılır. Evvelce bankaya yatırılmış olup ta tasarrufu kabil bir hale gelen paralar hakkında da aynı hüküm uygulanır. Şüpheli bir hak mevzubahis olduğu zaman iflas dairesi alacaklılara keyfiyeti ilan eder yahut mektupla bildirir ve gerekli işlemi yerine getirir.             İflas açıldıktan altı ay içinde tasfiye edilmek lazımdır. Bu müddet içinde tasfiye muamelesi bitmediği takdirde alacaklılar toplanıp basit tasfiye usulünün tatbikine karar verebilir. Bu karar da çoğunluğun bu yönde oy kullanması şarttır. Böyle bir karar verilmemişse tetkik mercii icabına göre müddeti uzatır.

18.9. İFLASIN KALDIRILMASI             İflasın kaldırılmasına ilişkin hükümlere İİK’nın 182 nci maddesinde yer verilmiştir. Bu hükümlere göre, borçlu bütün alacaklılarının taleplerinin geri aldıklarına dair bir beyanname veya tekmil alacakların itfa olunduğu hakkında bir vesika gösterir veya akdolunun konkordato tasdik edilirse mahkeme, iflasın kalkmasına ve borçlunun serbestçe tasarrufu için mallarının kendisine iadesine karar verir ve buna da iflasın kaldırılması adı verilir. İflasın kalkmasına, alacak hakkındaki taleplerin kaydı için muayyen müddetin bitmesinden iflasın kapanmasına kadar karar verilir ve bu yönde bir karar alınması durumunda iflasın kaldırıldığı ilan olunur. İflasın kaldırılması talebi ancak şu hallerde mümkündür.  Bütün alacaklıların iflas talebini geri almış olması Bütün alacakların itfa edilmiş olması yani borçların bir şekilde ödenmiş olması Müflisin, iflasın açılmasından sonra konkordato teklif etmesi ve bunun alacaklılarca kabul edilip, mahkemece tasdik edilmesi İflasın kaldırılmasını, ilk iki halde, müflis; son halde ise, iflas idaresi ister. Müflis veya iflas idaresi, iflasa karar veren ticaret mahkemesinden iflasın kaldırılmasını ister. Mahkeme, yapacağı inceleme sonunda, iflasın kaldırılması sebeplerinden birinin gerçekleştiğini tespit ederse, iflasın kaldırılmasına karar verir. İflasın kaldırılması ile, iflas, bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kalkar, borçlu sanki hiç iflas etmemiş gibi olur, müflislik sıfatı sona erer, masaya giren malları üzerindeki tasarruf yetkisini tekrar kazanır. 

18.10. KON KORDATO İyi niyetli olup ta işleri yolunda gitmeyen, ekonomik sıkıntıya bağlı olarak ödeme güçlüğü çeken bir borçlunun, alacaklılarının çoğunluğu ile bir anlaşmaya vararak; alacaklıların borçluya bir süre verdiği, alacaklıların alacaklarının bir kısmından vazgeçebildiği veya her ikisini birlikte yapabildiği yahut da borçlunun malvarlığını alacaklılara vererek borçlarından kurtulabildiği; borçlu ve alacaklılar arasında yapılan ve mahkemenin tasdikiyle hüküm ifade eden anlaşmaya, konkordato denilmektedir. İflas halinin aksine konkordatoda alacaklı, daha fazla miktarda ve daha çabuk alacağına kavuşabilme şansına sahip olabilmektedir. Ayrıca, borçlu, daha fazla ödeyerek, borcundan kurtulabilir.

Borçlu, ayrıca konkordato teklif eder ve konkordato teklifi kabul edilirse, durumunun iflas ile sonuçlanmasından kurtulur. Borçlunun iflasa tabi olmadığı hallerde de daha hızlı hareket edip, borçlunun mallarını haczettiren alacaklı, alacağını tam olarak elde ederken, geç kalan alacaklılar bu durumda bir şey elde edemeyebilirler. Oysa konkordato halinde, bütün alacaklılar belirli bir oran dahilinde eşit olarak tatmin edilme şansına sahip olmaktadırlar.. Konkordato, ödeme güçlüğü içine düşen ticari şirketlerin de, iflas etmelerini engelleyebilen bir kurumdur. Konkordatoda, haciz veya iflasın yolunun aksine, alacaklılar borçluya karşı takip yoluna başvurmazlar. Bu noktada belirtmek gerekirse, iflas ve tasfiyenin amaçları farklılık arz etmektedir. İflasta güdülen amaç, borçlunun malvarlığının tasfiyesi suretiyle alacaklıların alacaklıların alacaklarını alması iken, konkordatoda bu amaç, genel olarak borçlunun içinde bulunduğu ekonomik krizden kurtulabilmesi için bazı kurtuluş yolları şansının tanınmasıdır. 

18.10.1. ADİ KONKORDATO (IFLAS DIŞI KONKORDATO) Adi konkordato, İİK’nın 285 inci maddesinde düzenlenmiştir. İflas dışı konkordatoyu, iflasa tabi olsun olmasın, bütün borçlular teklif edebilir. Ancak uygulamada genelde, iflasa tabi borçlular konkordato teklif etmektedir. Konkordatoyu, borçlu bizzat kendisi teklif edebileceği gibi, iflas talebinde bulunabilecek her alacaklı da borçlu hakkında konkordato isteyebilir . İflas dışı konkordatonun aşamaları genel olarak şu şekilde gerçekleşir:Borçlu veya borçlunun bir alacaklısı, icra mahkemesine gerekçeli bir konkordato teklifinde bulunur. İcra mahkemesi, teklif kanunda belirtilen şartları taşıyorsa, borçluya bir konkordato süresi verir ve ayrıca konkordato komiseri tayin yoluna gider. Borçlu bu mühlet içinde, komiserin denetiminde işlemlerini sürdürür, konkordatoyu alacaklıların kabulüne hazırlar. Komiser alacaklıları toplantıya çağırır, Alacaklılar toplantısında, alacaklılar konkordato teklifini kabul veya reddedebilir. Alacaklılar konkordatoyu, kabul ederse, konkordato ticaret mahkemesinin tasdikine sunulur,Ticaret mahkemesi, kanunda belirtilen şartlar gerçekleşmişse, konkordatoyu tasdik eder, bu şekilde konkordato yürürlük kazanmış olur. 

18.10.1.1. KONKORDATO TALEBİ             Konkordato hükümlerinden istifade etmek isteyen herhangi bir borçlu, tetkik merciine bir konkordato projesi verir ve bu projeye bağlı bir bilanço ve defter tutmaya mecbur şahıslardan ise defterlerinin vaziyetini bildiren bir cetvel ekler. Bu cetvelde, bilhassa Ticaret Kanununa göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsinin tutulmuş olup olmadıkları gösterilir.             Borçlu, bilançosunda yazılı mal ve kıymetleri, konkordato mühletinin verilmemesi halinde, bilançoyu tetkik merciine sunduğu tarihten bir sene içinde takibe uğradığı takdirde, borçlunun ve ailesinin idareleri için iflas memurunun bıraktığı mallar müstesna olmak üzere borçlu, defteri yapılmış olan malları aynen veya istenildiği zamanki kıymetiyle göstermeye mecburdur. Konkordato mühleti kaldırılmış veya konkordato tasdik edilmemişse, bunların kesinleşmesi tarihlerinden itibaren bir sene ve konkordato feshedilmişse feshin kesinleşmesinden altı ay müddetle borçlu için aynı mecburiyet vardır. Mevcut malları ve alacakları borçlarının en az yüzde ellisini ödemeye yetişmeyen borçlu konkordato isteyemez. 

18.10.1.2. KONKORDATO MÜHLETİ             Tetkik mercii borçluyu dinledikten sonra onun durumunu ve hesaplarının halini ve işlerindeki doğruluğunu ve taahhütlerini yerine getirmesine mani olan sebepleri göz önünde tutarak, projenin alacaklıları zarara sokmak kasdından ari ve borçlunun mevcudiyle mütenasip olup olmadığına ve mevcudunun yüzde elliyi ödemeye yetişip yetişmediğine göre, talebinin uygun olup olmadığına karar verir. Borçlu, kendisine mühlet verilmesi hakkındaki merci kararını beş gün içinde masraflarını verip tatbike koydurmazsa verilen mühlet kendiliğinden kalkar. Buna göre, konkordato teklifinin kabulü ve konkordato mühleti verilebilmesi için gerekli şartlar şunlardan oluşur: Konkordato, alacaklılar tarafından kabul edilebilir, borçlu tarafından gerçekleştirilebilir nitelikte olmalıdır. Borçlu tarafından teklif edilen ödeme oranı, kaynakları ile orantılı olmalıdır.  Konkordato, özellikle borçlu tarafından teklif ediliyorsa, borçlunun iyi niyetli olması, alacaklıları zarara sokma kastının bulunmaması gerekir.             Konkordato talebi usulene göre ilan edilir. Konkordato talebinin ilanından itibaren on gün içinde alacaklılar itiraz ederek konkordato mühleti verilmesini gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek tetkik merciinden konkordato talebinin reddini isteyebilirler. Talep uygun görülürse tetkik mercii borçluya en fazla üç aylık bir mühlet verir ve aynı zamanda lazım gelen bilgi ve tecrübeye malik Türk vatandaşlarından bir komiser tayin eder.             Komiserin teklifi üzerine süre iki ayı geçmemek üzere uygun bir müddet ile  uzatılabilir. İhtiyati tedbir yoluyla da olsa, borçluya karşı başlamış olan takiplerin konkordato mühletinin bitiminden sonraki dönem içinde durdurulmasına veya borçluya karşı yeni takip yapılamayacağına karar verilemez. Tetkik merciince mühlet yurt sathında tirajı en yüksek beş gazeteden birinde ilan olunur ve icra dairesiyle tapu dairesine bildirilir. Borçlu bir tacir ise ticaret sicili memurluğuna ve deniz ticaretiyle meşgul ise ayrıca gemi sicil memurluğuna da haber verilir.             Konkordato talebi üzerine verilecek mühlet kararına ilan tarihinden itibaren yedi gün içinde her alacaklı dilekçe ile itiraz edebilir. Tetkik mercii bu itirazların hepsini tarafları dinleyerek bir kararla halleder. Alacaklının itirazının reddine dair kararlar ile borçluya mühlet verilmesine veya verilmiş mühletin uzatılmasına dair merci kararları temyiz olunamaz. İtiraz mühletin devam etmesini durdurmaz.                Konkordato verilmesinin bazı sonuçları vardır. Buna göre, rehinli alacaklar müstesna olmak üzere, mühlet içinde borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler devam etmez. Borçlu açısından bakılacak olursa, Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Fakat, borçlu, mühletin ilanından itibaren, rehin ve ipotek tesis edemez, gayrimenkul satamaz, kefil olamaz ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Aksi takdirde yapılan akitler hükümsüzdür. Ancak konkordato tasdik kararı için gerekli harcı karşılamak üzere buna yeter miktardaki malları üzerinde komiserin nezareti altında tasarrufta bulunabilir. Borçlu bu duruma yahut komiserin hüsnü niyetine şüpheyi haklı bir durum gösterir ve bir harekette bulunursa, tetkik mercii komiserin raporu üzerine mümkün ise borçluyu dinledikten sonra söz konusu süreyi ortadan kaldırabilir.   Alacaklılar, konkordato komiserince ilanda belirtilen yer, gün ve saatte toplanırlar ve konkordato teklifini aralarında görüşürler. Borçlu toplantıda hazır bulunur, gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Toplantıya, konkordato komiseri başkanlık eder ve toplantının başında borçlunun durumu hakkında alacaklılara bir rapor verir ve bu raporda alacaklar hakkında yaptığı inceleme sonuçlarını da belirtir. Toplantıda herhangi bir oylama yapılmaz; ancak, toplantı sonunda bir tutanak düzenlenir ve bu tutanağı konkordatoyu kabul eden alacaklılar imza ederler, ayrıca, on günlük bir süre içinde isteyen alacaklılar konkordatoyu kabul ettiklerini komisere bildirebilirler. 

18.10.1.4. KONKORDATONUN TİCARET MAHKEMESİNCE İNCELENMESİ VE KARAR VERİLMESİ Konkordato komiseri, alacaklılar toplantısı sonunda tutulan tutanağı, alacaklıların imzalayabilmesi için tanınan on günlük süre sona erdikten sonra, konkordatonun kabul edilip edilmediği, tasdikinin uygun olup olmadığı konusundaki kendi şahsi görüşünü de bir rapora bağlayarak tüm konkordato dosyasını ticaret mahkemesine verir ve icra mahkemesine de durumu bildirir. Konkordato dosyası kendisine sunulan mahkeme, bir duruşma günü tespit eder ve bu durumu ilan ettirir. Ayrıca, borçluyu, komiseri ve var ise ilgili rehinli alacaklıları ayrı ayrı duruşmaya davet eder. Konkordatonun tasdiki talebi, çekişmesiz yargı niteliği taşıdığından mahkeme, gerekli incelemeleri re'sen yapar ve eksiklikler varsa, bunların tamamlanmasını isteyebilir. Mahkeme duruşmada, borçluyu, komiseri ve duruşmaya gelen ve itiraz eden alacaklı varsa onları dinledikten sonra, mühlet içinde olmak üzere, kısa bir zamanda kararını verir. Mahkeme, yaptığı inceleme sonunda konkordatonun tasdikine veya tasdiki talebinin reddine karar verebilir ve durumu ilan ettirerek ilgililere duyurur. Ticaret mahkemesinin konkordatoyu tasdik edebilmesi için aşağıda sayılan şartların tümünün gerçekleşmiş olması gerekir: Borçlunun teklif ettiği ödeme oranı, borçlunun kaynaklan ile orantılı olması, Konkordatonun, alacaklılar toplantısında, kaydedilmiş olan alacaklıların yarısı ve alacakların üçte ikisini aşan bir çoğunluk tarafından kabul edilmiş olması, Konkordato işlemlerinin yerine getirilmesini, alacakları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesini ve mühlet sırasında komiserin onayıyla akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için, bu alacaklılardan her biri özel olarak ve açıkça kendi alacağı bakımından vazgeçmedikçe yeterli teminatın gösterilmesi, Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması, Malvarlığının terki suretiyle konkordatoda, paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen meblağın, iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının öngörülmesi, Borçlunun konkordato teklif etmesi halinde, onun iyi niyetli olması gerekir. Bu şartların tümünün karşılanması durumunda, mahkeme, konkordatoyu tasdik eder. Tasdik kararında, alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği, borçlunun borçlarını nasıl ödeyeceği ve gerekirse, sağlanacak teminatlar gösterilir. Konkordatonun tasdiki kararı, itiraz eden alacaklılar tarafından on gün içinde temyiz edilebilir. Ticaret mahkemesi yukarıda belirtilen şartlardan bir veya bir kaçının bulunmadığını tespit ederse, konkordatonun tasdiki talebine yönelik red karar verir. Talebin reddine ilişkin karar, borçlu tarafından, on gün içinde temyiz edilebilir. Bu kararın kesinleştiğinin ilanından itibaren on gün içinde bir alacaklı, borçlu, iflasa tabi kişilerden olmasa bile, onun doğrudan doğruya iflasını isteyebilir. Konkordatonun tasdiki talebini reddeden mahkeme, teminat aramaksızın, borçlunun haczi mümkün bütün mallarının ihtiyaten haczine karar verir. 

18.10.1.5. KONKORDATONUN HÜKÜMLERİ Konkordatonun, ticaret mahkemesince tasdik edilmesi durumunda bazı sonuçlar ortaya çıkar ve bunlar aşağıdaki gibidir. Tasdik edilen konkordato, alacakları mühlet kararından veya komiserin onayı olmaksızın konkordatonun tasdikine kadar dolmuş bütün alacaklar için mecburi olarak bağlayıcılık kazanır. Ancak bu durum İİK’nın 303 üncü maddesinde belirtilen bazı alacaklar için geçerli değildir yani bu alacaklar, konkordatoya tabi olmaksızın tam olarak ödenir. Bu alacaklar da; a)   Rehinli alacaklıların, rehinin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları, b) Bir malın aynından doğan kamu alacakları, c) İmtiyazlı alacaklardan oluşur. Konkordatonun tasdiki kararında, komiser veya uzman bir kişi, iki ayda bir mahkemeye rapor verir, alacaklılar bu raporları inceleyebilirler. Konkordato mühletinden önce borçlunun mallarına konulmuş hacizler varsa ve bu hacizli mallar henüz satılmamışsa, konkordatonun tasdiki ile bu hacizler kendiliğinden düşer. İcra mahkemesi, emrederse, çekişmeli alacaklılar hakkında ayrılan paylar, hüküm kesinleşinceye kadar, borçlu tarafından sağlam bir bankaya, banka bulunmayan yerlerde icra veznesine yatırılır. Borçlu tarafından, konkordato şartlarından fazla olarak alacaklılardan birine yapılan vaatler ayrıca bir hükme gerek kalmaksızın batıldır. Konkordatoya kabul oyu vermeyen alacaklı, müşterek borçlulara ve borçlunun kefillerine ve borcu kabul edenlere karşı bütün haklarını muhafaza eder yani alacağını söz konusu bu kişilerden tam olarak isteyebilir. Konkordatoya kabul oyu vermiş olan alacaklı dahi, kendi haklarını söz konusu kimselere ödeme karşılığında alacağını devretmeyi teklif ederse ve onlara alacaklılar toplantısının günü ile yerini en az on gün önce haber verirse aynı şekilde, alacağını tam olarak isteyebilir.Konkordatoyu tasdik eden hakim, borçlunun talebi üzerine, tasdik kararından itibaren en fazla bir yılı geçmemek ve erteleme süresince işleyecek olup mevcut rehinle karşılanamayan faizler teminat altına alınmak kaydıyla, rehinli taşınır veya taşınmazın, konkordato talebinden önceki bir alacak nedeniyle satışını erteleyebilir 

18.10.1.6. KONKORDATONUN FESHİ             Kendisine karşı konkordato şartları ifa edilmeyen her alacaklı konkordato mucibince iktisap etmiş olduğu yeni hakları muhafaza etmekle beraber konkordatoyu tasdik eden mahkemeye müracaatla kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Fesih talebi üzerine verilecek hükmün tebliğinden on gün içinde temyizi mümkündür. Her alacaklı suiniyetle muallel bulunan bir konkordatonun feshini tasdik kararını vermiş olan mahkemeden isteyebilir. 

18.10.2. İFLASTAN SONRA KONKORDATO İflasın açılmasından sonra da, borçlu-müflisin konkordato teklif edebilmektedir. Ancak bu talep, iflası engelleyici değil, iflası kaldırıcı bir özellik taşımaktadır. Müflis, iflasın açılmasından sonra konkordato teklifinde bulunmak isterse, teklifini seçilip göreve başlamışsa iflas idaresine, seçilmemişse veya basit tasfiye ile iflas takibi yapılıyorsa iflas dairesine verir.   İflas idaresi, konkordato hakkındaki kişisel görüşüyle birlikte teklifi, ikinci alacaklılar toplantısına (veya daha sonraki toplantılara) bildirir. İflas içi konkordatoda, konkordato mühleti verilmez çünkü mühlet verilmesiyle amaçlanan hususlar, zaten iflasın açılmasıyla kendiliğinden ortaya çıkmıştır. İflas içi konkordato da, konkordato komiseri de tayin edilmez; çünkü, komisere ait görevler, iflas idaresi (veya dairesi) tarafından yerine getirilecektir. Müflisin konkordato teklifi ikinci alacaklılar toplantısında ele alınır. Ticaret mahkemesinin konkordato talebini incelemesi, konkordatonun tasdiki için gerekli şartlar, yine iflas dışı konkordatoda olduğu gibi bumda da geçerlidir. Masaya giren malların paraya çevrilmesi, ticaret mahkemesi tasdik hakkında bir karar verinceye kadar ertelenir. Ticaret mahkemesi, konkordato talebini reddederse, bunu iflas idaresine bildirir, iflas idaresi, iflas tasfiyesine devam eder. Ticaret mahkemesi gerekli şartların gerçekleşmesi halinde, konkordatoyu tasdik eder, bu kararı da iflas idaresine bildirir, iflas idaresi bunun üzerine, iflasa karar veren mahkemeden, iflasın kaldırılmasını ister. 

KULLANILAN KAYNAKLAR
Adnan Deynekli: Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli
 Abdurrahim Karslı: İcra Tetkik Mercii Kararlarının Temyizi Bilge Umar: İcra ve İflas Hukukunun Tarihi Gelişmesi ve Genel Teorisi, Türk İcra ve İflas Hukukunda İptal Davası Burhan Gürdoğan: İcra Hukuku Dersleri, Türk-İsviçre İcra ve İflas Hukukunda Rehnin Paraya Çevrilmesi, İpoteğin Paraya Çevrilmesi ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar Baki Kuru: İcra ve İflas Hukuku Erdal Tercan: İflasın Sözleşmelere Etkisi, Erdal Tercan, Süheyla Tercan: İcra ve İflas Hukuku Erol Ertekin, İzzet Karataş: Tasarrufun İptali Davaları, İcra ve İflas Hukukunda 1stihkak Davaları E. İlhan Postacıoğlu: İflas Hukuku Esasları Haşmet Akşener: İcra ve İflas Hukukunda Tasarrufun İptali Davalarıİcra İflas Kanunu Metni Kamil Yıldırım: İcra İflas Hukukunda İptal Davaları Oğuz Atalay: Anonim Şirketlerin İflası Ömer Ulukapı: İcra ve İflas Hukuku, Konkordatonun Feshi Saim Üstündağ: İcra Hukukunun Esasları Sedat Kısa: Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli Seyithan Deliduman: İflas Tasfiyesinde Alacaklılar Toplanması Süha Tanrıver: İlamlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, Süha Tanrıver, Adnan Deynekli: Konkordatonun Tasdiki, Sümer Altay: Konkordato Hukuku, Türk İflas Hukuku Şanal Görgün: İflasta İstihkak Davası Taylan Özgür Kiraz: Genel Haciz Yoluyla Takipte Ödeme Emrine İtirazın Kesin Kaldırılması

Okunma Sayısı: 15642

Gizle
  • Öğretmen Adayları Haberleri
  • KPSS A Haberleri
  • Önlisans Haberleri
  • KPSS B Haberleri
  • Lise Haberleri
  • 2013 KPSS Haberleri
  • İŞKUR İlanları
  • Yüksek Lisans ve Akademik İlanlar
  • Sabah Gazetesi İlk Sayfası
  • Habertürk Gazetesi İlk Sayfası
  • Hürriyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Zaman Gazetesi İlk Sayfası
  • Milliyet Gazetesi İlk Sayfası
  • Bugün Gazetesi İlk Sayfası
  • Star Gazetesi İlk Sayfası
  • Yenişafak Gazetesi İlk Sayfası
  • Vatan Gazetesi İlk Sayfası
  • Akşam Gazetesi İlk Sayfası
  • Taraf Gazetesi İlk Sayfası
  • Radikal Gazetesi İlk Sayfası
  • Posta Gazetesi İlk Sayfası
  • Türkiye Gazetesi İlk Sayfası
  • Fanatik Gazetesi İlk Sayfası
  • Tüm Gazete İlk Sayfaları

4B Sözleşmeli İlanlar
2014 sonbahar ales